Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

DİPTEN EN TEPEYE - 51. Bölüm: "Beni Hatırladın Mı Doktor?"


Alkar etrafa göz atarak ilerliyordu. Yanındaki kurttan görünmez olmasını istemişti. O adamı uzun süredir arıyordu. Ölmemiş olmasını umuyordu. Düğünde görmüştü yani buradaydı.

Ormandan uzaklaştıkça ses azaldı. Etrafta sadece bazı cesetler kaldı. Alkar enerjiden burada birileri olduğunu biliyordu. Hemen ağaca tırmandı ve yukarıdan gözetledi. Ah, bingo.

Aşağıya inmedi ve ağaçtan ağaca alarak biraz takip etti.

"Hey, buraya geleceğine emin misin?" Merakla sordu biri. Harold ona baktı. "Öyle diyorsam öyledir ahmak!"

Adam sinirle başını salladı ve homurdandı. "Siktir, böyle olacağını bilseydim gelmezdim." Üzerindeki kan lekesine baktı. Harold ona bakmadan yürümeye devam etti. Alkar Harold'un önden gittiğini görünce arkadaki adamlara küçük bıçaklarını fırlattı.

Boğazları kesilen adamlar ses çıkarmadan yere yığıldı.

Harold homurdanarak ilerlemeye devam etti. "Durmadan konuşacağınıza ilerleyin beceriksizler." Sonra soru sordu. "Ed, doğu muydu, batı mıydı?"

Ses gelmedi. Harold kaşlarını çatarak arkasını döndü. Cesetleri görünce gözleri büyüdü ve hemen etrafını kontrol etti. Dövmesi ortaya çıkmıştı. "Kim var orada?!" Alkar ağacın üzerinden ona baktı. 

"Çık ortaya!" Bağırdı. Alkar fark ediyordu ki adam güçsüzdü. Tek yeteneği doktorluk olmalıydı. Alkar bulunduğu yerden konuştu.

"Yaptıklarından pişman mısın, Harold?" Sözünü söyledikten sonra başka ağaca atladı. Enerjisini hissedemeyen adam sesin geldiği yöne baktı ama kimse yoktu.

"Kimsin sen?" Yeri tekmeledi. "Çık ortaya! Ben de seni bağışlayayım." Alkar hafifçe güldü. "Hayatını mafettiğin o çocukları hatırlıyor musun, Harold?"

Harold korkmaya başlamıştı. O nereden biliyordu? "Çık ortaya seni korkak!" Alkar zevkle güldü ve aşağıya atladı.

"Korkak olan ben değilim seni bok parçası." Harold aniden önüne gelen pelerinliye korkarak baktı. Bu da kimdi? "Sen de kimsin?" Enerji hissedemiyordu karşısındakinden. Pelerinli başındaki şapkayı çıkarttı. 

Karşısında güzel yüzlü, yirmili yaşlarda gibi görünen genç bir adam vardı. Böyle bir yüzü unutmazdı. Kimdi bu adam?

"Kimsin ve amacın ne?" diye sert olduğunu düşündüğü sesle konuştu. Alkar enerjisini tutmaya çalıştı. "İyi bak suratıma." dedi Alkar. Harold yüzünü buruşturdu. O da kimdi?

"Ben senin gibi bebek suratına sahip olanları unutmam. Kimsin?" Alkar dişlerini sıktı ve boynunu kıtlattı. "Ah, hatırlamasan da olur." Önüne yürüdü yavaşça. Harold ilk başta geri çekilmek istese de korktuğunu göstermek istemedi.

Alkar adamın dibine girdi. Ahmak adam sahte cesaret gösterisi yapıyordu. Kolunu hafifçe geriye çekti. Harold'un gözleri onu takip etti. Sonra elini adamın sağ yanağına yapıştırdı.

Harold eli görmüştü. Sonra birden dünyasının döndüğünü hissetti. Ne kadar geriye savrulduğunu bilmiyordu ama kendisiyle beraber birkaç ağacı da götürmüştü. Adam o kadar güçsüzdü ki dövmesinin ortaya çıkmasına rağmen kan revan içinde kalmıştı.

Alkar zevkle kahkaha attı yerde ona şokla bakan adama bakarken. "Bu da ne demek oluyor lan?! Benim kim olduğumu biliyor musun?!" diye bağırdı Harold. Alkar ayağını kaldırdığı gibi adamın göğsünü ezdi. Harold acıyla çığlık attı ve yüz seksen derece döndü.

