"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

DİPTEN EN TEPEYE - 52. Bölüm: Bir Çağın Kapanışı


Alkar ona baktı ve bir şey demedi. Tiny sorgulayan ifadeyle ona bakıyordu. Alkar gözlerini ondan çekti ve dallarla kapanmış gökyüzüne baktı. "Bugün burada her şeyi bitireceğim."

Tiny şaşırmıştı. "Neyi bitirmeyi düşünüyorsun tam olarak?" Alkar ona doğru bir adım attı ve keskin bir sesle konuştu. "Bana yaptıklarınızı hatırlıyor musunuz, Bayan Tiny?" Tiny elbette hatırlıyordu ama neden şimdi böyle dediğini kavrayamamıştı.

Alkar onun tam gözlerinin içine baktı. "Bana yaptıklarının aynısını senin yaşamanı istiyorum." Yere çevirdi bakışlarını. "Tamamen benimle aynı duruma gelmeni istiyorum." Tiny onun nefretini hissediyordu.

"Ne demek isti-" dediğini bitiremeden vücuduna bir şeyin saplandığını hissetti. Gözleri faltaşı gibi açıldı. Hiç farkına bile varmamıştı. Bu mümkün değildi.

Kendisine saplanan şeye baktı. Bir taştı. Gayet normaldi. Sinirlendiğini hissetti. "Bu da ne demek oluyor?!" Alkar boş gözlerle ona baktı. "Şu demek oluyor." Birden taş parladı. Tiny içinden bir şeyin gittiğini hissetti.

"Seni benim durumuma düşüreceğimi söylemiştim." Tiny nefes alamadı. İçindeki enerji gidiyordu. Hey, neler oluyordu?

Alkar taşı saplamaya devam etti. İki dakika boyunca öyle durdular. Tiny hareket edemiyordu. İçinden bir şeyler gidiyordu ama anlam veremiyordu! Bu çocuk ona ne yapıyordu?!

Sonunda taşı çıkardı. Tiny yere yığıldı. Garip hissediyordu. Öksürmeye başladı. Hasta gibiydi. Derin derin nefesler aldı. Neden güçsüz gibi hissediyordu?

Alkar ayakta ona baktı. Ne kadar da aciz gözüküyordu şuan ona?

Tiny nefeslerinin arasında mırıldanabildi. "Bana ne yaptın aşağılık köle?!" Alkar sırıttı. Ayağıyla yerdeki bedeni dürttü. "Acaba ne yaptım?" diye düşündü seslice bir süre.

Sonra elindeki taşı gösterdi. "Sence bu ne?" diye sordu. Tiny derin derin nefesler alırken taşa baktı ama anlamadı. "Lanet olsun ne sikimden bahsediyorsun!" diye bağırdı. Alkar irkilmedi bile. 

Saçını tuttuğu gibi kendine yaklaştırdı. Gözünün önüne tuttu taşı. "Bunun adı Drox." Tiny'nin nefesi kesildi. Hayır... Bu olamazdı.

"Ne işe yaradığını biliyor musun Bayan Tiny?" Tiny kusmak istedi. Hayır, hayır hayır! Bunun kendisine olması mümkün değildi!

"Yalancı." diye mırıldandı ilk önce sessizce. Sonra sesi yükseldi. "Yalancı piç dalga geçme benimle! Gerçeği söyle seni bağışlayacağım!" Alkar tiksintiyle kızın kafasını bıraktı. Kızın kafası yere çarptığı gibi kanamaya başladı.

Tiny şaşkınlıkla kanına baktı. Böyle basit bir darbe yüzünden mi kanıyordu!

Alkar pelerinini çözdü. "Hissedebiliyor musun Tiny?" Tiny kocaman gözleriyle onu izlemeye devam etti. Neyi?

"Yalnızlığı, farklı olmanın verdiği o iğrenç hissi..." Sesi kısıldı. "Ölümlü olmanın verdiği o aciziyeti." Elini kıtlattı. "Hissedebiliyor musun Bayan Gnaey?" Tiny enerjiyi hissedemiyordu. Daha birkaç dakika öncesine kadar vücudunda harika bir enerji vardı.

Nereye gitmişti o kadar enerji? Yalnız olduğunu hissetti. Siktir! Ölümlü mü olmuştu?

"Bana tam olarak ne yaptın seni kahrolası!" diye bağırdı. 

Alkar burnundan bir nefes verdi. "Aptal mısın?" Sonra kendi kendine mırıldandı. "Sorum da soru olsa. Elbette aptalsın." Sonra eğildi. Pelerinini bırakmıştı. "Drox bütün enerjini aldı götürdü. Artık bir ölümlüden farkın yok."

