Korku dağları bekler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 41. Bölüm: Takas


Kaşgar'ın gözlerinin içine bakan Alkar kendinden emindi. Şuana kadar verilebilecek en iyi teklifi söylemişti. Kristian Collare sadece onun sevdiğini değil birçok kişinin sevdiğini öldürmüştü. Buna karşı çıkacaklarını düşünmüyordu. Sadece biraz zorlayabilirlerdi.

Yerinde dikleşerek, "Neden dediklerine inanalım?" diye gür bir sesle konuştu Kaşgar. Alkar etrafa göz attı. Şimdi fark ediyordu ki etrafta sadece hava kavmine ait canavarlar yoktu. Buraya ait olmasa bile bu gösteriyi kimse kaçırmak istemiyordu.

Ayrıca burada olan olay bütün canavarları etkileyecekti, o yüzden hava kavmi onların içeri girmesine izin vermişti.

Börü yanında dik bir şekilde Kaşgar'a bakıyordu. Arada bir etrafa sinirli bakışlar atsa da çoğu zaman gözü Kaşgar'daydı.

Çünkü mutlak hakimiyet Kaşgar'daydı.

Alkar boğazını temizledi. "Size somut bir kanıt veremem." Olabildiğince ikna edici olmak için çabaladı. "Sadece benim de en az sizi kadar ondan hoşlanmadığımı bilin." Dudaklarını ısırdı. Bu yeterli değildi.

Etraftan ikna olmayan canavarların homurtuları geldi. Alkar acilen farklı şeyler bulmalıydı. 

Kaşgar yerinde doğruldu ve hafifçe ayaklandı.

"Hadi diyelim bir şekilde onu bana getirdin... Peki diğer vaatlerin?" Dalgacı bir şekilde güldü. "Senin gibi güçsüz bir insan mı getirecek barışı, özgürlüğü?" Ellerini iki yana açtı ve canavarları işaret etti.

"Bak bir etrafına insan!" Sesi yükseldi. Alkar içindeki siniri geride tuttu.

"Sana inanan bir tane canavar görebiliyor musun?" 

Alkar ne diyeceğini bilemedi. Yoktu.

"Ben inanıyorum? Ne o adam yerine konulmuyor muyum artık?" Börü aksi bir sesle söylendi. Birçok canavar garipçe ona baktı. Alkar onun bu yardımlarının canavar neslinin tükenmemesi için söylediğini biliyordu. Ama bu ona minnettar olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.

"Hah!" Kaşgar kaşlarını çatarak garip bir ses çıkardı. Enerjisinden sinirli olduğu belliydi. Sonra sarı-yeşil gözlerini Alkar'a dikti.

"Peki bunu nasıl başarmayı düşünüyorsun?" Alkar ne diyeceğini düşündü. Daha anlaşmamışlardı. Bu yüzden planını anlatması ne kadar doğruydu?

Gözlerini etrafta gezdirdi. Sonra sesini düzeltmek için hafifçe öksürdü.

"Anlaşma yapmazsak bu plandan bahsetmem imkansız." Kaşgar'ın kaşları çatıldı ve ortam gerildi.

"Neden bahsediyorsun sen insan?" Bazıları bu cüretkarlığa karşı sinirini dillendirse de Alkar o tarafa bakmadı. Kaşgar da sinirlenmişti. Boynunu kıtlattı.

"Ne yani... Şimdi anlaşma olmadan bize bir şey söyleyemeyeceğini mi söylüyorsun?" Alkar duraksamadan başıyla onayladı ve sinirleneceklerini bilse de konuştu.

"Siz bir insana güvenmiyorken ben neden sizin gibi canavarlara güveneyim?" Bunu Kaşgar'ı taklit ederek tükürür gibi söylemişti. Gerilen ortam artık kopma noktasına geldi.

"Seni aşağılık!" Biri bağırarak onun üzerine uçtu. Alkar son anda kenara çekildi ve gardını aldı. Başka biri daha üzerine gelirken ona da zarar vermeden hafifçe vurdu. Kenara savrulan şekil değiştiren ona hırladı. 

Herkes ona saldırmak için pozisyon almışken etrafta gür ve korkutucu ses yankılandı. Efendileri Kaşgar sinirli bir şekilde halkına bakıyordu.

"Bu ne cüret!" Etraf sarsıldı. Herkesin dikkat kesildi. "Benim emrim olmadan saldırmak da ne demek oluyor?" Ayağını yere vurdu, yer çatladı. Herkes bir adım geriye çekildi. "Benim emirlerimi mutlak kabul eden siz... Ne hakla benden izinsiz harekete geçersiniz?!"

Alkar liderliğini sonuna kadar gösteren canavara bakarken içinden sırıttı. Kesinlikle doğru karardı.

"Üzgünüz Efendi Kaşgar." Etraftan mırıltılar gelse de gerilimli ortamda değişiklik olmadı. Boynunda atan damarı uzaktan bile görebilen Alkar sakin bir şekilde Kaşgar'a baktı.

Kaşgar da bir süre tartar gibi Alkar'a baksa da bir şey demeden yerine oturdu. Hemen yanına güçlü olduğu belli olan biri geldi. Bir süre birbirlerine baktılar. Sanki zihinden konuşuyorlardı.

Alkar ilgiyle bu olayı izledi. Kendi yaşadığı olay bu gördüğü olay gibi olmasa da zihinli ilgili bütün yaşadıklarını kafasına kaydediyordu. Nasıl zihinden konuştuklarını merak etti. Kendilerinin yaşadığı şey şuan karşısındaki iki canavarın yaptığı şeye benzer bir şey miydi?

Alkar bir an düşüncelere daldı.

Ara sıra da olsa kafasındaki seslerin gerçek olmadığını düşündüğü zamanlar oluyordu.

Sonra aldığı tarif aklına geliyordu. Bunu kendi aklından uyduramazdı.

Değil mi?

Bunu fazla düşünmemeliydi.

Zaten her geçen gün sohbetleri azalıyordu. Sanki yavaş yavaş yok oluyorlardı. Alkar bundan hoşlanmamıştı. Onların sadece kendi aklının uydurduğu sahte kişilikler olduğuna inanmıyordu. 

Bunu reddediyordu.

Kararına varmış gibi görünen Kaşgar'ın suratına odaklanmaya çalıştı. Başı hafifçe dönüyordu. Nedense rahatsız hissetti.

"İnsan." Ciddi bir sesle söylendi. "Ve halkım!" Herkes dikkat kesildi. Kararını söyleyecekti. "Bir karara vardık. Sadece açıklamadan önce tek bir şey yapmam gerek. Eğer istediğim şey gerçekleşirse, şuan sana Drox'u veririm." Alkar heyecanlandığını hissetti. Bu gerçek miydi?

Yıllardır hayalini kurduğu şeyi alabilecek miydi?

"Börü." Kaşgar aniden Alkar'ın koyduğu isim ile kurda seslendi. Kurt şaşkınca ona baktı. Alkar bir an isimden dolayı olay çıkartacağını düşünse de Börü'den bir laf gelmedi.

"Sen bu insana kefil olabilir misin?" Ciddi sesi yüzünden Börü'nün yüz ifadesi değişti. Yan tarafta kendi halinde takılıyorken birden bire herkesin ona bakması iyi hissettirmemişti.

"Ha?" Şaşkınca sordu. Anlam veremiyor gibiydi. "Ben ne alakayım? Kafayı mı üşüttün yahu?" Gergince yerinde kıpırdanarak gözlerden uzaklaşmayı diledi ama maalesef oradan kaçamazdı.

"Hayır, sana sormamın nedeni hepimizden uzun zamandır onun yanından olmadan dolayı. Eğer sen ona kefil olursan ve 'Tek bir yanlışında kellesini alırım.' dersen bunu onaylayacağız." Alkar garip bir şekilde Börü'ye baktı. Kurt bunu onaylayacak mıydı?

Börü şuan gergince oturduğu yerde ter döküyordu. Ne ara bu duruma düşmüştü lan o? Sinirli bir şekilde cevabını bekleyenlere baktı. Sonra ise insana. Her bir bokun sorumlusu bu canlıydı. İçinden ona sövdü. Yapması gereken bariz bir şekilde belliydi.

"Kefilim. Tek yanlışında onun kellesini alacağım." Cevapla birlikte ortamda uğultu oluştu. Kibirli kurt nasıl olur da bir insana bu kadar iltimaz gösterirdi? Kimse karşı çıkmadı.

"İyi o zaman." Kaşgar memnun bir şekilde ikiliye baktı. Sonra insana döndü ve Alkar'ın en baştan beri beklediği sözleri söyledi. "Teklifini kabul ediyorum." Elini hafifçe kesti ve toprağa damladı.

Topraktan bir enerji dalgası yayıldı. Alkar bir an anlayamadı. Bu enerji de neydi öyle? "Ben Hava Kavminin İkinci Efendisi Kaşgar! Karşımdaki ölümlünün teklifini kabul ediyor, gerçekleşene kadar ihanet etmeyeceğime yemin ediyorum." Yerdeki kan kurudu ve hafifçe parladı. Yemin edilmişti.

Alkar da aynı şeyleri yaptı. Artık ikisi de gerçekleşmeden yeminlerinden dönemezlerdi. Alkar gülmek istedi. Oluyordu. Yıllarca beklediği şey oluyordu!

Kaşgar bir adamına işaret verdi. Adam işaretle hızlı bir şekilde gitti. Bu arada Kaşgar kolları bağlı bir şekilde ona bakmaya başladı. Börü ise homurdanıyordu. "Bu ne ilgi çekme çabası ya..." Alkar ona göz devirdi. Yemin etmenin ilgi çekmekle ne alakası vardı?

"Planından ne zaman bahsedeceksin?" Kaşgar soğuk bir sesle sordu. Sesinde hala kibir vardı. Alkar içinden gözlerini devirdi. "Herkesin ortasında konuşmayacağıma göre... Sonra?" Kaşgar'ın gözlerinde ki ifade sertleşti. Börü güler gibi ses çıkarttı. "Ne bu cesaret..." Alkar ters ters ona baktı.

Kendisi haklıydı sonuçta. Geri adım atmayacaktı.

"Halkımdan bir şey saklamam ben." Kendinden emin bir sesle konuşan canavara onaylamaz gözlerle baktı Alkar. Karşısındaki canavar çok güçlüydü ama bu güveni kendisine sorun yaratırdı. "Burada ne kadar hain var bilemeyiz." Kaşgar'ın sinirleri gerildi. Bu insan içlerinde hain olduğunu mu söylüyordu?

Tam insana çıkışacakken haklı olduğunu hatırladı. Evet, vardı. Ölmüş olsalar bile onlar yüzünden insanlarla savaşa girmek üzereydiler. Bir şey diyememenin verdiği sinirle enerjisiyle etraftaki canavarları rahatsız etti.

Sonra bir kutuyla canavar geldi. Elindeki kutuyu görünce Alkar heyecanlandığını hissetti. Onun içinde istediği şey vardı. Kaşgar kutuyu yavaşça aldı ve bir süre ona baktı. "Bunun içinde ne olduğunu biliyorsun..." Hatırladıkları yüzünden iç çekti. "Bu şey yüzünden binlerce canlının kanı döküldü ve şimdi sana veriyoruz. Bazılarına göre saçma bir neden olabilir ama ben..." Sesini yükseltti herkesin duyabilmesi için. Tüm ormanın duyabilmesi için.

"Ben halkımı ve yurttaşlarımı bu taştan daha üstün tutuyorum! Eğer bu anlaşma bize özgürlük ve barışı getirecekse bir insana vermekten çekinmem!" Sesinin yankısı bir süre durmadı. En uzaktaki canavar bile duymuştu.

Alkar içten içe tebrik etti. Önünde eğilesi bir liderdi. Canavarlar şanslıydılar.

Kaşgar bizzat ona kutuyu teslim etti. Tam vermeden önce uyarı dolu sözlerini söylemekten geri kalmadı. "Bizde ihanetin affı yok insan." Alkar gözleriyle onayladı.

Onun da canavarlara ihanet etmek gibi bir düşüncesi yoktu.

