“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

DİPTEN EN TEPEYE - 55. Bölüm: Kabuslar


Gözünü açtı.

Bir kişiye yetişmeye çalışıyordu. Kaşlarını çattı. Bedenini kontrol edemiyordu. Karşısındaki yetişmeye çalıştığı kişi bir kızdı.

Tiny Gnaey.

Elinde onun çantasıyla halkın arasında yürümeye devam ettiler. Alkar konuşamıyordu. Bir rüya mıydı?

Kız etrafa bakmadan yürümeye devam ediyordu. Sinirli gibiydi. Alkar ona yaklaşmamanın daha sağlıklı olacağını düşündü. Omzuna astığı çantayı düzeltti. Kız genç gibiydi. On dokuz yaşında olmalıydı.

Bu günü hatırlıyordu.

"Lanet olsun." Kız homurdandı. Alkar uyanmak istedi. Hayır... Bunu tekrardan yaşamak istemiyordu.

"İğrenç mahluklar her yerde." Kız etrafa bakarak iğrenti dolu bakışlarını gezdirdi. Alkar bir şey diyemedi. Hala ölümlüydü o zamanlarda. Kız hızla yürümeye devam ederken dokuz-on yaşlarında bir çocuk ona çarptı.

Çocuk yere düşmüştü. Elinde çikolatalı ekmek vardı. Çikolata Tiny'nin pahalı elbisesinin üzerine bulaştı. Alkar terlediğini hissetti. Ah, olamaz.

"Seni lanet böcek!" Kız daha çocuk ne olduğunu anlayamadan onu tekmeledi. Bu o kadar sert bir tekmeydi ki çocuğun zayıf bedeninden garip bir ses geldi. Alkar'ın gözleri şokla açıldı. Bu kadarı da fazlaydı ama!

"Efendim!" Yanına yürüse de geç kalmıştı. Kız bir kez daha küçük bedeni tekmeledi. Küçük kız çocuğu ağlamaya başladı. "O iğrenç yiyeceğini nasıl üzerime bulaştırmaya cüret edersin!" Gür sesi yankılandı Tiny'nin. Herkes onlara bakıyordu.

"Efendim, lütfen durun..." diyerek onu ikna etmeye çalıştı Alkar. Tiny durmadı ve muhafızlara seslendi. "Ne duruyorsunuz orada!"

Muhafızlar irkilseler de hemen emre uydular. Kız çocuğu ağlıyordu. Alkar çok çaresiz ve güçsüz hissediyordu. "Yapma." diye yalvardı içinden.

Tiny muhafızlara gösterdi kızın titreyen bedenini. "Hemen burada infaz edin." Tıslayarak devam etti. "Hemen."

Muhafızlar şokla ona baktı. Onlar da istemiyordu kızı öldürmek. Sadece üzerine çikolata bulaştırdı diye mi?

Birden kızın anne ve babası kalabalığın arasından çıktı. Fakir bir aileydiler bunlar. Birkaç muhafız onları durdurdu. Anne bağırarak yalvardı. "Lütfen affedin kızımızı!" Tiny oraya bakmadı. "O daha çok küçük!"

Alkar yutkundu. Elindeki çantayı sıktı. O merhamet etmezdi ki...

"Ne bekliyorsunuz!" Muhafızlara bağırdı Tiny. Alkar şansını denemek istedi. "Efendim o sadece küçük bir kız. Bağışlayabilirsiniz..." Tiny ateş saçan gözlerle ona baktı. Alkar donup kaldığını hissetti. Ah, hayır...

Tiny fısıldayarak, "Senle evde görüşeceğiz." dedi. Alkar'ın gözleri dehşetle açıldı. Bunu neden tekrar yaşıyordu? 

Tiny ailesine baktı. Sonra sırıttı. "Kızınızı kötü yetiştirmenin sonuçlarını görün o zaman..." Babası dehşetle bağırdı. "Yalvarırım bağışlayın onu! O daha dokuz yaşında!" Küçük kız korkudan ağlıyordu.

Emrini geri çekmedi. Bütün herkes onlara bakıyordu. Kimse karşı çıkmadı. Muhafız kılıcını çıkardı ve küçük kızın boğazına dayadı. Ama muhafız da titriyordu. 

Tiny sinirle kaşlarını çattı. "Yapsana be adam!" Muhafızın eli hareket etmedi. Yutkunarak Tiny'e yalvardı. "Efendim o çok küçük ve savunmasız..."

Tiny sinirle gözlerini devirdiği gibi muhafızın elinden kılıcı aldı ve kılıcı muhafızın kalbinin olduğu yere sapladı. Muhafız şokla gözünü açmış bir kendisine saplanan kılıca bir de Tiny Gnaey'e bakıyordu. Ne olduğunu anlayamadan kılıç gövdesinden çıktı ve kendisi yere yığıldı.

Etraftaki herkes dehşetle çığlık atmıştı. Ailenin ağlaması arttı ve muhafızlardan kurtulmak için çabalamaya devam ettiler. Tiny sinirle etrafına göz attı ve bağırdı. "Eğer siz yapmazsınız ben yaparım!" Alkar gözlerini kapatmak istedi ama rüyadaki kendisi izin vermedi.

Tiny kızın saçını tuttuğu gibi kaldırdı. Kız ağlayarak ona baktı. Alkar hareket edemedi. "Bu benim elbisemi kirlettiğin için." der demez kılıçla küçük kızın boğazını kesti. Alkar gözlerini kırpamadı bile. 

Uyanmalıydı. Görmek istemiyordu. Etrafta dehşetle atılan çığlıkları ve içten ağlamaları çok iyi duyuyordu ama görebildiği tek şey küçük kızın cesediydi. Tiny zevkle güldü.

Alkar mırıldandı. "Canavar."

Tiny ona baktı ve birden vücudu çürümeye başladı. Alkar geriye adımladı. Etraftaki herkes silindi. Tiny'nin cesedi ona yürüdü. "Sen nesin peki?"

Alkar sıçrayarak uyandı.

Terlemişti. Yine kabus görmüştü. Elleriyle yorganı sıktı ve etrafa göz attı. Nerede olduğunu hatırladı. Pencere kenarına bakınca Börü'nün sarı gözlerini gördü. Kendisine bakıyordu. Alkar gözlerini kaçırdı.

"Bir de pişman değilim dersin..." Börü homurdandı ve gözlerini ondan çekti. "Pişman olmayan halin buysa..." Alkar cevap vermedi. O an pişman değildi ama şuan kesinlikle iyi değildi.

Suçluluk duygusu muydu bu? Neden bu kadar yumuşak kalbi vardı ki? Az önce kabusunda gördüğü anı gerçekti ama bu iyi olanlardandı. Daha kötüleri de vardı. Neden hala suçluluk hissediyordu?

O kız neden ölmesine rağmen peşini bırakmıyordu? Boğazından sinirli bir hırlama koptu. Bunu Börü hariç kimse bilmiyordu. Onlara da böyle kabuslar gördüğünü anlatmamıştı.

Aslında ilk başta yaptığı şeyi de anlatmamıştı ama bir an yaptığı şey içinde o kadar büyümüştü ki birine anlatma ihtiyacı hissetmişti. Anlatmıştı da.

"Birinin tecavüze uğramasına neden oldum." demişti. İlk başta kimse tepki vermemişti. O an Alkar psikolojik çöküntü yaşıyordu. Kesinlikle kolay günler değildi.

İlk tepki iyi değildi. "Ne?" diye şokla mırıldanmıştı Vitale. Vitale adaletin beden bulmuş hali gibiydi. O yüzden ne derse desin karşı çıkmayacaktı Alkar.

"Bu da ne demek oluyor?" Devam etti bunun gerçek olmasını istemediğini belli eden sesle. Alkar, "Duyduğunuz gibi." dedi. İstediği kadar sövebilirlerdi.

"Sikeyim! Birinin hayatını mı kararttın!" Diye bağırdı Garon. İlk defa bu kadar sinirli görüyordu adamı. İrkilse de bir şey demedi. Mana hayal kırıklığına uğramış bir sesle konuştu. "Nasıl yaptın bunu?" Ne diyeceğini bilemiyor gibiydi. "Bu en adi canavarların yaptığı bir şey." Sinirle nefes aldı. "Sen iğrenç bir canavar mısın?"

Alkar cevap vermedi. Öyle miydi? Onlara kızın yaptığı şeyleri anlatmalı mıydı peki? Kendisine yaptığı şeyleri...

Alkar kafasını iki yana salladı. Bunu kimseye anlatamazdı. Hiç kimseye. Başka bir örnek verebilirdi ama kendisinden bir örnek veremezdi. 

"Alkar lütfen şaka yaptığını söyle." Alvar hayal kırıklığı dolu bir sesle söylendi. Alkar cevap vermedikçe onlar da geriliyordu. Masum birine bunu yaptırdığını mı düşünüyorlardı yoksa? Kendisini açıklaması gerekiyordu değil mi?

Ama susmayı tercih etti. Belki böylelikle yaptığının cezasını çekerdi. "Seni pislik." Emest konuştu. "Böyle bir şeyi yapabileceğini bilseydim asla sana yardım etmezdim." Alkar'ın gözleri şokla açıldı. 

Lanet olsun. Neden sormuyorlardı? Neden yaptın diye sormak bu kadar zor muydu?

Roald ilk defa konuştu. "Neden yaptın?" Alkar şaşırmıştı. Sonuçta yapmıştı değil mi? Nedenini önemsemesi onu sevindirdi. Aynı zamanda ne diyeceğini bilemedi.

Diğerleri de sustu. Alkar nedense Emest'in pişman olduğunu hissetti. Cesaretini topladı ve konuştu.

"O kız... zamanında daha on yaşındaki bir çocuğun tecavüze uğramasını sağladı. Sonra birinden hoşlandı, o çocuk ona karşılık vermedi. Sevdiği bir kız vardı." Sesi neredeyse titreyecekti. Boğazını temizledi. 

"Kendine yediremedi. Kızı ve ailesini oğlanın gözünün önünde katletti." Devam etmeli miydi? "Bir kız çocuğu üzerine leke bulaştırdı diye onu tekmeledi..." Tırnaklarını batırmakta olduğu avucunu açtı. "Sonra onu ve ailesini öldürdü. Meydanda yaptı bunu."

Daha çok vardı ama sustu. Kendisine yaptıklarından bahsetmedi. Roald anladığını belli eden bir ses çıkardı. "Peki onu neden adalete teslim etmedin Alkar?" Alkar soruyla kaşlarını çattı. Adalet mi? Kaç defa sessiz kalmıştı adalet ona?

"Adalet onu görmezden geldi. Çünkü o güçlüydü." Roald bir şey demedi. Sonra son kez sorusunu sordu. "O ölünce birçok kişi kurtuldu mu peki?"

Alkar emin bir sesle konuştu. "Evet, kurtuldu." Roald mutlu bir sesle konuştu. "O zaman sorun yok!" Alkar adamın neşeli sesiyle duraksadı. Kendisini suçlamayacak mıydı?

"Ama..." diye itiraz edecek olsa da Roald onu susturdu. "Her ne kadar iğrenç bir şey olsa da adaletin bile görmezden geldiği biri bunu hak etmiştir Alkar. Ayrıca..." Roald'ın sesi azaldı.

"Ben de bazen seninki gibi şeyler olmasa da yaptığım oldu. Yani tecavüze uğrattırmadım ama berbat şeyler hem yaptım hem de yaptırttım. Yani tecavüz eden sen bile değildin!"

Alkar onun berbat tesellisine güldü. "Bok gibi teselli ediyorsun." Roald güldü. "Ben en azından nedenini sorgulamadan saldırmıyorum." Burada diğerlerine atıfta bulunduğunu belli etmişti. Diğerleri sessizdi. Alkar da konuşmadı.

"Ben..." Garon konuşmaya çalışan ilk kişi oldu. "Kendi pisliklerimi unutarak sana saldırmaya çalıştığım için üzgünüm." Gülmeye çalıştı ama gerçek değildi. "Yani bu kadar iğrenç birine olması göz ardı edilebilir..." Alkar cevap vermedi.

Vitale adalet adamı olsa da böyle bir iğrenç kişiliğe sahip olan kişiyi Alkar'a savunacak değildi. "Vicdanını rahatlat." Sonra homurdandı. "Ya da çalış. Fazla iyi birisin ki bu yüzden unutamıyorsun."

Alkar yine cevap vermedi. Emest kem küm ederek özür diledi. "Biliyorsun asıl amacım o değildi." Alkar'ı en çok şok eden şey o sözlerdi. Şuan özür dilese de bir an için pişman olduğunu biliyordu adamın. Tek o değil. Hepsi pişman olmuştu.

Diğerleri de laf etmeden sözlerini kesti. "Sizi pişman ettiğim için üzgünüm."

Ve Alkar yaklaşık iki ay boyunca tek bir kelime bile etmedi.

Tekrar normale dönmek zor olmuştu ama neyse ki şuan eskisi gibiydiler.

Börü ona baktı. "Sabah oluyor, kalktın bir daha yatma." Alkar onu onayladı ve elini yüzünü yıkamak için lavaboya gitti.

İşini hallettikten sonra aynadaki yansımasına baktı. O kız ne zaman peşini bırakacaktı?

İçeri girdi ve Börü'ye seslendi. "Şu okula gidelim artık." Börü de onu onayladı. İkili çıktılar ve Olga'ya selam verdiler.

"Gidiyor musunuz?" Olga söylendi. "Kahvaltı yapsaydınız bari." Alkar artık daha gelişmiş bir vücuda sahipti. Bu yüzden aç hissetmiyordu.

"Gidelim de halledelim işimizi." diye artık bekleyemeyeceklerini söyledi. Olga dudak büzerek onayladı ve şans diledi.

Alkar ve Börü hızla gezegene doğru yol aldılar. Bu hareket büyük olayların başlangıcı olacaktı.

Resmen Alkar'la birlikte ben de üzülüyorum. Ne çektin be... Kız öldü ama bir peşini bırakamadı pis kadın. Bir de sorgulamadan yargılayanların atarına maruz kaldı. İyi ki iradeli biri ... Neyse halletmesini bilirim ben. Artık girelim olaya valla benim bile içim daraldı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14760 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr