Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

DİPTEN EN TEPEYE - 47. Bölüm: Açıklığa Kavuşturmak


Düğün hazırlıkları duraksamadan devam ediyordu. Her yerde mutlu kahkahalar ve iç ısıtıcı telaş vardı. Alkar süs için getirilen kumaşları yerine koydu ve alnındaki teri sildi.

İki gün sonra isyan başlayacaktı. Prens Fred ve adamları altı gezegende aynı anda fitili ateşleyeceklerdi. Alkar rahat hissediyordu ama hala kendisinin ölme ihtimali vardı. 

Aslında rahatsız hissetmesinin nedeni bu olayları onlara anlatamamasıydı. Eskiden olsa yaptıkları anlatabilir, onların yorumlarını dinleyebilirdi. Uzun zamandır aradaki soğukluktan dolayı ne kendisi anlatabilmişti ne de onlar kendileri hakkında bir şeyler demişti.

Acaba onlar da Alkar gibi rahatsız hissediyor muydu?

Sonuçta Alkar'ın küçükte olsa ölme ihtimali vardı ve son kez de olsa onlarla konuşmak, birçok şeyi açıklığa kavuşturmak isterdi. Maalesef şimdilik mümkün gibi görünmüyordu.

Alkar dışarıda hazırlanan masalara sandalyelere ve düzenlenen bahçeye bakış attı. Herkes harıl harıl çalışıyordu. Odasındaki drox aklına geldi. Yakında onu kullanacaktı.

Hazırlıkları bitirince serbest bırakılmışlardı. Bulduğu bir ağacın altına oturdu. Börü sadece kendisinin görebileceği şekilde belirdi. Yan gözle ona baktı. "Selam." Börü ona cevap verdi.

Bir süre konuşmadılar. Alkar terini silerek su içti. Cidden büyük ve şaşalı bir düğün olacaktı. Diğer krallıklardan gelen ziyaretçiler şimdiden varmışlardı. Hepsi sarayda kalıyordu. Bir de onların işleri ile uğraşıyorlardı.

Börü ile arası zaman geçtikçe daha da iyi olmuştu. İlk başlarda onu öldürmek isteyen ruh yaratığı neredeyse tamamen kaybolmuştu. Ona hakaret etmeyi bırakmış hatta arada bir sohbet bile ediyorlardı.

Alkar onun bu halini daha çok sevmişti ama kesinlikle yüzüne söyleyemezdi.

Kafasını ağaca yasladı ve düşünmeye başladı.

Onlara söylemeli miydi?

Yaptıklarını ve yapacağı şeyi anlatmalı mıydı?

Eğer ölürse onlarla son kez konuşmadığı için pişman olacaktı. Buna emindi ama içindeki inatçı taraf bunu onaylamıyordu. "Ne halleri varsa görsünler!" demek istese de o kadar kolay değildi. Bir yerde hala kendini suçluyordu.

İnadın her an ölme ihtimalinin olduğu yaşamda önemi var mıydı ki?

Belki de inadı bırakmalıydı.

Gözleri açmadan içinden onlara bir an bile duraksamadan anlattı. Pişman olmamayı umuyordu.

"Kendi bulunduğum gezegende ortalığı karıştırdım ve herkesi birbirine düşürdüm. Bazı önemli kişilerin aklına girdim ve istediğim gibi davranmalarını sağladım. İnsanlardan nefret eden canavarlarla insanların haberi olmadan anlaşma yaptım ve bunun karşılığında herkesin isteyeceği bir şey aldım. Bu arada bir tane ruh yaratığı arkadaşım var -ki buna arkadaş diyebilir miyiz emin değilim- ve kendisi ilk başta beni öldürmek istese de artık iyi geçiniyoruz. Bu arada yakında altı gezegende de büyük bir isyan çıkacak ve ben gerçek bir seviyeci olacağım. Ha unutmadan sizin duyduğunuz ve yorum yapmadığınız yeteneği baya geliştirdim."

İlk başta kimse konuşmadı. Alkar onların duymadığını bile düşünmüştü. Sonra ilk konuşan kişi Garon olmuştu. "Vay canına." Sesinden ne hissettiği belli olmuyordu. "Ne diyeceğimi bilemiyorum." Alkar, Alvar ve Vitale hariç biri konuştuğu için iyi hissetti.

"Adama bak ya." Emest homurdandı. "İki konuşmadık herif bizi geçicek yakında." Garon güldü. "Sen yan gelip yatarsan tabi geçer aptal." Emest sinirlenmiş gibiydi.

"Bana tembel mi diyorsun lan puşt?" Alkar yüzünü buruşturdu. Bir tane daha kavgayı kaldıramazdı. "Bu kadar ilerleyeceğini tahmin etmemiştim. Uzaya çıkabilir misin?" Alvar arka planda küfürleşen ikiliyi takmadı ve konuştu. Alkar onu onayladı.

"İlk başlarda baya zordu ve kaç kere bilincimin parçalanma aşamasına geldiğini hatırlamıyorum. Sonra işte..." Duraksadı. "Teknik bile oluşturdum. Yani bilincimde olsa da bir tekniğim var artık."

Oradan Vitale mırıldandı. "Vay, adı ne?" Alkar uzun zaman sonra utandığını hissetti. Ona göre çok saçma bir adı vardı. "Ölü Gezegenin Akan Irmağı"

Garon kahkaha attı. "Bu ne boktan isim böyle sen benimkileri gördün mü?" Alkar sesli gülen adam şuan önünde olsa kesin vururdu. "Bak bak bak. Geliyor bir tane. Öhöm."

Bir de kendini hazırlıyordu salak. 

"Şişmiş Okyanusun Patlayan Tuzu." Kimse konuşmadı.

"Ne var lan?"

Vitale ona küfür etti. "Alın şu eziği şuradan."

Emest dalgacı bir sesle konuştu. "Çocukları pistten alalım lütfen." Alkar dışarıdan mimiğinin oynamaması için çok çalıştı ama dudakları yukarı kıvrıldı. Börü ona seslendi.

"Ne oldu da gülüyorsun?" Alkar hemen yüzünü düzeltti ve konuştu. "Aklıma okuduğum bir fıkra geldi de." Börü ona şüpheyle baksa da bir şey demedi. Alkar gerçekten garip bir çocuktu.

"Ben çocuksam sen daha doğmadın lan bebe." Garon sinir bozucu bir sesle konuştu. Alvar küçük yaşına rağmen onlardan daha olgundu. Alkar buna yanıyordu.

"Yo gayet harika doğmuşum." Emest onu takmadan konuştu. "Ne kadar harikayım bir fikrin var mı senin? Bir kere zenginim." Alvar 'Oooo'ladı. "Bak işte adam bin sıfır önde başlamış. Parası var."

Emest kendini beğenmiş bir şekilde güldü. "Kesinlikle haklıyım." Aslında 'Kesinlikle haklısın.' demeliydi ama adamın egosu şuan tavandı.

Vitale'nin başını iki yana salladığını gördüğünü sandı bir an Alkar. Artık ne tür tepki verdiklerini tahmin etmede uzmanlaşmıştı. "Cidden siz ikiniz her ne kadar kavga etseniz de acayip birbirinize benziyorsunuz." Alkar ona katılıyordu.

"Ne?" Garon hayatında bu kadar dehşete düşmemiş gibi bağırdı. Alkar yüzünü buruşturdu. Neden bu kadar gürdü adamın sesi? "Hayatımda duyduğum en büyük hakaret." 

Emest de bir şey diyecekti ama Garon'un söylediğini duyunca sinirlendi. "Hakaret?" Şokla sordu. "Ulan benim kadar harika varlığa benzetilmek hakaret değil bir ayrıcalık seni su aygırı." Garon anlamadığı için sordu. "Haa?"

Emest 'Gerizekalı' diye mırıldandı. Alvar güldü. Alkar da hafifçe sırıttı. Sanki her şey eskisi gibi olmuştu. Yani neredeyse...

Olayın baş rolleri hala ortalıkta değildi. Alkar içten içe onların da sohbete katılmak istediğini hissediyordu. Alkar'ın hisleri çoğu zaman yanılmazdı.

"Eee Vitale senin işlerin nasıl gidiyor?" Alvar merakla sordu. Vitale'nin bir savcı olduğunu öğrenince çok heyecanlanmıştı. Böyle olaylar hoşuna gidiyordu adamın. "Suçla mücadele ediyoruz işte." Vitale homurdandı. "Doğru düzgün uyuyamıyorum bile."

"Sizin orada çok mu suç işleniyor?" Alkar merakla sordu. Vitale biraz düşünerek cevap verdi.

"Aslında çok değil. Sadece bütün suçlar yargılanıyor. Her yerde çoğu suç görmezden gelinirken burada gelinmiyor ve mahkeme koridorları hep dolu oluyor." Alkar onu anlamıştı. Burada hiç mahkeme toplanmazdı ama suç her yerdeydi.

"Araştırmak zor olsa gerek." Garon normal bir sesle mırıldandı. Uğraşmak isteyeceği bir iş değildi belli ki.

"Zor ama zevk alıyorum. Adalet yerine gelince içimdeki ağır şey biraz hafifliyor." Alkar kendi içindeki ağırlığı düşündü. O ağırlık sadece listesindeki kişiler ölünce hafifliyordu. Vitale ile kendisinin adalet anlayışı farklıydı.

Ama farklı olan şeylerden biri de şuydu ki Vitale davadaki kişileri tanımıyordu ama Alkar'ın hayatındaki kişiler Alkar'a bizzat zarar veren kişilerdiler. O yüzden düşünce farklılığı olması normaldi.

"Hmm..." Bazıları konuşmak için gevezelik yapmaya devam etti. Alkar'ın hafifçe başı ağrısa da şikayet etmedi. Bunu uzun zamandır bekliyordu. Ama geri kalan ikili konuşmadı.

"Eh, yakın zamanda ölebilirim." Pat diye konuştu. Herkes saçma konuşmaya son verdi. Garon bir canavarın tacizine uğradığından bahsediyordu. Sonra onu hapse tıkmışlar falan filan...

"Ne?" Alvar dehşetle sordu. "Genetik hastalığın falan mı var?" Emest devam ettirdi. Alkar gözlerini devirdi ama gerçeği hemen söylemedi. "Sadece bu konuyu açma nedenim sizlerle son kez de olsa konuşmak istememdi."

Garon, "Nasıl ya ben alıştım size. Ne sikime ölüyorsunuz?" diye hiddetli sesiyle konuştu. Alkar sanki isteyerek ölüme gidiyordu. "Ölen benim herkes değil." diye birazcık beyaz yalanına devam etti.

"Bak birileri kovalıyorsa kaç." Emest ciddi bir sesle konuştu. Garon devam etti. "Bak şimdi size bir öğüt veriyorum. Erkekliğin onda dokuz kaçmaktır yani kaçsan çok rezil olmazsın." Vitale homurdandı. "Ona 'Garon'un onda dokuzu kaçmaktır' desene."

Garip bir ses çıkardı Alvar. "Nereye ölüyorsun sen ya?" Öfkeli sesiyle devam etti. "Kim izin verdi buna?" Alkar gözlerini devirdi. Ölmek için birinin izin vermesi mi gerekiyordu?

Alkar acındırıcı sesiyle konuşmasına devam etti. "Konuşma nedenim de buydu. Sizinle son kez iletişimde olmak. Ama maalesef hala Mana ve Roald konuşmadı. Biraz üzüldüm açıkcası. Onlarla son kez konuşamayacağım."

Vitale garip bir ses çıkardı. Alkar onun anladığını düşündü. Ama diğer aptal üçlü kesinlikle çakmamıştı. Emest, "Onların ergen triplerini sikeyim!" diye bağırdı.

Garon da ona katıldı. "Boşver onları biz kaçış planı hazırlayalım bak şimdi  ilk önce düşmanının karısını ayartacaksın..." Çoktan havaya girmiş Garon'u durdurmak imkansızdı. Alkar hüzünlü bir şekilde iç çekti.

"Ölüyor musun?" Balıklardan biri oltaya takılmıştı. Mana'nın sesini duyunca acıklı bir sesle konuştu. "Mana! Seninle son kez konuşabileceğim için çok mutluyum!" Mana sinirli bir insandı yapısı gereği ve uzun zamandır bir arada olduğu birinin öleceği gerçeği onu her zamanki gibi sinirlendirmişti.

"Nereye ölüyorsun? Tehdit mi ediliyorsun?" Alkar bir abi edasıyla ona soran Mana karşısında bir an kalakaldı. Ne diyeceğini bilemedi. Onları kandırması ne kadar sağlıklıydı?

Ama yapması gerekiyordu.

"Sadece ölme ihtimalim yüksek bunu bilin. Ve bir şey yapamazsınız..." Garon ve Emest arkada 'Adres ver!' diye bağırıyorlardı. Vitale çoktan olayı çakmıştı zaten. Alvar ise...

 Depresyondaydı galiba. 

Onu kandırdığı için kötü hissetse de yapması gereken bir şeydi. Roald da ortaya çıkana kadar devam etmeliydi. Adam inatçıydı. "Bak sen korkma anlat bize vardır bir çaresi." Alkar babacan tavırla kendine yaklaşmasını taktir etti. Her şeye rağmen buradaki herkes kendisinden büyüktü. 

"Emin değilim..." Tam devam edecekti ki otoriter bir ses araya girdi. "Anlat." Son eleman da sonunda teşrif edebilmişlerdi. Bir an herkes sustu. O zamandan beri Mana bir iki kelime etse de Roald tek bir kelime bile etmemişti.

Alkar kendisi için ortaya çıktığını fark edince garip hissetti. Cidden şu inatçı herifler...

"Sonunda." Diye rahat bir şekilde mırıldandı. Biraz önceki üzgün ses gitmiş yerine rahat ve gevşek bir ses gelmişti. Vitale hariç herkes şaşırdı. "Haa?" Garon şaşkınca sordu.

"Sonunda mı?" Roald da anlamadığını belirten bir sesle konuştu. Mana da ona katıldı. "Ne oluyor burada?"

Alkar bir şey demek istese de ağzına sıçılma olasılığı yüksekti. "Öhöm. Sadece birazcık abartmış olabilirim. Siz ikinizin ortaya çıkması için." Mana elbette hemen küfüre başvurdu. "Sikeyim senin şakanı. Burada ne düşündüğümü biliyor musun lan?" Alkar bir şey demedi. Eh, bir yerde haklıydı ama inat etmeseydi böyle bir şey yapmazdı.

Roald da geri durmadı. "Böyle bir konu için denir mi?" Homurdandı. "Ölüm çok farklı bir konu. Asla ulaşamayacağını biliyorsun ve yardım edemiyorsun... Bu çaresizlik duygusunu yaşatmaya hakkın var mıydı?" Alkar kaşlarını çattı.

Tamam abartmıştı ama bundan pişman değildi. "Pişman değilim yine olsa yine yaparım. Asıl siz ergenliği bırakın. Eskisi gibi olsun ortam."

Roald ve Mana homurdandılar.

Bu arada uzun zamandır konuşmayan Alvar bağırdı. "Cidden! Seni pislik nasıl böyle bir yalan atarsın! İpucu verebilirdin!" Alkar'ın başına ağrı girdi. 'Bağırmayın ulan beynimde!' diyesi vardı.

"Üzgünüm üzgünüm..." Mırıldansa da beş kişi üstüne gelip onu azarlamaya devam ettiler. Vitale araya girmese kesinlikle susmazlardı. "Yeter artık Alkar'ın niyeti kötü değildi ve istediğine ulaştı. Ergen gibi davranmasaydınız böyle olmazdı." Alkar kendisini anlayan birini duyunca sevindi.

"Neyse..." Roald homurdandı. Mana da homurdandı. Alkar ne zaman konuşup barışacaklarını merak etti.

"Tamam bu davranışlarıma devam etmeyeceğim ama hemen de onunla iyi geçinmemi beklemeyin." Mana az da olsa yola gelince Alkar derin bir nefes aldı.

"Aynısından." Roald da onayladı. Alkar mutlu olmuştu. Bir şeyi daha halletmişti.

Onlar eskisi gibi konuşmaya dalarken Alkar işine dönmek için kalktı ve Börü'ye seslendi. "İşe dönme vakti." Börü onun yüzünü inceledi. "Ne oldu?"

Alkar sorusuna şaşırdı. "Bir şey olmadı?" Börü sarı gözlerini kısarak konuştu. "Bir şeyi halletmiş de mutlu olmuş gibisin." Alkar bir şey demedi. Onu arkasında bırakıp yürürken mırıldandı.

"Yok öyle bir şey."

Börü ona inanmamıştı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr