Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 44. Bölüm: Gelecek İçin & Adalet İçin


Prens Fred düşüncelerinde boğulduğunu hissediyordu.

Şimdiye kadar yaşadığı zamanın tamamen boş olduğunu biliyordu. Saçma davranmıştı. Annesi bir hizmetli olduğu için kendisine bir çöp gibi davranılmıştı. Kendisi de isyankar biri olmuştu. Şuan fark ediyordu ki hiç bir işe yaramamıştı.

O ölümlü aklına başına getirmese bu saçmalığa daha ne kadar devam edecekti?

Etrafındaki insanlara baktı. Hepsi güçlü ve bu yönetimden bıkmış insanlardı.

İlk defa yalnız olmadığını hissediyordu.

"Efendim." Kendisine seslenen askere çevirdi başını. Komutan Elvar'dı bu.

"Ne oldu?" Fred dalgınlıkla sordu. Herkes onun düşüncelere daldığını anlamıştı. "Eğer yönetimi indirsek ve siz kral olsanız bile hala sorunumuz var." Elvar'ın ciddi bir şekilde söylenmesi üzerine Fred bakışlarını adama çevirdi.

"Bir kere o karmaşa da canavarlar kendilerine pay çıkarabilirler." Fred parmaklarını masaya vururken adamın haklı olduğunu düşündü.

"Ne yapmalıyız?" Elvar sordu. Fred yerinde dikleşti. "Hem canavarlarla hem de kraliyet yandaşları ile başa çıkamayız." Herkes ona katılıyordu.

"Peki ne yapmak istersiniz Prens Fred?" Fred bilmişlikle parlayan gözlerini kendisine konuşan adama çevirdi. Ryan'dı. Tiny'nin rakibi, küçük bir aristokratın oğlu, ateş kullanıcısı.

Tıpkı Kristian gibi.

Peki hangisinin ateşi daha güçlüydü?

Fred kendi yandaşına baktı ve kararlı bir sesle konuştu. "Elbette onlarla anlaşacağız." Herkes hep bir ağızdan konuşmaya başladı.

"Canavarların bizi dinleyeceği ne malum?" Ticaret Bakanı Vural sordu. Fred de emin değildi. Sadece ummaktan başka bir seçeneği yoktu.

"Denememiz gerek." Saçma gibi görünse de denemeden bilemezdiniz.

Fred ayaklandı. Herkes onun ayaklanmasıyla oturduğu yerden kalktı. Ellerini masaya dayayan prens keskin gözlerle hepsini inceledi ve konuştu.

"Yarın canavarların kralı Kaşgar'a bir ziyarete gitmemiz gerekecek." Bazılarının gözleri korkuyla açıldı.

"Delirdiniz mi?" Ryan ona 'Aptal mısın?' der gibi baktı.

Açıkcası Ryan adamın salak olduğunu düşünüyordu. Koskoca Hava Kavminin reisi, başkanı, efendisi Kaşgar'dı o. Sadece Hava Kavmine değil birçok canavara sözünü dinletirdi. Tek bu gezegen değil krallıkta diğer gezegendeki canavarlar da itaat ederdi ona.

O kadar yüce ve üstün bir canavardı o. Her seviyecinin hayaliydi öyle bir ortağa sahip olmak.

"Hayır kafayı yemedim." Fred duraksadı. "Yani henüz." Sonra kararlı bir sesle devam etti. "Ama elbette bu geri duracağım anlamına gelmiyor. Yapacağız dedim. Hazırlığınızı yapın. Canavarların bize saldırma oranı yüksek. Kaçmak için tılsımları ve hapları hazırlayın."

Kimse ona karşı çıkamadı.

Meraklı biri sordu. "Peki eğer konuşmayı kabul ederlerse onlara ne vaat edeceksiniz?" Fred bunu düşünmüştü.

"Onlara hiçbir zaman elde edemedikleri özgürlüğü, barışı vaat edeceğim. Onları tanıyacağım." Herkes şaşırmıştı. Canavarların varlığını tanımak mı?

Ryan adama bakarken harika bir kral olacağını görüyordu.

"Umarım dinlerler."  İçinden Tanrı'ya dua etti. Her şey canavarlara bağlıydı.

Sonra hepsi masanın etrafında toplantı. Fred şarap kadehini kaldırdı. "Gelecek için!"

Herkes kendi kadehini kaldırdı ve bağırdı.

"Gelecek için!"

  ♛  ♛ ♛ 

Alkar hafifçe esnedi ve yürümeye devam etti. Kızın isteği üzerine bir eşyayı almak için ünlü bir dükkana gidiyordu. Siniri acayip bozuktu.  

Etrafa göz gezdirmek onu sinirlendiriyordu.

Ana gezegen olmasına rağmen kenar mahalledeki herkes açlıktan ölmeye bırakılmıştı. Güçleri olsa bile beslenemedikleri için enerjilerini toplayamıyorlardı bile.

Bazı yerlerde kadınlar ve erkekler para ve yemek için kendilerini satıyorlardı.

Bir yerde adamın daha yeni kazandığı parasını almak için bir grup insan öldüresiye dövmüştü.

Alkar ne kadar sefil bir krallıkta olduğunu bir kez daha görmüştü.

Bir de sarayda neden bu altın küçük diye tartışma vardı.

Dükkana yaklaştıkça kötü görüntüler yerini zenginliğe bıraktı. Sadece elli metrede görüntü bu kadar değişmişti.

İfadesiz bir yüzle dükkana girdi. "Patronunuz nerede?" Çalışana sordu.

Çalışan ona küçümseyerek baktı. "Bir ölümlünün burada işi ne?" Alkar'ın bir şey demesine gerek kalmadan müdür geldi. "Siz Bayan Tiny'nin kölesi misiniz?" Alkar onu onaylayınca çalışanın yüzü morarmıştı.

Odasına gittiler. Alkar oturdu ve eşyayı ona vermesini bekledi. Adam fazla geveze çıkmıştı. "Bayan Tiny nasıllar?" 

"Nişanlısı ile vakit geçirip eğleniyor."

Adam büyük gülümseyle kafasını salladı. "Ne güzel ne güzel." Sonra hevesle konuştu. "Bunun için bizi tercih etmesi gururumuzu okşadı."

Alkar, "Ne iyi." diye mırıldandı. Adam saçma yağcılığa devam etti.

Sonra bir kutu çıkardı. Alkar içinde ne olduğunu bilmiyordu.

"Bunun için parayı peşin vermişti zaten." Müdür gülümseyerek konuştu. "O yüzden bunu almak için çok uğraştık. Neredeyse içimizden biri hayatını kaybediyordu." Adam gerçekleri anlatırken hüzünlü gibi davrandı.

Alkar adamın bunları anlatmasının nedeni kendisinin bunları efendisine anlatıp efendisinin bunlara sempati beslemesini istemesinden dolayı olduğunu biliyordu. O da taktir etmiş bir ifade ile onayladı adamı.

İçini açıp bakınca bir an ne yapacağını bilemedi. Bu yaklaşık iki yüz yaşındaki bir canavarın kalp taşıydı. O kadar güçlü bir canavarın taşını alabilmek için öldürmüşler miydi?

Tiny bu taşla ne yapacaktı?

Bu taşa kim bilir ne kadar ödemişti. Bunu özümseyecekti büyük ihtimalle. Alkar kızın bir dar boğazda olduğunu düşünüyordu. Büyük ihtimalle güçlenmesine çok az kalmıştı.

Dilini ısırarak kendine geldi.

"Gitmem gerek." diyerek ayaklandı. Adam onu çıkışa kadar geçirdi.

Alkar kutuyu ceketinin cebine koymuştu. Sokaklarda yürümeye başladı.

Burası biraz uzaktı. Araba ile gelebilirdi ama biraz yürümek ve düşünmek istenmişti.

Yakın bir zamanda bu işlerin biteceğini düşünüyordu.

Her geçen gün daha da güçleniyordu. Eskiden birine yakalanırım korkusuyla doğru düzgün çalışamıyordu bile ama artık her gün ormana girip talimler yapabiliyordu. Kimse bu karışıklıkta onu fark etmiyordu. 