Tiny gerçeklerin yüzüne vurulması yüzünden ne yapacağını bilemedi. Gözünden hayal kırıklığıyla dolu bir göz yaşı aktı. Alkar iğrentiyle ona baktı.

"Şimdi..." Eldivenlerini eline geçirmişti. "Bana yaptıklarını yaşama zamanı." Tiny ne olduğunu anlamadan ağır bir tekmeyi tam karnına yedi. Çığlık attı. Bu acı da neydi?

"Siktir!" Bağırdı acıyla ama yüzüne bir yumruk yedi. Yaraları iyileşmiyordu! Ölüm korkusu bütün bedenini sardı. "Dur! Öleceğim!" Alkar durmadı. Bacaklarından birini aldığı gibi kırdı.

Ölümlü kız tırnaklarını ona geçirmeye çalıştı ama başaramadı. Karşısındaki çocuk onun gibi bir ölümlü değil gibiydi.

"Sen de ölümlüsün! Bu imkansız!" diye haykırdı gecenin karanlığına. Alkar kızın saçından tuttuğu gibi yere yapıştırdı. Burundan kırılma sesi geldi. Kızın yüzü kanlar içinde kaldı. "Ölümlü mü?" Dalga geçtiği belli olan sesi Tiny'i kendine getirdi.

Alkar yüzüne ona yaklaştırdı. "Sence bu güç bir ölümlü de olabilir mi?" Tiny anlam veremiyordu. "Sen ölümlüsün." Diretti. "Buna eminim." Alkar sırıttı.

"Öyleydim."

Sonra güçlü bir şekilde geriye fırlattı. Kız ağaca büyük bir gürültüyle çarptı. Yarı ölü gibiydi. Tiny düşündü. Böyle mi ölecekti?

Cıkcıklama sesi gelince tek gözü ile zar zor ona yaklaşan adamı gördü. Boynunu mu kıracaktı?

"Böyle kolay kurtulacağını mı sandın?" Bir hapın ağzından girdiğini hissetti. Bunun aynısını karşısındaki adama yaptığı zamanı hatırladı. Defalarca dövdüğü geceleri.

Yutkundu. Galiba bu gece aynısı kendisi yaşayacaktı. Sonunda kendisini öldürecekse sorun yoktu. Gücü yoksa yaşamaya gerek yoktu.

Bir darbeyle kolu ikiye bölündü resmen. Farklı açıyla kırılmış koluna bakarak ağladı ve bağırdı. Alkar vücudunda büyük bir delik açtı ve bir gözünü oydu. Kız çığlık çığlığa bağırıyordu ama kimse duymadı.

Dışarıdan izleyen Börü bile yüzünü buruşturdu. Alkar ona bir hap daha verdi. Kız yine iyileşti. Bitmeyecek döngü gibiydi.

Bir kez daha göğsünü tekmeledi. Kız nefessiz kaldı ve ağzından bir avuç dolusu kan çıktı. Gece bitmiyor gibiydi. Alkar kandan kaçmak için bir adım geriye çekildi. Bir süre yerde kıvranan kıza baktı ve nefretle bir tekme daha geçirdi.

Yetmiyordu. Ne kadar vursa da yetmiyordu. Alkar delireceğini hissetti. Kulağında bir ses duydu. "Ara ver istersen." Börü ona bakıyordu. Elleriyle yüzünü ovdu.

"Ara versem ne değişecek ki?" Homurdandı. "Dövmeye devam edeceğim sonuçta." Midesi bulanıyordu.

Börü ona cevap verecekken kulakları dikildi. Alkar ona baktı. "Ne oldu?" Börü garip bir ifadeyle ona baktı. "Ykania alınmış." Alkar gülmek istese de o anki durumda pek de gülesi gelmedi.

"Tamam." diye mırıldandı ve yerde kıvranan kıza eğildi. "Baksana." Kız ona bakmadı. Alkar sinirle kaşlarını çattı ve kızın kafasını yere vurdu. "Bana bak dedim!" Kız ağlayarak ona baktı. 

"Gezegenim sizin elinizden alınmış." Kız ona tip tip baktı. Alkar bir kez daha kafasını yere vurdu. "Ah, lanet olsun neden mutlu olamıyorum? Oysa şuan mutlu olmalıydım." Homurdandı.

"Seni ne kadar dövsem yetmiyor. Başka bir şey gerek." Alkar o kadar çok şeyle uğraşmıştı ki neredeyse unutuyordu. "Tanrım bunu nasıl unuturum!" Mutlulukla bağırdı. Sonra Tiny'e bakarak sırıttı. 

Tiny bu sırıtıştan korkmuştu. 

"Ana yemeğe geçelim mi Bayan Gnaey?"

