Korku dağları bekler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 31. Bölüm: Ruh


Çoktan iki haftayı geride bırakmıştı.

Şöyle bir düşününce Alkar'ın hayatında yaşadığı en kanlı haftalardan ikisini geride bırakıyordu. Kaç tane yaratıkla dövüştüğünü kestiremiyordu.

Alkar az zamanı kaldığı için pek mutlu değildi açıkcası. Hem o lanet yere dönecekti hem de aradığı canavarı bulamamıştı. Sheah'ların bu kadar nadir olduğunu bilmiyordu. O yaratığı ararken kaç kere ölümden döndüğünü bile bilmiyordu.

Bu kadar zamanda canavarların da ona ayrı garezi olmuştu. Gerçi bu gayet normaldi. Onların krallığında bir işgalci durumundaydı. Bir de onları öldürüyordu. İnsanlar gibi gerçek krallıkla yönetilmediği için şanslıydı Alkar. Öyle bir sistem olsaydı şuan kellesi gitmiş olurdu.

Bazıları bilerek onu arıyordu. Aralarında bahis bile yapıldığını duymuştu bir canavardan. Bir an bahse ölmeyeceğine dair para yatırmak istese de bunun fazla kaçacağını düşünmüştü.

Kandan dolayı rengi değişik bir kahverengiye dönen üstüne baktı. Bunu ne kadar yıkasa da artık kullanılmayacak hale gelmişti. İlk geldiği zamanda giysilerini yitirmese daha iyi olabilirdi.

Bıçağı elinde sıkıca tutarak ilerlemeye devam ediyordu. Buralarda ağaçlar daha seyrekti ve kuruydu. Enerjisinin de pek sağlıklı olduğu söylenemezdi. Alkar doğru yolda olduğunu hissetti.

İlerlemeye devam ederken bir enerji hissetti. Anında hissettiği yöne doğru fırlattı bıçağını. Artık bıçağına enerjiyi göndermek o kadar da zorlanmıyordu. İlk başlarda olduğu gibi kan içinde de kalmıyordu. Başta gözeneklerini açmış olsa da enerjiyi dışarı yayarken ellerinde yine kanlanmalar oluyordu ama yaptıkça ve geliştikçe vücudunun enerji yayabilme kapasitesi artıyordu.

Fırlattığı yerdeki canavar anında geri çekildi. Alkar pozisyon aldı. Görmediği için türünü de çıkaramıyordu. Ağacın arkasından varlığını gözünün önüne sergileyen canavarı görünce Alkar sevindi. Günlerce aradığı yaratık sonunda karşısına çıkmıştı!

Sheah ona baktı. Havada süzülüyordu. Üzerinde yırtık bir kumaş parçası vardı. Yüzü yoktu, sis gibiydi. Sadece ağzı kocaman bir karadeliğe benziyordu. Gözleri yoktu, Alkar kendisine baktığını vücudunun alarm vermesinden anlamıştı.

Karşısındaki yaratık tehlikeliydi.

Alkar hareket etmeden ona baktı. İkisi de bulundukları yerden birbirlerine bakmaya devam ettiler.

"Sen... kimsin...? Sheah pürüzlü bir sesle konuştu. Alkar yutkunarak ona baktı. Hiç saldıracak gibi durmuyordu. Bir süre cevap vermedi. "Bir insanım." Adını umursayacağını düşünmediği için ırkını söyledi.

"İ..nsan?" Alkar canavarın ne yapmak istediğini anlamamıştı. Başıyla onayladı ve etrafına bir bariyer ördü. Onun ne yapacağını kestiremiyordu.

"Seninle işim var." Alkar direk söze girdi. "Senin yardımına ihtiyacım olacak. Benimle anlaşma yapmalısın." Alkar söylediği bu cüretkar sözlerden sonra Sheah'ın ona saldıracağını düşünmüştü ama canavar kıpırdamadı. Havada süzülmeye devam ederken soğuk bir rüzgar esti.

"S...senin b...bir anlaş...man v...var i...insan." Alkar bu canavarın doğuştan böyle konuştuğunu anlamıştı. Ayrıca geçen  Guvardonlarla yaptığı anlaşmayı hissetmişti. Kaşları çatıldı ve gardını iyice sertleştirdi. Bu yaratık hakkında tek bildiği şey bir an için ömürlerinden vererek anıları değiştirebilmesiydi. Karşısındaki Sheah ise daha farklıydı. Daha gizemliydi.

