“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

DİPTEN EN TEPEYE - 56. Bölüm: Eğitmen?


"Senin yön duyguna edeyim."

Alkar gözlerini devirdi etrafına göz atarken. "Dön de kendine bak köpekcik." Börü bu kelimeye sinir olurdu. Ona hırlayarak baktı. Alkar takmadı bile ve yürümeye devam etti.

Kuzey tarif etmişti etmesine ama yine de bulamamışlardı. Büyük ihtimalle kocaman okulda kaybolmuşlardı. Ya da gezegende?

Alkar hala bunu saçma buluyordu ama bir şey demedi. Şuana kadar anladığı bir şey varsa o da bu gezegen her ne kadar okul olsa da yatılı olduğu için birçok kişi burada yaşıyordu. Öğrenciler, hizmetlileri, eğitmenler, elçiler, ne idüğü belirsiz kişiler...

Çoğu eğitmen aileleri ile kalıyordu mesela. Yöneticiler de öyleydi büyük ihtimalle. Ayrıca başka okullarla eğitim, festival gibi şeyler olunca onların kalması için şehir büyüklüğünde bir yer bile vardı.

Şu ana kadar her yeri dolaşmışlardı ama bir türlü ana yeri bulamamışlardı. Hava sıcaktı. Alkar'ın üzerinde beyaz baskılı sıfır kollu üst vardı ama yetmiyordu. Burası resmen yanıyordu! Kapri giyse bile kavrulduğunu hissediyordu.

Teninin çok kararmamasını diledi. Börü daha kötü durumdaydı zaten. Sonuçta kürkü vardı. Ruh yaratığı da olsa sıcaktan etkileniyordu. Alkar ruh yaratıklarının su içebileceğini düşünmemişti ama arada bir su da içebiliyorlardı.

Mesela şuan ki gibi zor durumda olan ruh yaratıkları bol bol su tüketebilirdi. İki de bir su içiyordu, bu yüzden ilk saatte su stokları sıfırlanmıştı.

Alkar şapkasını düzeltti ve gözlerini kıstı. Derin bir nefes alırken hangi yöne gideceğini düşündü. "Hangi akılla bu kadar büyük okul yapmış ki bunlar!" Homurdansa da Börü onu takmadı. Alkar göz ucuyla Börü'nün sıcak yüzünden sinirlerinin gerilmiş olduğunu gördü.

"Hay ben böyle şansın..." diye homurdanan ve sonrasında gerçekten yetenek isteyen bir küfür dizisiyle bitiren ruh yaratığı gerçekten kahkaha atılasıydı.

Alkar garip bir ses çıkarmadan duramadı. Sinirli bakışların hedefi olmuştu bile. "Neye gülüyorsun?!" Alkar boğazını temizledi. Normale dönmeye çalışıyordu.

"Sana bir teklifim var." diye gayet ciddi bir sesle mırıldandı Alkar. Börü aksi bakışlarını ondan ayırmadı. Alkar dayak yememeyi umdu.

"Sıcaklıyorsun ya..." Börü devam etmesini söyledi. "He! İşte istersen tüylerini tıraş edebiliriz. Düşünsene sadece kafanda ve ayaklarında tüy var gerisinde yok..." Hayal ettiği görüntü gerçekten komikti.

Kendi hayaline güldü. Börü ona çok pis bakmasa kesinlikle işi ilerletirdi ama kurdun öldürme isteği fazlaydı. 

Alkar araya güvenli bir mesafe koymak için iki adım geri çekildi. Börü ona bir adım attı. "Ne dedin sen?" Alkar başka bir yere baktı. "Ne dedim ben?"

Börü dişlerini yaladı. "Herhalde bu akşamki yemeğim olmak istiyorsun?" Alkar burnunu çekti ve ıslık çalmaya başladı. "Öyle mi istiyormuşum?" Börü karşısındaki insanın kendini tuttuğunu görünce sinirle onun üzerine resmen uçtu!

Alkar elbette anlamıştı. Hem sıkılmıştı da. Saatlerdir dolaşıyorlardı ama boş evlerden başka bir şey yoktu. Göze batmamak için uçmuyorlardı bir de. 

Bu sefer görüp görülmemeyi umursamadı ve yere vurduğu gibi havaya fırladı. Gezegenin odhue'si hemen etrafında toplanırken o uçarak kaçmaya başlamıştı bile. Arkasında kana susamış bir ruh yaratığı vardı!

Önünde boş binalar vardı. Aralarından geçmek gerçekten zordu! Yıllardır uzayda uçsa bile bir türlü şu falsoları doğru düzgün alamıyordu!

Neredeyse çarpacağı binaya ayağıyla vurdu ve başka yere fırladı. Vurduğu yerde derin bir çatlak oluştu.

