Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

DİPTEN EN TEPEYE - 59. Bölüm: Binanın Başkanı


Binanın içine sorunsuzca girdiler.

İçi düşündüğünden daha farklıydı. Her yerde elinde dosyalar olan seviyeciler vardı ve bir yerlere koşturuyorlardı. Yan taraflarda gördüğü şey bir geçit miydi? Gözlerini oraya dikti.

Başka bir yere açılan bir kapı yapmak bile çok zorken burada bir sürü vardı. Bunları kim yaptıysa uzay ve zamanı çok iyi anlamış olmalıydı.

Bazıları geçerken kendisine ve Börü'ye baksa da bir şey dememişlerdi. Alkar bir an duraksadı. Nereye düşmüştü böyle? Ciddi yerlerde hep gerilirdi. Önündeki danışman olduğunu düşündüğü yere geldi.

"Yetkili biriyle görüşmem gerek." dedi. Kız kafasını kaldırıp ona baktı ve tekrar işine geri döndü. Ona bakmadan konuştu. "Beklemeniz gerekecek. Yakınımızda olay oldu da onu çözmeye çalışıyoruz."

Alkar o olayı iyi biliyordu. "O olayı yapan kişi benim şimdi beni hemen yetkili biriyle görüştürün." Kız kaşlarını çatarak bir kez daha ona baktı. Üzerindeki pisliği ve kanı görünce şüphelendi. "Doğru mu söylüyorsun?" diye soran kızı başıyla onayladı Alkar.

Kız bir düğmeye bastı. Aniden dört tane güvenlik görevlisi belirdi. Enerjileri çok düzenliydi. Alkar başını kaşıdı. Daha az önce birileriyle dövüşmüştü. Yine dövüşebilirdi ama bu daha çok olay demekti ve istediğini alabilmek için rahat durmalıydı. Börü'ye baktı. "Git buradan."

Börü karşı bile çıkmadan ortadan kayboldu. Güvenlik görevlileri bağırdı hemen. "Charl hemen çiftliğe haber ver, bir ruh yaratığını yakalamaları gerek!" Aynı zamanda başkası kelepçe çıkarmıştı. Alkar hayatında hiç kelepçelenmemişti. İlklerini yaşıyordu şuan.

Arkadan o garip kelepçelerle kelepçelenince gücünün kesildiğini hissetti. Bir şey çıkışını engelliyordu sanki. Tek kaşını kaldırdı. Teknoloji ve odhue'yi birleştirebilmeyi becerebilmişlerdi demek.

"Yürü!" diye emir veren adamı takmamaya çalıştı ve kadına söylendi. "Sadece yetkiliyi çağırsanız yeterdi." Kendisini ittirmeye çalışan adama sinirli bir bakış attı. "Eninde sonunda ayağıma geleceklerdi zaten." Kadın ona kendisinden iğrendiğini belli eden bir bakış attı.

Alkar kıza gözlerini devirdi. Bir eşkiya olmadığı kalmıştı, onu da olmuştu işte. Hala arkasında kendisini ittirmeye çalışan adama omuz attı. Kelepçeler yüzünden gücünün çoğu engellenmişti ama ona attığı omuz adamın iki adım geriye gitmesine neden olmuştu.

Etraftaki izleyiciler şaşkınca olayı izlediler. Kelepçe falan mı bozuktu?

Alkar bir daha onlara bakmazken, "Kendim yürüyebilirim." diye mırıldandı. Diğer görevlileri takip ederken rahatlığı diğerlerini şüphelendirdi. Yoksa o ruh yaratığından başka tanıdıkları da mı vardı?

Onu bir hücreye tıktılar. Hücre rahatsız ediciydi. Sanki içindeki enerjiyi emmeye çalışıyordu. Alkar buradan hemen kurtulmak istedi. 

Sadece parmaklık olduğu için diğer hücreler de görünüyordu. Diğer kişilere baktı.

Kurbağaya benzeyen biri vardı. Bir palto giymiş, fötr şapka takıyordu. Başka bir hücrede kafası yılan olan biri vardı. Beyaz bir önlük giyiyordu. Alkar ona bakınca o da ona dik dik baktı. Alkar gözlerini kaçırdı.

Nedense doğuştan yılan kafalı olduğunu düşünmüyordu.

Başka bir hücrede ise... Galiba hayat kadınları vardı. Alkar dikkatle bakınca aslında kadın olmadıklarını anladı. Ah, hayatında ilk defa böyle bir şeyi canlı olarak görüyordu. Kendisine laf attılar.

