"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

DİPTEN EN TEPEYE - 70. Bölüm: Akıl Almak?


"Benimle dalga geçtiğini söyle." diye mırıldandı Vitale değişik bir ses tonuyla. Alkar, "Dalga geçmiyorum." diye mırıldanabildi. Bunun delilik olduğunu biliyordu. Sonuçta sadece üç senedir seviyeci gibi bir şeydi. Onlar ise doğduğundan beri seviyeciydi!

"Sen daha önce öğretmenlik yapmadın Alkar." diye herkesin bildiği şeyi söyleyen Alvar'a karşı gözlerini devirmek istedi ama adam onu göremezdi o yüzden, "Sağol, bilmiyordum." diye cevap verebildi.

Mana tepkisizliği bırakarak araya girdi. "Otuzuna gelecek adamları en fazla ne kadar değiştirebilirsin ki Alkar? Ayrıca enerji kullanımını geliştirmek senin yapacağın iş değil. Onlar çabalamalı."

Alkar bunları biliyordu ama sonuçta kendileri ondan kat ve kat üstün ve tecrübeli seviyecilerdi. Bir şey bilmeleri gerekiyordu. Çözüm yolu üretip tartışmak onların işiydi. Mesela daha üç gün önce Mana'nın kendisine hala yüz vermeyen kadın için hep birlikte beyin fırtınası yapmışlardı. Mana'nın götüne kılıç girerek sonuçlansa da kadın kendisine tepki vermişti sonuçta.

Roald homurdandı. "Başınıza bela duruyorsunuz. Biriniz iki dakika rahat dursanız şaşıracağım." derken buradan Garon'a gönderme yapmıştı. Adam bir hafta önce başına büyük bir bela almıştı. Hepsi nefsine sahip çıkamaması yüzünden olsa da az daha kellesinin gideceği gerçeğini değiştirmiyordu.

Garon göndermeyi aldığı için, "Anladık..." diye homurdandı. Alkar, "Benim canım o kadar da tehlikede sayılmaz." diyerek üzerindeki yükü azaltmaya çalıştı. Roald elbette karşı çıktı. "Yasaklı olan kütüphaneye girmek isteyen kimliği belirsiz kişiye iyi davranacaklarını mı sanıyorsun sen? Hadi ilk gün rahat bıraktılar, diğer günlerde can güvenliğinin olacağını mı sanıyorsun?" 

Alkar bunu düşünse de çok üstünde durmamıştı. Roald devam etti. "Seni infaz etmeye çalışacaklar Alkar. Git o okuldan." Alkar karşısında çalışan kişilere baktı. Yüzlerindeki inancı görüyordu.

"Olmaz, Roald. Söz ağızdan çıktı bir kere. Hem ben o kütüphaneye girmeliyim." Emest homurdandı. O da memnun olmayanlardandı. Gerçi hiçbiri memnun değildi. "Fazla inatçı olma. Hala gerçek evreni bilmiyorsun. Kendinden güçsüz olanlarla karşılaştın diye herkesi aynı kefeye koyma. Daha çok toysun, Alkar."

Biliyordu. Bu girdiği olayda farklı şeyler çıkacağını ve başına bela açacağını da biliyordu. Maalesef yapabileceği bir şey yoktu. Alvar konuşmaya girerken sessizliğini korudu. "Alkar, orada öldürülürsen sesimizi bile çıkaramayız, biliyorsun değil mi? Biz sadece seninle konuşmaktan ileri gidemeyiz."

Sıkıntıyla gökyüzüne bakarken onlara cevap verdi. "O zaman küçük yardımlarda bulunun da çabuk gideyim buradan." Alkar'ın inatçılığı yüzünden derin nefes verdiler. "Bu inatçılığın canına mal olmasın." diye konuşurken tedirginliğini herkese hissettirdi Garon.

"Çünkü ben de zamanında başıma olaylar açtım ama yardımıma koşacak abilerim ve ablalarım vardı. Ailem yanımdaydı. Sen yalnızsın. Börü var ama o ne kadar yardımcı olabilir ki koskoca okula karşı?"

Vitale Alkar okulu anlatırken baya şüphelenmişti. Garon'un konuşmasından sonra boğazını temizledi. Alkar, onun bir şeylerden şüphelendiğini hissetmişti. Kütüphane biliniyordu. Neden o kadar önemli bir kütüphanenin varlığı onaylanıyordu ki? İlk başlarda dediği ilk şey, "Tuzak olabilir mi?" olmuştu. Alkar kaşlarını çatıp düşünmüştü.

Belki de Alkar gibilerini tuzağa düşürmek için planlanmış bir şeydi.

Alkar hala bütün ihtimalleri düşünemediği için kendine kızıyordu. İç güdülerine güvenmiş, Börü'yü de ardından sürüklemişti. İki yıl boyunca uzayda olması onun her anlamda olgunlaştığı anlamına gelmiyordu. Hala bilmediği birçok şey vardı.

