Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 67. Bölüm: Sabrın Da Sınırı Vardır


Alkar sinirle sincabı takip ederken neden böyle bir şey yaptığını sorguluyordu. Bir ay sonra gideceklerdi zaten, gidip buranın kralını yenmek de ne demek oluyordu?

Etraftaki ruh yaratıkları onları görse de karışmamışlardı. Sincabın ona bir yeri göstereceğini anladıkları için diğer ruh yaratıkları da insanı izlemeye başlamıştı. Sonra yeni kralın yanına gittiklerini gördükleri için saklanmışlardı.

Merak ettikleri için insanı izlemeye devam etmişlerdi tabi. Alkar sonunda ruh yaratıklarına göre daha modern bir yere vardı. Etrafı süzdü. Her yerde enerji taşları vardı. Tam krala layık bir yerdi. Ortaya gelince sincap durdu ama Alkar durmadı. Börü'yü hissetmişti.

Hemen bir yere girdi. Kapı gibi bir yer vardı. Onu çalmadan açtı. Büyük bir yere çıkmıştı. Etrafta bulunan tarihi eserleri umursamadı ve taht gibi bir yerde uzanmış, enerji taşı yiyen Börü'ye öfkeli adımlarla yürüdü.

Börü ise saygısızlıkla buraya giren kişiye hırlayacakken Alkar'ı görünce havalanmıştı. İnsanı burada beklemiyordu. Alkar yaklaşınca Börü diğerlerine gitmelerini söyledi. Alkar kollarını göğsünde kavuşturarak herkesin gitmesini bekledi. Daha ilk günden hizmetçi yapmıştı kendine. 

"Bu da ne demek?" diye sordu Alkar etrafı gösterirken. Börü de etrafı süzdü ve normal bir şekilde cevapladı. "Sinirimi bozan birini yendim, buranın kralı çıktı." Basit bir cümleyle özetleyen Börü'ye ağzı açık bakmak istese de kendini tutabildi.

"Börü..." diye mırıldandı anlını sıvazlarken. "Hadi kral oldun diyelim, bir ay sonra gideceğiz biz. Niye ağır yükümlülüklerin altına giriyorsun ki?" Börü enerji taşlarına baktı ve pişkince konuştu. "Ağır yükümlülük falan değil. İstediğimi yapabiliyorum."

Alkar'ın itiraz etmesine izin vermedi. "Ayrıca bütün bilgi ağı kontrolüm altında. Yani merak ettiklerime kolayca ulaşabilirim." Alkar'ın içindeki öfke uçup gitti. Sırıtmamaya çalışarak etrafa baktı ve kafasını salladı.

"O zaman bunu lehine kullansan iyi edersin Börü." Börü kafasıyla onayladı ve bir tane enerji taşı yedi. Sonra aklına gelmiş ki kaşlarını çatarak Alkar'a baktı. "Sen benim burada olduğumu nereden bildin?" Alkar omzunu silkerek, "Tahmin." diye mırıldandı.

Sonra yerdeki merdiven basamaklarından birine oturdu. Eline oynamak için bir tane enerji taşı alırken konuşmaya başladı. "Beni de en kötü yurda götürmüşler. Eğer kütüphaneye girmek istiyorsak o yurdun A yurdunu yenmesini sağlamam gerek." 

Börü şaşkınca ona baktı. "Direk gidip Y yurdu adına onları dövebilirsin?" Alkar enerji taşlarından birini ona fırlattı. "Çok akıllısın zaten. Ben bu işe giremem. Onların yenmesi gerek." Börü kendisine atılan taşı tek hamlede yutmuştu.

"Bir ayda en kötü yurdun en iyi yurdu yenmesini mi sağlamalısın? Peki isteyen kişinin çıkarı neymiş?" Alkar da bunu düşünüyordu zaten. Ne tür bir çıkarı olabilirdi ki? Saçmaydı bir kere.

Saate baktı. "Geç oluyor. Şu geçit binası nerede biliyor musun?" diye sordu Alkar. Börü kafasını olumsuz anlamda salladı. "Yeniyim ben nereden bileyim?" Alkar aptallığına ofladı. "Yani diyorum ki birine emir ver de beni geçit binasına götürsün."

Börü 'Hee' derken birine emir vermişti bile. "Bu insanı geçit binasına götür." Alkar insan kelimesini bastıran kurda göz devirdi ve sesli bir şekilde konuştu. "Sonra konuşuruz Börü."

