"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

DİPTEN EN TEPEYE - 39. Bölüm: Yanlış Hareket


Sabah her zamankinden daha erken kalkıp Tiny ile saraya gitmişlerdi. Orlatanya'dan gelecek olan misafirler için bütün hafta boyunca hummalı bir çalışma olmuş, hiçbir yanlış affedilmemişti. Prens Luth bu işlerle ilgilenirken arka planda canavarlarla olacak savaş için hazırlıklara başlanmıştı.

Tiny nişanlısının isteği üzerine Orlatanya kralı ve oğlunu kalacağı yer kontrol ediyor, yemekleri bizzat o bakıyordu. Luth kesinlikle kıza güveniyordu.

Ayrı yeten gösteri için dövüşecek öğrenciler çalışıyor, hepsi kralın gözüne girmek ve fark edilmek istiyordu. 

Alkar ise kenarda sandalyelerin taşınmasına yardım ediyordu.

Konukların yanı sıra gösteri için doluşacak halka göre yerler ayarlanıyor, temizlik yapılıyordu. Daha sabahın körü olmasına rağmen herkes ayaktaydı.

Diplomatlar barış antlaşması için çalışmalarına devam ederken uzun süredir toplantı odasına kapanmışlardı.

Bütün herkes umutluydu. Barışın imzanlanması kesin gibi bir şeydi. Alkar boynunu ovdu. Adamlar saat dokuz gibi burada olacaklardı ve öğlene kadar şu anlaşma işiyle uğraşırlardı. Sonra gösteriler vardı zaten. İşi çok fazlaydı.

Sandalyeleri yerleştirirken konuşan hizmetçilerle birlikte işini yapmaya devam etti.

"Cidden çok mutluyum. Artık ne zaman savaş çıkacak korkusu olmayacak." Bir kız hizmetçi bunu büyük bir mutlulukla söylemiş yanındaki arkadaşı ise en az kızınki kadar büyük bir sevinçle onu onaylamıştı. "Bu ittifak sayesinde diğer krallıklar da bize karışamaz belki..." Arkadaşı kızın kafasına hafifçe vurdu.

"Hemen havalanma Talya." Kız somurtarak işe devam etti. Sonra aklına bir şey gelmiş olacak ki konuştu. "Hey... Söylentileri duydun mu Barbara?" Barbara bir tane daha sandalye koyarken doğruldu ve belini kıtlattı. "Ne söylentisi?"

Talya biraz etrafını gözetledikten sonra, "Canavarlar Talya, canavarlar. Asıl düşmanımız kendi gezegenimizde. Bir hafta önce insan kasabasını katletmişler, duydun mu?" Barbara bilmişlikle kafasını salladı ve konuştu. "Duymaz olur muyum? Kesinlikle canice. Zaten böyle olacağı belliydi. Adı üstünde canavar."

Alkar duyduklarıyla sinirlendiğini hissetse de bir şey diyemedi. Gerçeklerden birhaber olan insanları nasıl olur da suçlardı?

Oradan ayrılarak saraya tekrardan girdi. Güvenlik arttırılmıştı. Birkaç saat sonra beklenen kişiler büyük bir ilgiyle geldiler. Son model uzay gemisi gerçekten kimsenin ulaşamayacağı kadar harika görünüyordu.

Orlatanya Kralını ve Prensini karşılamak için bütün kraliyet ailesi aşağıya inmişti. Orlatanya Kralı Herlan inince Kral Lois ve Prens Luth öne çıktı. Herlan ve Lois sanki yüzyıllardır dostmuş gibi birbirlerine sarıldılar. William ve Luth da tokalaştı. Komutanlar, bakanlar ve diğer kraliyet aile üyeleri bu görüntüyü yüzlerindeki bir gülümsemeyle izledi.

"Ne güzel bir karşılama!" Herlan şevkle ve gür sesiyle konuştu. Dostça Lois'in omzuna vururken aynı zamanda ilk defa geldiği gezegeni inceliyordu. Oğlu ise ondan farklı olarak direk insanları inceliyordu. Alkar hizmetçilerin olduğu yerdeydi. Tiny de karşılamak için kraliyet ailesinin yanında yerini almıştı.

Kral ve prens sırayla herkesi selamlamaya başladı. Sıra Tiny'e gelince "Söylentilerden daha da güzelmişsiniz Bayan Gnaey!" Tiny utangaç bir gülümseme gönderebildi. Prens William ile de toklaşınca prens elini biraz daha fazla tuttu. Luth içten içe rahatsız olmuştu. Tiny ise şaşırmış ve içten içe kadınlık gururu şahlanmıştı.

