Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

DİPTEN EN TEPEYE - 19. Bölüm: Seçim


Sabah gözlerini açtığında ne hissedeceğini bilemiyordu Alkar.

Saatler sonra o iksiri içince bir çok şey değişecekti ve ister istemez sağlıklı düşünemez olmuştu. Eskiden olsa her şeyin üstünden geçer, paranoyak gibi davranırdı ama Alkar şuan öyle davranmıyordu. Sadece bekleyecek ve zamanı gelince yapacaktı.

Yatağında doğrulup gerindi. Duvardaki saate bakınca tam zamanında kalktığını gördü. Derin bir nefes alırken aklındaki düşünceleri dağıtmaya çalıştı ve ayaklandı. Hızlı bir şekilde hazırlanıp odasından çıktı. Bu sefer hizmetçilerde o rahatlık yoktu. Birileri geri dönmüştü büyük ihtimalle.

Yürürken yanından geçen kişiyi durdurdu ve sordu. "Kim geldi?" Adam yüzünü buruşturarak, "Genç Efendi Hazlur geldi." Alkar memnuniyetsiz olmalarının nedenini şimdi anlamıştı. O herifi gören herkesin bütün enerjisi kaçıyordu resmen. Tiny'nin işe yaramaz abisi, Hazlur.

Alkar adamın kolunu bırakarak mutfağa kahvaltısını almak için yürümeye başladı. Karnı gurulduyordu. Mutfağa girince telaşla koşuşturan hizmetçileri ve onlara emir veren Kath'i gördü. İş başındayken çekilmez olan bu kadına çatmamak için o görmeden kahvaltı için yemeğini aldı ve oradan sıvıştı. Elindeki sandeviçi yerken bahçe bakımı için kullanacağı malzemelerin olduğu bölmeye gitti ve işinin başına döndü. İhtiyar ondan yaklaşık yarım saat sonra gelmiş ve gerekli emirleri verdikten sonra ağacın altına yatmıştı.

Alkar adamın bu davranışına boş boş baktı. Artık şaşırmadığı bir hareketti.

İşlerini yapmaya devam ederken ana binadan sesler geldi. Yüzünü buruşturdu. Gerçekten aksiyon eksik olmuyordu bu evde. Herkes işini bırakıp merakla o yöne doğru yürüdü. Alkar istifini bozmadan gülleri budamaya devam etti. Yine böceklenmişlerdi.

"Amanın!", "Delirmiş bu.", "Öldürecek mi?" gibi fısıldaşmaları duyunca doğrulmadan kafasını arkaya çevirerek kalabalığa baktı. Kim ölmek üzereydi yine?

Dehşetle atılan çığlıklar ve mırıldanmalar artınca sinirleri bozulmuştu. Bu ev burada tek başına durmuyordu ve yakında başka ailelerin de evleri vardı. Evin sahibi özellikle olay çıkmasını istemiyordu. Olay çıkarsa düşman olan aileler de bunu fırsat bilebilirdi. Eğer ses artarsa fark edilecekti. Bir dedikodu çıkarsa evin sahipleri suçlu olan kendileri olsa bile onları cezalandırırdı. Yaşamadığı şey değildi.

Ellerini toprak olduğu için silkerken oraya doğru yürümeye başladı. Onun geldiğini gören bazıları kenara çekilip Alkar'dan uzaklaştı. Alkar baktığı yerde hiç de şaşırmadığı bir sahne gördü.

Hazlur'un önünde diz çökmüş bir adam vardı ve yanında ise ağlamaktan gözleri şişmiş bir kız vardı. Bunlar Ralph ve Charlie idi. Tam da beklediği şey olmuştu. Adam öğrenmiş ve hakkı olmadığı halde onları cezalandıracaktı. Ölümle.

"Benden habersiz benim arkamda iş çevirirsiniz ha?" Hazlur öfkeyle bağırdı. Sesi evde yankılandı. Hafif ayva göbeği ve normalden kısa olan boyu ile ciddiye alınacak bir tip olarak görünmüyordu ama güç bakımında kız kardeşi kadar olmasa da güçlü olduğu su götürmez bir gerçekti.

Alkar onun karşısındaki adamı hiç zorlanmadan öldürebileceğini biliyordu. A4 seviyesi... hatta B1 seviyesinde bile denilebilirdi. Kısık gözlerinin altından izlemeye devam etti.

"Sizi öldüreceğim küçük solucanlar!" Bağırışı ile Charlie'nin ağlayışı arttı. Ralph ise daha çok titremeye başlamıştı. Aslında içinden küfür ediyordu o an. Neden o kızla birlikte olmak istemişti ki? Neden nefsini tutamamıştı? Peki neden erkeklik gururunu korumak istemişti? Ralph şuan yaptıklarından acayip pişmandı ve kurtulmak için her şeyi yapardı. Canı her şeyden önce geliyordu.

"Efendim! Yanlış anladınız! Sandığınız gibi bir ilişki yok aramızda!" Charlie adama şokla baktı. Nasıl bu kadar kolay yalan söyleyebiliyordu? Oysa iki gün önce onlar...

Ağlayışını arttırabildi kadın.

"Kes sesini seni köle!" Hazlur bağırdı. Ne derse desin çoktan öldürmeye karar vermişti. Hizmetçiler kan döküleceğini anlayınca ya gözlerini kapattılar ya da arkalarını döndüler.

Alkar ise kan dökülürse ortalığın karışacağını ve bazı ailelerin bu durumu çakacağını biliyordu. Kendi hizmetçilerini katleden aile... Onlar da pislik olsalar bile sonuçta diğerlerini eziklemek için kendi yaptığı yanlışları bile kullanabilirlerdi. İnsan hayatına değer vermeseler bile onlar katliam yapıyorsa bunu onlara karşı kullanırlardı bir an bile utanmadan

Bir adım çıkarak Hazlur'un görüş açısına girdi. Adam onu görünce memnuniyetsizce yüzünü buruşturdu. Kız kardeşinin favorisini görmeyi istediği pek söylenemezdi. Onu istese bile öldüremezdi, hatta yanlış bir kelime bile söyleyemezdi. Bu köle resmen ondan daha ayrıcalıklıydı.

"Durun, genç efendi Hazlur." Alkar konuştu. "Eğer bir hizmetçi daha ölürse fark edilir diğerleri tarafından. Ayrıca Ralph tanınan bir köledir bu yüzden yokluğu çabuk fark edilir. Ailenizin başına daha fazla bela açmayın." Hazlur onunla böyle konuşan köleye sinirle baktı.

"Siktir! Kendini ne sanıyorsun sen? Kardeşimin kölesisin diye dokunulmaz mu sanıyorsun kendini!" İğrenç tükürüklerini görebilmişti Alkar. Yüzünü buruşturmadan durmak onun için gerçekten zordu o anda.

"Sadece uyarıyorum. Eğer böyle bir durum olursa en iyi okulla görüşme yapan ablanızın adına gölge düşecek ve belki ailesi yüzünden okula bile alınmayacak. Size bunu nasıl ödetir emin olamıyorum." Hazlur'un aklına neler gelmişse yüzünü buruşturdu ve ayaklarının altında eğilen adamın kafasına sert bir tekme geçirdi. Ralph'in ağzından bir diş fırladı ve yere çakıldı. Kafası çok kötü kanıyordu. Hazlur üstten ona bakarken hıhladı ve kendi kölesine seslendi.

"Ural gel ve şu pisliği temizle. Daha sonra Hasan ile buluşmam için giysi ayarla. On dakikan var." Ural bu herifin dediklerini yapmak istemese de kafası ile onayladı ve adamı sürükleyerek hizmetçilerin önüne attı. Alkar ise bu arada geri çekilmişti.

Adamın odasına doğru yürüdüğünü görünce etrafına kısa bir bakış atıp güllere doğru yürümeye başladı. Bazıları minnettarlıkla ona teşekkür etmişti. Kimse artık kan görmek istemiyor gibiydi.