Tiny hep ya nişanlısıylaydı ya da güçlenmek için meditasyon yapıyordu. Onu eskisi kadar sıkmıyordu. Dövmesindeki uzaklık özelliği kalkınca daha da rahatlamıştı Alkar. Tabi bu hala sinir bozucu olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.

Bu akşam herkes yatınca yine ormana girecekti. Artık canavarlar ona karışmıyordu. Böyle zamanlarda Börü hiç yanından ayrılmıyordu zaten. Konuşup sinirlerini bozuyordu. Alkar Börü'nün varlığına alıştığını hissediyordu. Ayrıca ruh yaratığı her geçen gün daha da güçleniyordu.

Alkar onun neden evrendeki yarışa katılmadığını anlayamıyordu. Evrendeki olaya katılanlar sadece insanlar değildi. Birçok güçlü ve namı yayılmış yaratıklar da vardı. Alkar duyuyor ve okuyordu.

Efsanevi canavarlar.

Efsanevi ruh yaratıkları.

Efsanevi ölümsüzler.

Efsanevi yok ediciler.

Efsanevi leş yiyiciler.

Canavaları, ruh yaratıklarını ve ölümsüzleri anlamıştı ama yok ediciler ve leş yiyicileri kesinlikle anlayamamıştı Alkar. Bunu bir kitapta okumuştu.

Sonra elbette onlara sormuştu. Vitale açıklamıştı ona.

Leş yiyiciler bir türdü. Ne canavar ne insan ne de başka bir şeydi. Belli bir kaynağı olmadan çıkıyordu. Bu bir fırtına ya da büyük patlama sonucu olabilirdi. Büyük tepkimeler sonucunda yoktan var oluyorlardı ve sadece kalıntıları yerlerdi.

İnsandan, canavardan veya ruh yaratıklarından kalan son ruh özü. Bir teknikten kalan yan etki eden enerji, patlama yaratmış bir odhue enerjisi, birden ortaya çıkmış enerji taşları. Onlar böyle şeyleri yerlerdi.

Vitale'ye göre onlar gerçekten korkunçtu. Birçok seviyeci onların elinde ölmüştü. Eğer ölmekte olan bir canlı olmasa bile direk ruh özünü zorla alıyorlarmış. Alkar bunu duyunca onlarla karşılaşmamayı diledi.

Onlar da odhue'yi kullanabiliyordu. Daha farklı bir şekilde.

Ama onlardan da daha korkutucu şeyler vardı.

Yok ediciler.

Alemlerin oluşmasından beri var olan şeyler. İnsanlar daha enerji hissedemeden bile onları biliyorlardı.

Kara delikler.

Işığı bile yiyen yok edici.

Kimse onların canlı veya bilince sahip olup olmadığını bilmiyordu. Onların kadrajına giren kimse kurtulamıyordu.

Onlar odhue enerjisini kullanmıyorlardı. Onlar odhue enerjisini emip yok ediyorlardı.

Bazıları o seni çekerse başka bir yere gönderdiğini savunurken diğerleri tamamen yok ettiğini söylüyordu. Bazıları ise sadece orada sıkıştırıp sonsuza kadar hapsettiğini söylüyordu.

Onlar evrendeki besin zincirinin en üst sırasındaydılar.

Vitale'ye göre en korkunçları onlardı. Bir tanesini bile görmediğini söylemişti ama hissettiğini savunmuştu.

Binlerce kilometre ötede bile olsa seni yavaşça emiyordu. Alkar sadece kendi yerlerinde durarak enerji emdiklerini düşündüğü için çok da korkmamıştı. Eğer yerini bilirsen oraya yaklaşmazsın ve ölmezsin. Bu kadar kolaydı.

Ama öyle değildi işte.

Alkar'ın sandığının aksine onlar yerinde durmuyordu. Yerinde duranlar vardı ama bazıları öyle değildi. Birden bire ansızın beliren ve ortadan kaybolan kara delikler vardı. Bu korkunçtu. Evrendeki savaşa katılan seviyecilerin en büyük korkularından biri ansızın bir kara deliğin onları yutmasıydı.

Hiçbir şey yapamazdın. Teknik kullanmak istesen bile işe yaramazdı. Onlar odhue enerjisini emip yok ediyorlardı sonuçta. Tekniğini kullanırsan onun işine gelirdi.

Alkar böyle şeylerin bilinci olma ihtimalini düşünmedi bile.

Al sana bir gizem daha.

Yaklaşık dört gündür bir kere bile konuşmamışlardı. Alkar bu saçma gerginliğin yakında son bulmasını umdu.

Yürümeye devam etti. Kötülüğün her yerde olduğu sokaktan geçerken birilerinin bir kız ve erkek çocuğunu sıkıştırdığını gördü.

"Eğer paranız yoksa başka bir şey verebilirsiniz!" Adamlardan biri iğrenç bir şekilde sırıtarak çocuklara yaklaştı. Bir kız çocuğun beline sarıldı. Erkek çocuk ağlarken bağırdı.

"Bırakın onu piç kuruları!" Alkar dehşete düşmüş bir şekilde önündeki sahneyi izledi. Koskoca adamlar küçük çocukları sıkıştırmıştı. Onları hayatında en nefret ettiği şeyle tehdit ediyorlardı.

Alkar anladı, bu krallık kurtulamazdı. Hayır, insanlar kurtulamazdı.

İnsanlar hayatında tanıdığı en iğrenç canlılardı.

Alkar tereddüt bile etmedi adamlardan birini yumruklarken.

"Ne oluyor?!" Adamlardan biri enerjisini açığa çıkardı. Yüzünde küçük bir dövme oluştu. Sarı renkteydi. Adam ışığı büküyordu. Güçlüydü. Adamın ışığı bir an Alkar'ı kör etti ama Alkar'ın iç güdüsü çok gelişmişti. 

Görmeden adamlardan birini kafasını tuttuğu gibi duvara çarptı. Görüşünü geri kazanınca duvarın kanlar içinde kaldığını gördü. O kadar güçlü vurmuştu ki adamın kafatası yarılmıştı. Birkaç dakikaya ölürdü.

Bıçağını çıkardığı gibi enerjisini verdi. Bir tane adam vücuduna iğneler fırlattı. Alkar bazı noktalarına gelen iğnelerden dolayı hareketsiz kaldığını hissetti. Adam ona pis pis güldü. "Felçli halinle dövebilecek misin bakalım?" Alkar Börü'nün onu izlediğini biliyordu.

Onun kendisi ile dalga geçmesine izin veremezdi. Kendini zorladı. Bu neydi ki? Alkar kalbinden gelen acıya dayanıyordu her gün.

Felçten kurtulması uzun sürmedi ve ani hareketle kendisine gülen adamın boğazını kesti. Adam şokla ona baktı. Boğazından kanlar fışkırırken elini kan kaybetmemek için boğazına götürdü ama çok geçti.

Alkar geri çekildiği için ona kan sıçramamıştı. Ona korkuyla bakan adama bir bakış attı. Enerjisi o kadar ağırdı ki adam dizleri üstüne çöktü. "Ne olur affet!" Alkar titreyerek duran çocuklara baktı ve konuştu.

"Affetmesi gereken ben değilim." Sonra onun da boğazını kesti. Üç adam da ölmüştü.

Üstünü düzeltti ve çocuklara baktı.

"Eğer böyle yaratıklardan dolayı zarar görmek istemiyorsanız güçlenin."

Kendisi de çok zarar görmüştü.

Hiçbir şey imkansız değildi.

Alkar bu krallığın tamamen değişmesi için her şeyi yapardı. Birçok canlı hayatını kaybedecekti ama umurunda değildi. Birçok canlı ölümü hak ediyordu. Alkar güçsüzlerin kenarda acı çekmesine ve güçlülerin hak etmedikleri halde gülmesine dayanamıyordu. Adalet denen şey çoktan ölmüştü.

Her şey adalet içindi.

İlk önce sağlayacağı şey kendi intikamı için adaletti elbette.

Onları geride bıraktı ve kutuyla birlikte geri döndü.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 715

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 561

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 468

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 467

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 410

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 135

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 118

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 45

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7768 Üye Sayısı
  • 162 Seri Sayısı
  • 11990 Bölüm Sayısı


creator
manga tr