Prens William'ın kendisiyle ilgilenmesi hoşuna gitmişti ama bunu nişanlısı Prens Luth'a çaktırmadı. Alkar bu görüntüyü boş gözlerle izledi. Bu kıza aptal derken kesinlikle yanılmıyordu.

İçlerinde Kristian'ın da olduğu bir grup yavaşça toplantı odasına girdiler. Odaya ses geçirmemesi için bir tür teknik uygulanmıştı bu yüzden kimse içeride neler olup bittiğini duyamadı. Alkar ise bir robot gibi çalışmaya devam etti. Az kalmıştı.

Güneş yükseldi, halka arenaya akın etti. Savaşçılar hazırlanıyor, her yerden bir şey satmak isteyen satıcılar çıkıyordu. Alkar kalabalığa yorgun gözlerle baktı. Saatlerdir burayı düzenliyorlar, temizliyorlardı ama daha yirmi dakika olmadan yeniden kirlenmişti. Biraz hayal kırıklığı hissettiğini söylemeden edemedi. Yanındaki hizmetçiler onu onayladı ve önemli misafirlere içecek servis etmeye devam ettiler. 

Zenginlerin gösteriyi izlediği balkon gibi bir yerdeydiler. Kocaman ve yiyecekler dolu bir masa ve etrafında birçok güçlü ve namı olan kişiler vardı. Şuan Alkar'ın yerinde olup onları görmek için yanıp tutuşan birçok kişi vardı büyük ihtimalle. Tiny de burada oturduğu için daha çok burada takılıyordu ama arada bir dışarıya da çıkabiliyordu.

Neyse ki kız çok fazla sıkmıyordu onu. En azından eskisi kadar.

Aşağıya inip duvara yaslandı.

Alnındaki teri elinin tersiyle silerken elindeki su şişesinden bir yudum aldı. Etrafa göz atarken tam da beklediği kişinin kendisine doğru yürüdüğünü gördü. "Carlo." 

Elindeki eldivenleri hafifçe çekiştiren adam gülümseyerek ona selam verdi. "Alkar." Adamla artık her böyle toplantı olduğunda görüşüyorlardı. Ayrıca farklı zamanlarda Carlo onu içmeye davet etmişti ve Alkar onu geri çevirmemişti.

Çevresine bakarken adamın sırıtan suratına bakmamaya çalıştı.

"Ne kadar çok kalabalık var değil mi?" Carlo'nun bıkkınlıkla mırıldanmasına kafa sallamayla karşılık verdi.

Göz ucuyla hafifçe ona bakıp boğazını temizledi. "Eee, Zakoes Komutanla işler nasıl?" Çaktırmadan adamı yoklamaya başladı. Carlo'nun yüzü karardı. İçinde artık iplerin kopmak üzere olduğunu hissetti Alkar.

"Hiç ama hiç iyi değil. Artık etrafta kim var umursamıyor. Boyun eğmek zorunda kalıyorum piç kurusuna!" Alkar sahte bir öfkeyle etrafa baktı. "Komutanın kesinlikle seni çekemiyor Carlo!" Carlo cevap vermedi bir süre. Alkar bu arada ona anlayışlı gözlerle baktı.

"Gerçekten bu kadar nefreti anlayamıyorum! O kesinlikle normal değil... Neredeyse beni bir kaşık suda boğacak!" Alkar içten içe mutlu olsa da bir şey demedi. İradesi fazla olduğu için gülümsemesini de saklayabildi. Kesinlikle şanslıydı.

"O seni herkesin içinde rezil mi ediyor?!" Alkar hışımla ona dönerek sordu. Sinirlenmiş aynı zamanda Carlo'ya acımış gibiydi. Carlo Alkar'ın yüzüne bakamadığını hissetti.

"Maalesef... Seninle konuşuyoruz burada ama gerçekte kendimi ona doğru düzgün savunamıyorum bile." Sonra çatık kaşları ile ileriye baktı. "Kendi yapması gereken işi bana yıkıyor ve bende onca işin arasında bitiremediğim için beni azarlıyor, herkesin önünde! Cidden bu adam kesinlikle sorunlu ve sinir bozucu!" Carlo homurdanıp adamı lanetlemeye devam etti.

"Neden bir görevde canavar onu yemiyor ki? Gereksiz varlık." Alkar onu onayladı ve omzuna dokunarak konuşmaya başladı. "Carlo şimdiye kadar neler yaşadın bilmiyorum ama artık ona boyun eğmemelisin..." Sonra yanlış bir şey demiş gibi geri çekildi. Carlo ona merakla baktı. Alkar bakışlara dayanamamış rolü yaparak konuşmaya devam etti.

"Yani... Artık kraliyet ailesi ile aran iyi  değil mi?" Carlo başını sallayarak hevesle onayladı. Alkar adamın salak haline kahkahalar atarak gülmek istedi. "Eğer yine herkesin içinde haksız yere seni azarlarsa karşı çık. Tamam mı?"

Sanki çocuk kandırır gibi başını sallayarak söylediği sözlere adam ister istemez inanmış ve cesaretini toplamıştı. "Evet, boyun eğmek yok! Bu kadar yeter!" Alkar da adamın coşkusuna katılmaya çalışsa da bir süre sonra rol yeteneği buna yetmedi.

İçindeki nefretle adamın boynunu kırmadığı için şanslıydı.

Etrafı gözetleyip konuşmaya devam ettiler. Bir süre sonra balkona kral çıktı ve herkes çığırından çıktı. Mutlu kalabalığı güler yüzle sustururlarken arkadan diğer kral da yanına geldi ve kalabalık yine çıldırdı. Barışın  imzalandığını anlamışlardı. "Sevgili Halkım!"

Gür sesi yankılandı. "Buraya mutlu bir haberle geliyorum!" Etrafta mırıldanmalar artarken konuşmasına devam etti. "Yaklaşık yarım saat önce Orlatanya Kralı Herlan ile resmi barış antlaşmamızı imzaladık!" Yoğun bir alkış koparken sevinmeyen tek bir kişi bile yok gibiydi. Adamlar üst balkondalardı. Alkar ve Carlo'nun kenarda yaslandığı kapıdan birkaç kişi çıkmaya başladı. 

Bunlar toplantıya katılan adamlardan bazılarıydı. Alkar arkalarından baktı. Arenaya yöneldiler. İzlemek için gidiyor olmalıydılar.

"Artık bu güzel anlaşmanın üzerine düzenlenen şenliğimize başlamaya ne dersiniz?" Sorusuyla birlikte çığlıklar koptu. Alkar kulağını kapatmak istese de kımıldamadı.

Sonra gösteriler başladı. Alkar ayağını sallarken gergindi. Kapıdan Zakoes çıkmamıştı. Böyle bir anlaşmanın üzerine adam sinirli olmalıydı.

Şuana kadar gözlemlediği bir şey vardı ki adam kesinlikle barış yanlısı değildi, bu yüzden kralla arası açılmıştı.

İkincisi sinirlenince genellikle depolanmış sinirini en yakın adamı Carlo'dan çıkarıyordu ve kulağı ne dediğini duymuyordu.

Şuan o sinirle hışımla kapıdan çıkmalı ve yanında duran Carlo'ya öfkesini yansıtmalıydı. Beklemeye devam etti.

Sonra istediği sahne için adam mükemmel bir sinirle kapıdan çıktı.

Hemen birkaç metre ilerideki balkonda krallar ve kraliyet ailesi oturuyordu. Biraz ileride bakanlar ve seyircilerin önündeki bölmeden komutanlar gösteriyi izliyordu. Burada olay çıkarırsa kesinlikle insanlar fark ederdi.

Hadi diyelim bu gürültüde halk fark etmedi ama kesinlikle bu üstün insanlar fark ederdi.

"Carlo!" Adam resmen gürledi. Birkaç kişi kaşları çatık ona baksa da sonra gösteriye dönmüşlerdi. Alkar bir ölümlü gibi davranıp hemen kenara kaçtı. "Seni piç!" Zakoes Carlo'nun üzerine yürürken Carlo şaşkınlık ve biraz korkuyla adama baktı.

"Ne oldu efendim?"

Zakoes hışımla adamın önüne geldi. "Ne cürretle emrimden dönersin ve adamları öldürmezsin?!" Fazla sesi daha çok kişinin ilgisini çekmeye başlamıştı ama gözü hiçbir şey görmeyen bu adam kesinlikle umursamıyordu. Carlo korkuyla titreşen bacaklarını sabitledi.

"Efendim..." Zakoes konuşmasına izin vermedi. "Kes! Benim emrimden çıkmak da ne demek oluyor? Canına mı susadın sen?" Bazı komutanlar hareketliliği görmüş ve bölgeye yürümeye başlamışlardı. Bazı muhafızlar daha olayın farkında olmayan kraliyete dikti gözlerini ve Zakoes'e yaklaştı.