"Dur lütfen! Ne istersen veririm!" Alkar dinlemedi ve bıçağını aldığı gibi omzuna sapladı. "Ahhh!! Dur dur dur! Lütfen bir dinle!" Alkar baygın gözlerle adama baktı.

"Bağırma cıyak cıyak kulağımın dibinde!" Harold yutkundu ve konuştu. "Geçmişte sana ne yaptım bilmiyorum ama zararı karşılayabilirim, tamam mı?" Alkar aynı yere bıçağı tekrardan sapladı. Harold yine çığlık attı.

"Dur lütfen!" Adam salya sümük ağlıyordu. Alkar daha bir şey yapmamıştı bile. Yerdeki adama birkaç tekme attı. Adam eliyle kendini korumaya çalıştı ama bir işe yaramadı.

Alkar bıkkınlıkla kalktı ve adamın pantolonunu kesti. "Ne yapacaksın bana!" Çırpınan adam korkuyla gence baktı. Alkar tiksintiyle ona baktı. "Senin iğrenç bedenine düşündüğün şeyi yapmayacağım piç kurusu."

Harold yüzünü buruşturdu ve direnmeye devam etti. Alkar altını tamamen çıplak bıraktı ve eline bıçağını aldı. Harold anlamıştı. "Hayır..." diye sayıklıyordu ama Alkar dinlemedi. Eline eldivenini taktı ve tuttuğu gibi kesti.

Çığlık bütün ormanda yankılandı.

Altından şırıl şırıl kanlar akıyordu Harold'un. "Benim biricik çocuklarım..." diye sayıklıyor ve ağlıyordu aynı zamanda. Yakında kan kaybından ölürdü. Alkar elindeki et parçasını adamın çok konuşan ağzına soktu.

Adam şokla ona baktı. Alkar, "Çok konuşuyorsun." diye mırıldandı. Adam korkudan hareket edemedi bile. Kan kaybı devam ediyordu. Alkar konuşmaya başladı.

"O katliamda insanları kontrol edenlerden biri de sendin." Harold kocaman gözlerle ona bakmaya devam etti. "Beni de kontrol ettin." Elini adamın boğazına sardı. "Nasıl bir psikolojik çöküntüye girdiğimi tahmin edebiliyor musun?"

Harold ağzında kendi etiyle konuşmaya çalıştı. İğrenç bir görüntüydü.

"Hatta beni satın almak istedin. Sonra başkası geldi kavga ettiniz ve siktir olup gittin." Harold aptal olsa da hatırlamıştı. Şokla karşısındaki büyümüş çocuğa baktı. Nasıl bu kadar güçlenmişti?

Kan kaybından dolayı bilinci kapanıyordu. Karşısındaki çocuğa nefretle baktı. Geçmişte canını yaktığı onlarca çocuktan birinin kendisini öldüreceğini bilseydi asla yapmazdı.

Hem de ne ölüm şekli...

Alkar ölene kadar başından ayrılmadı. Cesede son kez tiksintiyle baktı ve orada bıraktığı gibi yürümeye başladı. Midesini bulanıyordu hafifçe. Börü'ye baktı. "İyi misin?" Alkar gökyüzüne baktı. 

"Sanki biraz korkuyorum." Börü şaşırmıştı. Onun böyle bir şey dediğini hatırlamıyordu. "Neden korkuyorsun?" Alkar'ın gözünün önünde kızın o kanlı yüzü belirdi.

Yutkunmak istese de yapamadı. "Ondan." diye fısıldadı. İçinde bir yerde ölümlü yeri ondan korkuyordu. Bugün bitecekti. Bu gece bitecekti.

Tiny Gnaey kana bulanmış gelinliğiyle sinirden kudurmuş bir şekilde etrafta yürüyordu. Düğün gününde her şey boka batmıştı resmen! Sinirle önünde canavar grubunun arasında bir patlama yarattı. Canavarlar parçalara ayrıldı.

Birkaç asker yanına geldi. "Efendim güvenli yere gitmelisiniz!" Tiny onları takmadı ve etrafa bakarak yürümeye başladı. Bu iş yatmıştı. Kölesini bulmalıydı.

Etrafta bir sürü cesedi gördükçe ölmüş olduğunu düşünüyordu ama nedense onun bu kadar kolay öleceğini sanmıyordu.

İlerlemeye devam ederken ayağı bir cesede takıldı. Küfür ederken cesedin yüzünü gördü. Ah... Luth.

