Korku dağları bekler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 34. Bölüm: İnandırıcı Olmak


Alkar bahçede eğilmiş olmadığı günlerde solmuş olan bitkileri kırpıyordu. Kesinlikle eskisi gibi davranıyordu. Kimse onda bir değişim fark etmemişti.

İyi ki iyi bir oyuncuydu.

Tamamen yaptığı işe odaklanmıştı. Olmadığı günlerde şu hizmetçiler kesinlikle bahçeye iyi bakamamışlardı. Alkar kendi yaptığı işin kötüye gitmesinden nefret ederdi. Bahçenin ilk halini gördüğü an hizmetçilere attığı bakış görülmeye değerdi.

Bayan Tiny dün sabah gelmiş ve Alkar'ın geldiğinden emin olduktan sonra odasına çekilmişti. Yine tasmasını takmayı unutmamıştı tabi. İstemsizce kolundaki dövmeyi kaşıdı. Zamanı gelince şu şeyden de tamamen kurtulacaktı.

Efendisini kraliyet aracı getirmişti. Etrafta duyduğu dedikodulara göre Prens Luth ve Tiny Gnaey'in ilişkisi artık gerçekten ciddiydi. Bazıları çoktan nişanlandıklarını bile düşünüyordu. Ama Tiny'nin parmağında herhangi bir yüzük görmemişti. Nişanlansaydı anlardı.

Eğer dedikodular doğruysa nişanlanmaları yakındı gerçi.

Planlarının yolunda gittiğini görmek ona tarifsiz bir zevk veriyordu. Elbette hemen havaya girmiyordu. Bozulma gibi bir ihtimal bırakmamak için yoğun bir çaba harcıyordu.

İlerleyebilmesi için en yakın zamanda kızın nişanlanıp saraya girmesi gerekiyordu. Tabi onunla birlikte kendisi de girecekti. Çiceklere bakarken gözlerini kıstı.

"Efendi Alkar." Birinin adını söylemesiyle arkasına baktı. Burada çalışan kızlardan biriydi. "Kraliyet postacısı geldi efendim." Alkar Tiny'nin hala uyuduğunu hatırlayınca topraklı elini çırptı ve dış kapıya doğru yürümeye başladı.

Kraliyet postacısı tam bir soylu gibi giyinmiş, en az buradaki öğrenciler kadar güçlü bir seviyeciydi. Büyük ihtimalle hem can tehlikesi az hem de parası çok diye bu işi seçmişti.

"Buyrun?" Alkar'ı gören postacı boğazını temizledi. "Bayan Tiny Gnaey'e bir davetiye var. Mümkünse kendisi gelebilir mi acaba?" Alkar geriye baktı hafifçe ve başını olumsuz anlamda salladı. "Üzgünüm, şuan uyuyor. Daha sonra verebilirsiniz. Ya da bana verebilirsiniz, kendisine iletirim." Postacı biraz düşünse de ona verdi. Alkar değişik bir enerji yayan mektubu alıp kapıyı kapattı.

Bunu açarsa kimin açtığı belli olurdu büyük ihtimalle. O yüzden Tiny'nin uyanmasını bekledi. Bu arada geride kalan üç haftayı düşünmeye başladı.

Gerçekten acayip bir şekilde gelişim göstermişti. Buraya gelir gelmez güç taşlarını saklamıştı. Bir de nereden bulduğunu açıklayamazdı.

Şuan kafasına takılan birçok soru vardı. Son günlerinde şekil değiştirenle yaşadığı olay aklına çok takılmıştı. Onun söylediğine göre böyle toplu saldırılar ilk değildi. Peki neden insanlar canavarlara böyle bir saldırı yapma gereği duyuyorlardı?

Şuana kadar hem insanlar hem canavarlar birçok kez birbirlerini katletmişti ama bu bir taraf savaşı değil birebir savaştı. Yani savaşanlar kişisel tercihinden dolayı savaşıyordu. Toplu savaşlar genellikle arkalarında büyük ve politik nedenler saklıyordu. Bu kesinlikle alemde var olan en tehlikeli şeylerden biriydi.