"Evet, var. Ama seninle de yapmam gerek." Sheah hafifçe geriye uçtu. Alkar kaçacağını sandığı için hafifçe ileri atılsa da Sheah durmuştu. "N...neden i...istiyorsun b...bunu i...insan?" Alkar kararlı gözlerini ona dikti ve  tereddüt etmeden söyledi.

"Gelecekteki planım için gücün gerekli. Ömründen gitse bile." Bunu söyledikten sonra kim olursa olsun sinirlenirdi. Sonuçta bir nevi 'Senin ömrün gitse bile o gücünü kullanacaksın!' demişti. Sinirlenmeliydi ama herhangi bir değişiklik olmadı enerjisinde.

Bir süre ona bakmaya devam etti canavar. Alkar istifini bozmadı ve dik dik onun bakışlarına cevap verdi. Sonunda canavar konuştu.

"B...bu b...bedelsiz o...olmaz. B...benim d...dediğimi y...yaparsan a...anlaşma y...yaparım." Alkar ona koşul koyan canavara şaşkınlıkla baktı. İlk defa bir canavar ona koşul koşuyordu. Bir süre ciddi olup olmadığını anlamak için yüzüne baktı. Sonra hafifçe onayladı.

Zorlamak istediği bir şey değildi Alkar'ın. Bütün canavarla ona saldırınca o da karşılık veriyordu ve hemen düşman oluyorlardı. Oysa böyle düzgün konuşsalar daha iyi olurdu hem kendisi için hem de canavarlar için.

"İstediğin şey nedir?" Sheah ona baktı. Sonra yavaşça uzun sivri tırnaklara sahip olan ellerini arkasındaki küçük tepeye çevirdi. Altında mağaralar vardı.

"O...o m...mağarada b...bana a...ait b...bir ş...şeye s...sahip o...olan b...biri v...var. K...kaybolmuşun İ...ipi. O...onu a...al." Alkar cümleyi duyunca kafasını yokladı. Kaybolmuşun ipi derken?

"Gerçekte sana ait olduğunu nereden anlayacağım. Belki ona aittir ama çalmamı istiyorsundur?" Sheah düşünmeden konuştu. "O...o i...ip b...benim h...hayatımın b...bu d...dünyaya b...bağlayan i...iptir. O...o i...ip y...yok o...olursa b...ben d...de b...bu g...gezegenden s...silinirim." Alkar kaşlarını kaldırarak karşısındaki canavara baktı. "Seni buraya bağlayan mı?"

Sheah başıyla onayladı.

Alkar onun yalan söylese bile başka seçeneği olmadığını biliyordu. O yüzden kafasını salladı. Mağaraya yürürken son kez Sheah'a sordu. "İçerideki canavar çok güçlü mü?" Sheah cevap vermedi.

Alkar mağaraya girdi.

Sessizdi. Yere damlayan su sesleri ve rüzgar seslerinden başka bir şey yoktu. Sonuna kadar yürümeye devam etti. Mağaraya iyice girdikçe artık bir şey göremez olmuştu. Geceleri görebilecek kadar harika gözleri yoktu. Sonra hafifçe sarı bir ışık gördü. Bir ateş olabilir miydi?

İlerlemeye devam edince büyük bir boşluğa vardı. Devasaydı. Burada kolayca bin kişi barınabilir, küçük bir kasaba kurulabilirdi. Şaşkınca nefes aldı. Bir adım daha atacakken aşağısının çukur olduğunu fark etti. Yan taraftaki düzlükten ilerlemeye başladı. Kaybolmuşun ipini alan canavar burada olmalıydı.

İlerlemeye devam ederken birden duraksadı. Tam önünde uyuyan bir şey vardı. Bir kikloptu. Geriye sendeledi. Bu koca şeyi uyandırmamalıydı. Hemen etrafa göz attı.

İp gibi bir şey arıyordu. Ama nereye bakarsa baksın yoktu. İsyan etmemek için kendini zor tutuyordu. Sonra gözü kiklopun pantolonuna takıldı.

Canavar ipi kemer gibi beline bağlamıştı. İçinden bir küfür savurdu.

O ipi uyandırmadan almalıydı. Ama nasıl?

Ona yaklaştı. Derin bir uykuda gibiydi. Hafifçe garip bir şekilde bağlanmış ipi çözdü. Canavar o kadar önemli ipi resmen kemer olarak kullanmıştı. Elini değdirmeden kendine doğru çekmeye başladı.

İnsanki gücü olsa imkanı yok ipi çekemezdi ama artık hissedebildiği için gücü de baya artmıştı. Zorlansa bile ipi çekmeye devam etti. Altından kalmış olan ip derisine sürtünürken kiklo sadece burnunu karıştımak yetindi. Alkar nefesini tutmuştu.

Az kalmıştı. Biraz daha çekse işi bitiyordu ama canavar birden tek gözünü açtı ve Alkar'ın üzerine dikti. Alkar yutkunamadığını hissetti. Yakalanmıştı.

Yavaşlığı umursamadan aniden ipi çekti. Keskin ip sıyırarak kiklobun derisini tahriş etti. Kiklop öfkeyle bağırdı.

"Seni pis insan! Bu ne cüret!" Alkar ipi hızlıca bileğine doladı ve çıkışa doğru koşmaya başladı. Sorun şu ki kiklop baya hızlıydı. Koca elleriyle nereden aldığını bilmediği sopasını çıkışa fırlattı ve çıkış büyük kayalar tarafından kapandı! Çok küçük bir boşluk kalmıştı sadece. Alkar küfür savurdu ve ona ilerleyen kikloptan uzağa koştu.

"Hemen onu bana geri ver!" Resmen bağırdığı ses ile mağara titremişti. Alkar takmadı ve koşmaya devam etti. Birden karşısına topraktan bir duvar çıktı.

Siktir, toprak kiklobu muydu?

Alkar toprağın bol olduğu bir yerde olduğu için şansına lanet etti. Böyle olmazdı.

Arkasını döndü ve enerjisi ile dolu olan tekmesini havaya savurdu. Büyük enerji dalgası ile dolu tekmeyi yiyen kiklop geriye sendeledi ve küfür etti.

Alkar'ın bu tekmesi normalde canavarları geriye uçururdu. Sadece geriye sendelemişti bu canavar.

Kocaman ellerini sinirle yere vurdu. Alkar'ın koştuğu yolda dikikler oluşmaya başladı. Bir tanesi az kaldı kendisinin şişlenmesine neden oluyordu. Önüne aniden çıkan dikiği yumrukladı. Eli kanamaya başlamıştı.

"İnsan! Hemen dur orada!" Kendisine yaklaşan sesi duyunca ayaklarına daha fazla enerji yolladı. Diğer yönden çıkışa doğru koşmaya başladı. Eğer biraz daha hızlı olursa o küçük delikten geçebilirdi. Bu kikloplar birçok canavardan daha çok odhue enerjisine dirençliydiler. Kaç tane tekme atarsa atsın pek etki etmeyecekti.

Kiklop'un adımları büyük olsa da yavaştı. Geride kalmış olan kikloba bakış attı. Kurtulabilirdi. Çıkış iki adım uzaklığındaydı.

Tam bir adım atmıştı ki kemiklerinin hepsinin kırılmasına neden olacak kadar ağır bir darbe yedi. Ne zaman bu kadar yakınına gelmişti?

Taklalar atarak kapıdan uzaklaştı. Kan ve toprak içinde kalmıştı. Acıyla inledi. Bir vuruşuyla nasıl bu kadar ağır hasar verebilirdi ona?

Kendisine öfkeyle yaklaşan kiklop, "Seni öldüreceğim." diye mırıldanıyordu.

Alkar kanlanmış yüzünün ardından ona baktı. Yapabilirdi ama bu görevi tamamlaması lazımdı. Egoistlik etmişti. Nasıl olur da canavarın gücünü bilmeden daha önce görmediği bir mağaraya girebiliyordu? Cezasını çekiyordu işte.

Kırık kaburgalarına aldırmadan doğrulmaya çalıştı. Sol ayağında ciddi bir çatlak vardı büyük ihtimalle.

"Şimdi bitemez!" diye mırıldandı dışarıya doğru. Şimdi ölemezdi. Şu şeyden acilen kurtulmalıydı. Ama nasıl kırık kollarla ve ayaklarla savaşabilirdi.

Bir an umutsuzluğa düştü. Ne yapmalıydı? Kafasını çalıştırdı.

Bu yaralı bedenle ne yaparsa kurtulurdu?

Kiklop önünde durdu ve sinirle konuştu. "O benim, bana ver insan!" Alkar kafasını kaldırarak ona baktı. Tek gözü sinirli bir şekilde ona odaklanmıştı. Sonra gözleri kiklobun üzerindeki büyük ve keskin dikite odaklandı. Garip bir enerjisi vardı. Enerji bir yerden tanıdıktı.

Alkar farkına vardı. O enerji mengelev bakterilerinden yayılıyordu. Onların özellikle yapıştığı şeyi daha sivri yapmasıydı. Mağaralarda çok görülürdü. O yüzden kolunda derin yaralar açılmıştı. Onu kullanabilir miydi?

Ama nasıl?

Alkar güçlü değildi. Gücü sadece fiziksel oyunlardan ibaretti. Ondan daha üstün güce sahip olanlar gelince böyle umutsuz bir duruma düşüyordu. Bu olay bugün olmasa da bir gün olacaktı. Şuan tek şansı buradaki şeyleri kullanabilmekti. Şansa bakın ki Alkar zeki biriydi. O dikit biraz olsun kiklobu kesse yeterdi. Kiklopların yara alma olasılıkları düşük olsa bile yara aldıkların tıpkı bebek gibi ağlıyorlardı.

Sonuçta derileri kalın, güçleri fazlaydı. Eğer yaralanırlarsa korkma olasılıkları yükseliyordu. Onu yaralamalıydı.

Kiklop sinirle elini kaldırdı. Tam ona vuracaktı ki Alkar bağırdı. "Dur!" Kiklop ani sesten dolayı şaşırarak duraksadı. "Ne var insan?" Alkar bir ona bir de tavana bakıyordu. Tam altında olmasa da onu kesebilecek mesafedeydi. Kenarlarına baktı. Kiklobun başta yaptığı hareketten dolayı yanları aşınmıştı. Enerji dalgası gönderebilirse...

Nasıl gönderecekti?

Onu oyalamaya çalışırken kırık kolunda enerji toplamaya başladı. Acı kendisini bayıltacak kadar güçlüydü. Dilini ısırarak bilincini korumaya çalıştı.

"Bu ip sana ait değil." Alkar olabildiğince masum bir sesle söyledi. Kiklop kaşını çatarak ona baktı. "Hayır bana ait. Bir Sheah'dan aldım." Alkar enerjisini sağ eline toplamaya devam etti.

"O Sheah benden ipini geri almamı istedi. Veremez misin?" Kiklop kızarak bağırdı. "Hayır! O benim! Alamazsın!" Sonra burnundan soluyarak devam etti. "Gerekirse seni bir böcek gibi ezerim!" Bağırmasıyla mağara titredi. Alkar terlemeye başladı. Planının başarısız olmaması gerekiyordu. Bu şey onu parçalardı.

Gücünü sonuna kadar doldurmaya devam etti. Artık kolundaki bütün damarlar belirginleşmişti. Ama işini şansa bırakamazdı. Sonuna kadar zorladı kendini. Limitine geldiğinde Kikloba bakarak sırıttı.

"Ben olsam o kadar emin olmazdım." Sonra kolundaki bütün enerjiyi dışarıya, dikitin kopmak üzere olan noktasına gönderdi. Büyük bir patlama oldu.

Kiklop ani hareketten dolayı afallamıştı. Karşısındaki insandan garip bir şey çıkmış ve üstündeki bir yere çarpmıştı. Sinirlendiğini hissetti kiklop ve insanı eline almak için eğilmeye başladı.

"Seni elimle sıkarak öldüreceğim!" 

Alkar yaralı koluyla kaldırabileceğinden fazla enerjiyi tavandaki dikite yollamıştı. Patlama olduğundan dolayı bir toz bulutu oluştu. Alkar ümitle dikite baktı ama hareket olmadı. İşe yaramamış mıydı?

