Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

DİPTEN EN TEPEYE - 68. Bölüm: Gerçekleri Yüzüne Vurmak


Hızlı bir şekilde götürülen Fayken kalabalık bir yere getirilmişti. Burada öğrenciler yoktu. Büyük ihtimalle gezegende yaşayan herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için açık pazar ve bölge niteliğinde bir yerdi. Fayken hızla hastaneye götürüldü.

Alkar onları arkalarından takip ederken sessizdi. Geçitten buraya geçtikleri an etrafta bulunan herkes onlara bakmıştı ama kimse ne olduğunu sormamıştı bile. Bir üniforma canlının böyle muamele görmesi için yeterli miydi?

Tae sırtında Fayken'le hiç duraksamadan hastaneye koştu. Alkar onun bir an bile durduğunu görmemişti. Hastaneye girince hemen sedyeye yatırılmış ve bir odaya alınmıştı. Şokta olan Elenor'a ise başka bir doktor bakmıştı.

O da farklı bir odadaydı. Şimdi hastane koridorunda bir tek Y yurdundan öğrenciler vardı. Hastane pek kalabalık olmazdı. Zaten yaraların çoğu çabuk iyileşiyordu seviyecilerde. Ama savaşlarda ve turnuvalarda o kadar çok yaralanan oluyordu ki o zaman burası kullanılıyordu.

Alkar kenardaki sandalyelerden birine oturdu. Birkaç kişi ayakta volta atıyordu. Tae yere çökmüştü, Jenny ise arkadaşlarıyla Alkar'ın karşısındaki sandalyeye oturmuş ağlıyordu sessizce.

Alkar kollarını göğsünde kavuşturarak gözlerini kapattı ve başını aşağıya eğdi. Kafası çatlıyordu. Daha önce böyle bir ortamda çok bulunmamıştı. Emin olduğu bir şey varsa böyle ortamlar Alkar'ı hasta hissettiriyordu.

Çok geçmeden doktor Fayken'in odasından çıktı. Tae hemen ayaklandı. "Doktor, Fayken nasıl?" Genç bir vücuda sahip doktor beyaz önlüğünü düzeltti. "Nasıl bir saldırıya uğramış bilmiyorum ama o kadar çok hırpalanmış ki artık iyileşme hızı azalmış. Biraz daha hırpalansaymış, ölme ihtimali vardı. Neyse ki zamanında getirdiniz."

Tae doktoru pür dikkat dinlerken, onu kafasıyla onaylıyordu. "Peki ne zaman uyanır?" Doktor çenesini sıvazlayarak düşündü. "Bir saate bilinci yerine gelir." Jenny burnunu çekerek doktora yaklaştı. "O-o çok hırpalandı biliyorum ama gördüğü şeyler daha kötüydü... Yani psikolojik..." 

Doktor kaşlarını kaldırdı. "O kadarını bilmem ben, küçük hanım. Uyandığında anlarız." Jenny suskunlaştı. Alkar yerinden kalkmamıştı diğerleri gibi. Önünden geçip giden doktora gözünü dikti.

Yine eski hallerine dönen Y yurdu mensuplarının yüzünü süzdü ve ayaklandı. Kolpa ona bakarak, "Nereye?" dese de cevap vermedi. Çok uzakta olmayan, Elenor'un bulunduğu odaya adımladı. Kolpa kaşlarını çatarak arkasından koştu.

"Hey Alkar! Dursana! Oraya giremezsin Elenor şuan doktorlar görüşüyor!" Alkar takmadı ve aniden kapıyı açarak içeri girdi. 

Elenor ağlıyordu. Hem de hıçkıra hıçkıra. Kolpa Elenor'u böyle görmesiyle şok geçirdi ve Alkar'ı ittirerek içeri girdi. "Elenor! Neden bu kadar kötü ağlıyorsun?"

Alkar kadın doktordan gözünü almadı. Doktor terlerken Alkar'ın bakışlarının altında ezildiğini hissetti. Alkar'ın dudağının kenarı tiksinircesine yukarı kalktı. "Bu kadarını ben bile beklemiyordum." diye mırıldandı. 

