Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

DİPTEN EN TEPEYE - 18. Bölüm: İşini Şansa Bırakma


Alkar keseyi hırkasının iç cebine koymuştu bu sabah. Bugün iksiri yapacağı için yanından ayırmıyordu. Aklından hangi bahane ve ne zaman yapacağını hesaplarken boş suratıyla yanında çalışan Ralph'e baktı. Birlikte kırılmış duvarı onarıyorlardı. Adam sessizdi. Biraz gergin gibiydi.

Alkar evin içinde dönen dedikoduları duymuştu. Söylenene göre Ralph ve genç efendinin takık olduğu hizmetçi Charlie aşk yaşıyordu. Genç efendi evde olmadığı için henüz bu söylentiyi duymamıştı ama Ralph gelince duyacağını biliyordu. Ölüm korkusu yüzünden doğru düzgün işini bile yapamıyordu.

Alkar ona bakmadan işine devam etti. Sessizlikleri Ralph konuşana kadar sürdü. "Alkar..."

Alkar göz ucu ile ona baktı. Adam konuşmaya devam etti. "Söylentileri duymuşsundur. Ben sadece... Konuşmam gerek. Birileri ile." Alkar içten içe şaşırmıştı. Otuzlarının başında olan bu adam yıllar önce ilk zamanlarda bok gibi davranmıştı ama sonra Alkar'ın Tiny olan ilişkisi değişince adam ondan kaçar olmuştu. İş dışında konuşmazlardı ama adam onunla konuşmak istemişti.

Gözlerini kısarak adamı inceledi. Birkaç günde çökmüş gibi görünüyordu. "Duydum." Kısaca mırıldandı. Biri ile dertleşecek değildi. Yapması gereken önemli şeyler vardı. Kısa kesmesini umdu.

"Ne yapmalıyım? Tanrım! Ödüm bokuma karışıyor! O kızdan hoşlanıyorum ama o herif bana kim bilir neler yapar!" Alkar boş boş adama baktı. Ne demeliydi?

"Eğer canını seviyorsan kızı bırak gitsin. Aşık değilsen tabi. O kız için her şeye değer diyorsan sen bilirsin." En bilindik öğütü verdi ve ayaklandı. Adam ona alık alık bakıyordu. Pek yardımcı olamadığını hissetti Alkar.

"Ondan bu kadar kolay ayrılabilir miyim? Sonuçta ona yanaşan bendim." Ralph'in söylenmesi ile konunun erkeklik gururu olduğunu anladı. Gözlerini devirmek istese de kendini durdurdu.

"Erkeklik gururun yüzünden canından olmak istiyorsan ol." Bu onu korkutmuş olacak ki gözlerini kocaman açtı sonra ise omuzları çöktü. Yavaşça fısıldadı. "Ondan ayrılmam gerek." Alkar bir şey demedi. Bu kadar kolay bitirebileceği bir ilişkiyse ayrılmaları ikisi için de iyi olurdu. Bir an ne yaptığını sorguladı. Ona neydi ki?

Bir şeyler daha söyledikten sonra kaçarcasına ortamı terk etti. Böyle işlerden gerçekten anlamıyordu. Mutfağa doğru giderken yorgun görünmeye çalıştı. Gerçi zaten yorgun görünüyordu. O yüzden pek çabalamasına gerek kalmadı.

Mutfakta pek insan yoktu. İşçiler ev sahiplerinin olmaması nedeniyle pek fazla yemek ile uğraşmıyorlardı. Boş bir ocağın başına geçti ve otların bulunduğu keseyi herkesin gördüğünü umursamadan tezgaha bıraktı. Bazıları ona garip garip bakıyordu. Alkar etrafa göz attı ve Kath'i bulunca yanına adımladı.

"Fazladan boş kavanoz var mı?" Dedikodu yapan Kath Alkar'ın ani sorusuyla soru işareti dolu gözlerle ona baktı. Sonra tezgahın üzerindeki garip bitkilere bakıp tekrardan ona döndü. "Ne yapacaksın o kadar bitkiyi ve kavanozu?" Alkar daha önce üzerinde çalıştığı için duraksamadan cevapladı.

"Çok yorgun olduğum için eskiden ailemin bana yaptığı ölümlüler için olan yorgunluk giderici bir içecek yapacağım." Özellikle ölümlüler için lafının üzerine basmıştı. Diğerleri istese de içemeyeceklerdi çünkü kendileri güçsüz olsa da seviyecilerdi. Ölümlü yoktu aralarında.

Kath isteksiz gözlerle ona baktı. "Sakın bir yeri patlatayım deme." Bayan Tiny ile ilişkisini bildiği için izin vermek zorunda kaldı. Alkar'a gösterdiği yerde boş bir kavanoz vardı. Alkar onu aldı ve ocağın başına geçti. Başlıyordu. Çok önemli bir iksiri ocakta yapacaktı. Acaba hikayelerde okuduğu gibi iksirler kazanda mı yapılıyordu.

Bunu çok düşünmedi ve son günlerde ne zaman konuşsalar susturduğu adamlara seslendi. "Bana artık nasıl yapılabileceğini anlatabilirsiniz." Konuşamayan adamlar artık istedikleri kadar gevezelik yapabileceklerini duyunca direk atladılar. Alkar bunu uzun zamandır beklediklerini hissetti. İşleri güçleri yoktu resmen.

"Sonunda be ne uzun sürdü." Küfür sevmeyen ama eden adam sinir bozucu bir sesle mırıldandı.

"Hm, bitkiler tamamsa yap artık şunu." Sinir hastası adam mahmur bir sesle konuştu. Sesi yeni uyanmış gibiydi. Kibar olan adam hevesle konuştu. Bu işi en çok bekleyen oydu. Ablasına özendiği belliydi. "Tarifi ben vereceğim o zaman. Şu an tam olarak neredesin? Yani ne kullanıyorsun yapmak için?" Alkar kazan kullanıp kullanmadığının bir sıkıntı olup olmadığını bilmiyordu o yüzden gergin bir sesle sordu.

"Normal ocak kullanıyorum. Odhue enerjisi ile çalışanlardan. Sorun olur mu?" Adam cevapladı. "Zaten normal iksirler de orada yapılıyor. Kazan kullanan simyacı yok denecek kadar az. Sonuçta alevi en iyi bunlar kontrol edebiliyor değil mi? Gerçi simyacıların kullandığı ocak ile sizinki aynı değildir büyük ihtimalle ama sonuçta basit bir iksirden bahsediyoruz burada."

Dediklerinden sonra rahatlamıştı ama hala başarısız olma ihtimali vardı. Fazladan bitki toplasa bile yetmeyebilirdi. İlkinde başarmayı umuyordu. Zor olsa da imkansız değildi sonuçta.

"Ee başlıyacak mısınız artık?" Parayı seven adam miskince mırıldandı. Sanki film izliyordu. Alkar diline gelen lafları yuttu.

"Hemen başlamayın." Kadınlarla haşır neşir olan adam acelece konuştu. "Herkes burada olsun bir yanlış olunca herkes fark edemeyebilir. Buradaki kişiler sonuçta deneyimli değil mi?"

Bazı onaylı mırıldanmalar gelse de Alkar boş boş bekleyemezdi. "Çabuk olun. Mutfağın sahibi tip tip bana bakıyor, boş boş durursam bana karışır." Diğer adamlar da saçma bir şekilde telaşlanmıştı. Ne alakaydı yani? İlk defa bir ölümlü ile konuşsalar bile bir iksir yaptırmanın ne önemi vardı?

Sonunda herkes gelince kibar adam konuşmaya başladı. "Tencereye su doldur. Ilık olsun. Sadece yarısına kadar." Alkar dediğini yapınca yaptığını belli eden bir ses çıkarıyordu. "Ocağın altını hafifçe yak sonra kalkamışı at. Üç tane at sadece. Bir dakika arayla." Bu kadar ayrıntı ile kafası karışsa da karşı çıkmadı ve dediklerini harfiyen yapmaya başladı. 

Adam neler yapacağını söylüyor Alkar ise onaylıyordu. Diğer adamlar bazen artı bilgiler veriyor ve bitki bilimle ilgili genel kültürünü genişletiyordu. Dışarıdan Alkar'a ve yaptıklarına bakan çalışanlar ise yüzünü buruşturmuş ve, "Ölümlüler ve onların garip tarifleri." diye homurdanmışlardı. Alkar duysa bile konsantresini bozmadı. Önemli bir şey yapıyordu onlar bilmese bile.

Son aşamalara gelirken iyice terlemişti Alkar. Batırma ihtimali aklının bir köşesinde içini yese de dışında sabit bir ifade vardı. Dediğini yaptı adamın. "Uon otunu iki saniye aralıklarla tencereye atarken ısıyı hafifçe çoğalt aynı zamanda. Karışım koyu mor haline gelince Uon dediğin otu atmayı hemen bırak ve ocağın altını hemen kapatarak kapak ile buharın gitmemesi için üzerini ört. Buharda çok önemli metaryeller var ve buhar kaçarsa olmaz. Hızlı olmalısın."

Alkar onu onayladı ve hemen dediklerini yapmaya başladı. Uon otunu atıyordu ama rengi değişmiyordu. Bir içinde başaramayacağını haykıran o ses yükseldi. Alkarkaşlarını çatarak devam etti. Olacaktı.

Bir süre sonra pes edecek duruma gelmişti. Adamlar "Hala mor olmadı mı?" diye konuşmaya başladıklarına göre çoktan olmalıydı ve becerememişti. Oysa dediklerini harfiyen yapmıştı. Dişlerini sıktı ve tam ot atmayı bırakacakken birden karışımın rengi koyu mor oldu. Alkar mutluluktan kahkaha atacağını sandı ama olanı onlara bildirmekle yetindi aynı zamanda buharın kaçmaması için tencerenin kapağını kapamıştı. 

Gergin bir şekilde tencereye baktıktan sonra içinden zaferle mırıldandı. "Bitti."

"Vay be. İlkte başardın mı şimdi sen?" Prens tebrik eden bir sesle konuştu. Sesinde mutlu olduğunu gösteren tınılar vardı. Diğerleri de tebrik etmeye başladı.

"İlkte başarmak yetenek ister helal."

"Ne var yani? Ben de ilkte başarmıştım."

"Hemen tencereyi açma ve aferin sana ben bile ilkte yapamamıştım."

"Kokusu iyise tam kıvamındadır. Koklasana bir umarım çürük yumurta gibi kokmuyordur. Onların tatları da bok gibi oluyor."

"Bir an kendimi baba olan arkadaşımı tebrik ediyor gibi hissettim. Aman neyse tebrikler..."

Alkar bir şey demeden tencereye bakmaya devam etti. "Ne zaman içindeki sıvıyı kavanoza doldurabilirim?" Meraklı bir sesle sordu. Para hastası adam cevapladı. "Beş dakika yeterliydi sanırım." Diğerleri de onaylayınca biraz daha bekledi. O arada içinden zorlu bir görevin üstesinden gelmiş adamlar birbirlerini tebrik ediyorlardı.

"İyi işti arkadaşlar." Sinir hastası adam gururla mırıldandı. "Evet zorlu bir operasyondu ama başarı ile tamamladık." Küfür sevmeyen ama eden adam ciddiyetle bunu söyleyince Alkar kimsenin görmediğini umarak göz devirdi. Bu sözler için yardım ettiklerine bahse girebilirdi. Böyle laflara bayılıyorlardı.

"Evet, iksirimiz başarılı bir şekilde yapıldığına göre sıra geldi içilmeye..." Karı seven adam heyecanla mırıldandı. Sonra devamını getirdi sözlerinin. "Daha önce ölümlü birinin bunu içtiğine şahit olmamıştım. O yüzden o esnada yardımcı olamam."

Sinir hastası adam ve kibar adamda onu onayladı. Diğerleri bir şekilde bu süreçle ilgili bilgi sahibiydi.

"Hemen şimdi gidip içebilir miyim?" Prens mırıldandı. "En az bir gün beklemesi gerek onun. Kavanoza doldur ve yarın akşama kadar sakla. Sonra içersin." Alkar biraz hayal kırıklığına uğrasa da beklemesi gerektiğini biliyordu. Sonuçta hayatına böyle bir fırsat geçmeyebilirdi.

Eğer onlar bunu bilmeselerdi kesinlikle akıllarının nasıl bağlandığını daha iyi sorgular ve cevap arardı. Diğerleri de öyle yapardı büyük ihtimalle ama cevabının korkutucu ve gizemli olduğu belli olan bu olayın cevabını herkes olabildiğince ertelemeye çalışıyordu. Alkar'ın olayı da güzel nedendi.

İşi birince kepçe ile sıvıyı kavanoza doldurdu ve ocağı temizledi. Keseyi de cebine atınca arkasına döndü ve ona garip bir şekilde bakan çalışanlar bakıştı. Sonra düz bir sesle söyledi. 

"İşim bitti." Hala ona değişik bir şekilde bakan insanlara aldırmadan çıkışa yürüdü. Çıktıktan sonra onun hakkında yapılan birkaç yorumu duymuştu. "Ölümlülerin tarifleri bile garip. Bir an iksir yapıyor sandım."

Alkar odasına doğru yürüdü. Bugünlük işi bitmişti ve yarını iple çekiyordu. Yarın her şey değişecekti. Kafasında adamlar keyifle sohbet ederken Alkar içeceği çekmeceden aldığı küçük şişelere doldurdu. Sonra onları güzelce çekmeceye yerleştirdi. Zaten birkaç saat sonra adamlar susmuş Alkar ise kafasında soru işaretleri ile uykuya dalmıştı.

O iksiri içtikten sonra hayatı ne kadar değişecekti?

Bilmese bile hayatı gerçek anlamda kökünden değişecekti.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 450

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17409 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr