Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 26. Bölüm: Başlangıç


Kraliyet ailesine gideceği için Tiny'nin hazırlanmasına yardım ediyordu Alkar. Kızın boynuna değerli taşlarla süslü olan kolyeyi yerleştirdi. Tiny aynaya en parlak gülümsemesi sundu. Alkar geri çekilerek başka bir yöne baktı. Ona bakmayı sevmiyordu.

Bugün Tiny'nin isteğiyle kraliyet ailesine ait bir hizmetçi gibi giyinmişti. Kravat bile takmıştı. Tiny kendini süzerken o dışarıya araba hazır mı diye bakmak için çıktı. Hizmetçilerin ona olan bakışlarını hissediyordu.

Büyük ihtimalle köleye göre şanslı olduğunu düşünüyorlardı.

Şoförün hazır olduğunu görünce Tiny'nin odasına geri döndü. Kız önde kendisi arkada dışarı çıktılar. Kız üstüne bir kaban geçirmişti. Yürümeye  devam ederken konuşmaya başladı. "Bu daveti aldıktan sonra herkesin bana davranışları değişti resmen. Öğretmenler bile daha iyi davranmaya başladı." Yüzünde parlak bir gülümseme vardı. Dışarıdan biri görse aşık olabilirdi. Sonra kızın yüzü düştü. "O Ryan denen herif de davet edilmese daha iyi olurdu gerçi. Hiç sevmiyorum ya."

Alkar kızın o çocuktan neden bu kadar nefret ettiğini bilmiyordu. Sadece içinden dua ediyordu. Umarım bir sorun çıkarmazdı. Planının maf olmasını istemezdi.

Araca bindiler ve yola koyuldular. Alkar öne oturmuştu. Bir an kravatını çözmek istedi ama dikkat çekmek istemediği için hareket etmedi. Camdan dışarıya baktı. Saray her yerden görülebilecek kadar büyüktü. Araç kısa bir sürede sarayın ana kapısına vardı. Darnira muhafızlarının izniyle değerli taşlarla süslü kapıdan içeri girdi araçları.

Alkar bir an eski gezegenindeki fakir halkı düşündü. Bunlar Alkar ne yaparsa hak ediyorlardı.

Araç en sonunda ana kapıya vardı. Alkar hepsinden önce çıktı ve centilmence Tiny'nin kapısını açtı. Merdivenlerin en üstünde bir soylu onları bekliyordu. Klark Oulen.

"Bayan Tiny! Sizi görmek benim için bir onurdur. Bugün çok güzelsiniz." Kız daha tepeye çıkmadan kendisi aşağıya indi ve nazik bir beyefendi gibi elini öptü. Tiny gülerek konuştu. "Siz de bugün çok şıksınız Bay Oulen." Adam güldü ve ikili önde Alkar arkada saray doğru yürümeye başladılar. Alkar çıkmadan önce şoföre yakında beklemesini söyledi.

Saray devasaydı. Her yerde değerli eşyalar ve taşlar vardı. Enerjisi ise çok temizdi. Alkar bir an burada sadece oturarak gelişebileceğini düşündü. O kadar iyidi yani. İkili önde giderken etrafa çok bakmamaya çalıştı. Meraklı gibi görünmemeliydi.

Kız adamın koluna girmişti. Düşüyorum bahanesi kullanmıştı. Adam da hemen kabullenmişti tabi. Alkar Tiny'nin çok sinsi olduğunu düşündü. "Bugün siz, ben ve nişanlım, Bay Ryan, kraliyet ailesi, Komutan Elvar, Komutan Kris ve Komutan Zakoes var. Gerçekten güzel bir ortam." Tiny'nin gülümsemesi arttı.

Sonra diğer bir kapıdan herkesin olduğu yere geldiler. Alkar hemen diğer hizmetçilerin ve muhafızların bulunduğu yere yürüdü. Onların kendisini göz hapsinde tuttuğunu biliyordu. Onları umursamadı ve sırtını duvara vererek karşısındaki manzarayı izledi.

Herkes birbiriyle kaynaşmıştı. Prens Luth ve Tiny konuşup gülüşüyorlardı. Kral ile de iyi anlaşabilmişti kız. Kraliçe ise resmen kıza hayran kalmıştı. Alkar düz düz onlara baktı. Kız sinsinin tekiydi.

Komutanlar gülüyor ve kadeh tokuşturuyorlardı. Sonra birden odanın kapısı açıldı. İçeriye hızlı nefeslerle o girdi. Kardeşlerinin katili.

Tepki vermedi bu sefer. Ne elini sıktı, ne enerjisini saldı ne de titredi. Sanki hiç tanımadığı biri giriyormuş gibi tepkisizce durdu.

Hemen kralın önünde diz çöktü. "Kralım, rahatsızlık için özür dilerim." Kral izin verdi ve adam hemen Zakoes Komutana bakarak konuşmaya başladı.

"Komutanım bir sorun var. Acilen gelmelisiniz." Zakoes yüzünü hafifçe buruşturdu. Bundan memnun olmadığı belliydi. "Ne oldu?" Adam terlemeye başlamıştı. Burada söylenecek bir şey değildi. Biraz kalbi hızlandı. Alkar onun yalan söylediğini anlamıştı. Daha da keskin olan kulakları kalbindeki hız farkını hemen fark etmişti.

Diğerlerinin de fark ettiğini düşünmüştü. Oysa bir tek o anlamıştı.

"Alayda... bir kavga çıktı. Çok büyüdü. Siz olmadan bastıramıyoruz." Zakoes komutan bir süre dik dik baktı ve sonra krala izin istercesine bakış attı. Kral kadehini kaldırarak, "Sen git Zakoes." diye mırıldandı. Zakoes hızlı adımlarla arkasında o adamla odadan çıktı.

Alkar onları takip etmeliydi. Şimdiden sarhoş olmuş kişilere bakış attı. Gidişini fark etmezlerdi bile. Hizmetçi kapısından çıktı ve onları gözden kaybetmemeye çalıştı. Yakalanma korkusu yoktu. Sonuçta normal bir ölümlü olduğu için herkes onun enerjisinin olmadığını düşünüyordu. Diğerlerinden daha farklı bir yol kullandığı için sonsuza kadar acı çekse de böyle durumlarda faydasını daha iyi anlıyordu. Karşısındaki adamlara yetişti. Gelişmiş kulakları ile dinlemeye başladı.

"Bensiz bir bok yapamıyorsunuz! Beceriksiz herifler sizi... Orada rezil oldum ben!" Bir vurma sesi geldi. Adamın yüzü yana savrulmuştu. "Bir de seni ikinci adamım yaptım Carlo... Cidden..." Carlo cevap vermedi. Zakoes bir süre sinirlice orada durdu. Arkasında birliğine ait diğer adamlar vardı.

"Sen. Burada duruyorsun ve her şey yolunda izlenimi veriyorsun. Ben de gidip öldürmeyi beceremediğiniz Prens Fred'in arkadaşını hallediyorum." Carlo hızla başını salladı. Adam sinirle bakarak araç kullanmadan uçtu. Diğer adamlardan biri Carlo'ya küçümseyici bir bakış atarak Komutanın arkasından gitti. 

Carlo çok sinirlenmiş olacak ki bir ileri bir geri yürümeye başladı. "Lanet herif çok biliyorsa öldürseymiş önceden... Piç kurusu... Sanki kendisi gebermeyecek sonunda." Yere bir tekme savurdu. Alkar uzaktan olayları sessizce izledi. Demek kendi birliğinde bile savaş vardı.

Alkar'ın işine gelirdi bu.

Sanki temiz hava almak için yürüyüşe çıkmış izlenimi vermesi gerekiyordu. Derin bir nefes aldı. Az sonra yapacağı şey için iradesini en iyi şekilde kullanması gerekiyordu.

Saklandığı yerden çıktı ve yürümeye başladı. Sonra onu tesadüfen görüyormuş gibi davrandı. Adam sinirle ilk başta onu fark etmemişti bile. Fark edince sinirle sordu. "Burada ne işin var ölümlü?"

Alkar boş gözlerle ona baktı. Adam sinirli ve endişeliydi. Yüzündeki ifadeden ne düşündüğünü anlayabiliyordu. İyi bir insanmış gibi sordu. "Efendim, iyi misiniz? Az önce biraz duydum da... Zakoes Komutan baya sinirli gibiydi..." Carlo onun komutanının adını söylediğini duyunca gerildi. Alkar hemen devam etti.

"Çok bir şey duymadım ama bağırışmalarından belli oluyordu. Siz de sinirli görününce..." Carlo ona sinirleri bozuk bir şekilde baktı.

Alkar adamın kendisini tanımadığını anlayınca içten içe rahatladı. Tamam, o zamanlar çocuktu ama sonuçta aynı kişilerdi. Ama adam onu tanımamıştı. İçten içe rahatladı. Eğer tanısaydı ya plan tamamen bozulacaktı ya da kendisinin düşündüğü kişi olmadığını ikna etmesi gerekecekti. Neyse ki adam aptaldı.

Carlo artık sinirinin sınırına gelmiş olacak ki içini dökmeye başladı.

"Lanet olası adam ilk başta önlemini almıyor sonra sorun çıkınca hemen beni suçluyor. Her bir bokunu ben yapıyorum ama yine yaranamıyorum! Sanki kral kendisiymiş gibi davranıyor! Bizim işimizi bile kendi yapmış gibi gösteriyor. Lanet herif..." Ellerini saçlarına geçirdi. Enerjisi dalgalanıyordu. Alkar boş gözlerle Carlo'ya baktı. Tam da istediği gibiydi.

"Hep öyle olmuyor mu zaten? Biz işçiler efendimiz için çalışırız ama onlar kendileri yapmış gibi davranırlar. Tek bir yanlışımızda ise hemen cezalandırırlar... Bizim kaderimiz bu. Oysa sizi gördüm. Zakoes Komutanın ikinci adamısınız değil mi? Çok güçlüsünüz. Sizi tanıyorum." Adam kendisini tanıyan ve öven birini görünce şaşırmıştı. Ona bir süre şaşkınca baktı ve sonra gülümsedi.

"Ah, beni gerçekten tanıyor musun?" Alkar gözlerindeki gerçek ifadeyi saklayarak mırıldandı. "Tanımaz mıyım..." Adam bir süre dik dik ona baktı. "Tam olarak kimsin sen?" Alkar bu soruyu bekliyormuş gibi konuştu.

"Ah ben Tiny Gnaey'in kölesiyim." Adam o kadar yetenekli birinin kölesini olduğunu duyunca daha iyi davranmaya karar verdi. O kızı duymuştu. Aşırı yetenekliydi. Ayrı yeten büyük ihtimalle yakında statüsü de artacaktı. Prens onunla ayrıca ilgileniyordu. Bu karşısındaki herif de onun kölesiydi. Biraz saygıyı hak ediyordu en azından.

"Ah, efendin gerçekten harika biri." Carlo'nun böyle söylemesi üzerine gülmek istese de kendini tuttu. "Öyledir." Carlo onu şöyle boydan boya süzdü. "Kafa adamsın sen." Alkar kaşlarını çatmamak için zor tuttu kendini. Şuan sınırlarını zorluyordu. Karşısında kardeşlerinin katili olan adam vardı. Onu dövmek, parçalamak istedi. İlgi çekmemek için hareket etmedi. Normal bir insanmış gibi gülümsedi.

"Siz de baya iyi birisiniz." Yalandı. O herif hayatında gördüğü en iğrenç yaratıklardan biriydi. Carlo kendisine gülümseyince kıvama geldiğini anladı. Biraz daha. Biraz daha dayan.

"Senle daha fazla takılmak isterim. Düşüncelerimiz benzer." Alkar beklediği teklifi alınca sahte bir ifade ile şaşırdığını göstermek istedi. "Ah..." Kararsızmış gibi etrafa baktı. Carlo ise merakla ona bakıyordu. "Neden olmasın...?" Adını bilmediğini belirtmek istemişti. Carlo'nun yeni aklına gelmiş olacak ki elini kafasına vurdu ve mırıldandı.

"Ben Carlo." Elini uzattı. Alkar kendisine uzatılan ele baktı. Bunu yapacak mıydı? Midesi bulanıyordu. Her şeye dayanmıştı. Şuan karşı karşıya olmalarına bile dayanmıştı. Adamın kendisine uzattığı ele bakış attı. Gözlerindeki iğrenmeyi o göremezdi. Kendisini çok iyi saklıyordu Alkar. Ama dayanacaktı. Çok az kalmıştı. En yakın zamanda geri ödemelerini alacaktı.

"Alkar." Elini uzattı ve olabildiğince kısa sürede geri çekti. Midesi ciddi anlamda bulanmaya başlamıştı. Ellerini silmemek için iradesini en sınırına kadar zorladı. Bu hayatındaki en zor imtihanlardan biriydi. Carlo gülümseyerek ona baktı. Ölümlü de olsa yeni bir arkadaş edindiğini hissediyordu. Hem de kendisini anlıyordu.

"Alkar..." Kaşlarını havaya kaldırarak mırıldandı. "Ne garip isim..." Alkar kısık gözlerini adama dikti ve sahte bir şekilde güldü. "Öyledir." Adam anlını ovarak ona baktı.

Alkar onu böyle gitmesine izin veremezdi bir şeyler yapmazsa kesinlikle pişman olacaktı. İçinden istemsizce enerjisini sızdırdı. Enerjisi farklı bir yöntemle geliştiği için etkileri daha farklıydı. Carlo bir an kendini hasta hissetti. Başını ovdu ve mırıldandı. "Bu gece alkolü fazla kaçırdım galiba." Adamın siniri bozulmuş gibiydi. Alkar ise kendi enerjisi ile yaptığını biliyordu. Gülümsemek istese de kendini tuttu. Zamanı değildi.

 Adam kendini toparlamaya çalışarak geri geri yürümeye başladı. 

"Araya açmayalım Alkar. Bir ara birlikte içmeye gidelim." Alkar onun gideceğini anlayınca içten içe gülümsedi. Mide bulantısı ve rahatsızlığı hat safadaydı şuan. Başıyla onayladı. "Görüşelim."

Carlo yolun sonuna kadar yürüdü ve birden yerden destek alarak zıpladı. Alkar gözden kaybolana kadar onu izledi. Dayanma sınırını geçeli çok olmuştu.

Hemen etrafı taradı. Onunla tokalaştığı eli titriyordu. Kardeşlerinin ölüm emrini verdiği eli ile tokalaşmıştı. Aklına o canavara bağırdığı sahne geldi. "Ah lanet..."

Ormanın yakınında bulunan zengin işi musluğa doğru koştu. Neyse ki muhafızlar daha uzağındaydı. Hemen buz gibi suyu açtı ve elini kazıtırcasına yıkamaya başladı. İzi geçmeliydi. O herifin izi elinden geçmeliydi. 

Midesi o an o kadar kötü bulandı ki öğürmeye başladı. Midesinde bir şey olmadığı için sadece mide suyundan biraz çıkarabilmişti. Alkar... Buna nasıl dayanabilmişti? Kendine şaşırıyordu.

Ellerini tekrar tekrar yıkadı ve en sonunda buz gibi suyla yüzünü yıkadı. Bu arada kravatını çıkarmıştı. Elleri titriyordu. İstemsizce dışından mırıldanmaya başlamıştı.

"Lanet... O herif... Geberteceğim... Onu kafatasını ayaklarımın altında ezeceğim... Bütün kemiklerini kıracağım... Ölmeli... Cayır cayır yanarken onu zevkle izleyeceğim... Yalvaracak... Yalvarmalı... Benim gibi." 

Dişlerini sıktı ve derin derin nefesler almaya başladı. Sakinleşmeliydi. Bir an kendini salmıştı. Neyse ki muhafızlar musluktan uzaktaydı.

İlk önce kravatını düzeltti ve sonra ceketini düzgün bir şekilde giydi. Başını gökyüzüne kaldırdı gözleri kapalı bir şekilde. Derin bir nefes aldı ve gözlerini açtı. Bir dakika önceki halinden eser yoktu.

Eğer biri dışarıdan bu değişimi görseydi ağzı açık kalırdı büyük ihtimalle. Neyse ki o an yakında kimse yoktu.

Arkadaşlar aslında bölüm yaklaşık bir saat önce gelmeliydi ama ne oldu bilin bakalım? Bölüm silindi. Başka yerden yazıp buraya kopyalıyorum genelde ama bir aptallık yaptım ve güzelim bölüm silindi. Çıldırdım tabi hatta yeniden yazmayacaktım  bile o kadar sinir bozucu olay. Boru değil bilmem kaç kelimelik bölümdü. Hatta o kadar yazım yanlışına bakmıştım. Gidince delirdim ister istemez. Ama dayanamadım ve yine yazdım fakat bu sefer yanlışlara bakacak kadar kafam yerinde hissetmiyorum bir ara düzeltirim o yüzden takmayın lütfen. İyi okumalar...




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1257

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 375

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15554 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20923 Bölüm Sayısı


creator
manga tr