Kiklobun koca elinin kendisine yaklaştığını gördü. Yüzünü buruşturdu ve kırık ayakla kaçmak için hazırlandı. Sonra tavandan çatlama sesi geldi.

Hızla gözünü ona çevirdi. Dikitte ilk önce küçük bir çatlak oluştu. Sonra büyüdü, büyüdü... En sonunda dikit parçalandı ve hızla kiklobun kendisine uzanan eline doğru yol almaya başladı.

Kiklon o an kendisini almaya o kadar çok odaklanmıştı ki kendisine yaklaşan tehlikeyi fark edemedi. Keskin dikit eline saplandı!

Kiklop o kadar gür bir sesle bağırdı ki bazı yerler çöktü. Kendi eline bakarak ağlayan ve kendisine küfür eden kiklobu aldırmadan kırık ayağıyla dışarıya koşmaya başladı. Çıkış kapanmak üzereydi. Ayağındaki acıyı umursamadan sonra anda kayarak geçitten geçti.

Onun çıkmasıyla çıkış kocaman kayalarla kapandı.

Alkar'ın ağzından kan geldi. Acı çok büyüktü. Ama tamamen çıkmalıydı. Karanlık yolda hiç duraksamadan koştu. Ne kırık bacağını ne de aşırı kanayan sağ kolunu umursuyordu. Bilincini tutması gerekiyordu. Onunla anlaşma yapmalıydı.

Gün ışığına çıkınca derin bir nefes aldı ve kendisini bekleyen Sheah'a doğru iple yürüdü. Sheah'ın onu görünce enerjisi biraz dalgalandı. Beklemiyor gibiydi.

"B...başardın i...insan." Elini ipe uzatsa da Alkar geriye çekti. "Anlaşma." Ağzındaki kanı yuttu. Bayılmamak için kendini zor tutuyordu.

Aslında Sheah istese ipi kendisinden zorla alabilirdi ama neden öyle yapmadı. "E...evet a...anlaşma." Sonra elini keserek konuştu. "B...ben S...sheah'lardan P...pruksilev. B...bir k...kez i...için s...sana y...yardım e...edeceğime h...hayatımın ü...üzerine y...yemin e...ediyorum." Sözleşme olmuştu. Sheah ona baktı ve ipi aldı. İpin üzerinde Alkar kanları vardı.

"İ...iyi i...işti. S...sonuna k...kadar s...savaşanlar t...tepeyi g...görebilir." Sonra Sheah kayboldu. Alkar da bilincini kaybetti.

Kanlar içinde canavarların gezdiği yerde bayılmıştı. Bu kesinlikle tehlikeliydi. Normalde ölmesi gerekiyordu.

Ama sabah kalktığında hala tek parçaydı. Onun nedeni ise başka bir şoktu.

Hemen yanında olan şey, "Öldüğünü düşünmüştüm." diye söylendi. Alkar şaşkınca hala ona bakıyordu. Ne?

"Ne bakıyorsun aval aval? İlk defa mı konuşan kurt görüyorsun?" Uzun zaman önce kucağında ölen kurt şuan önünde onunla mı konuşuyordu?

"Ne oluyor lan?" Alkar şaşkınlıkla mırıldandı.

Kurt kibirli sarı gözlerini ona dikti. "Canavarlar tarafından parçalanmaman için ikinci kez tüm gece boyunca nöbet tutmak zorunda kaldım. Ne baş belası insansın sen ya..." Alkar anlayamıyordu. O ölmüştü. Hatta konuşamıyordu bile. Şimdi ölü sandığı kurt karşısına gelmiş konuşuyordu.

"Ne bakıyorsun aval aval. Öldüğümü düşünüyorsun değil mi?" Kurt alaycı ve sinirli bir şekilde ona bakarak konuştu. 

"Evet doğru düşünüyorsun. Öldüm. Senin yüzünden. Ölmem sorun değil ama senin yüzünden burada sıkışıp kaldım." Alkar alık alık ona baktı.

"Ne?"

Kurt gözlerini devirerek konuştu. "Senin yüzünden ruhum fazla güçlü olduğu için bir ruh yaratığına dönüştüm, lanet insan. Seni öldüren ben olacağım, başkası değil." 

Alkar boş boş ona bakmaya devam etti.

Neler oluyordu burada?




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16593 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22362 Bölüm Sayısı


creator
manga tr