İşine devam etti ve saatler geçmeye devam etti. Öğlen yemeği yemek için mutfağa gitti ve köşede kendi payını yemeğe başladı. Diğerleri her zamanki gibiydi. Birkaç kişi köle Ural'ın etrafında toplanmıştı. Köle Ural Alkar'lardan beş ay sonra eve birzzat Hazlur için getirilmişti. Bütün ayak işlerini o yapıyordu.

"Hey Ural. Hasan da kim?" Bir kadın hizmetçi Ural'a yanaşarak sordu bazı meraklılar da etrafında toplanmıştı. Ural bıkkınca nefes alarak, "Yeni arkadaşlarından biri işte." diye mırıldandı. Kız zorladı onu. "Hadi ama! Eminim başka bir şey de vardır. Okuldan mı?" Ural olumsuz anlamda kafasını salladı. "Hayır, garip olanı da bu ya. Adam Darnira'ya ait bir asker." Dinleyenlerin hepsinden şaşkınlık nidaları çıktı. Alkar da dinlemeye başladı. Keskin gözleri duvardayken kulakları köledeydi. Her bildi onun için bir artıydı.

"Nerede tanıştı bilmiyorum ama kendi gibi bir adam işte. Güçlü ama işe yaramaz. Nasıl girmiş bilmem ama Darnira'da çalışıyor adam. Düşük rütbeli gerçi ama sonuçta oraya üye." Herkes hayranlıkla iç çekti. Darnira askeri ile arkadaş olmak! Ne havalı ama!

Alkar daha fazla bir şey çıkmayacağını anlayınca yemek tabağını bulaşıkların olduğu yere bıraktı ve dışarı çıktı. Küçükten mi başlamalıydı? Nasıl gerçekleştirebilirdi istediklerini? 

Uzun zamandır bunu düşünüyordu. O kadar çok intikam isteği bürümüştü ki bedenini en çok önemli ayrıntıyı kaçırmıştı. İksirle ilgili düşünse fark edebileceği bir sorun vardı ama şuan aklındaki tek şey iksiri içerek hissedebilmek ve intikamını alabilmekti.

İçinde değişik senaryolar kurarak akşamı etti ve yemekten sonra biraz odasına çekildi. Çoğu kişinin kendi içine çekildiğini anladığı an ay ışığının en iyi parlattığı yer olan göl kenarına gitmeyi tercih etti. Yanına bir tane şişe alarak ormanda ilerlemeye başladı. Ilık rüzgar saçlarını dağıttı. Şuan içinde garip bir his vardı. Ne yapacağını bilemiyordu. Heyecan dene şey bu muydu yoksa başka bir şey miydi? 

Daha varamadan diğerleri konuşmaya başladı. Alkar onları dinleyerek rahatlamaya çalıştı. "Arkadaşlar şuan acayip bir durumdayım." Sinir hastası adam daha olay başlayana kadar başka bir şeyden bahsetme gereği duymuştu. Aslında kendisi için önemli bir olaydı. Gerginlikle konuşmaya devam etti. "Geçen söylemiştim ya yıllarca peşinden koştuğum kız vardı..."

Para hastası adam sıkılmış olacak ki, "Eeee..." diye uzattı harfi. Sinir hastası adam homurdanarak. "Bir bekle ulan!" diye tısladı. 

"Hadi devam et. Ne olmuş ona?" Kadın hastası adam devamını merak etmişti büyük ihtimalle. Sinir hastası adam devam etti. "Olum ben ondan özür falan diledim. Mırın kırın etti işte. Sonra razı oldu ama bir şartı var."

Kibar olan adam konuştu meraklı bir sesle. "Neymiş o şartı?" Sinir hastası adam bir süre duraksadı ama sonra konuştu. "Ya benden "Ben bir aptalım lütfen affet." yazını anlıma yazmamı ve bir  gün boyunca dolaşmamı söyledi."

Kahkahalar geldi hemen tabi. Alkar bile neredeyse sırıtıyordu. Çok şanssız bir adam olduğunu şu kadarcık günde anlamıştı. "Gülmeyin lan! Ne yapayım?" Adam ciddi olmaya çalışıyordu ama kahkahalar izin vermiyordu.

