"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

DİPTEN EN TEPEYE - 37. Bölüm: Kristian Collare


Elindeki su şişesinden bir yudum alırken yakınan muhafızlarla sohbet ediyordu Alkar. Arada bir kafası ile onaylıyor, kendi işinin zorluklarından bahsediyordu. Uzun zamandır Prens Luth ile nişanlı olan efendisi sayesinde çalışanlarla iyice kaynaşmıştı.

İlk başlarda köle olduğu için pek yanına yaklaşmasalarda artık onlarla gerçek anlamda sohbet edebiliyordu.

Böylece önemli bilgilere de ulaşabiliyordu.

Mesela Kral'ın aslında çok hasta olduğunu, yakında ölme ihtimalinin fazla olduğunu öğrenmişti. Oysa ki adam dışarıdan gayet sağlıklı görünüyordu.

Bakanlar ve komutanlar ise şimdiden gruplaşmaya başlamıştı.

Aslında Kral ölünce geçecek kişi mantık olarak Prens Luth olmalıydı. Ama Prens Fred'i tutan azımsanmayacak kadar fazla insan vardı. Bunun nedeni ise halkın tarafında olmasıydı. Fred basit bir hizmetçiden doğmuş biriydi. Yıllarca sarayda aşağılanmış, ayakta durmaya çalışmıştı. Halkın gözünde o bir kahramandı ve kendilerini anlayabilen tek asil kana sahip canlıydı.

Bazı Bakanları da yanına çekmesiyle aradaki soğuk savaş yavaş yavaş başlamıştı. Ama o kadar sessizdi ki bu savaş Alkar bile anlayamamıştı.

Tiny ve Prens Luth öğle yemeği için buluşmuş, çardakta kahvaltı ediyorlardı. Alkar ve muhafızlar biraz uzaktaydı. İkili o kadar konuşmaya dalmıştı ki kendi konuştuklarını duymamışlardı bile.

Biraz daha muhafızla konuştuktan sonra yerinde Tiny'i beklemeye devam etti.

"Yakın zamanda bir gösteri olacak." Gergin bir şekilde elindeki gümüş bıçağı sıktı prens. "Orlatanya Krallığı ile barış sağlamaya çalıştığımızı biliyorsun." Tiny onu dinlediğini belli eden bir ifadeyle başını salladı.

"İşte oranın kralı ve ikinci prens William buraya gelecekler. Barış antlaşması imzalamamız olası. Burada nasıl vakit geçireceklerinin planlamaları ise tamamen bana ait." Yüzünü buruşturdu. Bundan hoşlanmıyordu.

Tiny mevzuyu anladığı için içten bir gülümsemeyle elini tuttu. "Her türlü yardıma açığım aşkım." Luth'un yüzünde parlak bir gülümseme oluştu. "Orada bütün Bakanlarımız, Komutanlarımız ve asil ailelerin liderleri ile aileleri olacak. Bu aralar..." Sinirle yüzü kasıldı adamın. "Küçük kardeşim Fred'in kral olması ile ilgili dedikodular çoğaldı." Bardağa uzandı ve büyük bir yudum aldı. Düşüncelerini toplamaya çalışıyor gibiydi.

"Yaptığın iş mükemmel olmalı." Adamın demek istediği şeyi Tiny açıkça söyledi. Adam sıkkın bir ifadeyle başıyla onayladı.

"Olacak." Kararlı sesle konuşan gözünde garip bir pırıltı oluştu. Alkar  pırıltıyı biliyordu. Her şeyin harika olması için her yolu deneyecekti. Her yolu.

Sıkkın bir şekilde etrafa baktı. Cidden, bu sefer kendisinden ne isteyeceğini merak bile etmiyordu. 

Bir süre sonra ayaklandılar ve ikili çıkışa yürümeye başladı. Tiny'nin öğleden sonraki dersler için okula gitmesi gerekiyordu. Her ne kadar Prensin nişanlısı olsa da sonuçta bir öğrenciydi ve krallığın en iyi okulundan mezun olması gerekiyordu. Bu kız için zor bir şey değildi. Güçlenmeye devam ediyordu.

Alkar'ın siniri bozulsa da zamanı gelince kızın gücünün bir anlamı kalmayacaktı. Bunu sağlayacaktı.

Bu planı ne kadar uzun süredir planladığını bile bilmiyordu. Kızın sonu için daha ayrıntılı düşünmüştü.

Her şeyi geri ödeyecekti. En küçük ayrıntısına kadar.

Tiny arkaya Alkar ise şoförün yanına oturdu. Artık Tiny'nin yanına oturmuyordu. O prensin nişanlısıydı, buna cüret edemezdi.

Okula gelene kadar kimse konuşmadı. Tiny arabadan inince uyarı dolu bakışlarını çocuğa dikti. "Buradan ayrılmak yok." Alkar başıyla onayladı ve eve girdi. Artık kız onu takip edemediği için böyle hoyratça davranıyordu. Alkar'ın sinirini bozsa da laf etmedi.

Çalışanlar ona selam verdi. Alkar mutfağa gidip biraz açıştırdı ve etrafa baktı. Kendisinin yapacağı herhangi bir şey yoktu.

Farklı yerden topladığı kitaplardan bir tanesini daha aldı. Bir biyografi kitabıydı.

İnsanların daha hissetmeye başlamadan önce başarılı bir insanın hayatını anlatıyordu. Bunu eski gezegeni Ykania'dan getirmişti. Sonuçta onlarda hissedilmeye başlayalı sadece iki yüzyıl olmuştu. Böyle eski kitapların bulunması o kadar zor değildi.

Hiç gücü olmayan insanların sadece zekasıyla yükselmeleri onu heyecanlandırıyordu. Okuduğu kişi lisede serseri diye adlandırılan biriyken çok ünlü bir teknoloji markasını kurmuştu. Onun başarı hayatını ve yorumlarını okurken Alkar içten içe çoktan ölü olan bu adamı tebrik etti.

Kitap o kadar da uzun değildi. Bittiğinde daha akşam bile olmamıştı. Alkar oturma odasına gidecekken şoför eve girdi ve Tiny'nin bu akşam gelemeyeceğini belirtti. Daha bu sabah nişanlısıyla beraber olduğu için okulla ilgili bir şey olduğunu düşündü.

Canı sıkılınca bahçeye çıktı ve bitkileri budamak için eline aletleri aldı. Onlarla ilgilenirken kendini iyi hissediyordu. Bir an Alvar'ın dediği şey aklına geldi. "Bitkilerle konuşuyordum..."

Açıkcası insanlar bitkilerin dilini anlayamazdı. Belki de şuan budadığı bitkiler konuşuyordu ama Alkar anlamıyordu. İçten içe onların dediklerini duymak istese de öyle bir güce sahip olamayacağını biliyordu.

Bitkilerle ilgilenmeye devam ederken o anormal kavgadan sonra artık çok fazla konuşmayan adamlara takıldı aklı. Eskiden her gün en az birkez sohbet ederlerdi. Şimdi ise sadece yaşadıklarına haber vermek için tek bir kelime ediyorlar sonra bir daha konuşmuyorlardı.

Roland ve Mana'nın arası epey gergindi. O kavgadan sonra bir daha iletişime bile geçmemişlerdi. Bir ara Vitale babacan bir tavırla onları barıştırmak istese de sert bir tepkiyle karşılaşmıştı ve fena kızmıştı.

Artık onları takmayacağını söylemiş ve herkese tavır almıştı. Alkar ve diğerleri ise ne yapacaklarını bilemedikleri için konuşmamaya dikkat ediyorlardı.

İçten içe onlarla konuşmak istiyordu ama elinden bir şey gelmiyordu.

İşine devam ederken yan taraftan Börü belirdi.

"Hey, bitkileri budamakla neden zaman kaybediyorsun ki?" Börü ona hoşnutsuz bir şekilde bakıyor, durmadan yaptıklarını eleştiriyordu.

O kavgadan sonra çok uzun süre geçmemişti ama şimdiden 'Ne zaman ortalığı karıştıracaksın?', veya 'Hadi gidip birilerini öldürelim, sıkıldım!' gibi cümleler kurup kendisini deli ediyordu. Alkar kurdun her gelişinde daha güçlü olduğunu fark ediyor, ister istemez ormanda birilerini avladığını düşünüyordu.

Nitekim yanılmıyordu da.

Kurt hamlanmamak için günde en az beş tane canavar katlediyordu. Açıkcası bu Alkar'a mantıksız gelmişti. Neden canavar katlediyordu? Kendisi olsa kesin insan katlederdi.

Börü'nün cevabı ise şu olmuştu;

"Sizin türünüz bize karşı savaş açmak için neden arıyorken bunu yapamam."

Haklıydı, insanları hem onların kendisini hem de yaşadıkları bölgeyi istiyordu.

Şuana kadar anladığı şeylerden de biri buydu. Kesinlikle halk farkında olmasa bile canavarlar ile insanlar arasında bir savaş vardı.

Şekil değiştirenlerin Hava Kavmine saldırı düzenlediklerini zaten biliyordu. Bunun nedenini tam olarak bilmese de Börü'nün dediğine göre insanlar ilk önce canavarların en güçlü topluluğunu yok etmek istediğini söylüyordu. Böylelikle canavarların en güçlü topluluğunun onlar olduğunu anlamış oldu.

Alkar bir süre Börü'ye tip tip baktı ve sonra sorusunu cevapladı. "Her şeyin bir sırası var Börü. Sabır en önemli şeydir." Börü memnuniyetsizce karşısındaki insanı süzdü.

"Beni devrim diye kandırmıyorsundur umarım." Alkar göz ucuyla bile ona bakmadan konuştu. "Yalancı biri değilimdir..." Bir an duraksadı. "En azından bu konularda." 

Börü ona onaylamazca bakarken yere oturdu ve etrafı izlemeye başladı. Biraz farklı gibiydi. Bugün de ormandan erken dönmüştü zaten. Alkar işine devam ederken sorguladı.

"Bir şey mi oldu ormanda?" Kurt göz ucuyla ona bakarak bir süre sustu. Cevaplamak istemediğini düşünen Alkar daha fazla soru sormadı ama sonra Börü kendiliğinden çözüldü.

"Kaşgar ile karşılaştım. İnsanlar saldırılarını arttırıyorlar. Orman fazla huzursuz." Alkar bir an duraksasa da işine devam etti.

"Şu Kristian Collare ile ilgili mi?" Düz bir sesle sordu. Kurdun başıyla hafifçe onayladığını gördü.

"O adam aslında komutanlardan biri değil. Gizli bir silah herhalde. Doğrudan kraldan emriyle hareket ediyor. Hava Kavmi dirense de... Nereye kadar?" Börü sinirle yeri eşeledi.

"Cidden eğer onlar yıkılırsa insanlar cesaret alacak ve bizi küçümseyecekler! Böyle olursa eninde sonunda büyük bir savaş çıkar ve..." Kafasını gökyüzüne kaldırdı. Kuyruğu hafifçe sallanırken konuştu.

"Canavarları yenmek için bütün yolları denerler. Yenerlerse de kesinlikle bir köleden farkımız kalmaz. Aynı ruh yaratıklarını yakalayınca onlara davrandıkları gibi davranırlar."

Alkar bir şey diyemedi. Sonuna kadar haklıydı. Daha kendi türüne acımayan insanlar canavarlara mı acıyacaklardı?

"Ne yapacaksın peki?" dedi Alkar. Börü ona döndü. Düşünüyor gibiydi. "Bir şey yapacak değilim. Tek başıma pek bir şey değiştiremem zaten. Sadece..." Sarı gözler parladı. "Tek yapabileceğim şey o savaş olmadan senin devriminin olması. Eğer dediğin gerçekleşirse her şey daha farklı olur."

Alkar içten içe gülümsedi ve onu övdü. "Akıllı kurt..."

Eğer savaştan önce başka bir olay olursa insanların planı yatardı. Börü'nün tek yardım edebileceği şey buydu.

Akşam oldu ve Tiny eve dönmedi. Herkes kendi halinde takılırken son anda gelen haber için Alkar yarına bir bavul hazırladı. Sarayla ilgili olay vardı.

Sabah olunca ilk önce şoför okulun içine gitti ve kızı aldı. Kız yorgun görünüyordu ama gücünün arttığı belliydi. Alkar belli belirsiz göz devirdi.

Saraya yaklaşırken araçlar arttı. Sanki bütün önemli kimseler bugün doluşmuş gibiydi. Ama Prens Luth'un karşılayacağı misafirler henüz gelmemişti?

Kızı arkadan takip etti. 

Toplantı odası olduğunu düşündüğü bir yere girdi ve gözden kayboldu. Yine bütün yardımcılar dışarıda bekliyordu. Herkes daha gelmediği için toplantı daha başlamamış olsa gerek ki içeriden yoğun gürültü geliyordu.

Etrafı taradı ve Carlo'nun yanına yürüdüğünü gördü. Yüzüne hemen sahte bir gülümseme koydu.

"Naber Alkar?" Alkar ona dönerek konuştu. "İyidir, sen?" Adam somurtarak saçını karıştırdı.

"Pek de iyi değil. Komutan artık benden nefret ediyor ve kesinlikle saklamıyor." Alkar şaşırmış gibi kaşlarını kaldırdı. Aslında hiç şaşırmamıştı.

"Ben de ona karşı çıkıyorum ve gerçekleri yüzüne vuruyorum tabi. Beni neredeyse her gün kırbaçla cezalandırsa da askerlerin bana olan inancı onunkine göre daha fazla."

Alkar dostça omzuna vurdu. "Sen o adamdan daha yeteneklisin..." Carlo sırıttı ve onayladı. "Herkes öyle düşünüyor zaten. Geçen Prensesle bile konuştum. Saray beni fark ediyor galiba."

Alkar sinsi gözlerle adama bakarken yönlendirici konuşmalarına devam etti. "Baksana, kraliyet ailesi bile seni gördüyse komutan Zakoes'in halini de görüyordur. Görevden alınması an meselesi."

Carlo hayalci bir gülümsemeyle Alkar'a baktı. "Evet, kesinlikle işler iyi gidiyor." Bir süre sahte gülüşlerle ona eşlik ettikten sonra merak ettiği soruyu sordu Alkar. "Burada ne için toplandıklarını biliyor musun?"

Henüz herkes gelmediği için hala toplantı başlamamıştı. Carlo sıkıntılı bir ifadeyle ona baktı. "Hiç sorma Alkar..." Yüzü gerginlikle kasılmıştı. 

"Canavarların tarafında hareketlenmeler var. İnsan kasabasına saldırmışlar." Alkar'ın gözü şaşkınlıkla açıldı. Bunu bilmiyordu.

"Eee?" diye merakla sordu. Carlo sinirli bir şekilde konuştu. "Şekil değiştirenlerin Hava Kavmi diye bir bölümü var. İşte onlar düzenlemiş saldırıyı. Biz onlara yıllarca karışmazken onların birden barışı bozup saldırması!" Siniri her yerinden belli oluyordu. Alkar acıyan gözlerle ona baktı. 

Bütün herkes ayakta uyutuluyordu resmen.

"Bu kabul edilemez!" Adam hiddetini gizlemedi bile. "O bok parçalarını kesinlikle yok etme-..." Tam sözünü tamamlayacakken Alkar'ın birden vücudu alarma geçti. Nedenini bilmiyordu hemen gardını aldı.

Sonra arkadan Carlo'ya hitaben konuşan herkesten üstün olduğunu belli eden bir giysi ve duruşla karşılarında dikilen adama baktı.

"Asker, ne kadar sinirli olduğunu biliyorum ama bu sinirini saklamalısın. Zamanı gelince kullanmak için." 

Sesi sertti, herkesi diz çöktürecek kadar otoriterdi. Alkar adamın gözlerine bakınca rahatsız hissetti.

Carlo şaşkınlıkla ona baksa da aynı şeyleri hissetmiş olacak ki sordu. "Sen de kimsin?" Bu arada herkes ona bakıyordu. Bazıları şaşkınlıkla yerlerinde donup kalmıştı.

"Ahahahah, kendimi tanıtmayı unuttum." Adam hafifçe gülerek konuştu.

"Ben Kristian Collare. Yeni atanan bir komutan."

Alkar'ın gözündeki ifade dikleşti ve inceleyen gözlerini adama dikti.

Herkes şaşırmış bir şekilde birbirlerine baktılar ve fısır fısır konuşmaya başladılar. Adam tam gürültülü olmadan bir bomba daha patlattı. "Büyük ihtimalle canavarlarla olacak savaşı yönetecek olan general olacağım."

Alkar bu adamı görmeden neden rahatsız hissettiğini anlamıştı.

Kendi planını mahvetme potansiyeline sahip biriydi.

Gözlerindeki sinsi parıltıya bakarken bu adamla acil ilgilenmesi gerektiğini hissediyordu.

Yoksa her şey için çok geç kalabilirdi.

"Biz canavarlarla mı savaşacağız?" Bazıları sordu. Adam düz bir şekilde durarak onlara cevap vermedi ve kapıya doğru yürümeye başladı. En son toplantı kapısından girmeden önce yan gözle soru sorana bakarak, "Zaten yıllardır savaş içindeyiz, evlat." dedi. Herkes bunu mecazi anlamda olduğunu düşünse de gerçek olduğunu bir tek Alkar biliyordu.

Adamın gözündeki zeka pırıltılarını görmüştü. Onu halletmek derken kesinlikle öldürmekten bahsediyordu Alkar.

O adam burada bulunan herkesten zekiydi.

Bu ateş kullanıcısı kesinlikle herkesin aklını karıştıranı hatta bütün planını anlayacak kadar zekiydi.

Şu işe bakın ki karşısında ondan da zeki olan Alkar vardı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17388 Üye Sayısı
  • 465 Seri Sayısı
  • 23446 Bölüm Sayısı


creator
manga tr