Berthan da gelmişti ne olduğunu anlamak için. Alkar devam etti. "Böyle olay yaşamasının nedenini güçsüz olmasına bağlamak da ne demek oluyor?" dedi sesi tehditkarlaşırken.

Aslında normal bir şekilde oturuyor, doktoru dinliyordu ama bir an içindeki sesi dinleyerek Elenor'un odasına odakladı kulağını. Doktor'un büyü duvarının ardından söylenenleri duyunca kızmıştı.

Kesinlikle bu kadar acımasız şeylere şahit olacağını bilmiyordu. Kolpa şaşkınca Alkar'a baktı. "Ne diyorsun sen Alkar?" Alkar kendisinden cevap bekleyen kişiye bakmadı. Kadın doktorun masasına yaklaştı.

"Bu mu sizin psikoloji düzeltme yönteminiz?" Alayla güldü. "Güçsüzlüğü yüze vurarak güçlü olmayı teşvik ederek mi yetenekli öğrenciler ortaya çıkarıyorsunuz siz? Kaç kişiyi bu yöntemle zehirlediniz?"

Odada Elenor'un ağlama sesinden başka bir şey yoktu. Alkar başka birinin daha gelmemesine sevindi. "O hiç sevmediğim İ yurdundaki kişiler de bunun yüzünden mi insanları ezerek güçleniyorlar? Güçlüysen herkesi ezersin mantığıyla zehirlendikleri için mi?" Kafasını onaylamadığını belli eden bir ifadeyle salladı.

"Yazık size."

Daha neler göreceğini bilmiyordu, görmek istediği de pek söylenemezdi. Buradaki her insan en korkunç canavardan bile daha korkunçtular.

Doktora son bir bakış atarken dışarı adımladı. Kolpa ve Berthan ise Elenor'un omzunu sıvazlayarak çıkmışlardı odadan. Doktorun sinirle odayı terk edip kattan ayrıldığını duymuştu Alkar.

Yeniden sandalyeye kurulurken diğerleri merakla Elenor'un başına toplandı. Alkar yine gözünü yumdu. Nefreti aşılayan bir okul...

Ya o çok sevdiğiniz yöntem bir gün sizi yakarsa?

Tae ve diğer Y yurdu insanları Kolpa'nın kısık sesle anlattığı şeyi dinlerken daha ne kadar çökeceklerini tahmin edemiyorlardı. Ne istiyorlardı kendilerinden? Neyin bedeliydi bu yaşadıkları?

Bu normal öğrenci zorbalığı falan değildi. Alkar sessizce gözlerini dinlendirmeye devam etti.

Elenor Cloi'nin omzunda uyuya kaldı. Bir saat sonra Fayken uyanmıştı. Tae bu sefer ikisinin yanından ayrılmadı. Hiç kimseye güveni yoktu başkanın. Alkar da Fayke'yi görmek için odaya girdi.

Fayke tek gözü açık Elenor'a bakarken burukça gülümsemeye çalıştı ama dudakları kıvrılmadı. Elenor sadece elini tutarak ağlayabildi. Alkar bu sahneyi gözünü kırpmadan izleyen Y yurduna baktı.

"Değişmelisiniz." diye mırıldandı içinden. En büyük devrim değişimle başlar. 

Kendinizi değiştirin.

Nefretinizi kullanın.

Sonra sizi bu görüntüyü izlemeye mahkum edenleri ezin.

Alkar elbette bunları yüzlerine söylemedi. En azından bu ortamda söyleyecek değildi. Kendisi hayatını zindan edenleri ezmek için değişmişti. O saf çocuktan bir şeytana dönüşmüştü. Kabuslarında hala kendisine şeytan diyen başka bir şeytan vardı.

Doktor geldi ve Fayken'i üstün körü kontrol etti. Fayken'in yaralarının iyileşmeye başladığını söylerken onlara üstün körü defolmalarını söyledi.