"Off, uzun zamandır bu kadar kötü duruma düşen birini görmemiştim!" Prens gülmesini tutmaya çalışarak konuştu, bu yüzden sesi çok kötü çıkmıştı. Sinir hastası adam zaten pek sevmezdi onu o yüzden fırsatı kaçırmadı.

"Sen konuşma lan hödük." Prensin gülmesi kesildi. "Yine mi? Benimle sorunun var senin resmen! İnkar etme ve yüzüme söyle seni domuz!" Sinir hastası adam lafı duyunca homurdandı ve küfür etti. Araya giren küfür sevmeyen ama eden kişiydi.

"Yeter lan susun artık embesiller. Olay var dediler ama asıl olay bu değil." Alkar göle varalı beş dakika oluyordu ve onları susturma gereği duymamıştı. Nedenini bilmiyordu ama zaman kazanmak için olma ihtimali yüksekti. Gergindi.

Çok önemli bir ayrıntıyı unutmuş gibi hissediyordu.

Bu his uzun zamandır içini yiyordu. Neyi unutmuştu? "Doğru." Kadın hastası adam onayladı. Alkar gözünün altını kaşıyarak neyi unutmuş olabileceğini düşündü.

"Vardın mı?" Alkar isteksiz bir 'Evet' ile cevap verince şaşırmışlardı. "Neden isteksiz olduğunu düşünüyorum?" Para hastası adam düşündüğü şeyi pat diye söyleyince Alkar ne diyeceğini bilemedi.

"Bir şeyi unutmuş gibi hissediyorum."

Küfür sevmeyen ama eden adam bilge bir şekilde konuştu. "Büyük ihtimalle bir şey unutmadın. İçten içe endişelisin. Sonuçta yıllarca herkesin kullandığı o enerjiyi hissetmedin. Bu seni korkutuyor ve aklın olmayan şeyleri uyduruyor olabilir." Bir an sessizlik oldu sonra bazıları ona benzer şeyler dediler.

Alkar onlara katılmıyordu. O bu şeyden korkacak biri değildi. Aklından bir şey falan uydurmuyordu. Ama onları dinlemek zorunda kaldı ve nasıl yapılacağını dinlemek için onlara kula kesildi.

Küfür sevmeyen ama eden adam mırıldandı. "Şimdi o iksiri içince enerjiyi hissetmeye başlayacağını biliyorsun. Bu daha önce hissetmediğin için mide bulantısı gibi gelebilir sana. Bir süre büyük ihtimalle hasta gibi hissedeceksin ama sonra alışacaksın." Onu onaylayan mırıltılar geldi. Alkar elindeki şişeye baktı. Mor sıvı ay ışığı altında parıldıyordu. Bu sıvı az sonra hayatını değiştirecekti.

"İçtikten sonra diğerleri gibi gelişebilme hakkına sahip olacak, belki de onlardan daha üstün olacaksın. Tabi avantajları bu kadar değil. Enerjin olduğu için diğer seviyecilerin yerlerini hissedebilecek-" Alkar'ın gözleri farkındalıkla büyüdü. Bunu nasıl unutabilmişti!

"Siktir!" diye içinden bağırdı. Ani bağırış yüzünden adamlar irkilmişti. Hatta bazıları refleksle, "Ne oluyor lan savaş mı çıktı?" diye sordu. Alkar ise bunu nasıl düşünemedi diye kendine kızıyordu. Siktir, her şey berbat olmuştu resmen.

"Olamaz. İçemem ben bunu." diye konuştu. Diğer adamlar şaşkınlıkla sordu. "Hey, ne alaka? Yıllardır beklediğin fırsat ayağına geldi ve içemem mi diyorsun? Kafayı mı yedin be adam?" Alkar hala çakamadıkları için sinirlendi.

"Nasıl içebilirim? Kahretsin ben bunu içince hissedeceğim!" Komik bir şey söylemiş gibi güldü kibar adam. "Eee zaten bunun için yapmadın mı bunu?" Alkar gerçekleri ortaya döktü hiç istemese bile.

