Korku dağları bekler. #Atasözü

DİPTEN EN TEPEYE - 22. Bölüm: Yeni Gezegen


Efendisi yaklaşık üç gün sonra mutlu haberlerle geri döndü.

"Alkar, çantaları toplamama yardım et. Okulla anlaşmaya vardım sonunda. Artık oranın bir öğrencisiyim. Ana gezegen Liwdaen'e gidiyoruz."

Alkar bunu beklediği için bavulunu çoktan hazırlamıştı. Ama hiç çaktırmadı ve ilk defa duyuyormuş gibi onayladı onu. İlk önce bavulları için ona yardım etmeye başladı. Giysilerini katlarken kız konuşmaya devam ediyordu.

"Oraya gittiğimde nasıl karşılandığımı görmeliydin. Cidden, o kadar harikaydı ki. Benim o kızı yendiğimi bildikleri için ayrı bir özen göstermişlerdi. Onlarla anlaşma için buluşmadan önce benim için gönderdiği rehber bana oraları gezdirdi. Buradan bin kat daha iyi! Eskiden İkinci gezegende yaşardım o yüzden hiç ana gezegene gitmemiştim."

Alkar onu dinlemiş gibi yaparken başını salladı. 

"Her neyse. Rehber de çok yakışıklıydı aslında. O okulun özel rehberlerinden biriymiş. Cidden... Rehberlerinin bile enerjisi bu kadar harikayken öğrencileri nasıldır?" Tiny onlarla savaşmak için yanıp tutuşuyordu resmen. Alkar ona bakarak hemen anlayabilmişti. Kız birileri ile dövüşmeyi baya seviyordu.

Alkar işini bitirince kalktı. Kız da masadaki makyaj malzemelerini renklerine göre dizmeyi bitirmişti. Bitirdiğini anlayınca ona döndü. "Yarın sabah yola çıkarız. Ailem evde mi? Hiç bakmadım valla." Ailesi ondan bir gün önce eve gelmişlerdi.

"Evet, geldiler." Başıyla onayladı onu Tiny ve kapıyı açarak oturma odasına doğru yürümeye başladı. Alkar ise onu bırakarak odasına doğru yürümeye başladı. Sadece giysilerini toplamıştı. Diğer eşyaları için ayrı bir yere ihtiyacı vardı. Dövüş sanatları kitapları ve aldığı notlar, dosyalar... Hepsini gizlemesi gerekiyordu. Ayrıca dövüş duruşları için çizdiği resim defteri de vardı. O da çok önemliydi. İçinden bıkkınca mırıldandı. Bu arada kafasında başka bir sohbet dönüyordu ama artık onların bu ani sohbetlerine tepki vermemeyi başarıyordu.

"Sonra ben de dedim ki 'İşte o benim ustam olur. Hani bana kendisi teklif eden senin yanından bile geçemeyeceğin kişi.' Adam çıldırdı tabi. Hemen gücünü açığa çıkardı." Zevkle daha dün yaşadığı olayı anlatmaya devam ediyordu kadın hastası adam. Diğerleri ise onu dinleyerek yorum yapıyorlardı.

"Kesin sen onu yendin hem de çok uğraşmadan." Bilindik senaryoymuş gibi ilgisizce cevap verdi para hastası adam. "Hey, elbette öyle olacaktı! Neyse adam acayip güçlüydü kendi çapında tabi. Ben ondan daha güçlü olmasam önü açıktı." Sonra iç çekti. "Önü açık biriydi ama kibri sonu oldu." Küfür sevmeyen ama eden adam mırıldandı.

"Öldürdün mü herifi yoksa?" İtiraz sesi çıkaran kadın hastası adam kendini savunurcasına konuştu. "Hayır yahu! Kolayca yenince etraftakilerin bakış açısı değişti tabi. Rezil oldu işte." Anladığı belirten sesler çıkardı küfür sevmeyen ama eden adam.

Alkar dosyalarını bavulun altında bulan gizli bölmeye yerleştirirken dinlemeye devam etti.

"Hey, az önce garip bir olay yaşadım!" Kibar adam heyecanla söylendi. "Bir bitkiyle konuşuyordum ve-" Sinir hastası adam onun sözünü kesti. "Bir bitkiyle mi konuşuyordun?"

Kibar adam sinirle mırıldandı. "Konumuz bu değil! Şuan içinde bulunduğumuz durumla ilgili bir şeyler yakalamış olabilirim." Herkes birden dikkat kesildi.

"Şu bizim durumla ilgili mi?" Alkar emin olmak için sordu. Adam onaylayınca yaptığı işe ara verdi. "Yaklaşık on bin yaşında bir kavruk ağacıydı. Benim şimdiye kadar gördüğüm en yaşlı canlılardan biriydi. Erk bitkisini ararken tesadüfen karşılaştım. Her neyse! Ben onunla konuşmaya çalıştım ama o bana, 'Benden uzak dur! Beni korkutuyorsunuz!' dedi. Korkutuyorsun değil korkutuyorsunuz dedi!" Herkes onu ciddiyetle dinlerlerken Alkar düşündü. Onları hissetmiş miydi?

"Ben tek olduğumu savundum ama o benden acayip korkmuş gibiydi. Hatta bana 'Sende birden fazla enerji var. Korkunçlar! Uzak dur canavar!' diye mırıldandı. En sonunda oradan gitmek zorunda kaldım." Prens 'Hmm...' derken konuşmaya başladı. "Belki de seni takip eden birileri vardır ve enerjilerini o kadar iyi saklıyorlardır ki sen hissedememişsindir ama ağaç hissetmiştir?" Gayet mantıklı bir açıklama yapınca herkesin umutları birden söndü.

"Bunu düşünememiştim." diye mırıldanan adamı daha fazla dinlemedi ve hazır bavulunu kapının kenarına koydu.

Dışarı çıkınca havanın kararmış olduğunu gördü. Akşam yemeği için mutfağa gitti ve yemeye başladı. Tiny bugün formalite gereği ailesi ile yiyordu ve bu yüzden Alkar onun yemeği ile uğraşmak zorunda kalmamıştı. O odasına gidene kadar evde oyalandı. Tiny yatmak için gidince peşinden gitti ve yatmadan önce her zaman içtiği meyve suyunu masanın üstüne koydu. Tiny yüzüne bakım kremleri sürerken konuştu.

"Yarın sabah yedi de hazır ol birlikte çıkacağız. Okul bir gemi ayarlamış bile." Alkar onu onayladı ve yatmaya hazırlanmasının bitmesini bekledi. Yatınca odadan çıktı ve kendi odasına yürüdü. Son kez bavuluna koyduklarına bakarken bitkiyi koymuş mu diye iyice kontrol etti. Yeni gezegene gider gitmez oraya yerleşmeli ve Tiny'nin haberi olmadan iki bitkiyi de satın alabileceği yere gitmeliydi. Parası vardı.

Maaş almıyordu ama bazen bir şeyler satın alması için onu gönderiyorlardı ve artan parayı kendine saklıyordu. Şimdiye kadar baya biriktirmişti. Parasının yetmesini umdu.

Omuzlarını gevşetti ve herkesin uyuduğuna emin olunca dışarı çıktı. Yarın bir yolculuğu olsa bile eğitimi asla aksatmazdı. Sabaha karşı üçe kadar çalıştı ve az bir uykuyla yolculuk için tekrardan kalktı. Tiny'nin söylenmesine izin vermeden acelece kahvaltı yaptı ve kendi küçük bavulu ile Tiny'nin kocaman bavullarını arabanın bagajına dikti. Hizmetçilerin yüzünde gizlemeye çalıştıkları bir sevinç vardı. Hizmetçiler içten içe Hazlur'un da gitmesini diliyorlardı. Tiny'den kurtuldukları için baya sevinmişlerdi.

Tiny'nin annesi sahte göz yaşlarıyla ona sarıldı ve öğütler verdi. Babası ise ana gezegenin en iyi okuluna girdiği için kızı ile gurur duyuyordu. Oradakilerle arasını iyi tutmasını söyledi. Tiny ve Alkar anca arabaya binebildiler.

"Sonunda kurtulabildim şunlardan." Ailesini sevdiği pek söylenemezdi. Alkar iğrentiyle ilişkilerinin ne kadar iğrenç olduğunu düşündü. Oysa... Kardeşleriyle arasındaki ilişki böyle değildi.

Kafasını pencereye çevirdi ve kafasını dağıttı.

Büyük bir uçan gemiye varınca kapıyı açtılar. Alkar bavulların bir kısmını alırken bazı çalışanlar diğer kısmını aldılar. Gemiden içeriye girince ne kadar lüks olduğunu anlayabilmişti. Bu gemileri çok iyi tanımıyordu ama sonuçta uzayda yolculuk yapacaklardı. Gidişin yaklaşık bir gün sürdüğünü duymuştu. Her ne kadar insanlar insaüstü güce sahip olsalar da teknolojiden vazgeçememişlerdi.

Her seviyeci uzayda hayatta kalamazdı. Hatta seviyeciler arasında ünlü bir söz vardı. "Eğer uzayda bile ayakta duramıyorsan kendine seviyeci deme cüretinde bulunma!" Bunun asıl anlamı ise şöyleydi;

Seviyeciler ne kadar güçlenirse enerjiyi o kadar çeşitli kullanıp, hissedebilirlerdi. Bu hepsi için geçerliydi. Eğer gerçek seviyeci olmak istiyorsan evrendeki katliama, savaşa katılmalıydın.  Ve  evrende olan katliamlar gezegenin içinde olmazdı çoğunlukla. Kocaman yıldızlarla ve gezegenlerle çevrili o kara boşlukta olurdu. Açıklamak gerekirse enerjiyi en iyi gezegenin içinde hissedebilirdin ve depolama gibi ihtiyaç duymazdın ama gerçek savaşlarda, savaş gezegenin içinde olmamakla birlikte uzay boşluğunda oluyordu!

Enerjiyi hissetmek o kadar zorlaşıyordu ki hayatta kalmak da zorlaşıyordu. Bir de insanın en temel ihtiyacı oksijen orada bulunmuyordu! Ayrıca yer çekimi denen şey de bulunmuyordu! İşte gerçek seviyeci olmak böyle bir ortamda sanki gezegenindeymişsin gibi bir duruşla ayakta durabilmek ve kapasiteni tam olarak yansıtabilmekti!

Bu çok ama çok zor bir şeydi. Eğer gerçek bir seviyeci olsaydı Alkar bu gemiye ihtiyaç duymaz, gemiden daha hızlı bir şekilde istediği yere giderdi. Evrendeki savaşa katılmış seviyeciler cidden çok ama çok üstündü. Tiny bile yanlarında bir pire gibi kalıyordu. Alkar bir gün o gerçek seviyecilerden daha üstün olacaktı. Olmalıydı.

Yolculuk boyunca Tiny'nin isteklerini yerine getirdi ve uzaya baktı. Gerçekten yıldızlar yakından daha çirkindi. Biçimsiz gök taşlarından başka bir değildiler.

Günün sonunda gezegene varmışlardı. Alkar bavulları alıp ilk defa başka bir gezegene ayak bastı. Garip bir duygu vücudunu doldurdu. Buranın enerjisi... Faklıydı. Daha verimliydi sanki. Tiny derin bir nefes aldı ve kıkırdayarak konuştu. "Buranın enerjisine bayılıyorum"

Onları bir rehber bekliyordu. Alkar adama bir bakış attı. Sanki özenle seçmişti onu okul. Altın sarısı saçları ve yeşil gözleriyle tamamen Tiny'nin tipiydi. Aslında bütün yakışıklı erkekler Tiny'nin tipiydi. Adam kollarını açarak Tiny'e yürüdü.

"Bayan Tiny! Sizi tekrardan görmek benim için bir onurdur!" Adam centilmence kızın elini öptü. Tiny bundan memnun gibiydi. "Seni de yeniden görmek harika Hector." Hector bir an Alkar'a baktı ve kısacık bir saniye diliminde memnuniyetsizce yüzünü buruşturdu. "Aaa! Meşhur kölen de gelmiş. Neden şaşırmadım acaba?" Munzurca gülüyordu. Gerçi Alkar görmüştü göreceğini. Boş boş ona baktı ve onlar için geldiğine inandığı araca doğru bavullarla yürüdü. Bu şaklabanla zaman kaybedemezdi. Şoför bagajı açtı ve bavulları koymasına yardım etti. Arkasından Hector'un dalgalanan enerjisini hissedebiliyordu.

Alkar enerjiyi hissetmeye başladığından beri insanların enerjisinden hislerini anlayabiliyordu. Bu adam çok pis sinirlenmişti ona. Alkar umursamadı ve Tiny'nin arabaya binmesini bekledi. Kız büyük gülümsemeyle arabaya bindi ve okula doğru yola çıktılar.

Adam Tiny'le konuşarak flört ediyordu ve karşılığını alıyordu. Tiny Alkar'ın koluna sarılmasını geçersek gerçek bir flört diyebilirdik. Hector öldürücü bakışlarını birleşmiş kollara dikti. Alkar ikisine de bakmadı. Okulun girişine gelince adına baktı. "Kara Mamba Birleşmiş Okul" Ne biçim isimdi bu?

Alkar yüzünü buruşturdu.

Buraya girmeden önce pazar görmüştü. Yakında olduğu için şanslıydı. Tiny derslerde olduğu zaman istediğini alabilirdi.

"Her öğrenciye özel ev verilir ve aradaki mesafe fazladır. Bir de özele saygı olduğundan başkalarını duymaması için büyü vardır. Size özel on tane hizmetçi verilecek Bayan Tiny." Bir evin önüne geldiklerinde araç durdu ve kapıda bekleyen iki hizmetçi bavulları aldılar. Tiny memnun bir şekilde eve baktı. Gerçekten büyüktü.

Hector konuşmaya devam etti. "Ders programını şimdi almaya gidebiliriz isterseniz. Burada birçok etkinlikler olduğunu biliyorsunuz zaten. Sadece şu söylendi mi bilmiyorum ama her cuma günü ortak akşam yemeği oluyor. Onun dışında akşamları evinizde yiyebilirsiniz." Tiny onaylarken, "Şimdi programımı alabilir miyim yani?" diye sordu. Alkar göz ucuyla onlara baksa da evin büyüklüğünü düşünüyordu.

Tiny olumlu cevap alınca Alkar'a döndü. "Sen burada hizmetçilere görevlerini falan dağıt ve odamı hazır et. Onları sen örgütleyeceksin anlaşıldı mı?" Alkar'ın çenesine elini koymuş ve başını kendisininkine yaklaştırmıştı. Alkar boş boş bakarak, "Anlaşıldı." diye mırıldandı. Sırıtıp çenesini okşayarak bırakan kızın arkasından bir süre bakan Alkar başını orada bekleyen şoföre çevirdi.

"Sen de mi artık Bayan için çalışacaksın?" Adam başıyla onayladı. Alkar peşinden takip etmesini söyledi ve bir yerde toplanmış hizmetçilere baktı. Hepsi otuzunun altındaydı. Güçleri ise eski gezegenindeki muhafızlara eşitti. Hatta daha güçlüleri vardı. Gözlerini kısarak neden bu kadar güçlü insanların hizmetçi olduğunu sorgulasa da bu okula girmenin mucize olduğunu hatırladı.

Kendisine bakan insanlara nerede çalışacaklarını söyledi. İçten içe küçümseyici ifade ile bakanları umursamadı. Kendisine karşı çıkamazlardı. İş dağılımı bitince Tiny'nin odasını hazırladı. Kız gelmeyince bugün baya geç geleceğini anladı. Kendi odasına çekildi ve bavulunu boşalttı. Özel ve önemli olan dosyaları için ne yapacağını bilmiyordu ama acilen bir yer bulmalıydı.

Buradakilerin bakışları kesinlikle güven vermiyordu. Birkaç gün içinde odasını karıştıracaklarından emindi.

Ne yapacağını düşünürken aklına Tiny'nin yaptığı basit çekmece yaratma büyüsü geldi. Duvara, parkeye, fayansa... İstediğin her hangi bir yere yapılan bu büyü, herhangi bir şeye yatkınlık gerektirmiyordu. Sadece hissedebilmesi yeterliydi. 

Alkar hissetmeye başladığından beri enerji üzerinde çalışıyordu. Şimdiden gelişmişti enerjinin üzerindeki yetkisi. Kendisi de bir tane yapabilecek kadar iyidi en azından. Bunu eski gezegenindeki normal halktan biri bile yapamıyordu. Alkar yarattığı yere koydu özel eşyalarını ve odasını düzenledi.

Yumuşak yatağa uzanınca en yakın zamanda pazara gidip o bitkileri almanın planları kurdu kafasında. Uyurken bile planları durmuyordu.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16593 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22363 Bölüm Sayısı


creator
manga tr