Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

DİPTEN EN TEPEYE - 64. Bölüm: Hedef Zaten Belliydi


Y yurdunun öğrencileri az önce etrafı dağıtan kişinin kendi yurtlarından olduğuna inanmamıştı. Bunun başka bir yurdun oyunu olduğunu düşünüyorlardı. Belki de başka bir oyun bulmuşlardı ve yine kendilerini kekliyorlardı.

Berthan acısını göz ardı etmeye çalışarak bir adım attı. "Sana neden inanalım..." Sesi kısıldı. "...Alkar?" 

Alkar onların şüphelerini gidermesi gerektiğini biliyordu ama zaten onları kurtararak büyük ve riskli bir iş yaptığını düşünüyordu. Bu şeyin ne tür bir ceza getireceğini bilmiyordu. Okuldan atılma gibi bir ihtimali de olabilirdi ama eğer bir şey olursa o P yurdu piçlerini de arkasından sürüklerdi.

Mottosu böyleydi. Başı yanıyorsa kendisini sürükleyenleri de arkasından götürürdü. Tek kendisi mi ceza çekmek zorundaydı canım?

"İnanıp inanmamanız beni ilgilendirmiyor." Normal bir şekilde konuşmaya devam etti. Bir adım öne atarken yanlışlıkla birinin üzerine bastı. Ayaklarının altında acıyla inleyen insanı duymadı ve adamın üzerinde konuşmaya devam etti.

"Bugün yurdunuza katıldım ve halinizi gördüm. Sadece bir ay boyunca aynı yeri paylaşacağım kişilere yararımın olmasını istedim." Cloi şaşkınca karşısındaki adama bakıyordu. Neler oluyordu burada?

Y yurdu yıllardır böyle davranışlara mazur kalan okulun kara lekesiydi.

Bu kadar güçlü birinin Y yurdunda olması ağlamak istemesine aynı zamanda inanamamasına neden oluyordu. Bir ay mı demişti o?

Neden bir aylığına başka yerden bir öğrenci gelsin ki?

Saçmalıktı. Bari yalan söylerlerken daha mantıklı bir yalan bulsalardı.

"Hangi yurttansın bilmiyorum ama yemedik bu sefer ki oyununuzu. Ortaya çıkabilirsiniz." Cloi etrafa bakarak bağırdı. Ses gelmedi.

Y yurdu öğrencilerinin kaşları çatıldı.

"Hadi ama! Anladık işte!" Y yurdundan başka bir öğrenci bağırdı.

Ses gelmedi.

Alkar onlara bakmaya devam ediyordu. "Oyun değil. İsterseniz size kimliğimi göstereyim." diye mırıldanarak eşofmanının cebinden okul kimliğini çıkardı. Yanından ayırmaması iyi olmuştu.

Karşısındaki eşofmanlının okul kimliğini çıkarıp kendilerine göstermesiyle herkes merakla ilerledi ve dikkatlice incelediler.

Bu gerçek bir kimlikti.

Üzerinde Y yurduna ait olduğu yazıyordu. Mühür sahte değildi. Karşılarındaki kişi yalancı falan değildi.

P yurdunun tamamını dövebilecek kadar güçlü biri gelmişti yurtlarına.

Hepsinin morali bozuldu. İki güne başka yurda giderdi zaten. Ama böyle bir yardım yaptığı için memnun oldular.

Bir tanesi ona mahcupça bakarak elini uzattı. "Ben Kolpa." Alkar garipçe ele baksa da sıktı. Kolpa şaşırdı. Karşısındaki adam ilk defa el sıkıyor gibi davranıyordu.

Görende sanacak yıllardır evrende dolaşıp gelişiyor.

İçten içe gözlerini devirse de ona minnettar olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. O yüzden kaba davranmamaya çalıştı. Tabi Alkar fazla iyi gözlemci olduğu için onun düşüncelerin bir kısmını kavrayabilmişti.

Davranışlarının diğer öğrencilere garip gelebileceğini söylemişlerdi. O yüzden bir şey demedi.

Alkar geldiği yöne bakmaya çalıştı ama her yer birbirine benziyordu. Kendisinin yön duygusu berbattı. Bakışlarını öğrencilere çevirdi. "Yurda dönelim mi?" Yaralı olan öğrenciler başlarıyla onayladı.

Bu arada bu eşofmanlı neden hala bir adamın üstünde duruyordu?

Alkar ayağının altındaki adamı fark etmemişti. Bir adım daha atında bir tümsekte olduğunu fark etti. Dakikalardır üzerinde durduğu çocuk rahat bir nefes verdi. Alkar gözlerini kaçırdı. Rezil olduğunu düşünüyordu.

Diğerlerinin düşüncesi farklıydı. Onun havalı olduğunu düşünüyorlardı.

Modern öğrenciler ve Alkar'ın düşünceleri arasında uçurum vardı. Fark gözle görülebilecek kadar büyüktü.

Kimse hareket etmedi. Açıkcası Alkar'ın önderlik etmesini istiyorlardı ama Alkar yolu bilmiyordu. Bu yüzden sadece bakışabildiler. 

Alkar söylemek zorunda mıydı? Anlamalarını umdu ama hala bakışıyorlardı. Alkar sonunda konuşmak zorunda kaldı. "Yolu unuttum."

Dakikalardır beklemenin nedenini anlayan öğrenciler kafalarını salladı ve Berthan öne geçti. Biraz ayağı aksasa da çabuk iyileşiyordu. Maalesef tekniklerden aldıkları yaralar daha geç iyileşiyordu.

Alkar kötü yön duygusu yüzünden iki dakika da ulaştığı yerden yurda dönmesi yarım saatini aldı. Neyse ki artık ezberindeydi. Ne işine yarayacağını bilmiyordu ama olur da birileri yine kaçırılırsa oraya bakıp geri dönebilirdi.

Binaların arasında dolaşırken birkaç şeyin farkına varmıştı. Bir kere yurtların bulunduğu bölgenin girişinde kocaman bir Y vardı. Burasının Y yurdu olduğu haykırıyordu.

Ayrıca Y yurdunun üniforması vardı. Bazıları toparlanmış  ve üniformalarıyla çıkmıştı. Rengi ise siyahtı. Neden bu kadar beceriksiz yurda güzel renk vermişlerdi?

Bir de Y yurdu denilen yerin binaları sınıf sınıf ayrılıyordu. Büyük ihtimalle bulunduğu binada sadece son sınıfların bir kısmı vardı.

Bazıları yürürken kendi binalarına girdiler. Bertham, Cloi, Kolpa ve adının Francis olduğunu duyduğu bir kız kalmıştı.

Kendi binasına gelince önündeki dörtlü duraksadı ve binaya bakmaya başladılar. Alkar arkadan garipçe izledi. Nostalji falan mı yaşıyorlardı?

Biraz bekledi ama girecek gibi değillerdi. En son önlerinden geçip içeri kendisi girdi. Direk hole çıkmıştı. Holde hala kalabalık vardı. Çoğu üstünü değiştirmişti gerçi. Hava karardığı için pijama giymişlerdi.

Aniden girince herkesin başı kendisine çevrildi. Koltukta oturan Tae giren yabancıyı görünce kaşlarını çattı. "Sen de kim-"

Sonra arkasından gelen dörtlüyü gördü. Gözleri büyüdü. "Siz..." Dörtlü gülümsedi.

"Biz geldik." Bir kız Cloi'nin üzerine atladı. Tae kalktığı gibi Bertham'a sarıldı. Diğerleri de arkadaşlarını aralarına almış sarılıyorlardı. Alkar bu görüntü karşısında değişik hissetti.

Buradan gidesi gelmişti. Böyle sevgi şeylerine gelemiyordu.

Sevgi seli bitince kendisini hatırladılar. Tae ileri çıktı. Diğerleri arkasına dizildi. Korumak ister gibiydi Tae yurdunu.

Alkar onlara zarar vermek için gelmemişti ama kendisinin önünde böyle durmalarını taktir etti. 

"Sen kimsin?" diye sordu sert bir sesle Tae. Alkar insanları incelemeyi bırakıp ona odakladı. Bir tane çocuk -Adı Tunayhan olabilirdi- Kolpa'nın kolunu tutarak konuştu. "Yoksa P yurdundan mı?"

Diğerleri daha Alkar'ın kim olduğunu anlamadan konuşmaya başladı. "Seni P yurdu pisliği defol git yurttan!"

"Evet, yaptıklarınız yetmedi mi?!"

"Lanet olsun size!"

Alkar yargısız infaz karşısında şok oldu. Birçok kişini üstüne geldiği zaman olmamıştı o yüzden ne diyeceğini bilemedi. Ne demeliydi? 'Ben değildim." mi? Yoksa, 'Yeni yurt arkadaşınızım.' mı demiliydi?

Ağzını açamadı. Kalakalmıştı resmen. Endişeli miydi?

Dışarıdan bakan birinin gördüğü şey ise kendilerine buz gibi bakan güçlü bir seviyeciydi.

Alkar tipten yanlış anlaşılmıştı zaten. Neyse ki Cloi gerçeği hemen söyledi. "Hayır hayır! O bizi kurtardı."

Ona bağıran kişiler hemen sustular. Tae hiçbir şey dememiş, baştan beri ona bakmıştı. Alkar gözlerini ona dikti. "Hangi yurda aitsin bilmiyorum ama teşekkürler. Borçlu kaldık sana da."

Sonunda Tae mantıklı konuşmuştu. Alkar belki de Y yurduna ait olduğunu şimdi söylemeliydi. Tam ağzını açacaktı ki diğerleri de konuşmaya başladı. Alkar terlediğini hissetti. Bu şey savaşmaktan daha zordu.

"Teşekkürler savaşçı." diyerek göz kırpmıştı bir tane kız. 

"Sağol dostum." diyerek başını eğen de vardı. Ağzını açmaya çalıştığı an başka biri konuşuyordu. Sonunda Bertham söyledi gerçeği.

"Arkadaşlar bir susun!" Herkes sustu. Bertham Tae'nin yanına gitti. "Tae aslında..." Bertham nasıl açıklayacağını bilemiyor gibiydi. Tae merakla ona baktı.

"O Y yurdundan." Herkesin gözleri kocaman açıldı.

"Ne diyorsun sen biz yurdumuzu tanımıyor muyuz sanki?" Tae sinirle konuştu ve Alkar'a göz ucuyla baktı. Alkar düz düz ona bakıyordu sadece.

Kolpa da Tae'nin yanına gitti. "Doğru söylüyor başkan." Tae merakla dörtlüye baktı. "Açıklayın." Alkar kendisi konuşmadan ilerleyen olayları takip edemiyordu artık. Akışına bıraktı.

"O aslında bir aylığına gelen konuk öğrenci." Neyse ki Alkar buraya gelirken birkaç şey söylemişti. Tae kendisine şüpheyle bakınca kimliğini cebinden çıkartıp ona uzattı. Tae elinden aldı ve baktı.

"Bu gerçek." diye mırıldandı ve geri uzatarak özür diledi. "Kötü karşılama yüzünden üzgünüm ama sen de pek iyi günümüzde gelmedin." Alkar başıyla anlıyorum dercesine onayladı.

Herkesin gözü yeni çocuğun üzerindeydi. Tae, "Ne zaman geldin?" diye sordu. Alkar, "Bu sabah." diye cevapladı. Bazı kızlar ona bakarak iç çekti. Alkar gözlerini kaçırdı.

Neden bu kadar çok terliyordu? İlk defa böyle bir şey oluyordu.

"Odana yerleştin mi peki?" diye sordu Tae başkan edasıyla. Zaten başkandı. Alkar başıyla onayladı. Tae dostça elini Alkar'ın omzuna koydu.

"Gelir gelmez bir de bizim için olaya karışmışsın. Yorgunsundur. Odana git istersen." Alkar yine kafasını salladı. Konuşma yetisini kaybetmiş gibiydi.

Etraftakiler konuşmayı sevmeyen biri olduğunu düşünmüştü.

Alkar yavaşça merdivenlere yürüdü. Bütün gözler onu takip ediyordu. Alkar üzerindeki gözler yüzünden rahat bir şekilde yürüyemedi. Adımları hızlıydı.

Sonunda gözlerinden kurtulunca derin bir nefes alabildi. Hemen odasına koşturdu. Hayatında yaşadığı en garip ve rahatsız edici deneyimlerden biriydi. Odasına girdiği gibi yatağa attı kendini.

"Hayatımda yaşadığım en garip deneyimlerden birini yaşadım az önce." diye mırıldandı içinden. Diğerleri de duymuştu.

"Ne oldu?" diye sordu Emest. Alkar derin bir nefes alırken, "Öğrenci olduğumu biliyorsunuz. Hepsinin önüne çıktım ama konuşamadım. Başkaları halletti benim yerime. Aciz gibi hissettim." 

Vitale mırıldandı. "Nasıl yani? Donup kaldın mı?" Alkar onayladı. Garon kahkaha atmaya başladı. "Ben buldum senin sorununu." Gülmesini durduramıyordu.

Alkar kaşlarını çattı. Bir sorunu mu vardı? "Ne olmuş bana?" Mana cevapladı gülmesini durduramayan Garon'un yerine.

"Sende sosyalfobi gibi bir şey var galiba. Kalabalıkta rahat edemiyorsun." Alkar düşündü. "Ama daha önce kalabalıkta bulundum. Kraliyet yemekleri gibi."

Vitale cevap verdi bu sefer. "Hepsinin ilgisi sen değildi ama." Nasıl yani? Alkar artık bütün ilgi kendisinde olunca konuşamayacak mıydı?

"Bunu yenmem gerek." dedi dehşetle. Garon zar zor durdurabildi kendini. "Eğer yenmek istiyorsan iyi fırsatın var. Okuldasın dostum!"

Alkar bıkkınca nefesini bıraktı. Böyle bir sorunu olmasını beklemiyordu. Psikolojik anlamda baya karışık bir kişiliği vardı.

Camı açtı ve derin bir nefes aldı. İleride bu başına bela açabilirdi. Kendini alıştırmalıydı. Kaçarak gelişemezdi sonuçta.

Kararmış olan havaya bakarken yandan gelen ses ilgisini çekti. Yan binanın çatısında oturan garip biri vardı. Yüzünde maske vardı.

Bu Efendi Tong'tu. Kendisine bakıyordu. Eliyle yanına gelmesini işaret etti.

Alkar rahat bir şekilde yanına geldi ve oturdu. Adam yine takım elbise, maske, baston üçlüsüyle takılıyordu. Şapkayı unutmamak gerek.

"Eee yurdunu beğendin mi?" diye sordu Tong. Alkar bu işte adamın eli olduğunu biliyordu. "En kötü yurt." diyebildi. Tong güldü. "Sevindim."

Alkar ona baktı. "Bilerek yaptığınızı biliyorum." Tong ona bakmadı. Gökyüzüne bakıyordu. "Bildiğini biliyorum. Saklamıyordum zaten."

Ellerini çatıya vurarak devam etti. "En kötü yurt olan Y'desin. En iyi yurt hangisi bilir misin?" diye sordu. Alkar kaşlarını çattı. "A mı?" Tong onu onayladı.

"Kesinlikle. Y yurdu onları yense okul lanetlendi diye kaçanlar bile olur." diye gülerek konuştu. Alkar mesajı hemen almıştı. "Yani diyorsunuz ki bu yurdun A yurdunu yenmesini sağlarsam izni verirsiniz?"

Tong karşısında hemen kavrayan biri olduğu için mutlu olmuştu. Ayaklandı. "Tam da üstüne bastın." Alkar da kaşlarını çatarak ayaklandı. "Ama siz her şeyi zaten ayarlamışsınız. Hedefim zaten belliymiş."

Tong ona şaşkınca baktı. "Mutlu olman gerek aslında...?" Alkar gözlerini devirdi. "Başka bir şey mi var bu yurtta?" 

Tong dudaklarını büzerek mırıldandı. "Ne alaka canım..." Kesinlikle inandırıcı değildi. Alkar kollarını kavuşturdu. "Enerji olayı hakkında konuşmak istiyorsunuz, değil mi?" 

Tong ona baktı gitmeden önce. "Bunun için önümüzde çok zaman var, insan. Acele etme." Alkar adamın amacını anlayamadı.

Tong bir anda gözünün önünden kayboldu.

Bunu nasıl yaptığını anlayamamıştı. Derin bir nefes verdi ve anlına düşen saçı geri itti.

İşi çoktu.

   ♛  ♛ ♛ 

Geçen bölüm sorduğum şeye cevap verdiğiniz için teşekkürler. Herkes günde bir bölümü tercih etmiş neredeyse. Ben de öyle yapmaya çalışacağım.

Katılım için teşekkürler!

An İtibari İle İfşa Edilebilir Bilgiler;

Gezegenin yaşına göre Odhue'nin yararı değişir. Gezegendeki odhue üzerindeki canlılarla eş oranda güçlenir.

Yani sen yüksek seviyecileri bir gezegene götürür bir-iki yüzyıl savaştırırsan odhue normalden daha verimli ve güçlü olur. Ve daha çabuk güçlenir.  




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14762 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19431 Bölüm Sayısı


creator
manga tr