Kimse karşı çıkmadı, neden diye de sormadı. Alkar kaşları havada hiç konuşmayan insanları izledi. Sabahki kendileri olsa karşı çıkar, bağırırlardı. Şimdi konuşmuyorlardı.

Sessizcce hastaneden çıktılar. Geçitlerden geçtiler ve sonunda Y yurduna vardılar. Varır varmaz herkes Fayken ve Elenor'a bakarak sorular sormaya başladı. Ama onlar da herkesin sessizliğine şaşırmıştı.

Fayken ve Elenor odalarına götürüldü. Alkar holdeki koltuklardan birine kuruldu ve dirseğiyle gözlerini kapattı. İlk günüydü daha okulda. Bu kadar çok olay yaşayacağını kendisi bile tahmin etmezdi.

Sonra Tae ve diğerleri indi. Herkes sorular sormaya başladı. Tae ise başını elleri arasına almış, susuyordu.

"Tae! Açıklama yap bize!"

"Tae, konuşsana! Ne oldu onlara?"

"Neden sessizsiniz?"

"Açıklama istiyoruz!"

Tae sonunda delirdi. "Kesin lan sesinizi!" Herkes öyle bir irkildi ki bir an bütün gezegen sustu sandı Alkar. Korkuyla karışık öfkeyle Tae'ye baktı herkes. "Hem kendi yurdundan birinin bu hale gelmesine izin veriyorsun hem de bize mi çıkışıyorsun sen?"

Bir erkek sinirle öne çıktı. Tae kıpkırmızı olmuş gözlerini ona çevirdi. Ağlamamıştı. Alkar bunun sağlıklı olmadığını biliyordu.

Deliliğin sınırındaydı.

"Bas git gözümün önünden, elimden bir kaza çıkacak." dedi Tae sakin tutmaya ama arkasında karanlık bir ima bulunduran sesle. Alkar gözlerini ona dikti.

Erkek şaşkınca ona baktı bir süre. Sonra arkasını döndüğü gibi gitti. Birçok kişi onun gidişiyle çıkmıştı binadan. Sadece bu binaya ait öğrencilerin bir kısmı vardı şuan holde.

Alkar tam sırası olduğunu düşündü. Boğazını temizledi.

"Ne kadar da acizsiniz." Herkes gözünü ona dikti birden bire. Alkar gerilmedi. Yapması gereken şey onları parçalamak olsa bile yapacaktı.

"O kadar acizsiniz ki sizi ayağımın tabanıyla ezesim geliyor." Tunayhan ayaklandı sinirle. Alkar onun dalgalanan ve değişik bir şekilde artan enerjisini hissetti.

Dudağının kenarı alaycı bir şekilde kıvrılırken o yürüdü Tunayhan'ın üzerine. "Ne oldu da ayaklandın sen? Beni yenebileceğine inanıyor musun ki ayaklanıyorsun?"

Tunayhan'ın gözünde tereddüt oluştu. Artan enerjisi azaldı. Alkar dişlerini sıktı. "Korkak seni." dedi tükürür gibi. Sonra diğerlerinin gözünün içine baktı. "Korkaklar sürüsünden başka bir şey değilsiniz."

Jenny kısık sesiyle konuştu. "Alkar, neden böyle konuşuyorsun?" sesi titriyordu. Alkar kızın aciziyetini görünce yüzünü buruşturdu. "En nefret ettiğim şey aciz insanlardır." dedi kıza doğru bir adım atarken.

Kız üstüne gelen Alkar'ı görünce geriledi. Alkar onu korkutuyordu. Onu görmüştü. Gücünü görmüştü. O adamı nasıl boğazladığını görmüştü. Kendisini istese çaba sarf etmeden öldürebilirdi. Korkuyla gözünü yumdu.

Alkar elini tam kıza uzatacakken biri kolunu tuttu sıkıca. Alkar göz ucuyla kolunu tutana baktı. "Beceriksiz Başkan Tae sonunda harekete geçebildi." Tae öfkeli mavi gözleriyle ona bakıyordu.

"Uzak dur." dedi soğuk sesiyle. Alkar alaycı bir ses çıkardı ve başını eğdi. Sonra elinin tersiyle Tae'ye öyle sert vurdu ki Tae havalandı ve kitaplığa çarparak onları yıktı, sonra yere yığıldı.

Yere yığılmış Tae'ye korkuyla baktılar. Tae başını kaldırarak nefretle ona baktı.

Hayır, nefreti Alkar'a değildi. Nefreti kendi aciziyetineydi.

Ama ayağa kalkmadı. Alkar gözlerini yumdu ve açtı. Sonra devam etti.

"İlk günümden şahit olduğum iğrençliğe de bakın!" Eliyle etrafı gösterirken seslice konuşmaya devam etti. Bütün binadaki öğrenciler duysun istiyordu. "Gördüğüm şey korkak it yavrularından başka bir şey değildi."

Kendisine kadar gelmiş bir kitabı eline aldı. "Bu kitabın adını bile bilemezsiniz be! Cahiller sürüsü!" Kitabı öyle hızlı duvara fırlattı ki kitap duvara saplandı. "Güçsüzüz, eziliyoruz diye orada burada ağlıyorsunuz ama hiç demiyorsunuz ki 'Ben neden çabalamıyorum?'"

Hızlıca nefes alıp veren Y yurdu mensupları sessiz kaldılar. Alkar daha da sinirlendiğini hissetti. "Lan o kadar eziliyorsunuz! Affedersiniz sizi ayakta sikiyorlar, ağzınıza sıçıyorlar! Biriniz dedi mi 'Lan çalışayımda onları geçeyim." diye?" 

Berthan sinirle ayaklandı. "Ne biliyorsun ki bize ahkam kesiyorsun lan sen? İsteyerek mi güçlenemiyoruz biz?!"

Alkar alayla kaşlarını kaldırdı. "Neden güçlenemiyorsunuz peki Bay Berthan?" dedi alayla önündeki çocuğa bakarken. Berthan sinirle, yüksek bir sesle cevap verdi. "Ne onların çalıştığı hocalara ulaşabiliyoruz, ne de enerji taşları gibi gelişime yardım edebilecek şeylere. Doğru düzgün silah bile alamazken sen neyin güçlenmesinden bahsediyorsun?!"

Alkar güldü. Bu gülüş gerçekti. "Silahınız mı yok, enerji taşına mı ulaşamıyorsunuz?"

Gözlerinden yaş gelene kadar gülerken mırıldanmaya devam etti. "Hocanız mı yok?"

Kendisi geldi aklına."Benim neyim vardı lan?" Ölümlüyken sadece bir kitapta yazan şeylere çalışıp güçlenirken neyi vardı Alkar'ın?

Ayağıyla masaya sert bir tekme attı. "Desene hepiniz gebermeyi hak ediyorsunuz!" Az sonra bayağı ileri gidecekti ama yapması gerekiyordu.

"Var ya görünüşe bakılırsa siz hak ediyorsunuz. Fayken bu kadar dövülmeyi kesin hak etmiştir. Artık acımayacağım size. Hatta Elenor bile o duruma düşmeyi hak-"

Sözünün bitirilmesine izin verilmedi.

Yüzüne inen yumrukla başı yana savruldu.

Tae ona öfkeli bir boğa gibi bakıyordu. Alkar onun geldiğini bildiği halde hareket etmemişti. Adamın enerjisinde ani çoğalmayı ve fokurdamayı hissetmişti. Alkar'ın boğazına yapıştığı gibi yere çarptı. Alkar'ın kaburgasından ses geldi.

"Devam edersen boğazını parçalarım." dedi zehirli sesiyle Tae. Alkar güldü. Kaburgası iyileşmişti bile. Ayağıyla tekme attığı an başkanı üzerinden fırlatmıştı. Çarptığı yerden kalkmasına izin vermedi ve boğazına yapıştı.

"Beni yenemeyeceğini bile bile neden saldırdın, Tae?" diye mırıldandı bir yılanı andıran sinsilikle Alkar. Tae boğazına yapışan ele öfkeyle baktı ve direndi. Alkar üsteledi sorusunu.

"Neden?"

Tae bağırdı. "Çünkü ben Y yurdunun başkanıyım seni piç!"

Alkar ağzını açtı ve normal sesiyle konuştu hala Tae'nin boğazını tutarken. "Peki bir başkan olarak neleri göze alabilirsin?"

Tae mavilerindeki harlanmış ateşle Alkar'ın kızıl-kahve gözlerine bakmaya devam etti. "Her şeyi."

Alkar Tae'yi boğazından tutarken kaldırdı. Duvara dayasa da bırakmadı. "Peki siz ne kadar ileri gidebilirsiniz korkaklar sürüsü?"

Herkes öyle bir ifadeyle bakıyordu ki kendisine, Alkar bir günde bu kadar değişmelerine şaşırdı kaldı.

"Her şeyi yaparız." dediler. Alkar Tae'yi aniden bıraktı. Adam boğazını tutarak tip tip kendisine baktı.

Alkar etrafına bakarken yüksek sesiyle konuştu. "Şimdiye kadar bir taştan bile daha değersiz muamele gördünüz. Neler yaşadığınızın bir fragmanını gördüm büyük ihtimalle bugün."

Derin bir nefes aldı. "Ben sadece bir ay buradayım. Sonra defolup gideceğim. Eğer siz değişmezseniz eski boktan hayatınıza geri döneceksiniz."

Öfkeli bir sesle mırıldandı Kolpa. "Sadede gel." Alkar soğuk gözlerle ona baktı. "Yani... İzin verin bana."

Cloi ona merakla bakarken mırıldandı. Bunun sonunda ne olacaktı? "Neye izin verelim?"

Alkar'ın kızıl-kahve gözlerinde alaycı bir bakış belirdi. "İzin verin sizi bu bir ayda öyle bir hale getireyim ki A yurdu bile saygı duymak zorunda kalsın."

Alkar'ın kulağına derin yutkunma sesleri geldi. Durmadı.

"İki gün içinde gerçek yeteneğinizi bulayım. Bir hafta içinde İ yurdundan üstün kılayım, iki hafta içinde birçok yurdu gerinizde bırakmanızı sağlayayım ve bir ayın sonunda ise A yurdunun önünüzde secde etmesine neden olayım."

Sözleri bütün binada yankılandı. Alkar aslında böyle bir şey beklemiyordu. Ama söz çıkmıştı ağızdan bir kere. Onları inandırdığı gibi kendini de inandırdı. Yapması gereken şey tam olarak buydu.

Herkesin kalbinden verdiği onayı hissetti.

Terlediğini hissetti.

Nefret, kendisinin en çok şahit olduğu duyguydu. Nefret her yerdeydi. Her canlının içinde saklanan bir canavar gibiydi.

Nefreti kullanmayı bu yüzden tercih ederdi. Derin ve kırılamaz nefrete sahip olanların yapamayacağı şey neredeyse yoktu.

Bu elbette en güçlü duygunun nefret olduğu anlamına gelmiyordu ama Alkar'ın kullanacağı duygu nefretti.

Herkes kendisine bakarken buz gibi gözlerle onu izledi.

"Kendi yarattığınız şah eseri izleme keyfine erişmenizi sağlayacağım, Hypoiron."

  ♛  ♛ ♛ 

An İtibari İle İfşa Edilebilir Bilgiler;

-Uzayda odhue var mı? Sadece gezegenler odhue yaymıyor mu?

Odhue her yerdedir. Gezegenin üzerindeki enerjiyi kolay hissedebilmelerinin nedeni gezegenin bir aracı olmasından dolayıdır. Örnek verecek olursak, büyü yaparken asa kullanmak gibi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16593 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22363 Bölüm Sayısı


creator
manga tr