"Eğer ben bunu içersem hissetmeye başlayacağım ve ben hissetmeye başlayınca diğer seviyeciler de benim hissettiğimi anlayacaklar çünkü benden yayılan enerjiyi hissedecekler! Sorun şu ki ben yıllardır onların gözünde bir ölümlüyüm ve sizin bana yaptırdığınız bu tarif henüz burada yok. Onlara göre ölümlülerin hissedebilmesi imkansız! Siktir, hissetsem bile anında beni alırlar ve sorgularlar. Ben konuşmadığım için nefret ettiğim insanlar tarafından öldürülürüm ve bir bok yapamamış olurum!"

Gerçekleri resmen bağırarak söyledi içinden. Aslında isyan ediyordu. O her şeyi düşünürdü. Bunu nasıl düşünememişti? Kahrolası bir yol bulduğunu düşünmüştü. Enerji saklama gibi yollar vardı elbet ama bunu anca üstün seviyeciler yapabilirdi ve Alkar seviyeci bile değildi!

Dişlerini sıktı ve elindeki şişeyi sıkarak yere çöktü. Dolunay yine tam tepedeydi. Neden hep iğrenç zamanlarda tepede Alkar'a göz kırpıyordu?

Sessizlik devam ediyordu. Kimse bunu düşünememiş olacak ki diyecek bir şey bulamıyorlardı. Biri sordu. "Kaçsan ya içtikten sonra?" Alkar histerik bir şekilde güldü. İstese bile nereye gidebilirdi? Tiny'nin yaptığı dövme hala kolundaydı. Tiny çok uzaktaydı şuan ama gitmeden önce dövmesini güvendiği güçlü muhafızlara bağlamıştı. O yokken işi muhafızlar devralıyordu. Siktir, Alkar'ın kaçacak bir yeri yok muydu harbiden?

Umutsuzluğunu diğerleri de hissetmiş gibi konuşmadan dakikalarca sustular. Alkar da yere bakmıştı sadece. Sonra tereddütlü bir ses duydu.

"Bundan emin değilim." Küfür sevmeyen ama eden adam düz bir sesle konuştu. Alkar başını dikleştirdi. "Ama nedense söylemek istiyorum. Bu imkansız ama... belki de başarırsın. Sonuçta şuan da içinde olduğumuz şey bir mucize değil mi? Kimsenin yapmadığı halde düşüncelerimiz birbirimize bağlı. O yüzden. Söyleyeceğim. Umarım pişman olmam." Bu adam neden bahsediyordu? Alkar'ın merak ettiği soruyu kibar adam dile getirdi. "Neden bahsediyorsun sen?"

Küfür sevmeyen ama eden adam aynı ses tonuyla konuşmaya devam etti. "Hissedebilmenin tek yolu bu değil elbette. Ama kimse tarafından tercih edilmeyen bir yoldur. En azıdan başlangıç için. Çünkü ölüm oranı yüzde... yüz?" Alkar adamın söylediklerinden bir bok anlamamıştı ama önemli bir şeyler anlatmaya çalışıyordu büyük ihtimalle. Prens ne dediğini anlayan tek kişiydi. Anında şiddetle karşı çıktı.

"Kes sesini!" Küfür sevmeyen ama eden adam buz gibi bir sesle konuştu. "Başka bir seçenek varsa konuşmaya ne dersin? Fazla zamanımız yok. O iksir daha fazla tazeliğini koruyamaz." Prens resmen bağırarak konuştu. "Ahmak! Onu gebertmek mi amacın! Git kendini karadeliğe at desen kurtulma ihtimali daha yüksek! Hadi oradan!" Kimse bir şey anlamamıştı o yüzden arkadan baskı yapmaya çalıştılar.

"Ne dediğinizi açıklasanız iyi olurdu bence." Para seven adam merakla sordu. Biraz siniri bozulmuş gibiydi. Kendisiniz bilemediği bir şeyi bilmeleri onu kötü hissettirmişti büyük ihtimalle.

"Söylemeyecek." Prens katı bir sesle söyledi. İlk defa bir konuda bu kadar ısrarcıydı. Alkar'ın kaşları çatıldı. O çok konuşmazdı ama hayatını etkileyecek kararları bizzat kendisi alırdı. Başkaları değil.

"Söyle." Kararlı bir sesle konuştu. Prens karşı çıkmaya devam ediyordu. "Aptal mısın? Bu kesinlikle seni öldürecek bir şey. Hem de en acılı şekilde. Salaklık etme." Alkar gözlerini dikti gökyüzünü ve konuştu. "Hayatım boyunca herkes benim yerime karar aldı, benim istemediğim şeylere zorladı. Bu sefer ben karar vereceğim. Bir başkası değil. O yüzden... izin ver." Keskin sesi ile prens konuşmadı bir daha. Sadece, "Ben söyledim." diye mırıldandı. Küfür sevmeyen ama eden adam konuşmaya devam etti.

"O şeyi içince enerjinin dağılmasına izin verme." Alkar anlamadı. "Ne?" Adam bıkkınlıkla konuştu. "Diyorum ki o şeyi içtiğin an bir güç doluyor bedenine. O şey senin bütün vücuduna yayılmalı normalde ama sen izin verme ve sıkıştır. Sıkıştırdıkça o küçülecek ve sıkışan enerjiden sızan sızıntılar organlarına yayılmaya başlayacak. Sonra o sıkışan enerji büyük ihtimalle kalbinde yer alıcak ve hayatın boyunca oradan sızan enerji sana acı çektirecek. Ama hissedebileceksin. Tam kalbinden."

Alkar bir an yutkunamadı. Hayatı boyunca acı çekmek mi?

Diğerleri de hemen yorumunu yaptı tabi. "Bu canilik!" Bazıları bunu kesinlikle yapmaması gerektiğini savundu. Sonsuza kadar acı çekmek mi?

"Hissedebileceksin ama yüzünde bir dövme olmayacak. Çok fazla dışarıya enerji sızdıran teknikler yaratamayacaksın. Fiziksel teması yüksek olan şeyler üretebileceksin büyük ihtimalle. Ve en önemlisi... Diğerleri seni hissedemeyecek. Normalde o enerji bütün vücuduna yayılacak ve normal bir seviyecinin bedeni haline getirecekti ama sen izin vermeyeceksin. Anladın mı? Ama bu acı... Büyük ihtimalle seni öldürecek. Seni içinden erittiklerini düşün. Sonra onun binlerce katı acının olduğunu ve dakikalarca süreceğini düşün."

Adam konuştukça Alkar'ın göz bebekleri daha da küçüldü. "Hiçbir ölümlü bununla girmez seviyeci dünyasına. Bu metot zaten seviyeci olanların fiziksel gücünü diğerlerinden üstün tutması için denedikleri metottur. Yüzlerce yıllık seviyeciler bile acıya dayanamayıp ölüyorlar. Sen de öleceksin büyük ihtimalle... Hatta kesin."

Sözleri acımasızdı. Alkar gözlerini yumup yaslandığı ağaca kafasını dayadı. Ne yapmalıydı?

Önünde iki seçenek vardı. Ya normal bir seviyeci gibi hissedecek ve diğerleri tarafından yakalanacaktı. Ölme ihtimali yüksekti.

Ya da ne idüğü belirsiz olan bir metot deneyecek ve 'Kesinlikle öleceksin.' lafını bir an olsun ağzından  düşürmeyen adamın dediğini uygulayacaktı. Herkesin karşı çıktığı metottu bu.

Alkar da bahsettiği acıya dayanabileceğini düşünmüyordu. Bir mucize beklediği falan yoktu. Sadece adamın yanılma ihtimalini düşünüyordu. Belki de o acı bedeninin güçsüzlüğü ile bağlantılı değildi? Ayrıca diğerleri onu hissedemeyecekti. Tam da aradığı şeydi.

Neyi kalmıştı ki zaten?

Denemeye değerdi. 

Ve o ikinci yolu seçti.

 

Uzun zaman önce bitecek olan bölümü daha yeni bitirmemi sağlayan internete selamlar buradan. Kanser etmekte bir numarasın valla.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14762 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr