Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

DİPTEN EN TEPEYE - 71. Bölüm: Meydan Okuma Mektubu


İki gün geçip gitmişti bile.

Alkar o arada ormana uğramış, Börü ve halkıyla kısa bir konuşma yapmıştı. Daha çok Börü'yle tabi. Sonra kutu kutu aldığı değerli taşları Y yurduna götürmüş ve resmen önlerine fırlatmıştı. Bu konu hakkında konuşmalarını istememişti.

Defalarca batıran ama her zaman ayağa kalkmayı beceren kişileri görünce mutlu olduğunu hissediyordu. Bir kez daha enerji taşının olağanüstü gücünü görmüştü. Ciddi bir güç artışı vardı. Alkar'ın anladığı şey ise onlar ezik değildi, ezik olduklarına inandırılmışlardı.

Uykusuzluktan yanan gözlerini ovdu. Sabaha karşı beş olmalıydı. Bu iki günde Tae'yi hiç görmemişti. Artık bir yoklamanın zamanı gelmişti. Etrafa baka baka dolaşırken bir binanın ardında tanıdık bir enerji hissetti.

Tae'nin hali hiç de iyi değildi. Gözlerinin altı morarmış, dayak yemiş gibi görünüyordu. Bir şeye gözlerini kapatmış ve odaklanmıştı. Alkar yanına gidip onu dürttü.

Tae refleksle kalkınca Alkar'a bir enerji dalgası çarptı. Alkar iki adım gerilemek zorunda kaldı. Kaşlarını çatsa da bir şey demedi. "Nasıl gidiyor?" diye sorarken iyi bir cevap bekliyordu içten içe ama görünüşü pek hayırlı değildi.

Tae gözlerini kaçırırken cevaplamaktan kaçındı. Alkar üsteledi. "Olmadı!" diye bağırdı sonunda. Gözlerindeki kırmızı damarla o kadar belirgindi ki Alkar o damarların patlayacağını düşündü.

"Olmadı mı?" diye sorarken sesi düşünceliydi. Tae yutkunurken ağaca tekme attı. Ağaç hafifçe yamuldu. "Olmuyor işte! Beceriksizin tekiyim!"

Alkar dudaklarını yalarken ne diyeceğini bilemiyordu. Onu teselli mi etmeli yoksa daha çok çalışması için teşvik mi etmeliydi?

"Her yolu denediğini düşünüyor musun? Çabaladığını düşünüyor musun?" derken sesi ciddiydi. Tae derin nefesler alırken ona baktı. "Bilmiyorum." diye mırıldandı.

Alkar kafasını salladı. "O zaman materyal olmadan kullandığın tekniklere çalışacaksın. Sen bu yurdun başkanısın."

Tae bu kadar aciz olduğu için kendinden nefret etti. Alkar'ı hayal kırıklığına uğrattığını düşünüyordu. Onun ardından yürürken Alkar'ın sırtına baktı.

Gerçekten çöpten başka bir şey değildi.

Alkar onu iki günde dört katı güçlenmiş arkadaşlarının yanına götürdü. Tae şaşırmıştı. Böyle bir manzara beklemiyordu. Birbirleri ile dövüşüyorlar, enerjilerini daha iyi kullanıyorlardı. Ağzı hafifçe açılınca Alkar'ın uyarmasıyla kendine geldi.

"Onlarla birlikte çalış." derken kafasını uzakta bir yere dikmişti. Bir anda başka bir şey ilgisini çekmiş gibiydi.

Tae onu onayladı. Arkadaşları da onu görmüş, yanına koşmuştu. Jenny giden Alkar'ın arkasından bakarken Tae'nin omzunu tuttu. "Tae! İki günde seni çok özledim!" Kendisine sarılan kıza karşılık olarak sarıldı.

İçinde çok kötü bir sıkıntı vardı.

Alkar ise ilk başta hızlıca yürüdü. Görüş alanlarından çıktığını anlayınca havalandı ve Y yurdundan ayrıldı. Hissettiği şeyi sevmemişti.

Roald'ın dediği üzerine daha da dikkatli olmaya başlamıştı. Ona ne yapacaklarından emin olamıyordu. O yüzden en ufak şeye dikkat ediyordu.

Şuan garip bir şey hissediyordu. O garip enerjiler peşine düştü. Alkar olabildiğince uzaklaştı. Ormanlık alana girince izini kaybettirmeye çalıştı. Takip edilen değil takip eden olmaya çalışıyordu.

Onu hissedemedikleri için ağaca tırmandı ve saklandı. Siyahlar içindeki iki kişi yere indi ve etraflarını süzmeye başladılar.

Alkar üzerlerine atladı. Refleksle kaçınmışlardı. Siyahlar içindeki biri, "Bu o." diye mırıldandı ve siyah bir duman yaymaya başladı. Alkar hemen nefesini tuttu ve uzaklaştı.

Aniden yere tekme atarken enerjisini yaymayı unutmadı. Patlayan enerjisi siyah dumana çarptı ve birbirlerini tutmaya başladılar. Ne siyah enerji geri çekiliyordu ne de Alkar'ın kendi enerjisi.

İki siyahlı ellerine aldıkları hançerlerle ona doğru uçtu. Aynı anda Alkar'ın enerjisi ve siyah dumanın savaşı belli olmuştu. Birbirlerini patlatan enerjiler etrafta büyük bir fırtına oluşturdu. Alakr ağaca tutunmak zorunda kaldı.

Hançerleden biri anında yanından geçerken eğildi ve kalkmadan tekmesini onlardan birine geçirmeye çalıştı. Hemen eğildiler ve iki hançer daha attılar.

Alkar kendisine saplanmaması için ağacı kalkan olarak kullandı. "Kimsiniz?"diye sorarken sesi soğuktu.

"Celladın." İkisi aynı anda söylemişti. Kız olduklarını anladı. Sinirle onlara bakarken diğer kızın elinden çıkan siyah ağ Alkar'ın bacağına yapıştı. Alkar kaşlarını çatıp onu kopartmaya çalışacakken kız ağın diğer ucundan çekti. Alkar yere yapıştı.

Her ne kadar enerjisi ile parçalamaya çalışsa da parçalanmıyordu. Kız onu başka bir yere savurdu. Alkar bir kayaya sırtını çarptı. Kaya paramparça oldu.

"Hay ben böyle işin." derken siniri iyice bozulmuştu.

Alkar yine o tekniği kullanmak istemiyordu. Dört gün önce kullanmıştı zaten. Ama bu lanet kırmızı ağı yok etmenin tek yolu oysa kullanırdı. Fısıldadı, "Büyük Şok"

Ona saldırıya geçen kişiler onu duyamadı. Alkar'ın bedeninden dört bir yana yayılan düzenli enerji aniden onlara çarptı. Ağızlarından çıkan kanlarla birlikte metrelerce öteye fırlayan iki siyahlı kız yere yapıştı.

Alkar kalbinde artan acıyla inledi ama ayağa kalktı ve hızla onlara fırsat vermeden üzerilerine doğru geldi. Eline sopasını almıştı. Kızlar sopayı görünce kaçmaya çalıştı ama Alkar sopayı fırlatarak onların durmasını sağladı.

Kalbi çok acıyordu. Geri döndüğünde dövmesine bir bakmalıydı.

Yanlarına geldiğinde tehditkarca sordu. "Kimsiniz ve ne istiyorsunuz?" Sonra yanlış soruyu sormuş olacak ki sorusunu değiştirdi. "Kimin adamlarısınız ve neden sizi gönderdi?"

Kızlardan biri ona hırladı. Alkar gözlerini devirerek başlarındaki maskemsi şeyi çıkardı. Kızların kahverengi saçları omuzlarına döküldü. İkizlerdi.

