Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

DİPTEN EN TEPEYE - 72. Bölüm: Herkesin Bildiği Yöntem


Alkar şu meydan okuma denen şeyi doğru düzgün öğrenmişti.

Her zamanki gibi kurallar vardı. Meydan okuma denen şeyde meydan okuyan kişi cevap bekler, meydan okunan isterse reddetme hakkına sahiptir. İki gün içinde cevap verilmezse reddedilmiş sayılır ve meydan okuma iptal edilir. Meydan okuma kabul edilirse yurtlar başkanlığına bildirilir ve yazılı bir onaylama alınır.

Kaç kişiyle katılacağı ve nasıl dövüşüleceğini meydan okunulan kişi belirler. Yani burada Y yurdu belirleyecek. Alkar teke tek'i daha uygun görüyordu. Y yurdu öğrencilerine bakınca çoğunun içinde bir cevher saklı olduğunu ama psikolojik baskı yüzünden çıkaramadıklarını düşünüyordu.

Meydan okuma kağıdını eline alalı birkaç saat olmuştu sadece. O arada karar verdiği şeyleri gereken kişilere söylemiş, onlarla son karşılaşmalarını yapmıştı. Artık bir dakikaya yakın dayanabiliyorlardı. Alkar'ın umduğu tek şey İ yurdunun güçlü olmamasıydı. Maalesef zamanları kısıtlı olduğu için çok büyük bir gelişme gösterememişlerdi.

Terli ve nefes nefese yere çökmüş olan öğrencilere baktı ve havluyla yüzünü sildi. Yetmezdi. Yerdeki Berthan'ı tekmeledi.

"Oturmayın! Kişisel çalışmanıza devam edin! Kendi ürettiğiniz teknikleri bugün mükemmelliğe eriştireceksiniz." Kolpa nefes nefese olmasına rağmen ayağa kalkmaya çalıştı. Kolundan kanlar akıyordu ama iyileşmesi daha da hızlanmış şu günler içinde.

Alkar pes etmeden ayaklananlara bir bakış attı. "Ben şimdi gidiyorum. Sizi uyarmama gerek yok ama kaypaklık etmeyin." Kimse neden veya nereye diye sormadı. Zaten sorsalar da Alkar cevap vermezdi.

Yürürken Tae'ye baktı. Sonra ona seslendi. "Sen, beni takip et." Materyala ihtiyaç duyulmayan teknikleri gayet iyi kullanıyordu. Enerjisi gayet düzenliydi. Kullanmasını biliyordu. Tek sorunu vardı, onu da çözememişlerdi.

"Senle özel çalışalım biraz. Kimseye göstermediğim şeyleri göstereceğim." Oradan uzaklaşınca belli bir yerde durdu ve konuştu Alkar. Tae ona merakla baktı. Üzerindeki morluklar geçmeye başlamıştı.

"Ne gibi?" derken meraklıydı Tae. İçindeki öğrenmeye meraklı olan tarafı son üç günde fırlamış gibiydi. Y yurdu yıllardan sonra ilk defa umut ediyordu.

Alkar ona düz bir şekilde bakarken bunu yapmak zorunda olduğunu biliyordu. Başkan Tae konumu gereği katılacaktı ve bu durumuyla kazanması imkansızdı. Onun gerçek gücünü iki günde o stresle bulabileceğini düşünmüştü ama hala güç ortalarda yoktu.

"Benim hangi materyali kullandığımı biliyor musun?" Tae kaşlarını çattı. Ne dediğini anlıyordu ama Alkar'ın hangi materyalı kullandığını tahmin edemiyordu. Çocuk şuana kadar ne dövmesini açığa çıkartmış, ne de belli bir şey içeren teknik kullanmıştı.

Genellikle fiziksel temaslar içeren teknikleri kullansa da tek vuruşta herkesin işini bitirdiği için daha doğru düzgün Alkar'ı gözlemleyememişti bile.

"Bilmiyorum." diye cevapladı. Alkar derin bir nefes aldı. "Benim kullandığım materyal somut bir şey değil. Adını bildiğinden emin değilim." Tae daha çok meraklandı.

"Buna dövüş sanatları derler." Kaşları çatılan Tae dövüş sanatları denen şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Alkar devam etti. "Aslında öfkelendiğinizde herkesin kullandığı yumruk, tekme hatta kafa atmak gibi eylemler dövüş sanatlarını oluşturan temel hareketlerdir. Ama dövüş sanatları bundan daha derin bir şeydir."

Tae şaşkınlıkla gözlerini araladı. "Ne yani istemsizce herkes dövüş sanatları mı kullanıyor?" Alkar kafasını olumsuz anlamda salladı. Onların kullandığı şey dövüş sanatları değildi. "Hayır, dövüş sanatları tekme ve yumruktan ibaret değildir."

Tae hiçbir şey anlamadı. Alkar uzun ağaçlara bakarken konuşmasına devam etti. "Dövüş sanatları denen şey insanların ölümlüyken güç farkını belirlemesini sağlayan yegane şeydir."

Tae ölümlüyken lafını duyunca şaşırmıştı. "Ölümlü mü? Hani gezegenler ilk zamanlarda kendi dönüşümü geçirdiğinde onu kullanamayan aciz kısım mı?" Alkar çocuğun aciz lafına takılmamaya çalıştı. Kızıl-kahve gözlerini ona dikerken ciddiydi.

"Bir bakıma evet. Aciz kısım... Kendileri herhangi bir güce sahip olmasa bile bir hiçlikten yeni bir şey ortaya çıkardılar. Buna 'Dövüş Sanatları' dediler. Onu geliştirdiler. Birçok çeşide ayırdılar ve kendilerini aştılar. Sonra gezegen değişim geçirdi ve gereksiz yakın teması terk edip yerine olağanüstü fırtınaları, yok edici patlamaları seçtiler."

Tae onu dikkatle dinlerken yorum yaptı. "Bence doğru bir seçenek. Fiziksel temas gerektirmeden yıkıcı çözümler varken neden dövüş sanatları seçilsin ki?" Alkar alınmamaya çalıştı. Kesinlikle dövüş sanatlarını seçtiği için pişman değildi.

"Eh, herkes senin gibi düşündü ve her gezegende unutulmaya mahkum oldu. Ama dövüş sanatları denen şey sandığın kadar küçük bir şey değil Tae." Tae kendi adını vurgulayarak söyleyen çocuğa ciddi bir bakış attı.

"Neden bana bunları söylüyorsun ki?" Alkar ona dik dik bakarken konuştu. "Sana en azından maçta bir şans yaratman için insanların vücudunda bulunan en hassas yerleri söyleyeceğim. Bunu ilkte tutturmak zordur ama bunu söylemezsem hiç şansın kalmaz."

Tae'nin gözleri kocaman açıldı. "Senin materyalin dövüş sanatları mı?" Alkar gözlerini devirmemek için kendini sıkarken, "Evet ama konumuz bu değil." diye mırıldandı.

Tae hemen sustu. 

Alkar ona yaklaştı ve çocuğun üzerinde göstermeye başladı. "Bak çene altına dikkat et. Oraya sert bir hamle geçirebilirsen karşındakini sersemletebilir, hatta bayıltabilirsin." Tae dikaktle hareketi izledi.

"Yumruk genellikle böyle atılır. Yanlış harekette kendini incitebilirsin, dikkatli ol. Tekme atmaya çalışma, yapamazsın gibi görünüyor. Ense kısmında da hassas kısımlar var." Alkar uygulamalı göstermeye devam etti. Tae şansını yaratabileceği yerlere bakarken aklına kazımaya devam etti.

"Mesela kulağının arkasına iki parmağınla sertçe vurursan," Tae'nin üzerinde göstermeye başladı. Tae merakla baktı. Alkar gözlerinin içine baktı. "Bu olur." Vurduğu an Tae'nin gözleri karardı.

Alkar çocuğu bayıltmıştı.

Yarım saat sonra Alkar'ın zoruyla uyandı. İlk dediği şey, "Vay canına!" oldu. Bunu yapmak için fırsat bulursa kesinlikle kullanacaktı.

Alkar hala yerden kalkmayan Tae'nin hizasına geldi. Çok sert bakıyordu. "Bunları hangi nedenden dolayı yaptığımı anlamışsındır. Sen yurdun başkanısın." Tae ciddi bir şekilde ona baktı. Alkar derin bir nefes alırken keskin bir sesle son noktayı koydu.

"Sakın yenileyim deme Tae. Diğerleri gerçekten çok çalışıyor. Şuana kadar bayılmaları dışında uyumadılar bile. Onlara layık ol." Tae 'Onlara layık ol.' lafını duyunca kötü hissetse de haklı olduğunu biliyordu.

Sadece, "Tamam." diye mırıldanabildi.

Alkar akşam olmaya başlamış havaya bakınca sandığından daha fazla burada durduklarını anladı. Kaşlarını çattı. Yerde bir yere dalmış Tae'ye bakarken konuştu. "Sen nasıl bu yurdun başkanı oldun?"