"Her neyse. Belki de tuzaktır ve sizle son zamanlarımı geçiriyorumdur. Buna herhangi bir çözüm getiremeyiz. O yüzden daha avantajlı duruma gelmeme yardım edin. Onları güçlendireceğim dedim. O arada kendimle ilgilenemiyorum bile." Yutkundu. İlk geldiği zaman gördüğü Tong'u anlatmıştı. Onun güçlü olduğunu ve kendisini yeneceğini de biliyordu.

Endişelendiği şey buydu. Tong gibi veya ondan daha üstün birçok kişi ona şimdiden gardını almışsa ne yapacaktı? Güçlenmesi gerekiyordu. Bütün zamanını öğrencilerle paylaşamazdı.

Roald, "Ha şu Tong denen adam da var değil mi?" diye mırıldanırken sesi hoşnutsuzdu. Kimse Alkar'ı kısa sürede öldürebilecek kadar güçlü adamı tekin bulmamıştı. Alkar'a ondan uzak durmasını söylemişlerdi. Alkar istese de uzak duramazdı.

Onlara kendi kullandığı tekniği başarmış olabileceğini söylemişti. Adamlar şaşırmıştı. Bir seviyeciyken bile olsa başarmış biri...

Tong gerçekten normal biri olmamalıydı. "O herifin gerçekten seninle aynı şeyi kullandığını anlamalısın. Enerji yayıyor demiştin, değil mi?" Alkar mırıldanarak onaylayınca adam devam etti. "O zaman o zaten seviyeciyken başarmış bunu. Seninle aynı özellikleri göstermeyebilir ama o enerji kullanımıyla ne kadar güçlü olduğunu tahmin dahi edemezsin..."

Alkar bunu biliyordu. O yüzden onu sinirlendirecek bir şeyler yapmamalıydı. Aynı zamanda onun açığını bulmalı ve kendisine düşman olmasını engellemeliydi. En azından onlarla oluşturduğu plan buydu.

"Kendini öldürtmemek için güçlü birini arkana al."

Zaten önünde tek bir kişi vardı. Efendi Tong.

Açığı bulmak Alkar'a kalmış bir şeydi. Artık ortalara çıkmayan adamın açığını nasıl bulacaksa...

"Onu bunu geçin de..." derken sesi gergindi Alkar'ın. Onlara daha önceden söylemediği bir şeyi söyleyecekti. "Ya ben bahsettim mi emin değilim ama bu Y yurdunun bir başkanı var." Diğerlerine bahsetmemiş olacak ki 'Hayır' diye mırıldandı herkes.

Alkar önündekileri izlemeye devam ederken konuşmaya devam etti. Boğazının kuruduğunu hissediyordu. "Adı Tae. Sorun şu ki o odhue'yi kullanabiliyor ama materyal gerektirmeyen teknikleri... Açıklamak gerekirse üzerinde yoğunlaşabildiği bir şey yok."

Mana kesin kaşlarını çatmıştı. Memnun olmadığını belli eden bir sesle konuştu. "Nasıl yani? Bu yaşına gelmiş hala bir materyali yok mu?" Alkar onayladı onu. "Beceriksiz mi anlamadım ben." diye mırıldanan Alvar'a cevap vermedi. Onun çabaladığına bizzat şahit olmuştu.

"Çalışıyor ama yapamıyor." diyerek sözünü devam ettirdi. "Her şeyi denemiş ama yok. Olmuyormuş. Ne yapacağımı bilemedim. Eğer diğer yurtlarla savaşacaklarsa en önde yurt başkanı olmalı."

Homurdanan Garon yorgun sesle konuştu. "Tartışmaya gerek yok başka birini başkan seç olsun bitsin." Emest yanında olsa onun kafasına bir tane geçirirdi kesin.

"Pislik olma Garon. Bu saatten sonra başkan değişirse ilgi çekmez mi? Ayrıca çocuğun gururunu düşün." Garon ve Emest sözlü kavgaya giriştiler. Alkar ve diğerleri o ara düşündü. Ne yapmalılardı?

"Bu garip." diye mırıldandı Alvar anlamadığı belli eden bir sesle. Alkar onu dinledi. "Yani kendilerinden güçsüz birini neden dinledi ki Y yurdu?" Alkar kaşlarını çattı. Bunu düşünmemişti işte.

"Hadi Y yurdu dediğin kadar güçsüz... Peki kendilerinden bile güçsüz birinin kendilerini temsil etmesine neden izin verdiler?"

Emest ve Garon kavgalarını bırakıp Alvar'ın sözlerine odaklandılar. Alkar da düşündü ama nedenini bulamadı. "Tamam, bu okul harbiden garip!" derken gülüyordu Emest. Gergin kahkahası kimseyi sakinleştirmedi.

Roald ilk başlarda söylediği sözü tekrarladı. "Alkar, o okuldan ayrılmalısın." Alkar soru işareti dolu kafasıyla ne cevap vereceğini kestiremedi. Tek bildiği şey o kadar merakla dolmuştu ki cevapları almadan buradan gidemezdi.

"Roald, anlıyorum seni ama farkındaysan bu kadar gizemden sonra insanın bırakası gelmiyor."

"Saçmalık!" diye homurdandı Roald. "Merak o kadar da iyi bir şey değil."

Mana da ona katıldığını belli etti isteksiz bir tonda. Hala araları iyi değildi. Bunların arası ne zaman iyi olacaktı ki?

"Sadece neler yapabileceğimi söyleyin. Şu çocukları acilen güçlendirmeliyim. Kısa yol falan yok mu?" 

Geçiştirici cümlesiyle kimse memnun olmasa da konuştular. "Enerji taşı." diye mırıldandı Vitale. "Enerji taşıyla meditasyon falan yapsınlar ya da enerji taşını emdikleri an o enerji patlamasıyla savaşmaya çalışsınlar. Enerjilerini düzenlemelerinin ve tekniklerinin en iyi kullanabilmelerinin en iyi şekli bu."

Mana gülerek cevap verdi, "Orası için tabi." Diğerleri de onayladı gülerek. Alkar anlamamıştı. "Başka şekilleri de mi var?"

Roald kahkaha atarken konuştu. "Elbette var ama bu canice! Yani olayı yaşayan kişi için..."

Garon sözü devraldı. "Ya şu ebeveynlerde bir sorun var. Böyle belli bir yaşa gelince seni atıyorlar senden katlarca üstün canavarın önüne çekirdek çitleyerek izliyorlar. Kaçmak yok, öldürene kadar oradasın. O ara ne kadar güçlendiğini tahmin bile edemezsin."

Emest'in aklına anılar gelmiş olacak ki iç çekti. "Ne boktan günlerdi be. Ölüyordum, piç ağabeyim orada kahkaha atıyordu. Pislik herif." Alkar gülümsememek için dudağını ısırdı. "Beni o duruma sokacak biri olmadığı için şanslıyım." derken sesi mutluydu.

Garon heyecanlı bir sesle araya girdi. "Hadi lan oradan, yok mu? Bak seninle buluşunca bizzat ben atacağım bir ejderhanın önüne. En kalitelisinden hemde. Hep birlikte izler güleriz artık." Alkar'ın yüzü düştü.

"Ne diyon lan sen?" derken sesi sinirliydi ama diğerleri kahkaha atmaya başlamıştı. "Bizim burada altın renginde bir ejderha var. Yaklaşık üç bin yaşının sonunda. Dişinin kavuğuna yeter mi?" derken diğerleri gibi gülüyordu Alvar.

Alkar yüzünü buruşturdu. Sonra keyifli bir sesle cevap verdi. "Sonra iki dakikada doğrayınca apışıp kalmayın mal gibi de..." Diğerlerinin kahkahası dinmedi. Alkar onların mal gibi kalmasını gerçekten istedi ama yapamazdı.

Aslında nerede olduklarını bilmediği kişilerle gerçek hayatta karşılaşabileceği aklının ucundan bile geçmiyordu. Bu alem sonsuzdu. Ne zaman karşılaşacaklardı? On bin yıl sonra mı? Hadi biriyle karşılaştı diyelim, diğerleri ile de karşılaşacağı anlamına gelmiyordu.

Bunu biliyorlardı ama bir şey demiyorlardı. Bu konu hakkında konuşmak sevdikleri şeyler arasına girmiyordu maalesef.

"Her neyse, enerji taşları konusunda emin miyiz?" derken konuyu değiştirmekti amacı. Bu herifler çevirip çevirip farklı konulara girmekte ustalardı. Vitale, "Ancak böyle olur." diye son noktayı koydu.

Alkar düşündü. Enerji taşı bulması gerekiyordu. Neyse ki uzakta araması gerekmeyecekti. "Neyse ben kaçtım." derken artık susmaları ve dalga geçmeyi bırakmalarını ima etmişti ama hala abuk subuk konuşmaya devam ettiler.

Alkar enerji taşlarını nereden bulacağını biliyordu.

Sonuçta ormanın kralı olan ruh yaratığı onun tanıdığıydı, değil mi?

Oradaki enerji taşları kendisinin sayılırdı.

Önündeki umutsuz vakalara bir bakış attı. Doping olması umurunda olmazdı. Yıllarca her anlamda mahrum bırakılmış bu çocuklara her türlü ihtiyacını sağlamak onun görevi gibi bir şeydi.

Gökyüzüne bakarken büyük bir iç çekti.

Başına büyük bir bela almıştı.

  ♛   ♛ ♛ 

Günün bölümleri (1/2)




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1302

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1105

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 730

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 420

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16532 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22335 Bölüm Sayısı


creator
manga tr