Börü tam gözünün önünde başka bir yere fırlayan insana tehditler savurmaya başladı. "İstersen ben tıraş edeyim seni! Birini kel bırakmakla bir sorunum yok!" Alkar arkasına göz attı ve sağa döndü.

Börü hırlayarak ona bir enerji dalgası gönderdi. Alkar enerji dalgasını hissetti. Tam kendisine ulaşamadan geriye döndü ve sanki futbol topuna vuruyormuş gibi tekme attı. Börü'nün gönderdiği enerji dalgası tekrardan sahibine yöneldi.

"Seni piç..." Yana kaçan Börü hızla binaların arasından giden insana yetişmeye çalıştı. Durmayacağını anlayınca sarı gözlerinde bir elektrik kıvılcımı oluştu. Alkar sesi duymuştu.

"Ops." diye mırıldandı ve güvenli mesafeye gitmek için kendini zorladı. Börü'nün bu kadar kızmasını beklemiyordu. Kurdun etrafındaki odhue bir anda elektriklenmeye başladı. Alkar buradaki şehrin yıkılacağını düşündü.

"Kim yaptıysa yazık olacak." diye düşünse de şuan can güvenliği ön plandaydı. Öyle büyük bir elektrik dalgası yerden yansıdı ki sanki gezegenin üzerinde yeni bir yıldız doğmuştu. Alkar ayaklarını zar zor kurtarabildi o şoktan.

Ama dengesini koruyamadı maalesef.

Elektrik sayesinde etraftaki evlerin neredeyse hepsi yıkılmıştı. Ayrıca derin bir yarık oluşmuştu. Kesinlikle bu olayla birlikte fark edilmişlerdi!

Alkar dengesini kaybettiği için yıkılmamış olan bir binaya çarptı  ve yüzlerce metre fırlayarak yere çakılmaya başladı. Börü de onu takip edeyim derken aynı yere toslamış, onun arkasından gidiyordu.

Ne harika ikili öyle.

Alkar ağrıyan başını ovdu ve düşmekte olan bedenine odhue'yi kullanarak kalkan oluşturdu. Canı acısa da yere çakılınca kendisine çok bir şey olmamıştı.

Bir çatıyı parçalamıştı. Bir ev çatısı değildi. Dışarıda olan bahçe koridorlarından birinin çatısıydı. Börü hemen ardından yere çakıldı. Kürkü kumla kaplanmıştı. Alkar başını ovarak ayaklandı ve üzerini silkeledi.

"Beni kızdırırsan böyle olur işte." diye homurdandı Börü. Alkar ona  bakarak kafasını olumsuz anlamda iki yana salladı. "Aptal gibi şakadan anlamıyorsun..."

Börü onu takmadı bile. "Kürküm hakkında şaka yapma o zaman." Alkar kurdun kürküne aşık olduğunu biliyordu. Bu yüzden dalga geçesi geliyordu.

"Seni psikopat ruh yaratığı!" diye homurdandı. Börü üzerindeki kumu silkelemeye devam etti. Alkar düştüğünden beri ilk defa etrafına baktı.

Ah, hayır.

Çardak gibi bir yerde bir tane adam oturmuştu. Üzerinde bornoz gibi bir şey vardı. İki üç tane gayet güzel kadın onu hem yelliyor hem de meyve yediriyordu.

Yani eskiden büyük ihtimalle öyle yapıyorlardı ama şuan şok olmuş bir şekilde ikiliye bakıyorlardı.

Alkar ev sahiplerinin olabileceğini düşünmemişti. Sonuçta şu ana kadar her yer boştu. Utançla başını kaşıdı. Ne demeliydi?

"Selam?" falan mı?

Yoksa, "Siz devam edin, rahatsız ettik." mi?

Belki de sadece özür dilemeliydiler.

Hiç birini demedi. "Böldük galiba." Gözünü kaçırdı. "Siz devam edin." Ona bakmaya devam ettiler. Alkar olay çıkmadan topuklamayı düşündü. Börü de onları fark etmişti ama nedense takmış gibi gözükmüyordu.

"Siz de kim oluyorsunuz!" Adam anca kendine gelmiş olacak ki bağırdı. Ayağa fırladığı gibi meyve tepsisi döküldü. Kızlar çığlık attı. "Benim evime zarar verdiniz!" Alkar kaşlarını çatmamak için zor tuttu kendini. 

"Parası neyse veririz." Adam onu duymuyor gibiydi. "Bu ne kepazelik böyle..." Sinirden kıpkırmızı olmuştu. "Hangi sınıftasınız siz?" Alkar gözlerini devirdi. Kendisini öğrenci sanmıştı.

"Sınıfımız yok." dedi dürüstçe. Adam anlamadığı için sordu. "Ne demek 'Sınıfımız yok.'?"

Alkar ona aptala bakar gibi baktı. "Neyini anlamadın?" Adam küstahlığına sinir olmuştu. "Sen dayak mı istiyorsun?" Alkar dayakla tehdit etmesine öfkelenmişti. Parmaklarını çıtlattı. "Asıl sen mi dayak istiyorsun?" dedi. Börü onun ayağını tekmeledi.

Alkar gerçek işini hatırladı ve hemen ifadesini değiştirdi. "Özür dileriz efendim hatalıydık." Adam aniden değişen adama garipçe baktı. Daha yeni ondan enerji alamadığını anladı.

Yoksa karşısındaki kişi üstün bir seviyeci miydi?!

"Sen öğrenci değilsin." dedi yeni farkına varıyormuş gibi. Alkar onun aptallığına bir şey dememek için kendini zor tuttu.

"Nereden geldin?" dedi bornozlu adam. Alkar o şeyin bornoz olduğundan emin değildi. "Okula ait değilim. Sadece bir şey için geldim. Aslında bir gezginim." Bornozlu adam kaşlarını çatarak ikiliyi süzdü.

"Sizce de bir şey istemek için kabaca bir yöntem değil mi?" Alkar bir yerleri yıkmanın kesinlikle iyi bir yöntem olmadığını biliyordu. "Param var. Karşılarım." diyebildi.

Neyse ki gerçekten vardı.

Bornozlu gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. Sıcak onu ter içinde bırakmıştı. "Kimden ne isteyeceksiniz?" diye sordu. Alkar buranın yerlisi olduğu için söylemekten çekinmedi. "Buranın müdüründen kütüphaneye giriş izni isteyecektik."

Bornozlunun gözlerindeki ifade sertleşti.

"Bu ne cüret?" diye neredeyse fısıldadı. Öyle ki Alkar bir an hayalinde uydurduğunu sandı. Sonra adam bağırdı. "Siz kafayı yemişsiniz! En iyi eğitmenler bile giremezken siz mi gireceksiniz?!" Alkar bağıran adama sinir olmuştu. 

"Aptal aptal bağırma. Elbette bedeli neyse veririz." Alkar bunun para olacağını sanmıyordu. Çünkü bu okulun sahibi gayet zengin biri olmalıydı. Paraya ihtiyacı olduğunu düşünmüyordu.

Bornozlu gülmeye başladı. "Daha müdürü bile göremezsiniz siz! Gerçekten aptallığınız beni iyi güldürüyor!" Karşısında kahkahalara boğulan adamı yumruklamak istedi Alkar.

Börü ona sakin olmasını söyledi. "Bizi ana binaya götürmeye ne dersin?" diye adamı duymamazlıktan gelmeyi seçti Alkar. Neyse ki sinirini fiziksel güçle çıkaran biri değildi.

Yani... Çoğu zaman.

"Ben ne diyorum sen ne diyorsun yahu?" Adam gülmeye devam etti. Kesinlikle Alkar'ı ciddiye almıyordu!

Alkar tek kaşını kaldırdı. "Peki..." Kibirli bakışlarını bornozluya dikti. Hissettiği enerjiye bakılırsa karşısındaki bir öğrenci değildi.

"Beni ana binaya götürmen için ne yapabilirim?" Bornozlu gözünden akan yaşı sildi. Uzun zamandır gülmüyor gibiydi. Dediği şeyle kaşlarını alaycı bir şekilde kaldırdı.

"Hmm, bir düşüneyim..." Düşünüyormuş gibi yaptı. Sonra gözü yıkılmış yere takıldı. Gözünde garip bir ifade oluştu. 

"Benimle dövüş." Kendinden emin bir şekilde Alkar'a baktı. "Beni yenersen seni ana binaya götürürüm." Açıkcası karşısındaki üstün bir seviyeci olabilirdi ama öyle olsa dengesini sağlayamayıp yere yapışmazdı, değil mi?

Bornozlu bu yüzden Alkar'a meydan okudu. 

Alkar adamın kendisini küçümsediğini hissetti.

Hava çok sıcaktı ve kendisi her ne kadar kumları silkelese de hepsini atamamıştı. Tenine yapışan kumlar sinirini bozuyordu. Bir de karşısındaki adam ona öyle bakınca hepten kayışlar kopma noktasına gelmişti.

Dudakları hafifçe yukarı kıvrıldı.

"Neden olmasın, bornozlu?"

Bornozlunun anlında bir damar attı.

"Benim adım Kenan seni piç!" Alkar onu takmadı bile ve konuştu.

"Burada açık bir alan varsa hemen başlayalım."

 Kenan sinirle karşısındakine baktı. Onu gerçekten eşek sudan gelinceye kadar dövecekti!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16593 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22362 Bölüm Sayısı


creator
manga tr