Tae ani sesten irkilerek ona baktı. Alkar kaşlarını çatarak mavi gözlere baktı. O gözlerde bir tanıdıklık... Hayır, sadece göz yanılmasıydı. Tae konuştu.

"Eh, iyi bir hikaye değil ama anlatayım." Aklına o günler gelmiş olacak ki acı acı güldü. "Buraya nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Yani... aslında gerçek adım Tae değil." Alkar şaşırmıştı. Bu çocuk hafızasını mı kaybetmişti?

"Bir seviyeciyken mi kaybettin hafızanı?" Tae sorusuna dudaklarını büzerek cevap verdi. "Zaten çok da güçlü değildim. Küçük bir saldırı hafızamı kaybetmeme yetmiştir." Alkar onu onayladı. Aklında hala soru işaretleri vardı. Tae gerçekten de kendini bilmiyordu.

"Neyse, buldular beni. Sonra Berthan ile tanıştım. Birlikte girdik okula. Nasıl başardık bilmiyorum ama başardık işte." Alkar merakla dinlemeye devam etti. Bu okul hakkında her şeyin şüpheli olduğunu düşünüyordu.

"E yurduna atanmıştım. O da F yurdundaydı. Gayet güçlü yurtlardı. Hep kazanırdık. Yani onlar kazanırdı ben ve benim gibiler alkışlardı. Tabi bu süreyi güçlenmek için onlardan yararlanmak için kullandım." Alkar onu takdir etmişti. En mantıklı şey buydu. Tae'nin suratı düştü.

"İşte ilk o zamanlarda normal bir vücuda sahip olmadığımı anladım. En kötüsünün bile bir materyali varken benim yoktu. Ne yaparsam yapayım yoktu." Kafasına gök yüzüne kaldırırken birine sinirlenmiş gibiydi. Alkar onun Tanrı'ya seslendiğini anladı.

"Fark edildim. Birkaç ay zorbalığa uğradım. Kötü günlerdi. Sonra Y yurduna attılar. Şansa bak Berthan'ı da orayı atmışlardı. Galiba tek iyi yanı tek beceriksiz ben değildim." Derin bir nefes alıp bıraktı. "Kendimi bunla motive ettim. Şu ana gelince kötülerin bile kötüsü olduğum ortaya çıkıyor."

Alkar bir şey demedi. "Y yurdu başkanı nasıl olduğuma gelirsek. Hep zorbalığa uğrayan Y yurdunu ilk savunan ve derslerini veren kişi bendim. O ana kadar hep sessiz takılırdım ama karşı gelince Y yurdu öğrencileri beni liderleri olarak görmeye başladı. Sözümü dinlediler. Farkında olmadan başkan oldum. Üç sene oluyor ben başkan olalı."

Alkar kafasını salladı. Beklediğinden daha az şey öğrenmişti ama bunu bilmesi ileride işe yarayabilirdi. Merakla sordu. "Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyor musun?" Tae olumsuz anlamda kafasını sallayınca Alkar pes etti.

Ayağa kalkınca Tae de kalktı. "Geri dönelim." derken sesi soğuktu Alkar'ın. Tae bir şey demedi. Geri dönünce herkesin çalıştığını gördü. Kimse pinekliyor gibi değildi. Berthan çalışmasını kesip Tae'nin yanına geldi.

"Dostum, nereye gittiniz?" Alkar oradan farklı bir yöne gitmişti. Tae onun ardından garipçe bakmayı kesti. "Bana bir iki şey öğretti." Diğerleri de duymuştu. "Vay... Özel muamele ha?" derken pislikçe sırıttı Kolpa. Şu üç günde çok değişmişti çocuk.

Tae gözlerini ona dikti. "Ne özel muamelesinden bahsediyorsun sen?" Jenny de kaşlarını çatarak Kolpa'ya baktı. Kolpa gözlerini üzerine dikmiş olan arkadaşlarına baktı. "Hadi ama! Sizce de bariz değil mi? Yeni çocuk Tae'yi resmen kayırıyor!"

Tae sinirlenmeye başladığını hissetti. Kolpa konuşmasına devam etti. "O çocuk ilk geldiği gün bizi kurtarsa da sevmediğim bir aurası var. O çocuk iyi biri değil! Ayrıca Tae... Konuş bakalım o çocuk neden senin üzerine düşüyor?" 

Tae'nin sabrı taşmak üzereydi. Kendisine istediğini diyebilirdi ama bu kadar kötü durumda olan Y yurduna karşışlıksız yardım eden birine bir şey diyemezdi. Kolpa sırıtarak devam etti. "Siz iğrenç homolardansınız değil mi-" Dediği an Tae yüzüne yumruğu geçirmişti bile. Jenny şokla gözünü açtı ve Tae'nin önüne geçti. "Tae dur!" derken sesi telaşlıydı. Kolpa dudağını patlatan kişiye nefretle baktı.

"Seni çöp parçası! Ne hakla bana yumruk atarsın!" derken çok öfkeli görünüyordu. Tae onu duymadı bile. "Bana istediği de ama bizim gibi güçsüzlere nedensizce yardım eden birine hakaret edemezsin!"

Tae Kolpa'nın Alkar'dan hoşlanmadığını biliyordu. Gözlerinden anlamıştı. Sonuçta yıllarca aynı yurtta kalmışlardı. Ama bu kadar ileri gideceğini bilmiyordu. Tae nefretle devam etti sözlerine. "Götün yiyorsa ona söylesene lan!"

Kolpa sırıttı. "Söylerim o çok savunduğunuz Alkar'a! Korkak mıyım lan ben!" Arkadan bir ses geldi. "Bana ne söyleyeceksin Kolpa?"

Kolpa yerinde dondu. İşte şimdi bitmişti. Alkar düz düz ona bakıyordu. Üstünü değiştirmişti. Berthan ve Cloi gülmemek için kendini zor tuttu. Tae hala öfkeli bir boğa gibiydi.

Alkar tek kaşını kaldırdı. "Ne söyleyeceksen söyle hemen." Kolpa ona alayla bakan gözlere dayanamadı ve bir cesaretle yüzüne haykırdı. "Senin ve Tae'nin iğrenç homo olduğunu biliyorum!" Alkar ilk önce bir şey demedi. Düz düz Kolpa'ya bakıyordu. Etrafta çekirgelerin sesi vardı sadece. Neyse ki diğer öğrencilerden uzak bir yerdi burası.

Tae sinirle Kolpa'ya bakmaya devam etti. Alkar tek kaşını kaldırarak Tae'ye baktı. "Buna mı bu kadar sinirlendin şimdi?" Sesinde öfke falan yoktu. Hepsi şaşırdı. Tae de şaşkınca ona baktı. "Ama resmen iftira atıyor!"

Alkar gökyüzüne baktı. Hala çocuk olduklarını düşünüyordu. "Büyüyün biraz." derken sesi ciddiydi. "Homo olduğumu ilk söyleyen siz değilsiniz. Reddettiğim kızlar sinirlenince öyle der, pas vermediğim erkekler de öyle der... Herkes öyle der. Siz daha önce hiç evrene açıldınız mı?" Cevap vermelerini beklemeden devam etti. "Emin ol o kadar değişik kişilik var ki... Bunlar size acayip normal geliyor. Yeri geldiğince bir canavarın tacizine bile uğruyorsunuz..."

Herkes yüzünü buruşturdu. Bir canavarın tacizine uğramak mı?

"Ben kendimi biliyorum. Bu yeter. Ayrıca Kolpa... Hadi ben bilinçli bir bireyim..." derken sesi alaylıydı Alkar'ın. "Senin gibi veletlerin sözlerine sinirlenmem ama ya sinirlenseydim?" Sesi birden tehditkarlaştı.

Kolpa'nın üzerine doğru yürürken çocuğun eli ayağı boşaldı. Kimse ona yardım etmedi. Alkar onun omzunu tuttu. "Seni burada öldürmek istesem bir dakikamı almaz. Neyine güveniyorsun da iftira atıyorsun bana?" Kolpa ter dökerken susmakla yetindi. Alkar tiksinç bir şeyi tutmuş gibi onu yere fırlattı. Kolpa karşı çıkamadı bile.

Geriye dönerken ciddi bir şekilde karşısındakilere baktı. "Saçma sapan şeylerle uğraşacağınıza güçlenmeye bakın aptallar." dedi normal bir sesle. Az önce Kolpa'yı tehdit eden o değildi sanki.

Kolpa'ya göz ucuyla bakan grup yutkunarak ondan uzaklaştı ve antremanlarına devam ettiler. Alkar oradan ayrıldı.

Tek düşündüğü şey onların hala olgunlaşmaya yakın bile olmayan velet sürüsü olduğuydu. Gerçek evren hakkında hiçbir fikirleri yoktu.  Alkar'a söyledikleri ithamın imkansız olduklarını da bilmiyorlardı. Gözlerini yumdu.

Aklına yine kötü anılar doluşmuştu.

♛ ♛ ♛ 

Günün Bölümleri (1/2)  




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1302

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1105

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 730

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 420

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16532 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22335 Bölüm Sayısı


creator
manga tr