Ölmüştü demek.

Bu buradan gitmek için başka bir sebepti.

Gelinliğinin etek kısmını yırttı ve etrafa sinirli bir bakış attı. İki saatten fazla olmasına rağmen savaş hala devam ediyordu. Şanslıydı ki gitmek için bir gemisi vardı ama yanına kölesini de almak istiyordu. İşini kendi başına yapamazdı.

Çıplak ayaklarıyla cesetlerin arasında yürümeye devam etti. Her yerde alevler, kanlar ve vücut parçaları dışında bir şey yoktu. Herkes kendi canının derdine düşmüştü.

Sonra tanıdık bir ses duydu. Bu ailesinin sesiydi. Yanlarına gitti. Babası bir canavarla savaşıyordu. Canavar güçlüydü. Ailesi Tiny'i görünce sevindi.

"Kızım!" Babası bağırdı. "Öldür şunu." Tiny saçını kaşıyarak etrafına baktı. Bunlarla zaman kaybedemezdi. Ailesi ona seslenmeye devam edince sinirle onlara bağırdı.

"Ne var!" Canavar bile irkilmişti. Annesi titreyerek ona baktı. "Kızım kurtar bizi buradan." Tiny'nin kurtarası yoktu. Kaşlarını çatarak olayı geçiştirdi.

"Alkar'ı gördünüz mü?" Babası böyle bir durumda bile köle çocuğu sormasından dolayı ona sinirlendi. "O lanet ölümlü mü önemli olan?!" Tiny dudaklarını büzerek ölmek üzere olan ailesine baktı. 

"Eh, sizden daha önemli olduğu kesin." Ailesi şokla ona baktı. Tiny arkasını döndü ve yürümeye başladı. Canavar ailesinin üzerine atladı. İlk önce babasını parçalamaya başladı. Babası kızının arkasından bağırdı. "Seni lanet orospu!" Kız onu duymadı bile.

Canavar bütün aileyi yedi.

Tiny bunu bildiği halde geriye bakmadı ve kölesini aramaya devam etti. Bir süre sonra öldüğünü düşünmeye başlamıştı. Ormandaki cesetlere baktı. Daha da gerilirken kanlı elleriyle saçını geriye attı.

Sonra koşma sesini duydu. Kendisine yaklaşan biri vardı. Hemen gardını aldı. Enerji hissedemediği kişi doğrudan üzerine geliyordu. Tam yumruğunu atıyordu ki tanıdık ses bağırdı. "Efendim durun lütfen!" Bu Alkar'dı.

"Sonunda!" diye mırıldandı Tiny. Artık gidebilirdi işte. Alkar'ın telaşlı yüzünü görünce kaşlarını çattı. "Ne oldu sana?" Alkar kızın kolunu tuttu. "Gitmemiz gerek efendim. Büyük bir savaş filosu geliyormuş." Tiny şaşırdı.

Öyle büyük bir şeyden kaçması zor olurdu. Kendisi için endişelenen kölesine garipçe baktı ve ona yaklaştı. "Bana dürüst olan bir sen varsın." Alkar kolunu tutarak önden onu sürüklerken Tiny kölesine gülümseyerek baktı.

Alkar ise yüzünü kasmıştı. İstediği yere gelene kadar konuşmadılar. Kızın ona sonsuz güveni işine yaramıştı.

Küçük bir açıklığa geldiler. Burası fazla karanlıktı. Ağaçların dalları o kadar uzundu ki ay ışığı zar zor aralarından sızıp kendilerini aydınlatıyordu. Tiny kölesinin aniden durması üzerine şaşırdı ve etrafını inceledi.

"Burası neresi Alkar?" Alkar ona dönmedi.

Tiny kaşlarını çattı. "Burası neresi dedim." Yine dönmeyince zorla kendisine çevirdi. Alkar bir adım geriye çekildi. Aralarında hala fazla mesafe yoktu. Tiny sorgulayan bir ifadeyle ona bakmaya devam etti.

Alkar ağzını açtı. "Bugün burada her şey bitecek." Tek kaşını kaldırdı  ve sinirle karışık merakla sordu Tiny.

"Ne bitecek?" 

Alkar, "Benim intikamım." dedi. 

Tiny yerinde dikleşerek ona baktı.

Önündeki çocuk ilk defa kendisine böyle bakıyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1302

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1105

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 730

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 420

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16532 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22335 Bölüm Sayısı


creator
manga tr