"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

DİPTEN EN TEPEYE - 53. Bölüm: Uzaklardan Gelen


Hypoiron gezegeni her zamanki gibi karışıktı. Kuzey bardan dışarıya göz attı. Bir tane adam havaya fırlamış ve gücünü açığa çıkarttığı gibi elinin başka bir adamı yemesini sağlamıştı. Kuzey kusar gibi ses çıkarttı ve içkisini kafasına dikerek kahkaha attı.

Şuan Hypoiron gezegenin etrafında dönen gök taşlarından birinin üstünde yüzyıllardır aktif olan ünlü 'Olga'nın Yeri'ndeydi.

Burası gerçekten işlek bir yerdeydi. Her ne kadar yer çekimi ve oksijen sıfıra yakın olsa da buraya gelen kimse bunu takacak kimseler değillerdi. Sıkılmış seviyeciler.

Öğk. Kesinlikle yol geçen hanına dönmüştü.

"Hey Olga!" Kesinlikle kıyafete benzemeyen ve erkeklere göz ziyafeti çektiren kadına bağırdı ve bardağını masaya vurdu. "Bir bardak daha!" Olga göz devirerek ona yaklaştı. "Okulda olman gerekmiyor mu senin, ergen?"

Kuzey gözlerini kaçırdı. "Orası acayip sıkıcı!" Olga bardağını doldurup önüne koydu. "Otuz yaşına geldin ama hala aynı ergensin!"

Olga bunu dese de karşısındaki adam kesinlikle on yedi yaşından fazla göstermiyordu. İsterse iki yüz yaşına gelsin. Seviyeciler güçlendikçe vücudunun diriliğini de kontrol edebiliyordu. Mesela Olga şuan yüz yirmi beş yaşındaydı.

"Ergen olmam güçlü olduğum gerçeğini değiştirmiyor." Homurdanan Kuzey sandalyesini döndürdü ve hemen önündeki savaşı izlemeye başladı. Yıldızların harika parlaklığı arasında iki kız birbirlerine öldürücü bakışlarıyla bakıyorlardı.

Kuzey yine kahkaha attı. "Olga şunlara bak! Ayakta durmakta ne kadar zorlanıyorlar!" Olga dirseklerini masaya yasladı ve dudaklarını büzdü. "Eh, yeniler daha." Kuzey dalga geçmeye devam etti.

Kızlar bir erkek için kavga ediyorlardı. "Hey! Onun yatağına girmeye çalıştığını inkar bile etmiyorsun!" Kızın biri bar masalarından birinde oturan gümüş kafalı adamı işaret etti. Adam kendisine bakan kızları görünce sırıtarak bardağını kaldırdı ve bağırdı.

"Siz devam edin kızlar!" Kızlar homurdandılar ve laf dalaşına devam ettiler.

Kuzey sıkılarak barın aşağısına baktı. Gök taşları geçip duruyordu. İleride çok güzel mor ışık yayan garip bir gök taşı vardı. Ah, o hız taşlarıyla dolu bir gök taşıydı.

Bardağı aldı ve barın kenarına doğru yürüyüp yere oturdu. Şuan ayakları uzay boşluğunda sarkıyordu. Bardağı yanına bıraktı ve iki elini de geriye dayadı. Yukarı bakarken ne kadar güzel olduğunu düşünüyordu.

Kendisi maalesef soylu bir ailede doğmuştu ve beş yaşındayken okula yatılı olarak gönderilmişti. Her yıl bir aylığına ailesinin yanına dönse de bu onun okul denen yerde hapis olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.

Sallanarak yanından geçen bir sarhoş yanlışlıkla Kuzey'e çarptı. Fark etmeyen sarhoşa ters bir bakış attı. "Dikkat et ahbap!" Sarhoş gelişi güzel el işaretleri yapınca Kuzey yüzünü buruşturup eski pozisyonuna geri döndü.

Etrafta birçok yeni ve eski yüz vardı. Kuzey insanları, canavarları ve ruh yaratıklarını incelemeyi severdi. Steven adındaki bukalemun'nun vücuduna ve bir ejderin kuyruk ile kanatlarına sahip olan canavarı görünce el salladı.

"Hey Steven!" Steven ona dönünce kuyruğu bir masayı parçalara ayırdı. Olga yerinden homurdandı. "Dikkatli ol seni ahmak!"

Steven özür diledi ve Kuzey'in selamına karşılık verdi. Her hafta uğrayan Steven'ın karısıyla yine sorunları vardı büyük ihtimalle.

Bardağındaki içkiyi içerek etrafı gözetlemeye devam etti. Karşısında başka bir kavga daha çıktı. Ah o kızın yüz dövmesi ne güzeldi öyle...

Bardağı aldı ve ayaklandı. Bar tarafına gidip bir bardak daha almalıydı. Ama ani bir ses geldi. Boş tarafa biri inmişti. Bir an sessizlik oldu ve herkes o tarafa döndü.

Siyah pantolon ve beyaz bir üst giyen adamın kafasında siyah bir şapka vardı. Kulağındaki garip işarete sahip küpesi bir an Kuzey'in gözünü aldı. 

Refleksen yüzünü buruşturdu. Daha önce onu görmemişti. Birkaç saniye sonra herkes önüne döndü. Kuzey göz ucuyla adama ve yanında beliren ruh yaratığına baktı.

Sonra bara gidip bardakla beraber oturdu. Olga da göz ucuyla yaklaşan adama baktı. Kuzey'in içkisini tazelerken şapkanın ardındaki yüze bakmaya çalışıyordu.

Kuzey'in bir yanındaki sandalyeye oturdu ve şapkasını çıkardı. Siyah saçları açığa çıktı. Kuzey göz ucuyla ona baktı. Olga gördüğünden memnun olsa gerek kocaman gülümsedi.  "Ne istersin yabancı?"

Yabancı sıcaklamış olacak ki, "Soğuk bir şeyler ver." dedi. Yanında kurt türünde olan ruh yaratığına göz attı Kuzey. Bir an o sarı gözlerle göz göze gelince irkildi.

Hemen önüne döndü ve çaktırmamaya çalıştı. Kurt ve adam konuşmaya başladı. "Burada konaklayacak mıyız artık?" Bir şeylerden memnun değil gibiydi. "İki hafta oldu."

Adam içkisini aldığı gibi Olga'ya bir bakış atarak yudumladı. "Yaşlı gibi davranıyorsun." Kurt dalgacı sesine gözlerini devirdi. Kuzey merak etti. Bunlar ortak mıydı?

"Bu yanlış bir tabir. Bu evrende yaşlı olan daha güçlü olduğu için en az yorulanlar onlar oluyor." Adam gözünü devirdi. "Dinleniriz." Kurt memnun olmuştu.

Bir süre sustular. Sonra kurt Olga'ya bir soru sordu. "Barmen, bir baksana." Olga mutlu bir şekilde onlara adımladı. "Nasıl yardımcı olabilirim...?" İsmini bilmediği için duraksadı. Kurt, "Börü." diye cevap verdi. 

Kuzey şaşırmıştı. İlk defa böyle bir isim duyuyordu. Bu ikili nereden geliyorlardı?

Açıkcası gariplerdi. İnsandan herhangi bir enerji yayılmıyordu. Enerji gizlemek yetenek isterdi. Karşısında bir fosil duruyor olabilirdi.

Kendi tanımına gülünce Olga'yla konuşmakta olan kurt ona baktı. "Bir sorun mu var?" Onun gözlerinin içine bakan sarı gözlerini görünce paniklediğini hissetti. Ah! Karşısındakiler binlerce yıl yaşamış olan seviyeciler olabilir miydi?

İnsanın da gözleri ona çevrildi. Kızıl-kahve gözleri görünce irkilmeden edemedi Kuzey.

"Yanlış kişilere bulaşmamalısın, Kuzey."

Annesinin sesi beyninde yankılandı. "Aklıma bir fıkra geldi de! İsterseniz anlatabilirim!"

İkili tip tip ona bakmaya devam ettiler. Kuzey aklından hemen bir şey uydurdu. "Bir gün bir seviyeci hiç kimsenin ayak basmadığı bir gezegene inmiş. Özel bir hayvan arıyormuş"

İkilinin garip bakışları altında terlediğini hissetti. "Konuşan bir hayvana sormuş 'Sen kriton musun?' diye." Parmaklarını masaya vurmaya başladı. 

"Hayvan da cevaplamış 'Evet benim.' diye. Sonra seviyeci sormuş, 'Emin misin?' demiş." Bu iğrenç şeyden sonra ölmemeyi umuyordu. İkili bir an olsun gözlerini ondan çekmemişti. Öyle bakmasalar olmuyor muydu?

"Sonra hayvan demiş ki 'Eminim.' Tahmin edin seviyeci ne demiş?" Beklentiyle ikiliye baktı. Olga yüzünü utançla kapatmış, onu tanımıyormuş gibi yapmaya başlamıştı bile.

Konuşmayınca kurt düz bir şekilde, "Ne demiş?" diye sordu. Kuzey gülerek, "Seviyeci de demiş ki, "Hani Kritondun?'" Kuzey gülmeye başladı, ikili garip bir şekilde ona bakmaya devam etti.

Kuzey yavaşça gülmesini kesti ve gözlerini kaçırdı. Börü söylendi. "Gülmemiz gereken kısım neresiydi?" Kuzey hızlıca cevapladı. "Ah pek komik değilimdir de..."

Kurt gözlerini devirdi, insan önüne döndü. Kuzey yine rezil olmuştu. Harika!

Olga sorular sormaya başladı. "Nereden geliyorsunuz?" İnsan bir süre duraksadı. "Çok uzaklardan geldiğimizi bilmeniz yeterli." Olga gizemli şeylere bayılırdı. Flörtez bir şekilde göz kırptı.