"Efendim durun..." Zakoes öyle bir baktı ki muhafız titreyerek geri çekildi. Carlo'ya geri döndü Zakoes. "Senin yüzünden adamlar ötmüş ve ben uzaklaştırma aldım." Sinirle adamın yakasını yapışarak büyük bir gürültüyle duvara itti. "Senin gibi bir piç kurusu yüzünden! Gereksiz sülük!" Alkar şuan bir kenarda olanları büyük bir zevkle izliyordu. Biraz daha...

Komutanlar varınca Zakoes'e seslendiler ama adam onları takmadı. Sonra nefes nefese kalmış olan Kristian Collare kapıdan çıktı ve Zakoes'e yöneldi. Zakoes adamı görünce hırlayarak konuştu. "Sen karışma!" Kristian kaşlarını çatarak, "Kendine gel ve nerede olduğunu kavra!" dedi ama takılmadı.

Carlo hem herkesin önünde rezil olmasından dolayı hem de az önce Alkar'dan aldığı gazla konuştu. "Senin piçliklerin yüzünden geldi bu başına. Hak ettiğini bulmuşsun beceriksiz."

Beceriksiz kelimesini özellikle vurgulayarak söylemişti. Bazıları acıyarak Carlo'ya baktı. Kristian gelmeden önce birkaç komutan sesin dışarı çıkmaması için basit bir teknik uygulamışlardı. Neyse ki çoğu kişi burada olanları fark etmemişti. Şuan burada olayları gören birkaç vatandaş, bir bakan, komutanlar, Kristian Collera, birkaç hizmetçi ve Alkar'dı.

Kesinlikle yeterliydi.

Zakoes kendini kaybetmiş gibi güçlerini açığa çıkardı. Yüz dövmesi birden bütün yüzünü kaplarken etraftaki hava ağırlaştı. Carlo nefes alamadığını hissetti. Aniden boğazına yapışan adamı itmeye çalıştı. "B-bırak!"

Zakoes onu duymuyor gibiydi. Ölümcül bir sesle konuştu. "Seni öldüreceğim Carlo." Oldukça ciddi ses herkesi ürpertti. Alkar memnun gözlerini gizlemeye çalıştı. "Kimse cesedini bile bulamayacak. Seni parçalayacağım!" O kadar kendine inanarak söylemişti ki komutanlardan biri araya girdi ve, "Yeter Zakoes! Başkalarını suçlamayı kes!" dedi. Zar zor ayırırlarken Carlo nefes nefese yere yapıştı.

Kristian Collare Carlo'nun boğazına baktı ve hekimin çağırılmasını emretti. Alkar bu zamana kadar adama çok bakmamıştı. Şüpheli gözleri bir an kendilerininkini bulunca yüzüne korkak bir ölümlü ifadesini yerleştirdi. O kadar gerçekçiydi ki Kristian şüpheli gözlerini çekti.

Hışımla Zakoes'in götürüldüğü yere giden Kristian'ın arkasından bir süre baktı Alkar. Kesinlikle kandırmayı başarmıştı.

İyi bir arkadaş gibi Carlo'nun yanına çöktü. "İyi misin? Aman Tanrım..." Carlo bir şey diyecek durumda değildi. Onu kimse fark etmeden doktora götürdüler. Alkar da gördükleri ona fazla gelmiş olan bir ölümlü gibi davrandı. Birkaç kişi onu teselli bile etti.

Hepsi başından dağılınca köşeye geçti ve tepsiye birkaç tane içki koydu. Kimsenin bakmadığına emin olunca gülümsemekten kendini alamadı.

Adam kesinlikle yanlış bir hareket yapmıştı.

Bu günden sonra tam tamına beş günü vardı. Önceden küçük çantasını hazırlamıştı. Bu gece on ikide yola çıkacak, ormana girecekti.

Hava kavmine önemli bir yolculuğu vardı.

Hem istediği şeyi almak için hem de onlara istediklerini vermek için.

Bugün istediği ilk olayı gerçekleştirmişti.

Yarın sabaha kadar istediği şey eline geçerdi ve böylece en temel şeylerin neredeyse hepsini halletmiş olurdu.

Yaklaşık üç gün sonra da...

Yıllardır yanıp tutuşarak beklediği şeyi yapacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1302

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1105

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 730

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 420

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16532 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22335 Bölüm Sayısı


creator
manga tr