Kutuyu getirdiği çantaya koydu. Kutudan herhangi bir enerji sızmıyordu. Alkar biliyordu. O taş her ne kadar normal bir taş gibi enerji sızdırmasa da asıl özelliği buradaydı. Onun yapabileceği şeyleri düşününce heyecanlandı.

Onu sadece bir kere kullanacak olsa bile sorun değildi. Canavarlar bilemese de sadece bir kere kullanmak için almıştı. Sonra geri verecekti.

Söyleme gereği duymamıştı. Bilmeseler de olurdu. 

Etrafa bir kez göz attı. Herkes hoşnutsuz gözlerle ona bakıyordu. Takmadı ve kızıl-kahve gözlerini Kaşgar'a çevirdi.

"Yakında görüşeceğiz..." Sonra duraksadı. "Sadece birkaç kere. Ama barış için başkasıyla görüşeceksin. Ben buradaki ana karakter değilim." Kaşgar dediklerini anlamadı. Alkar da anlamasını beklemedi zaten. Ormana daldı. Börü de arkasından gitti. Arkada kafası karışık bir Kaşgar ve gergin bir canavar topluluğu bıraktı.

Koşarken havaya baktı. Kaç saattir buradaydı? Doğu'ya bakınca aydınlanmaya başladığını gördü. Koşuşunu hızlandırdı. Börü de yanında uçmaya devam etti. "Sakın yanlış yapma." Börü'nün konuşmasıyla ona baktı. "İhanet edersen kelleni bizzat ben alırım." Alkar bir şey demedi.

İkisi de Alkar'ın canavarlara ihanet etmeyeceğini biliyordu.

Eski çantasında krallıkta uğruna binlerce canın yitirildiği taşı taşırken kaleye vardı. Kimseye görünmeden içeri daldı. Odaya varınca derin bir nefes aldı.

Siktir, başarmıştı.

Sanki yıllardır nefesini tutuyormuş gibi bıraktı. Orada öleceğine bir an emin olmuştu ama yaşıyordu. Hiç istemese de bunun nedeninin kaybolan ruh yaratığı olduğunu biliyordu. İçinde bir yer iş için başkasına güvenmeyi sevmedi. Alkar her şeyi kendisi yapmalıydı, başkası değil. Şuna bakın ki kurt ona müdahale etmişti bile.

Çantadan işlemeli kutuyu çıkardı. Yatağına oturdu. Daha zamanı vardı.

Kutuyu açınca solgun gri rengindeki taşı gördü. Özel bir şeyi yok gibiydi.

Ancak eğer bu taşı birine saplamadan önce enerji gönderirseniz size kendi mucizesini gösterirdi.

Alkar gülümsedi.

Taşı kutuya geri koymadı ve ilerleme kaydettiği dolap büyüsü yaptı. Kutuyu ise farklı bir büyüyle başka yere koydu. İşini sağlama almalıydı.

Sonra her zaman yanında taşıdığı bıçağa baktı.

Bu bıçak özel falan değildi. Enerji yükleyince keskinleşiyordu sadece. Basit bir kumarda kazanmıştı. Eğer normal yollarla bilersen daha iyi çalışabiliyordu. Tek artılarından biri buydu.

İşlemesi yoktu. Dışarıdan 'Beni al!' diye bağırmıyordu. Ama bu normal bıçak bir devrimi başlatacaktı. Eline aldı ve bilemeye başladı.

Bu gece istediği şeyi almıştı. Kalbi çok hızlı atıyordu. İstediği şeye bu kadar yaklaşabilmek hayalden de öteydi.

Bilemeye devam etti.

Diğer gece bu bıçak bir devrim için ilk adımı atacaktı.

Bu albenisi olmayan normal bıçak...

Her şeyin başlangıcı olacaktı.

Alkar uykusuzluğunu göz ardı etti ve kralın kulağına ulaşmış olan dedikoduları dinledi.

Karışan etrafı zevkle gözetledi ve bekledi.

Başlamak için.

İki gündür sınavlardan dolayı ölecek durumdayım. Hem hastayım hem sınavlara giriyorum bu arada bölüm yazamıyorum... Haftaya cumaya kadar sınav var ne zaman bölüm gelir bilmem. İyi okumalar...




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1259

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20944 Bölüm Sayısı


creator
manga tr