Eğer böyle toplu savaşlar ardı ardına olsa halkın bundan haberi olurdu. Ama şuna bakın ki bir kişi bile bu konuyla ilgili konuşmuyordu. Neler oluyordu burada?

Gözlerini yumdu ve ağrıyan başını ovdu. Bu arada Tiny uykulu bir şekilde odasından çıkmıştı. Alkar ayaklandı. Tiny bir sandalyeye oturarak kahve istedi. Alkar sert bir kahve yapıp önüne davetiye ile birlikte koydu. Tiny kahvesini içerken kaşlarını çatarak elindekine baktı. "Bu ne böyle?" 

Alkar omuzlarını silkti. Tiny mahmur gözlerle zarfı açtı ve ne okuduysa yüzü parladı. "İşte bu!" Tiny resmen bağırarak sevindi. "Beni saraya davet ediyorlar, mühim bir konu için. Luth ile beraber!" Alkar düz düz ona baktı. İçten içe mutluydu.

"Başardım, Alkar." Sahte bir gülümseme oturttu yüzüne. "Başardınız efendim." Tiny kalkıp ona sarıldı ve akşamki davet için hazırlığa başladı. Biraz erken başlamıştı ama sonuçta pisliğin teki de olsa o da kızdı.

Alkar işine devam etti. Böylelikle akşam oldu. Kendisi de kölesi olarak peşinden ayrılamayacağı için hazırlanıp Tiny'nin peşine takılmıştı.

Şoför sarayın önünde durunca bu sefer saray efendisi tarafından karşılandılar. Sarayın her türlü işlerinden sorumlu yetkili biriydi. Alkar bile bir an şaşırdı.

Tiny'i bir yere kadar takip edebildi ama bir süre sonra onu durdurdular. "Köle daha fazla ileri gidemez." Ona tip tip baksa da onaylamak zorunda kalmıştı. Kız bu saatten sonra işi batıramazdı. İçindeki rahatsızlığı geriye attı. Duvara yaslandı ve koridorun ilerisindeki gösterişli kapıya baktı. Şimdi orada Prens Luth ve Tiny Gnaey birbirlerine olan derin hislerini kraliyete kabul ettireceklerdi.

Yüzünü ovdu.

O koridorun kenarında beklerken bazı komutanlar önünden geçti. Hepsinin yüzünde sabit bir ifade vardı. Böyle bir kararı sadece kraliyet almıyor muydu yani?

Komutanlarını takip eden astları da kendisi gibi durdurulmuşlardı. Biraz uzağında cins bir şekilde kapıya bakıyorlardı.

Sonra Komutan Zakoes ve Astı Carlo göründü. Alkar'ın yılanınki kadar sinsi olan gözleri onlara odaklandı. İlgi çekmeden gözünü başka bir yere çevirmeye çalıştı. Carlo diğerleri gibi durdurulunca askere sövdü.

"Sen burada beni bekle Carlo." Zakoes itiraz istemeyen ve soğuk bir tonla söylendi. "Senin gibilerin yeri her zaman arkada kalmaktır. Bu günlerde bunu unutmuş gibisin. Bu sana gerçek seni hatırlatsın." Zakoes acımadan diğerlerinin önünde adamı resmen aşağıladı. Carlo'nun seğiren damarını herkes görmüştü ama o diğerlerinin düşüncelerinin aksine eğilip, "Üzgünüm, efendim." diye mırıldanıp kenara çekildi.

Sonradan görme Zakoes ise altın işlemeli pelerini savurup kibirli bir şekilde gösterişli kapıdan girdi. Herkes hemen az önce olan olayın dedikodusunu yapmaya başladı. 

"Gördün değil mi?"

"Kendi astını bile aşağılıyor."

"Acıdım adama."

"Zavallı."

Duyduklarına sinirlenen Carlo onlara dönüp bağırdı. "Kesin sesinizi ve eğer götünüz varsa yüzüme söyleyin!" Kaplanınki kadar korkutucu bir sesle bağıran adama bakan askerler ilk başta gerilse de geri durmadılar. "En azından komutanımız bizi herkesin önünde aşağılamıyor." Bir diğeri öne atılıp elini Carlo'nun gömleğinde gezdirip toz varmış gibi silkti. "O kadar berbat bir astsın ki adam senden bıkmış." Carlo resmen hırladı ve tam adamın üzerine atlayacakken bir el onu tuttu.

Onu tutan kişiye dönüp bağırmaya başladı. "Sen ne sikime karı-" Sonra adamın yüzünü görünce şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. Bu o ölümlüydü. Yaklaşık bir ay önce tanıştığı köle. Tiny Gnaey'in kölesi.

Adı neydi ki?

"Yapma. Suçlu sen olursun." Sinirlerini yatıştırmaya çalıştı. Ona sataşan adamlardan biri köleye laf attı. "Sen de kimsin ölümlü? Çekil aradan tek vuruşumla ölme!" Alkar gözlerini kısarak adama baktı.

"Ben Tiny Gnaey'in kölesiyim. Şimdi, hemen ortalığı karıştırmayı bırak yoksa senin alehine yorum yaparım." Adam Tiny'nin kölesi olduğunu duyunca hemen gerilemişti. Siniri bozulmuş bir şekilde Carlo'ya baktı. "Seninle işim bitmedi." Carlo da ona aynı bakışlarla karşılık verdi ve kölenin onu en köşeye sürüklemesine izin verdi. Adını hatırlamıştı.

"Alkar, senin burada olduğunu bilmiyordum." Köle endişeli bakışlarını adama dikti. Carlo şaşırmıştı. Bir ay önce bir kere konuştuğu adam onun için mi endişeleniyordu?

"Carlo, ne yaptığını sanıyorsun?" Olabildiğince kısık sesle konuşmaya çalışsa da rahatsızdı. "Şuraya konuşmalarımızın duyulmaması için bir bariyer örer misin?" Carlo şaşkınca ona baksa da onayladı ve dediğini yaptı. Alkar biraz garip bir ölümlüydü ama buradakilerden daha iyi biriydi.

"Şuan çok sinirliyim." Komutanının ona dediklerini ve az önceki kavga aklına geldikçe daha çok sinirleniyordu. Zakoes... artık haddini aşmaya başlamıştı. Başkası olsa kellesini koparmıştı çoktan.

"Sakin ol. Ben de o kötü olaya şahit oldum ama bir asker olarak kendini bu kadar kolay kaybetmemelisin." Alkar'ın olgunca böyle söylemesi nedense Carlo'yu utandırmış ve aynı zamanda sinirlendirmişti. 'Bir ölümlüden bile daha iradesizim.'

"Sen ne anlarsın ki?" Sert ve aşağılayıcı bir şekilde böyle demesi üzerine Alkar'ın gözlerinden garip bir ifade geçti. Carlo bir an onu kırdığını düşünse de çok kısa sürmüştü. Gerçekliğinden emin olamadı.

"Doğru, bir ölümlü olarak bu işlerden anlamam ama bildiğim tek bir şey var o da senin böyle bir muameleyi hak etmediğin." Carlo az önce aşağıladığı köleden bunları duyunca gözlerini irileştirdi. Bu köle deli miydi? 

Nedense bir an kendini ona yakın hissetti.

Gerçek kendisini bilmese bile ilk defa koşulsuz şartsız biri onunla böyle konuşuyordu. Arkadaşlık dedikleri şey böyle miydi?

"Az önce dediğim şeyler için üzgünüm. Sinirliydim. Bilirsin..." Saçını kaşıdı. Ölümlü de olsa arkadaş adayını hemen kaybetmek istemiyordu. Alkar onun gözlerine bir süre ifadesizce baktı. Carlo elinin hafifçe titrediğini gördü. Ondan iğreniyor muydu?

"Anlıyorum. Haklısın tabi. Komutanın..." Sesini kıstı hafifçe. Bariyer olduğu için kimse duyamazdı ama Alkar yine de sesini kısma gereği duymuştu. "Seni bir tehdit olarak görüyor olabilir."

Şokla ona baktı Carlo. Tehdit derken? Kendi komutanı mı? Hemde onu? İstemsizce kahkaha atmaya başladı. Şu köle cidden eğlenceliydi.

"Yok artık! Bu kadar da saf olma be Alkar!" Kahkaha attıkça karşısındakinin gerildiğini gördü. Onu daha fazla sinirlendirmemek için gözlerinden akan yaşları sildi ve konuştu. "Kusura bakma hayatımda duyduğum en saçma yorumlardan biriydi."

Alkar ona anlayışla baktı ve konuşmasına devam etti. "Saçma geldiğini anlıyorum ama sen kendi potansiyelini görmüyorsun. O potansiyel komutanını korkutuyor olmalı. Günün birinde onun yerini alabilirsin. Ayrıca duyduğuma göre birlikte asker komutandan çok seni seviyorlarmış. İsyan çıkarsan çoğu senle olur." Alkar'ın dediklerinden sonra Carlo düşündü. Çok mantıklı konuşuyordu.

"Ama..." İtiraz etmek için bir neden aradı ama köle bütün lafları ağzına tıktı. "Artık sana nasıl davranıyorsa kendini bile işe yaramaz olarak görüyorsun. Onun istediği de bu. Eğer asla onu geçemeyeceğini düşünürsen koltuğu sağlam kalır. Ama eğer gözünü açarsan ve buna bir dur dersen..." Sonra yanlış bir şey demiş gibi sustu.

Carlı duymuştu bir kere. Geçmişi düşününce dedikleri ile yaşadıkları uyuşuyordu. Zakoes komutan gerçekten ondan korkuyor olabilir miydi?

"Hemen havalara girme Carlo!" Alkar'ın ani sesiyle irkilerek düşüncelerden çıktı. "Şimdi gidip isyan çıkarayım dersen kesinlikle idam edilirsin. Sadece hemen boyun eğme ve sana hakaret edince susma. Bu kadarı yeterli. Zaten sonra Tanrı seni fark eder ve asıl olman gereken yere koyar." 

Coşmuş hislerini zorla dizginledi ve gerçek bir gülümsemeyle Alkar'a baktı Carlo. "Cidden sen de olmasan..." Dostça omzunu sıktı kölenin. "Gözümü kimse açmazdı. Artık her şeye boyun eğmeyi düşünmüyorum. Her şeyin de bir sınırı var." Carlo gözleri parlayarak hayallere daldı.

Alkar ise iğrentiyle adama bakıyordu. Kesinlikle bu herif ya fazla salaktı ya da kendisi çok harika bir oyuncuydu. Oltaya gelmişti hemen. Kendi işine yarardı.

Ortalığı karıştırmanın zamanı gelmişti. 

Gözlerini ondan çekip yere odakladı. Sonra koridordan gelen koşma sesleriyle o yöne baktı. Prens Fred ve yardımcıları koşturuyorlardı. Toplantı başlayalı on dakika oluyordu ve prens gecikmişti. Endişeli ve sinirli gibiydi.

"Lanet postacı..." diye mırıldanarak kapıya koştu ve tıklatarak içeri girdi. Hizmetçiler arkada kalmıştı.

Alkar bu süre içinde bir saniye bile gözlerini ondan ayırmamıştı.

Onunla ilgili de planları vardı.

Planındaki ana karakterlerden biri de oydu.

Kimsenin göremediği şekilde dudağının sağ tarafı hafifçe yukarı kalktı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 977

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 919

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 760

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 722

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 603

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 531

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 516

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 492

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 446

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 426

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 213

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 195

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 159

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 132

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 96

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 71

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 63

Site İstatistikleri

  • 8844 Üye Sayısı
  • 223 Seri Sayısı
  • 13721 Bölüm Sayısı


creator
manga tr