"Ötün." derken tehditkar bir şekilde elindeki sopayı tutuyordu. Kızlardan hiçbiri konuşmadı. Alkar sınırına ulaştığını hissetti. Bir tanesini tuttuğu gibi yere çarptı. Kızın kafasından iç gıdıklayıcı bir ses çıktı. İkizi sinirlenmişti.

Dövmesi ortaya çıktı. Kırmızı dövmeyle yeni bir ağ oluşturdu. Alkar attığı an Alkar kaçındı. İkizini bırakmamıştı. "Yavaş ol." derken sesi tehditkardı. Tehditini gerçek kılan ise ikizinin boynuna dayadığı ucu keskşn sopasıydı.

Öfkeli kızın gözlerinde tereddüt oluştu. "Bırak onu." derken ortalığı dağıtmak ister gibiydi kız. Alkar kaşlarını kaldırdı ve sorusunu cevaplamasını söyledi.

"Üst kurumlar senden hoşlanmıyor, yabancı. Git buradan."

Alkar bunu tahmin etmişti. "Yani Tong'un arkadaşlarının işi bu..." derken sesi alaycıydı. Kız hırladı. "Efendilerden birine öyle seslenemezsin piç kurusu!" Alkar takmadı onu.

"Söyle onlara bizzat benimle görüşsünler sorunları varsa. Ayrıca Tong'a söyle onunla yapmamız gereken bir sohbet var."

Kız ona hala öfkeli gözlerle bakıyordu. Kolunun altındaki yarı baygın ikizini ona fırlattı. Kız Alkar'a ne kadar öfkeli olsa da kardeşi öncelikliydi. Onu tuttu ve seslenmeye başladı.

Alkar onları bir süre süzdü ve arkasına bakmadan Y yurduna geri dönmeye başladı. Bu iş fazla uzamasa iyidi.

Kendini eğitenlerden uzaktan dolaştı etrafı. Odasına vardığında göğsündeki belirgin ağrı duruyordu. Üstünü çıkarttığı gibi aynaya yürüdü.

Kalbinin etrafını inceledi ilk önce. Siyahlık hala aynıydı. Sonra çatlaklara baktı. Uzamamışdı ama sanki genişlemişti.

O çatlaklar bütün bedenini kaplarsa ne olacağını kestiremiyordu. Bedeninin parçalara ayrılmasını istemiyordu. Hemen çekmecelerini karıştırdı. İçki içmek istiyordu. Hafta sonları okuldan dışarı çıkmak serbest olmalıydı. O zaman Olga'nın yerine gider, istediği kadar içerdi.

Evet, evet öyle yapardı.

Bulduğu bir içkiyi kafasına dikerken bunları düşünüyordu. Kalbindeki acının hiç azalma göstermemesiyle sinirle yere çöktü. Bunu istemiyordu.

Bu acıyı her saniye sonsuza kadar çekmek istemiyordu. "Alıştım" diye kendini avutuyordu ama acıya alışmak imkansız gibiydi. Aklını hep farklı şeylerle meşgul ediyordu onu hatırlamamak için. Böyle zamanlarda tekrardan beliriyordu.

İçkiden bir yudum aldıktan sonra tekrar yerine koydu. Genç yaşta alkolik olmak istemiyordu.

Üstünü değiştirirken normal göründüğü emin oldu. Bir süre daha kendisiyle baş başa takılmak istiyordu. Dövüş sanatları ihmal edilmemesi gerek bir şeydi. O yüzden her gün iki yüz mekik iki yüz şınav yeterli değildi.

Herkesten uzak bir yer aradı dışarı çıkarken. Bulduğu gibi tekme ve yumruk çalışmasına çalıştı. Dışarı yaydığı enerjiyi kontrol etmeye çalıştı. Saatlerce buna devam etti. Bıkmadan usanmadan. Dışarıdan gören biri onun garip hareketler yaptığını düşünüp deli sanırdı.

Terler içinde kaldığında çoktan hava kararmıştı. Üzerinden çıkardığı bluzunu yeniden giydi ve etrafı süzdükten sonra geri dönmeye karar verdi. Geri döndükçe sesler artmaya başladı.

Yine o yokken neler olmuştu?

Toplanmış kişilerin yanına yürüdü. "Ne oldu?" derken sesi sertti. Ona bir kağıt uzattılar. Alkar hızla alırken ne olduğunu anladığını hissetti.

Kağıdı okuduğunda etrafa baktı. "Bu şeyin kuralları falan mı var?" derken sesi meraklıydı. İ yurdu onlara meydan okumuştu. Üzerinde mühür vardı. Biri öne çıktı ve açıklamaya başladı.

"Evet, aralarında olay olan yurtlar aradan üç gün geçtikten sonra birbirlerine meydan okumakta serbesttir. Bu meydan okuma yurtlar başkanı tarafından belgeli bir şekilde onaylanmak zorundadır. Karşı taraf kabul ederse kabul eden tarafın söylediği zamanda arenada dövüşürler. Genellikle teke tektir."

Alkar çenesini kaşırken, "İstemezken gitmeyiz yani..." dedi. Konuşan kişi yutkundu. "Geri çevirmek utanç örneğidir. Mağlup ilan edilip ödlek diye adlandırılırız." Alkar gözlerini devirdi böyle bir şey bekliyordu.

Kaşlarını çatarak bir kez daha okudu notu.

Y yurdu öğrencileri,

İ yurdu öğrencileri kendi başkanları aracılığıyla 15.06.XX tarihinde size meydan okumuştur. En geç iki güne cevabı yurtlar başkanlığına iletmenizi arz ederiz.

Yurtlar Başkanı 

İlyen Ke

Alkar gözlerini deviriyordu her okuyuşunda. Ne kadar da kaba bir istekti bu böyle. Böyle bir şeyin olmasını bekliyordu. Olmasaydı kendi yapacaktı zaten. Kafasını nottan kaldırdı ve kendisine bakan onlarca gözle göz göze geldi. Bu kadar kişi ne zaman etrafında toplanmıştı.

Hafifçe yutkundu ve gözlerini kaçırdı. Berthan'a bakarak konuştu. "Çalışmanızın hızını arttırın ve enerji taşlarını doğru düzgün kullanın. Yarın tüm gün benimle antreman yapacaksınız. Ondan sonraki gün bunu kabul edeceğiz."

Etrafta uğultu oluştu. Herkesin ağzından farklı bir laf çıkıyordu. Alkar herkesi itekleyerek oradan ayrıldı. Sorunu vardı. Y yurdu başkanının ne durumda olduğundan emin değildi ama o kesinlikle katılmak zorundaydı.

Gözlerini kalabalıkta gezdirdi. Kenarda oturup su içen Tae'yi görünce hızlı adımlarla ona yürüdü. Tae onu görünce ayaklandı. Tam, "Ne oldu?" diye soracakken Alkar söyleyeceğini söyledi.

"Sen de katılacaksın buna." Tae gözlerini kocaman açtı. "Ne? Dalga geçme ben güçlü falan değil-"

Alkar konuşmasına izin vermedi. "Bırak şu işleri. Seni materyal kullanmadan güçlü hale getireceğim. Yani olabildiğince. Bu arada sen de daha çok düşünsen fena olmaz."

Sesi iyice ciddileşti.

"Düşün Tae. Asıl sen kimsin?" Tae ona gergince bakarken Alkar daha fazla yanında durmadı ve eğitim alanına doğru yürümeye başladı. Elinde sıkı sıkı tuttuğu meydan okuma kağıdı vardı.

Tae kafasına vurdu. O gerçekte kimdi?

 ♛ ♛♛ 

Günün Bölümleri (2/2)  




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 715

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 561

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 468

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 467

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 410

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 135

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 118

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 45

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7768 Üye Sayısı
  • 162 Seri Sayısı
  • 11990 Bölüm Sayısı


creator
manga tr