"Neden buraya düştün yakışıklı?" Alkar gözlerini kaçırdı ve kibarca cevap verdi. "Bir kasaba yıkmış olabilirim. Ayrıca eğitmenlerinden birini yaraladım."

Dudaklarını büzerek kafalarını salladılar. Alkar ayıp olmasın diye onlara da sordu. "Peki siz, hanımefendi?" Adam -ya da kadın- gülerek cevapladı.

"İlk defa böyle birini görüyorsun değil mi? Alışsan iyi edersin delikanlı insanlar çok yaşayınca sıkılıyorlar." Alkar da ileride sıkıldığı için garip şeyler yapar mıydı?

Gözünün önüne gelen sahneler yüzünden başını iki yana sallayıp onlara iyi şanslar dilemekle yetindi.

Yakında gelirlerdi sonuçta.

Açıkcası Börü'nün ne yaptığını merak ediyordu.

O böyle kara kara düşünürken Börü peşindeki ruh yaratıklarından kaçmakla meşguldü.

Kargaya benzeyen ama melez olduğu belli olan bir ruh yaratığı öyle bir çığlık attı ki yer sallandı. Börü'nün kulakları bir süre duyamadı bile. "Böyle işin..." Homurdanarak bir binanın içinden geçti. Neyse ki güç kullanmadığı için bir şeylerin içinden geçmekte zorlanmıyordu.

"Onu dinleyende kabahat. Sadece kütüphaneyi bulup zorla girebilirdik. Kimsenin ruhu duymazdı. Niye izin isteyeceksek... Beynindeki adaletli herif yüzünden olmalı."

Açıkcası Börü böyle saçma şeylere inanmazdı. Ona da inanası gelmiyordu ama başka açıklama da bulamıyordu. Tabi aklının bir köşesinde çocuğun şizofren olma ihtimali hala vardı. Bir şey diyemezdi. Sonuçta çok kötü şeyler yaşamıştı. Aklını yitirmesi normaldi.

At ve kaplan karışımı olan ruh yaratığı kükredi. Börü düşüncelerinden koparak kendisine fırlatılan asitten kaçtı.

Arkasına bakınca vücutta bulunan dövmelerinin açığa çıkmış olduğunu gördü. Kendisi de savaşmadan bunlardan kurtulamazdı.

Gözlerini hafifçe kapatıp açtı. Açılınca gözlerindeki sarının ardında belli belirsiz siyahlık vardı. Gövdesi parladı ve kızıl-kahve kürkünde siyah dövmesi ortaya çıkmaya başladı. Parlayan ışık diğerlerinin gözlerini kamaştırdı.

Tamamen uyanınca gözlerinde siyah bir elektrik oluştu. Oluştuğu gibi kaybolmuştu. Mırıldandı. "Gerçek Elektrik"

Odhue değişim geçirdi ve gövdesini merkeze alacak şekilde etrafa yıkım getirmeye başladı. Sarı elektriğin kollarına yakalanan ruh yaratıklarının kendi yetenekleri elektriği yenemezdi. Bir tanesi bağırdı. "Bırak beni seni lanet olası!" Börü elektriğin arkasından konuştu.

"Tabi hemen bırakıyordum." Elektriğini yönlendirdi. Bir gülle gibi sallarken ruh yaratığı anlamıştı. Onu fırlatacaktı!

"Sakın!" diye bağırsa bile fırlatmıştı bile! Börü diğerine de aynı işlemi zaman kaybetmeden uyguladı.

İkili fırladıkları gibi gözden kayboldular. Börü hemen gelen yeni kişilerden kaçmak için hazırlandı ve dövmesini yok etti. Aptallık etmişti. Yerini belli etmekten ötesine geçmemişti.

Etrafa göz attığında sadece ruh yaratıklarının değil insanların da peşine takıldığını gördü. Şehirde olmalıydı. Burada bu kadar görevli ve insanın olması başka türlü açıklanamazdı.

Hemen yere kondu ve sakin bir şekilde oturdu.

Diğerleri etrafını sardı. Börü sakin bir şekilde oturmaya devam etti. Bir ruh yaratığı bağırdı. "Teslim ol yabancı!" Börü o tarafa bakmadı ve hareket etmedi. Diğerlerinin dövmesi ortaya çıkmış, Börü'nün bir yanlış hareketini bekliyorlardı.

"Amacınız ne?" İnsan sordu. "Arkadaşın ve sen ne istiyorsunuz?" Börü gözlerini devirdi. Kendisi kendi dilinde direnmeyeceğini ifade etmiş olsa da neden hala kendisine öyle davranıyorlardı. Daha fazla uğraşamazdı.

"Amacımızdan sizene? Yetkili ile görüştürün dedik siz de bizi kovalamaya başladınız. Olay bu." Dediğinde haklıydı. Tek istedikleri yetkili biriyle görüşmekti. 

Kadın sinirlendi. "O zaman neden bir eğitmene saldırdınız ve etrafı yıktınız? Yoksa casus musunuz?" Börü tekrardan gözlerini devirdi. Casus olsa evet derdi sanki.

"Beni arkadaşımın yanına götürün." dedi onlar harekete geçmeyince. Kadının kaşları çatıldı. "Ne?"

Börü hala anlamakta zorlanan kişilere hitaben tane tane konuştu. "Saldırmayacağım size. Arkadaşımın yanına götürün."

Temkinle yanına yaklaştılar ve ruh yaratıklarına özel kelepçeyi taktılar. Börü söylediği gibi karşı çıkmadı ve Alkar'ın yanına tıkıldı.

"Gerizekalı mısın sen?" diye sordu Alkar. Börü kürkünü kontrol ederken, "Sadece canım savaşmak istemedi." dedi. Alkar gerçeği biliyordu.

"Üşendin, değil mi?" Börü utanmadan gözlerinin içine bakarak cevapladı. "Evet, fazla üşengecim böyle gereksiz savaşlar için."

Alkar ve Börü bir gün boyunca hücrede beklemek zorunda kaldılar. Neyse ki oradaki diğer tutuklananlar kafa canlılardı bu yüzden çok sıkılmadılar.

Günün sonunda Kenan ve tanımadığı biri yanlarına gelerek hücreyi açtı.

"Buranın başkanı ile görüştürüleceksiniz." Alkar üstünü silkerek kalktı. Fazla bile beklemişlerdi. Kenan'a baktı. "Daha iyisin." Kenan gözlerini devirdi. "Ne demezsin."

Börü ve Alkar güçlü insanların arasında yukarı çıkartıldılar. İnsanlar yine onlara baktı.

Büyükçe bir kapının önüne geldiklerinde iki kere tıklatıldı ve zarif bir sesin gel demesiyle kapı sonuna kadar açıldı.

İçerisi çok ferahtı. Alkar gergin omuzlarının rahatladığını hissetti. İki adım atarak içeri girdi. Önündeki kocaman masada çok güzel bir kadın oturuyordu.

Hayır, cidden güzeldi. Alkar'ın geçmişinde kötü anılar olmasa ona vurulurdu ama nedense güzel bir kadın görünce tehlike çanları çalıyordu kafasında.

En son Tiny'i ilk gördüğünde güzel olduğunu düşünmüştü. Çok da güzeldi kız ama şeytanın tekiydi. O yüzden odanın verdiği ferahlık dağıldı ve eskisinden daha da gerildi.

Kadın gülümsedi. "Merhaba, yabancılar." Ayaklandı. Topuklu ayakkabıların sesi odada yankılandı.

"Ben yönetim binasının başkanı Rtikan Hrian. Yetkili biriyle görüşmek istemiştiniz, değil mi?" Alkar tip tip kadına baktı. Enerjisi tehditkarlaşıyordu.

Kadın masanın ardından çıktı ve önüne gelerek yaslandı. Kollarını göğsünde kavuştururken karşısındaki insanı ve ruh yaratığını incelemeye başladı.

"İşte yetkili karşınızda." Gözleri kısıldı. Alkar gözlerindeki kibiri görebiliyordu.

Ojeli parmağını bir kez koluna vurdu. "Konuşun bakalım. Neden ortalığı karıştırıp bir eğitmene zarar verdiniz?"

Karşılarında bir hakim mi vardı?

Alkar da yerinde dikleşti. O kimseye kaybetmezdi. Az sonra olacak sorguda da kaybetmeyecekti.

  ♛  ♛ ♛ 

An İtibari İle İfşa Edilebilir Bilgiler;

Zihinsel saldırılar üzerinde yoğunlaşmış seviyecilerin dövmesinin iki yanağında da her zaman iki düz çizgi bulunur. Paralel olup olmaması önemli değildir. Bu değişmez. Zihni temsil eder.  




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14762 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19430 Bölüm Sayısı


creator
manga tr