“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

DİPTEN EN TEPEYE - 20. Bölüm: Gerçek İradenin Eseri


Dudakları kurumuştu. Elindeki şişeye bakarken verdiği kararın sonuna kadar arkasındaydı. Diğer yolu da seçebilir, belki de kaçabilirdi. Ama nereye kadar yapabilirdi bunu?

Peki bu yöntemi seçerek ölüm fermanını imzalamamış mıydı?

Alkar çok küçükte olsa bir ışık görüyordu bu yöntemde. Adamın bildiklerinin sınırlı olmasına dayanarak aslında enerjinin vücut güçlülüğü ile alakası olmadığını düşünüyordu. Her zaman başka bir şey olurdu. Bunda da bilinmeyen bir şey olabilirdi.

Olmalıydı çünkü şuan hayatını buna yatırıyordu.

"Eminsen yapabilirsin. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim. Eğer bir mucize olur ve başarırsan sonsuza kadar hafif bile olsa acı ile yaşayacağını biliyorsun değil mi? Buna katlanabilir misin?" Küfür sevmeyen ama eden adam kararından emin olduğunu anlamış olacak ki son kez yokladı. Alkar emindi. Evet, sonuçları gerçekten kötüydü ama onun önünde daha doğru seçenek yoktu. "Kararımdan eminim ve dönmeyeceğim." En kararlı sesiyle söyledi onlara.

Diğerleri hala bunu onaylamıyordu.

"Sen tam bir salaksın. Yap da öl!" Sinir hastası adam sinirli bir sesle bağırdı. "Hadi ama! Yüzlerce yıldır çalışma yapan seviyecilerin başaramadığını söyledi. Senin başarma gibi bir oranın dahi yok! Normal yolu dene. Yaşamaya devam edersen her zaman bir şansın olacak ama onu kullanırsan herhangi bir şansın olmayacak!"

Alkar konuşmak ve geçerli bir neden sunmak istedi ama o laflara karşı mantıklı bir açıklama bulamadı. "Ona kesinlikle katılıyorum. Bu delilik." Kibar adam ciddi bir sesle söylendi. "Hatta deliliği ötesinde, manyaklık."

Onların sözlerine karşı sadece, "Kararım kesin." diye cevap verebildi. Daha fazla konuşmalarına izin veremezdi çünkü onların sözlerini işittikçe içindeki cesaret parçası iyice sönüyordu.

Şişenin kapağını açtı. Bazıları arka plandan yaptığını hissetmiş gibi bağırmaya başladı. "O şişeyi normal bir seviyeci olmak iç seni gerizekalı!" Para hastası adam resmen bağırmıştı. "Böyle bir ölümü seni kısa zamandır tanısam da hak edecek birine benzemiyorsun bu canice!"

Sesleri dinlemedi ve sıvıyı içti. Birden bire içinde bir enerjinin girdiğini hissetti. O enerjiyi dağılmasına izin vermeden, sıkıştırmadan önce son bağırışı duyabilmişti.

"Sakın yapayım deme!"

Sıkıştırmaya başladığı an kalbinin atış sesi beyninde yankılandı Alkar'ın. Bir an ne olduğunu kavrayamadı. Sonra bir kalp atış sesi daha. O enerji öyle büyük ve güçlüydü ki... Alkar ilk hissettiğinde nasıl sıkıştaracağını bile bilememişti ama şimdi onu yapıyordu. Dişlerini sıktı.

Etraftaki sesler azaldı. İlk önce o adamların bağırış sesleri durdu. Sonra ormandaki hayvanların sesi, en son ise kendi yutkunuş sesini bile tam duyamadı ve sonra bir acı hissetti.

 İlk önce küçük bir acıydı. Sıkıştırmaya devam etti. O enerjinin yavaşça kalbine yöneldiğini hissediyordu.

Sonra kalbinin atışını son kez duydu. Ondan sonra gelen acı... tarif edilemezdi.

Birileri sanki içinden onu eritmeye, yakmaya, bıçaklamaya... Hayır, hayır. Bu tarif edilemeyecek bir şeydi. Tutamadı kendini ve birinin duyup duymayacağını umursamadan haykırdı. Tırnaklarını toprağa geçirdi. Elleri kan içinde kalmıştı. Fiziksel acıyı bile hissetmiyordu.

Duyamıyordu, göremiyordu, herhangi bir şeyi hissedemiyordu. O acıdan başka. 

Başını ellerinin arasına aldı. Beyni yavaşça kızgın yağda pişiriliyordu, kavruluyordu, eriyordu... Parçalanan parmaklarından akan kan saçına bulaştı. Aslında şuan duymasa bile diğer adamlar ona sesleniyordu. Çığlıklarını dışarıdan attığı için o adamların Alkar'ın şuan çektiği acıdan bihaber ona seslenmeye çalışıyorlardı.

"Hey! Ses ver! Ne kadar oldu o konuşmayalı?" Kadın hastası adam telaşla sordu. O emin sesi ile konuştuktan sonra herkes yapacağını anlamıştı ama bir umut... Belki de sadece kötü bir şakadır.

"Ne bok vardı da söyledin?!" Prens sinirli bir sesle bağırdı adama. Küfür sevmeyen ama eden adam ise sadece duruyordu. Aslında şuan vicdanında sızlama vardı. Bir an için içinde bulunduğu ortamı düşününce başaracağını düşünmüştü. Bir an için...

Şimdi ise o aptal düşüncesine sövüyordu. Bir ölümlü mü? Hadi oradan. "Resmen dolaylı yoldan katil oldum."

Aklından geçen düşünceler bunlardı. Söylemeseydi başka bir plan yapacaklar ve o yaşamaya devam edecekti. Ama onun yüzünden yaşanabilecek en büyük acıyla ölmüştü.

Dakikalar geçti. Kimse yorum yapmadı. Ses ise gelmedi.

Alkar boğazını tuttu acıyla. Nefes... Nefes borusunu yakıyorlardı. Ağzını açtı. Soğuğu hissetmeliydi. Hissedemiyordu! Acıdan başka hiçbir şey kalmamıştı o an Alkar'ın hayatında. Acı ve sonsuz karanlıktan başka bir şey yoktu.

"Ölümden beter bu." Düşündü. "Buna değer miydi? Bu kadar acı çekmeme?"

Eğer ölürse acıdan kurtulur muydu?

Öyleyse ölmeli-

Bir dakika.

Ne ölmesi?

Alkar o acının gerisinde ne düşünmüştü? Bu boku düşünecek duruma mı gelmişti? Siktirsindi oradan. Ölüm zamanı gelmemişti.

Alkar istediklerini gerçekleştirmeden ölmeyi reddediyordu. İsterse karşısında kendi boyunu aşacak bir engel olsundu, bunun onu durdurmasına izin vermezdi. Veremezdi.

Bağırdı acıyla. Beyninde şiddet arttı. Aynı anda vücudundaki acı da arttı. Daha ne kadar artabilirdi bir acı?

Ağzından gelen kanı hissetti. Bir dakika? İlk defa acıdan başak bir şey hissetmişti. Kanın o ağır metal tadını.

Acı yavaşça geri çekilmeye başladı. Bu çekilme çok azdı ama hissedebiliyordu Alkar. Bitmiş miydi? Ağzındaki bir dolu kanı kustu ve ölesiye öksürmeye başladı. Kanlı ve parçalanmış ellerini toprağa bastırdı ve ağacın dibine kanlı öksürükleri ile yıkamaya devam etti. Bu kaç dakika sürdü bilmiyordu ama bilinci ve görüşü az çok geri geldiğinde yarı ölü bir halde ağacın kenarındaydı. Ağacın kenarı resmen kendi kanı ile yıkanmıştı. Görüşü ve bilinci gidip geliyordu. 

Başında çok korkunç bir ağrı vardı. Ellerini kaldıramadığı hissetti. Oysa başı çok ağrıyordu ve onu ovması gerekti. O ağrının gitmesi gerekiyordu. Bu korkunçtu. Gözlerini kırpıştırdı kendi kanına bakarak. Sonra yaralı bir av edasıyla inledi.

Kafasındaki sesleri algılaması uzun sürdü. O an çok şey algılayamıyordu. Mesela vücuduyla ilk defa hissettiği odhue'yi anlayamamıştı.

"Hey! Ses ver artık! Yaşıyor musun? Kesin öldü ya. Öldürdünüz ulan adamı!" Biri bağırdı. Başına saplanan ağrı şiddetlendi. Alkar bir kez daha acıyla inledi.

"Şuan yaptığımın aptalca olduğunu anladım. Bilmeliydim. Şimdiye kadar ölmüş olmalı. Seslenmenizin manası yok." Küfür sevmeyen ama eden adam garip bir sesle mırıldandı. Pes etmiş gibiydi.

Prens oradan konuştu hafifçe. "Böyle olacağını biliyordum." Duraksadı ses. "Bilmeme rağmen durduramadım. Burada en az senin kadar ben de suçluyum." Sanki bir şeyleri kabullenmiş gibiydi.

"Cidden." Parayı seven adam konuştu gaddarca olmasını umursamadan. "Evet, sizin yüzünüzden masum biri geberdi. Mutlu musunuz? Piç kuruları. Bir süre konuşmayın ağzımdan kötü laf duymak istemiyorsanız. Şerefsizler sizi."

"Katılıyorum." Kadın seven adam ona hak verdi aralarındaki gerilimi umursamadan. "Yaptığınız şeyin bedelini en ağır şekilde çekti. Sizin yüzünüzden. Diyebilirsiniz onun seçimiydi diye ama o bir ölümlüydü. Siz ise bilmem kaç yaşına gelmiş adamlarsınız! Yaşama gibi olasılığı olmayan bir yöntemi hangi akılla ona söylersiniz?"

Alkar bir süre sonra daha temiz bir şekilde duymaya başlamıştı ve açıkcası biraz sinirlenmişti. Hayır, aslında çok sinirlenmişti.

Küfür sevmeyen ama eden adam özür dilemek için konuştu. "Biliyorum ve bu olayın-" Alkar daha fazla bu aptal konuşmayı dinlemeye dayanamadı. İçinden konuşmak bile ona acı verse de umursamadı. Öfkesi daha fazlaydı.

"Ben ölmedim ve hala buradayım." Dudağını ısırdı. Bu acı da neydi? Takmamalıydı. "Ve hemen öldürmeseydiniz keşke beni. O yüzde yüz öleceğimi söylediğin sözün var ya?" Alkar ona bu metodu söyleyen adama seslendi. Diğerleri şuan şok geçiriyordu. Bir ölümlü... Nasıl?

"He, işte az önce o dediğin şeyin üstünde tepindim. Yaşıyorum sizi aptallar."

Küfür sevmeyen ama eden adam ne diyeceğini bilemiyordu. Yaşıyordu. Hatta o kadar iyi durumdaydı ki onlara hakaret ediyordu. İçindeki o ağırlığın yok olduğunu hissetti. Nasıl becerdiğini bilmiyordu ama sorgulamayacaktı. O dolaylı yoldan katil olmamıştı!

"Ne sikim dönüyor burada?" Prens hayretle bağırdı. "Sen insan değilsin ve bizi yiyorsun değil mi? Doğruyu söyle!" Alkar o ara cümlenin yarısını duyamadı çünkü kalbine garip bir ağrı saplanmıştı. Göğüs kafesini tutarak derin derin nefesler aldı. Gözlerini yumdu.

"Başardı." Sinir hastası adam hayretle mırıldandı. Sonra bağırdı. "Ahahaha ulan adam ölmedi. Ne oldu lan? Az önce cenazesini düzenliyordunuz! Ahahahaha." Kahkahası sayesinde herkes irkilmişti. Adam çok sesli kahkaha atıyordu.

"Sizin imkansız dediğiniz şeyi başardı." Kibar adam şaşkınlıkla fısıldadı. "O zaman bunun vücut gücü ile alakası yok." Tereddütlü sesi ile devam etti. "Nasıl başardı? O bizim bile sağ çıkamayacağımız şeyden nasıl olur da yaşayarak çıkabildi? Nasıl?"

Prens ise en büyük şoku yaşayanlardan biriydi. Zamanında bu metodu daha da güçlü olmak için deneyen birine şahit olmuştu. Deneyen kişi güçlüydü. Kendisinden bile güçlüydü. O gün buna şahit olan o ve birkaç kişi vardı. Adam kendi gözlerinin önünde öyle bir acı çekmişti ki... Sanki adamın ruhunu zorla bedeninden ayırıp sonsuz ateşte kavuruyorlardı.

Çok kötü bir şekilde ölmüştü. Cesedi bile... Düşünmemeye çalıştı o görüntüyü. Ama bu durumda düşünmeden de edemiyordu. Nasıl olmuştu? Ondan binlerce kat üstün biri bile feci bir şekilde ölüyordu. Şans mıydı?

Böyle bir olayda şans işe yarayabilir miydi ki?

Prens o an anladı. "Bunun fiziksel dayanıklılıkla alakası yok o zaman. Peki ne ile alakası var?"

Herkesin ortak düşüncesi buydu. O nasıl hayatta kalabilmişti? Alkar acısını yok saymaya çalışırken hayal meyal tartıştıklarını dinliyordu. Gözlerini hala kapalıydı. Gözleri yanıyordu. Zamkla birbirlerine yapıştırılmış gibilerdi. Zorlukla araladı ve parlak yıldızlar gözlerine sunuldu. O an farklı bir Alkar gözlerini açmıştı hayata.

Hissedebiliyordu.

O acının arkasında garip ve iç gıdıklayıcı bir şey vardı. O şey odhue'ydi.

Kimsenin duyamayacağını bilerek gecenin karanlığına mırıldandı. "Hissedebiliyorum."

Hissedebiliyordu. O an o kadar değişik hissetti ki acıyı tamamen unuttu. Doğduğundan beri hissedebilmenin nasıl bir şey olduğunu merak etmişti. Herkesin dilinde odhue vardı. Ama o anlayamıyordu. "Neden ben de hissedemiyorum?" diye kendine defalarca mırıldanmıştı. Ama şuan hissediyordu. O enerjiyi tam kalbinden hissediyordu.

"Hey." Sızlayan bedeninin içinde mırıldandı onlara doğru. "Yanılmışsın. Bunun fiziksel dayanıklılıkla çok da alakası yokmuş. Şu işe bak ki bir ölümlü olarak seviyecinin yapamadığı şeyi başardım."

 Adamlar zaten şuan şoktalardı bir de onun rahatlıkla böyle söylemesi üzerine beyinlerinden resmen buhar çıktı. "Ah, cidden." Prens kıkırdadı. Mutlu muydu, şaşkın mıydı belli olmuyordu ama keyfli olduğu kesindi.

"Kesinlikle bu kadar kısa sürede şimdiden bildiğim bir şeyin yalan olduğu ortaya çıktı. Cidden..."

Kahkaha atmaya başladı. Diğerleri ise ona katıldı. Belkide düşünmemeliydiler. Düşünürlerse delirme olasılıkları yüksekti.

"Şundan eminim." Kibar adam kahkahaları arasından mırıldandı. Alkar da gülüyordu onlar duymasa bile. "Sen kesinlikle normal bir adam değilsin."

"Evet bir ortak düşüncemiz daha oldu ve bu baya nadir bir olay." Kadın seven adamın mırıldanmasına sinir hastası adam onaylayarak konuştu. "Kesinlikle benden bile manyak olabilirsin adamım!"

Gülüşmeler durmadı. Sonra Küfür sevmeyen ama eden adam sessizliğini bozdu. Şimdiye kadar çok konuşmamıştı. "Peki, nasıl?" Herkesin aklındaki soruyu sordu. "Bu bir şans mıydı?"

Alkar parlak gökyüzüne bakmaya devam etti. Şans mı?

"Tek yaptığım ölmemem gerektiğini düşünmemdi." Seslerini çıkarmayan adamlar şuan bulundukları yerde derin düşüncelere dalmışlardı.

"Ne yani sadece bir irade ile mi başardı bunu?"

Akıllarından geçen şeyler nadiren de olsa ortaktı.

Bu nasıl bir iradeydi böyle?

"Böyle bir iradeye sahip olmak için ne yaşamış olabilir ki?"

Düşünceleri arasında kaybolmuş adamlardan hiçbiri konuşmaya çalışmadı. Soramıyorlardı.

Kendilerinin yarısı kadar yaşamayan adam ne yaşamıştı da böyle bir iradeye sahip olmuştu?




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 715

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 561

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 468

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 467

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 410

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 135

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 118

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 45

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7768 Üye Sayısı
  • 162 Seri Sayısı
  • 11990 Bölüm Sayısı


creator
manga tr