"Öyle mi?" İnsan oralı bile olmadan soğuk birasını yudumlamaya devam etti. "Peki ne için buradasınız diye sormam daha mantıklı olur, değil mi?" İnsan ona baktı.

"Biz gezginiz. Kitaplar arıyoruz." Olga'nın gözleri parladı. "Ne tür kitaplar?" İnsan hafifçe dikleşti. Bu konu onun için önemli gibiydi.

"Baya eski kitaplardan bahsediyorum. İnsan telepati yeteneği ve odhue ile ilgili bilgiler içeren kitaplar." Olga düşünürken dudaklarını büzdü. "Eh, çok eski diyorsan bizim burada en eskisi beş yüz yıllık."

Kurt ve adam beklentilerini karşılayamamış olacak ki omuzlarını düşürdü. Kuzey istemsizce ortaya atladı. "Bizim okulda var!" İkilini ilgisi ona yönelince yaptığı hatayı anladı.

Hangi akılla bunu söylemişti ki? Sanki istese bile o kitapları okuyabilirlermiş gibi. Bir kere kendi okulunun öğrencisi bile giremiyordu o kütüphaneye.

"Neresi orası?" insan merakla sordu. Kuzey geçiştirmeye çalıştı. "Boş verin zaten isteseniz de okuyamazsınız. Kimseye izin yok." İnsan tek kaşını kaldırdı. "İzin alırım o zaman?" Kuzey gerilmişti. Nedense bir bombanın pimini çekiyor gibi hissediyordu.

"Daha kendi öğrencilerine izin yok. Size hayatta izin vermezler." Börü havalanarak Kuzey'e yaklaştı. Sarı gözlerinde eğlenceli pırıltılar vardı. "Neresi sizin okul tam olarak?"

Tam da o anda üzerinde bulundukları gök taşı dönerek yüzünü tam olarak Hypoiron'a çevirdi. Olga Kuzey'den önce davrandı. "Arkanızı dönün ve bakın o zaman!"

İnsan ve ruh yaratığı baktılar. İnsan anlamış gibi Kuzey'e baktı.

"Yani okulunuz o gezegende?"

Kuzey dudağını ısırdı. "Eh, aslında..." Duraksadı.

"Gezegen okulun ta kendisi."

İkili ilk defa böyle bir şey duymuş olacaklar ki duraksadılar. "Bir gezegeni okul mu yaptınız? Sizin müdür bütün öğrencilere nasıl yetişiyor?" Adam anlamadığını belli eden bir sesle konuştu. Kuzey hafifçe ondan uzaklaşarak mırıldandı.

"Sınıflar ve seviyeler ülkeler gibi ayrılıyor işte..."

Börü hafifçe kahkaha atarak konuştu. "Bu hangi seviye ya..." İnsan ona baktı. "Sen de mi öğrencisin?"

Kuzey onayladı. "Evet son sınıfım." Olga ona bakarak dalga geçti. "Ah evet beceriksiz bir son sınıf!" Kuzey sert olduğunu düşündüğü bakışlarla ona baktı. "Kes sesini Olga!"

Olga onu takmadı. "Boş gününde buraya gelmen beceriksiz olduğunu gözler önüne seriyor. Başarılı öğrenciler buraya gelmez." Sonra hoşnutsuz olacak ki yüzünü buruşturdu. "Henry'nin yerine giderler."

Börü komiğine gitmiş gibi ses çıkardı. "Ne kadar mantıklı isimler öyle..." Olga tek kaşını kaldırdı. "Güzel isim bulmak zaman istiyor, tamam mı?"

İnsan okula girip kitapları nasıl alacağını düşünüyor gibiydi. Olga merakla ona sordu. "Adını hala bilmiyoruz gizemli çocuk? Yoksa böyle takılmayı seviyor musun?" İnsan ani sesle irkildi ve Olga'ya baktı.

"Amacım bu değildi..." Derin bir nefes aldı. "Alkar." Olga ve Kuzey ona dikkatlice baktı. Böyle bir seviyeci duymamışlardı.

Hem kadim hem de gizemli bir seviyeci miydi?!

Olga merakla sordu. "Kaç yaşındasın peki?" Kuzey kesinlikle büyük bir rakam bekliyordu.

"Yirmi bir." diye küçük bir rakam değil!

"Hadi canım." Olga kaşlarını çattı. "Enerjini saklayabiliyorsun hiç duraksamadan ve bana sadece 'Yirmi bir yaşındayım.' mı diyorsun?"

Alkar omuz silkti. Kuzey şokla ona baktı. Kendisi otuz yaşındaydı!

"Yirmi birin yanında iki tane sıfır olmadığından emin misin?" Alkar boş gözlerle ona baktı.

"Eminim." 

Kuzey kafasını bir yere vurmak istedi. Hadi be oradan!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 450

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17406 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23458 Bölüm Sayısı


creator
manga tr