Alkar kızı yere çarpıp bıraktı. Etrafına ciddi bir şekilde baktı ve normal bir sesle konuştu.

"Guvardon'ların Efendisi Halles Evandelion! Sürünle birlikte buraya gelmeni emrediyorum!" Sesi yankılandı.

Uzun zaman önce güçlenmek için ormana girmişti ve yaptıkları şeylerden biri de bu iğrenç yaratıklarla anlaşma yapmaktı. Asıl anlaşma yapmanın amacı bu intikam içindi. Canavarlar bunu bekliyormuş gibi bir bir ağaçların arkasından çıkmaya başladı.

Çok fazlalardı. 

Tiny korkuyla onlara baktı. Bir kolu kırıktı ve tek gözünü zar zor açıyordu. Halles uzun zamandır görmediği insana korkuyla baktı. "Efendi Alkar." Alkar zevkle güldü.

"Anlaşmayı unutmamışsın Halles." Sonra bakışları sertleşti. "Unutmadın değil mi?"

Yeşil canavar titreyerek ona baktı. "Cüret bile edemeyiz!" Alkar tekrardan normal haline döndü. Sonra birkaç adım geriye çekilerek konuştu. "Sizden bir isteğim var. Bunu yaparsanız serbestsiniz."

Halles ona şüpheyle baktı. Sonra yerdeki kızı gördü. Kız kötü haldeydi ama hala çok güzeldi. Ağzının sulandığını hissetti.

Börü Alkar konuşamadan yanına geldi. Alkar ona baktı. "Alkar, düşündüğüm şeyi mi yapacaksın?" Alkar derin bir nefes aldı. Börü'ye bakmadan konuştu.

"Börü..." Yutkundu. "Hayatımda ilk defa kötü adam olmak istiyorum. Onun gerçekten yok olmasını istiyorum. Yaptıklarının cezasını ödedikten sonra." Saçını karıştırdı.

"Beni yargılayabilirsin." Börü ona baktı bir süre. Kendi yaşadıklarının aynısını ona yaşatmak istediğini söylemişti.

Yoksa Alkar da mı...

Nefretle yerdeki kıza baktı ve konuştu. "İstediğini yap."

Alkar onayı alınca gülümsedi. "Kız sizindir. Ölene kadar işkence edin." Tiny dehşete düştü. Bu pislik Guvardonlar'ın kendisine işkence etmesine izin mi verecekti? Alkar'ı yıllardır tanıyordu. Alkar her zaman kendisinden korkardı. Sinirle tısladı ve Alkar'a baktı. İçinden, 'Keşke daha çok acı çekmesini sağlasaydım.' diye mırıldanıyordu ama sonunun geldiğini biliyordu.

Korkuyla çığlık attı ve nefretle Alkar'a baktı. "Seni lanet şeytan!" Bir Guvardon üstüne atladı ve etini parçaladı. "Bunu yaptırdıktan sonra huzurla uyuyabileceğini mi sanıyorsun sen!"

Alkar ona bakmadı ve bir tane ağacın dalına oturdu. Yanında Börü de vardı. Gözünü kırpmadan olanları izlemeye başladı.

Kız Guvardonlar tarafından etrafı sarılırken bağırmaya devam etti. "Seni tanıyorum Alkar!" Çığlık atmaya devam etti. "Asla huzura kavuşamayacaksın!"

Alkar gözünü kızın gözünden ayırmadı. Kız ona bakarak sırıttı. "Ben burada geberince sen harika hissetmeyeceksin! Bütün ömrün boyunca içindeki ağırlıkla kendinden nefret edeceksin!"

Alkar dişlerini sıktı. Karşısındaki olayı izlemeye devam etti. Kendinden nefret etti, sonra onun asıl yüzünü gördü çığlıkları bırakıp kahkaha atarken. Bu bile ona işlemiyordu. O bunu bile fırsata çevirebilecek kadar şeytandı. Alkar anladı, bu kız hiçbir şeyi umursamıyordu. Kız çığlıklarının ve kahkahasının arasında son kez doğru düzgün konuşabildi.

"Asla huzur bulamayacaksın!"

Alkar oturduğu dalı sıkarken kafasını başka yere çevirdi. 

Bunu hak etmişti.

Kız biraz sonra can verdi. Cesedenin yüzünde bile Alkar'ın her zaman korktuğu o gülümseme vardı. Ölürken bile kirli düşüncelere sahip kızın cesedine bakarken kafasını iki yana salladı.

Alkar biliyordu. O böyle ölümü kesinlikle hak etmişti. Kız yüzlerce insanın hayatını böyle karartmıştı. Sırf güçlü ve iyi aileye sahip diye hep yırtmıştı ve cezadan kaçmıştı. O şimdiye kadar gördüğü en büyük canavardı. Ölürken bile yaşadığı şeyi takmamış, kendisine nefretini kusmaya devam etmişti.

Adalet ona işlemiyorsa kendi adaletini kendi sağlardı.

Gerekirse şeytan olurdu. Olmuştu da zaten.

İçindeki ağırlık azalmak yerine arttı. Alkar elini kanatacak şekilde sıkmıştı. Kanı toprağa aktı.

Kızın cesedine yürüdü. Her yeri parçalanmış ve üzerinde kan vardı. Gözleri açıktı. Guvardonlar hemen geri çekildi. Alkar onlara bakmadan konuştu. "Azat edildiniz."

Guvardonlar adamın delirip kendilerine saldırmaması için hemen kaçtılar. Sorun değildi. Kaşgar avlardı zaten onları. Alkar bu yüzden kovalamadı. Onların yaşamasına izin vermeyeceğini biliyordu. Öyle pislik yaratıkların bu kızdan farkı yoktu.

Belki kendisi de onlar kadar iğrençti.

Börü de cesede baktı. "Pişman mısın?" Alkar başını olumsuz anlamda salladı. "Hayır..."

Boğazına dizilen kelimeleri yuttu. Hayatındaki en büyük şeytan ölmüştü. Güneş yavaşça doğmaya başlamıştı. Gözlerini cesetten ayırdı ve güneşe baktı.

"İlk defa kötü biri olmak istedim." diye mırıldandı. Börü onu anlıyordu. "Kalbindeki ağırlığı at." Alkar ona çevirdi başını. Börü devam etti. "Hak ettiğini buldu ve öldü." Alkar bir şey demedi ve cesedi orada bırakarak ormanda yürümeye başladı.

Arkasında bıraktığı şey onun yegane amacıydı. Bitmişti işte.

Bir süre konuşmadan yürüdüler. Alkar Drox'u yere attı. Börü arada bir ona bakıyordu. "Şimdi ne olacak?" Alkar sorudan dolayı duraksadı ve ormanın içine kadar yayılmış cesetlere baktı.

Ağzını açtı. "Gideceğim." Ağaçtaki kana baktı. "Bu krallıktan." Börü bir şey demedi. 

Şuan Börü'nün de çok önemli bir karar vermesi gerekiyordu. O ne yapacaktı? Burada mı kalacaktı?

Yürümeye devam ettiler. Sonunda kenarda bulunan kırılmış ama hala su fışkırtabilen su fiskiyesine baktılar. Alkar ona bakmadan sordu.

"Sen yapacaksın?" Börü konuşmadı. Bilmiyordu.

Alkar kafasını eğdi. Dudaklarını ısırdı ve cesaretini topladı. "Börü, benimle gelmeye ne dersin?" Börü şaşkınca ona baktı. İçten içe böyle bir teklif beklediğini göz ardı etti.

"Ne?" Alkar göz ucuyla ona baktı. Börü o olaydan beri Alkar'ın gözündeki boş ifadeyi pek sevmemişti. Bu çocuğu yalnız bırakamazdı. Dalgacı bir sesle konuştu.

"Eh, çok ısrar ettin. Geleyim madem." Alkar hafifçe gülümsedi. Börü de ona gülümsedi. Alkar gökyüzüne baktı ve derin bir nefes aldı. Arkasındaki yıkık saraya bakarken fısıldadı.

"Elveda."

Sonra fırladığı gibi gökyüzüne uçtu. Börü'yle birlikte. Bir dakika sonra ikili bu gezegenden ayrılmıştı.

Kimseye haber vermeden.

  ♛  ♛ ♛  

Prens Fred cesetlere baktı ve önündeki kanlarla kaplı kalabalığa bağırdı. "Kazandık, birlikte!"

Etrafta mutlu bağırışlar ve tezahuratlar yankılandı. Kaşgar bir an gözlerini ayırdı ve gökyüzüne çıkan iki ışık hüzmesini gördü. Dudağı hafifçe yukarı kıvrıldı ve Prens Fred'in yanına gitti.

"Barış ve huzur dolu günler için." İkili el sıkıştılar. Canavarlar ve insanlar tekrardan mutlulukla bağırdı. Altı gezegendeki bütün canlılar kanla kaplı olsalar da mutluydu.

Hepsi artık özgürdüler.

Kaşgar arkasını döndü ve ormana daldı.

Kolanes Çağı, yıl 2601.

Prens Fred isyanıyla 2596 yılında başlayan Kolanes Çağı sona erdi.

Yıl 2601, Aydınlanma Çağı başladı.

Eğer ciltli yazsaydım burası 1. cildin sonu olurdu büyük ihtimalle. İyi okumalar...




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 742

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17360 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23482 Bölüm Sayısı


creator
manga tr