Kurt yine kıl olmuştu ama takmadı. Bir tane ruh yaratığını takip ederken kimse yaklaşmamıştı. Elleri cebinde yürümeye devam etti. Sonunda binaya vardılar. Hiç kimse yoktu.

Geldiği geçide tekrardan girerken arkasına bakmamıştı. İnsanların bölgesine adım atınca havanın kararmış olduğunu gördü. Pek insan yoktu. Okullar boşalmıştı. Burası K yurdunun bölgesine yakındı. Yaklaşık yüz metre ötede yanan ışıkları ve sesleri duyabiliyordu.

Hızla yürüyerek insanlar için geçitlerin bulunduğu binaya girdi. Kimse yoktu. Burada olması gereken görevli de. Mesai saati falan mı bitmişti?

Geçitlerin adlarına baktı. Hiçbirinde Y yurdu yazmıyordu. Yere bakarak ofladı. Bazen istediğin yere gitmek için birden fazla geçit kullanmak gerekiyordu. Yazılanlardan bir bok anlamadığı için rastgele birine girmesi gerekecekti.

Şansını denedi ve bir yere girdi. Burası pek de güzel olmayan bir yerdi. Geçit binası çok bakımsızdı. Dışarıya göz atınca evcil canavarların tutulduğu yer olduğunu anladı. Bok kokusu burnunu doldurdu. Hemen farklı bir geçide attı kendini.

L yurduna gelmişti. Kaşlarını çattı ve etrafına baktı. Öğrenciler yoktu. Birkaç kişi dolaşıyordu sadece. Bina bomboş olduğu için şanslıydı. Akşam akşam düşman olarak anılmak istemezdi.

Rastgele birine daha girdi. Burası baya iyi gibiydi. Binadan dışarı bakınca cidden iyi olduğunu gördü.

Zenginlerin ve soyluların gidebileceği bir restoran takıldı gözüne. Birkaç abiye elbiseli kadın merdivenlerden tırmanıyordu. Arabalar göz kamaştırıcıydı. Takım elbiseli bir adam kadının belinden tutarak içeri girmesini sağladı. Alkar kaşlarını çattı. Bir şey mi oluyordu?

Binaya girdi ve geçitlere göz atmaya devam etti. Üzerindeki bölgeleri bilmiyordu ki nereye gideceğini bilsin!

Burada da görevli yoktu. Birine sormalı mıydı? Oraya gidesi de yoktu. En iyisi buradan başka bir geçide girmek ve oradan birini bulup sormaktı. Tam hangisine gideceğine karar verecekken loş olan ışık arttı. Biri bütün aydınlatmaları açmış gibiydi.

Alkar açan kişiye boş boş baktı. Bir kadın şaşkınlıkla ona bakıyordu. Üzerinde kırmızı dizlerinin üstüne gelen bir elbise vardı. Sarı saçları salıktı. Dudaklarında kırmızı bir ruj vardı.

Kız şaşkınlıkla ona baktı. Alkar bakışlarına boş bakışlarla karşılık verdi. Kız kaşlarını çatarken mırıldandı. "Sen de kimsin ve burada ne işin var?" Alkar dürüstçe söyledi.

"Y yurduna gitmeye çalışıyordum." Kız gülerek başını iki yana salladı. "Ve bende buna inanacağım?" Alkar gözlerini devirdi ve geçitlere bakmaya devam etti. Kız onu takmayan Y yurdu öğrencisine sinirlenmişti. "Seni pislik bana bak!" Alkar bakmadı.

"Eğer bana yardım etmeyeceksen, defol." dedi soğuk bir sesle. Kız ona hakaret eden erkeğe şaşkınlıkla karışık öfkeyle baktı. "Sen hangi hakla bana hakaret edersin?!" diye resmen cırladı. Alkar kulaklarını tıkamak istedi.

"Senin bana hakaret etmenin verdiği hakla." dedi hala ona bakmazken. Kız garip bir ifadeyle ona baktı ve bir iki adım ileri atarak topuklu ayakkabısının sesinin yankılanmasını sağladı. "Ben sana hakaret mi ettim?"

Alkar akşam akşam gerizekalılarla uğraştığı için ofladı. "Kızım nerenin aptalısın bilmem ama yardım etmeyeceksen, defol." Boğa gibi nefes alıp veren kızın rengi mora dönmüştü. Alkar altıncı geçitten geçmeye karar verdi. Tam oraya adım atacaktı ki kızın sesi onu böldü.

"O kadar laftan sonra kurtulabileceğini mi sandın?!" Alkar gözlerini devirdi ve ona baktı. "Zamanımı boşa harcama." Kız işaret parmağını ona salladı. Alkar onu tehdit eden aptala bakmak bile istemiyordu.

Bir şeyler diyordu ama Alkar dinlemedi. Pencereden dışarıya baktı. Restoranın ışığı parlıyordu. Bu kız oranın davetlisi olmalıydı. Sonra birinin buraya yaklaştığını fark etti. Kızın sesini duymuş olmalıydı. Kim olduğunu anlayınca aceleyle geçide girmeye çalıştı ama kız resmen koluna yapıştı!

"Nereye gidiyorsun sen! Sözüm bitmedi!" Alkar kaşlarını çatarak kolunu kurtarmaya çalıştı. "Kızım bıraksana kolumu!" Ona bir tane çakmamak için kendini zor tutuyordu. Sonunda buraya gelen kişi binadan içeri girdi.

"Zerp nerede kaldın?" Sarışın genç adam kardeşinin bir adamın koluna yapışmış, bırakmadığını görünce şaşkınca donup kaldı. O sarışın genç adam daha öğlen Alkar'a yardım eden Relian'dı.

Alkar gözlerini devirdi ve kolunu kızdan kurtardı.

"Alkar." dedi şaşkınca bakan Relian. "Ne işin var burada?" A yurduna ait öğrenci şuan takım elbise giymişti. Öğrenciler ne zamandan beri özel davetlere katılıyordu? Neden her öğrenci bunu bilmiyordu?

Alkar, "Ben A yurdunda mıyım?" diye sordu aniden. Relian kaşlarını kaldırarak, "Hayır..?" diye mırıldandı. Alkar garipçe baksa bile bir şey demedi.

Relian birkaç adımda yanlarına gelirken, "Neler oluyor burada?" diye sordu. Zerp denen kız cevapladı. "Bu adamı garipçe geçitlere bakarken buldum. Bana hakaret etti. " Relian Alkar'a baktı. 

"Hakaret mi etti?" Alkar bir şey demedi. Kız abisinin koluna sarılırken Alkar'ı şikayet etmeye devam etti. "Ona pislik demişsem ne olmuş yani? Bana defol git dedi!" Relian anlamıştı. Kız kardeşi kolay olay çıkartabilen biriydi o yüzden şaşırmamıştı.

Alkar'a bakarak sordu. "Neden buradasın?" Alkar gözlerini kıstı. Gidip uyumalıydı. "Y yurduna giden yolu biliyor musun?" Kız abisine sarılırken ona laf atmaya devam etti ama Alkar dinlemedi.

Relian düşündü bir süre. "Eh, ikinci geçitten geç. Sonra beşinci geçitten. Daha sonra da dördüncü geçitten geçersen Y yurduna varırsın." Alkar adam akıllı birinin ona yardım ettiği için minnettardı. Kafasıyla minnettar olduğunu belirtti ve kendisine laflar eden kıza bakmadan geçitten geçti.

Dediği gibi Y yurduna varmıştı. Orada neden toplandıklarını umursamayacaktı. Bu okulda sandığından daha farklı şeyler vardı. Belli ki A yurdunda bulunan öğrenciler gibi harika olan öğrenciler öğrencilikten fazlasını yapıyorlardı.

Kendi binasına yürürken etrafına bakmadı. Bazı öğrenciler ona bakıyordu. Kendi binasının önüne geldiği zaman merdivenlere adımını atmıştı ki Berthan telaşla ona geldi. "Alkar!" dedi yüksek sesiyle. "Saatlerdir yoksun! Kaybolduğunu düşünmüştük." Alkar çocuğun dediğini kafasıyla onaylarken, "Kayboldum zaten." dedi. Berthan hemen itiraf eden çocuğa şaşkınca baksa da belinden ittirerek içeri soktu.

"Çok korkmuşsundur! Bu okulun öğrencileri sana kötü davranırlar üniforman siyah diye." Alkar tam, "Korkmadım." diyecekti ki Başkan Tae önüne geldi.

"Alkar, çok üzgünüm. İlk günden yolunu bulamayacağını tahmin etmeliydim. Cidden kötü bir başkanım." Alkar olumsuz anlamda kafasını sallarken bunun bitmesini diliyordu. Onu koltuğa oturtup su verdiler.

Alkar sanki kötü bir olaydan çıkmış gibi davranılmasını garip buldu ama bir şey demedi.

Ona sorulan sorulara cevap verirken hava iyice kararmıştı. Gece olmuştu. Gergince koltukta otururken yanında kendisine yapışmış kızın sorularını cevaplamaya çalışıyordu.

Sonra nefes nefese biri girdi yurda. "Başkan!" diye bağırdı resmen. Alkar dikkatle ona baktı. "Bizim yurttan Fayken ve Elenor!" Nefes nefese olduğu için zar zor konuşuyordu. Alkar onları tanıdığı için daha da dikkatli dinlemeye başladı.

"Hemrin gölünden buraya geleceklermiş. Sonra Elenor yanlışlıkla başkasının eşyasını ezmiş. Onlar İ yurdundamış! Bırakmıyorlar! Fayken... O..."

Tae'nin elindeki bardak yere düştü, parçalara ayrıldı. Neden İ yurdu denince bu kadar paniklemişlerdi? Alkar aniden koşarcasına dışarı çıkan Tae'ye baktı. Birkaç kişi de onu takip etmişti.

Alkar burada durabilirdi ama burada neler olup bittiğini öğrenmesi gerekiyordu. Kimse ona bakmazken havalanarak hemen arkalarında bitti. Tae bir geçitten geçince o da geçti.

İki geçit daha değiştirince çok güzel bir yere varmışlardı. Tae ve grubu biraz ilerideydi. Alkar yavaşça takip etti onları. Kalabalığı çok iyi hissediyordu.

Etrafta böceklerin sesleri vardı. Yol topraktandı. Patika gibiydi. Tam akşam yürümelik bir yerdi kısacası. Alkar gece gece neler olduğunu kavrayamıyordu.

Kalabalığa yaklaşınca sesler arttı.

"O bunu hak etti!" diye bağırdı biri. Tae'nin öfkeli sesi gölde yankılandı resmen. "Ne diyorsun lan sen?!" Bazılarının  itiraz seslerini duydu. Alkar kalabalığı yardı. Bazıları ona küfür etti.

Bordo rengi üniformalı birkaç öğrenci kahkaha atarak Tae'ye bakıyorlardı. "Sen de amma ses çıkardın be!" diye konuştu bordo renkli üniformalı biri. Tae'ye sırıtarak bakıyordu. Tae o kadar öfkeliydi ki Alkar öfkesini buram buram hissetti.

Bunun nedeni neydi? Etrafa göz attı. "Lanet olsun size! Piç kuruları!" Tae bağırmaya devam etti. Bordolu Tae'nin üzerine yürüdü. "Ne diyorsun lan sen?"

Alkar etrafa göz attı. Fayke ve Elenor neredeydi? Kenarda Y yurdunun birilerinin başında toplanmış olduğunu gördü. Oraya yürüdü. Kimse onu durdurmadı. Jenny'nin omzundan geri çekti.

Gözleri şokla açıldı.

Bu da neydi?

Fayke yerde ölü gibi yatıyordu. Yüzü tanınmaz haldeydi. Öyle böyle değil. Sanki yüzünü yerde sürüyerek birkaç kilometre yürümüşlerdi. Vücudu kan içindeydi. Alkar kalp atışının yavaş olduğunu duydu. Neredeyse ölü gibiydi.

Elenor ne haldeydi?!

Dehşetle açılmış gözlerini kıza çevirdi. Üstü başı hep yırtılmıştı. Sanki biri yırtmıştı. Yüzünde ve vücudunda morluklar vardı. Alkar buz gibi gözlerle daha birkaç saat önce kendileriyle gülümseyerek konuşan çifte baktı. Sonra onların başında ağlayan yurt arkadaşlarına.

Bir de geriye baktı.

Tae onlardan güçsüz olduğunu bildiği halde karşı geliyor, bağırıyordu. Y yurdu her zaman böyle şeyleri mi çekiyordu? Bu okuldaki kast sisteminin gerçek yüzü müydü? Aklına doğduğu yer geldi.

Saçını kaşıdı. Y yurduna ait olanların gözündeki öfke ve nefreti görebiliyordu.

Alkar hepsine baktı tek tek. İşte ihtiyacı olan şey buydu. İhtiyaçları olan şey buydu.

Nefret.

Derin bir nefes alarak Tae'ye yürüdü. "Hepinizi öldüreceğim!" diye bağırdı Tae. Kolpa onu tutmaya çalışıyordu. "Bırak!" diye kükredi. Kendi himayesi altındaki iki kişinin bu duruma gelmesi onun içinde bir şeyleri parçalamış olmalıydı. Ama zamanı değildi. Fayke'nin durumu hiç iyi değildi. Yaraları çok yavaş iyileşiyordu.

Alkar Tae'nin omzunu tuttu. "Tae." Tae öfkeyle ona baktı. "Bırak!" diye bağırdı yüzüne doğru. Alkar geri adım atmadan konuşmaya devam etti. "Fayke iyi değil."

Tae duraksadı ve sinirden kızarmış gözlerini Fayke'ye çevirdi. Ağzından fısıltılı bir şekilde, "Fayke." sesi çıktı.

Fayke'ye doğru yürümeye başlarken bordolu biri onun arkasından gidip laf atmak istedi. "Nereye gidiyorsun lan boş Başkan?!"

Alkar Tae'nin arkasından gitmek isteyen elemanı eliyle itekledi. Eleman kaşlarını çattı. "Sen de kimsin?" Sonra siyah üniformayı gördü. "Çekil, Y yurdu çöpü."

Alkar yanından geçip gitmesine izin vermedi. "Dur." dedi emir veren ses tonuyla. Bordolu omzunu sıkan elin sahibine baktı.

"Kim olduğunu sanıyorsun sen?" Bazı Y yurdu üyeleri Fayke'nin oradan endişe ile Alkar'a baktı. Alkar gözünü bordoluya dikti. "Sana durmanı söyledim." Bordolu sinirle güldü ve dövmesini açığa çıkardı.

"Şimdi bana emir vermek neymiş görürsün!" Elini yumruk atar gibi kaldıran adama boş boş baktı ve aniden boğazına yapıştı. O kadar çok güç uyguladı ki aniden nefesi kesildi adamın. Tek eliyle hafifçe havaya kaldırılan adamın dövmesi yavaşça silinirken üç saniyede tamamen kaybolmuştu.

Nefes almak için Alkar'ın eline sarıldı ama Alkar affetmedi. "Sana durmanı söyledim." dedi keskin bir sesle. Bordolular şaşkında Y yurduna ait elemana baktı. Bazılarının ilgisi burada olmadığı için yaşanan olayın farkında değillerdi.

Alkar kısık sesle konuşmaya devam etti. "Beni sinirlendirmek istemezsiniz." Sonra adamı yere fırlattı. Adam öksürük krizine girerken dehşetle karışık öfkeyle ona baktı. Yanına eğilen arkadaşlarının yardımını geri çevirdi. Alkar üstten ona bakarken konuştu.

"Aradaki mesele bugün burada çözülmeyecek. Sıranızı bekleyin."

Arkasını dönüp yurt arkadaşlarının yanına yürürken bordolu kısık sesiyle konuştu. "Ne sırasından bahsediyorsun lan sen?"

Alkar Tae'nin yanına geldi. Tae'nin gözleri kıpkırmızıydı ama ağlamıyordu. Onun omzuna dokundu. "Gidelim artık. Bir doktora görünmeli."

Tae yavaşça yutkundu.

Alkar buradaki öğrencilerin hepsinin sabırlarının sınırına geldiğini anlamıştı. Bu yenilir yutulacak şey değildi sonuçta. 

Tae onu sırtına aldı. Elenor'a kızlar eşlik etti.

Normalde İ yurdu bırakmazdı peşlerini ama Alkar yüzünden baya korkmuşlardı. Alkar geriye göz attı. Onlarla göz göze gelince kendilerine öfkeyle karışık alayla baktıklarını gördü. Binaya girmeden önce, "Daha bu ne ki! Siz buna layıksınız Y yurdu çöpleri!" diyen sesi duydular.

Çöpleri kelimesi Y yurduna ait olan öğrencilerin beyninde yankılandı. Hepsi sessizce geçitten geçti. Alkar son kez etrafına baktı. Geçitten geçmeden önce dudakları yukarı kıvrılmıştı.

"İnsanın içinde yatan çok korkunç bir şey var."

  ♛  ♛ ♛ 

An İtibari İle İfşa Edilebilir Bilgiler;

-Odhue canlı mıdır?

Odhue şuanda varlığını sürdüren en garip varlıklardan biridir.  




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14760 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr