Bölüm 1410: Mücadele Ateşlenir/Kısım 1

avatar
458 9

Desolate Era - Bölüm 1410: Mücadele Ateşlenir/Kısım 1



Bölüm 1410: Mücadele Ateşlenir/Kısım 1

Proofreader: Wias

 

Şafakberrak da gülümsedi. Ölümün muhtemel olduğunu bildiği için kalbindeki bütün soru işaretlerini bir kenara bırakarak duygularını dilenmişti.

 

“Tebrikler Yeşil Bambu. Tebrik ederim büyük kardeşim Şafakberrak.” Yanlarındaki diğer kadın Hükümdar gülümseyerek başını salladı.

 

“Tebrikler! Böyle bir felaketin ortasında buna benzer bir sürprizin yaşanacağını kim bilebilirdi ki? Bu kahrolası yerden kurtulduktan sonra şöyle doğru düzgün bir kutlama yapmamız lazım!” Kaslı adam kahkahayı bastı.

 

“Evet, kutlamalıyız!” Diğer Hükümdarlar ve İmparatorlar da gülümsediler. Bu karanlık saati aydınlatacak bir ışık arıyorlardı. Aslında hepsi içten içe bir gerçeğin farkındaydı; muhtemelen buradan kurtulanların sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecekti ve eğer şansları yaver gitmezse hepsi ölebilirdi!

 

Bir saatlik konuşmanın ardından bir kaçış planı oluşturdular. Toplamda elli dokuz gruba ayrılacak ve farklı farklı yönlere doğru kaçacaklardı. Hayatta kalma şanslarının en yüksek olduğu plan buydu. Birlikte kalırlarsa hepsi anında yok edilirdi.

 

“Millet.” Yeşil Bambu gözleriyle herkesi süzdü. “Plana karar verdik. Başlayalım! Umarım bu felaketin sonunda yeniden görüşebiliriz.”

 

“Yeniden görüşeceğiz.”

 

“Görüşeceğiz!”

 

Hükümdarlar ve İmparatorlar bu sözleri tekrarladılar. Ölmek istemiyorlardı ve son çarpışmada her şeylerini riske atarak hayatta kalmaya çalışacaklardı.

 

Kısa bir süre sonra, Saklıbulut savaş alanını koruyan büyük formasyonun önünde devasa bir savaş gemisi belirdi. Savaş gemisinin önünde çok sayıda Sithe Hükümdarı ve İmparatoru vardı; hazinelerini kullanarak formasyona saldırmaya başladılar.

 

Aniden, formasyonun içinden güç dalgaları fırlamaya başladı. Bazısı karanlık sislere, bazısı yıldırımlara, bazısı da ışık sütunlarına benziyordu. Karşı saldırı olarak yükselen bu dalgalar Sithe'nin güçlerini bir süreliğine bastırdı.

 

“Son saldırılarına başladılar! AHAH! Saldırmaya devam edin! Birazdan çökecekler!” Devasa gemiden yaşananları izleyen Sithe lideri kendine çok güveniyordu… Ama saniyeler sonra yüzü değişti.

 

Vhoosh! Vhoosh! Vhoosh! Formasyondan sayısız figür çıktı ve hepsi farklı farklı yönlere doğru kaçmaya başladı.

 

“Kaçıyorlar! Sayıları çok fazla. Hangileri gerçek?!”

 

“Bilmiyorum.”

 

“Kaptan, hangileri gerçek?” Savaşmakta olan Sithe üyeleri emirleri bekliyordu.

 

“Demek kaçmak istiyorlar?” Sithe lideri uzun sakalını sıvazladı. Savaş gemisi bir Tiran'ın bile geldiğini saptayabilirdi! Tarama yetenekleri eşsizdi ve figürlerin hangilerinin gerçek olduğunu anında fark etmişti.

 

“Toplamda elli dokuz gruba ayrılmışlar; grupların en kalabalık olanında üç kişi var. Çoğu tek başına kaçıyor ve farklı farklı yönlere gidiyorlar. Emirlerimi dinleyin…” Sithe lideri emir vermeye ve adamlarını farklı farklı ekiplerin peşine göndermeye başladı. Savaş gemisinde Sithe elitleri bulunuyordu ve çok sayıda Hükümdar ile İmparator'a sahiplerdi.

 

“Ayrılın. Birinin bile kaçmasına izin vermeyeceksiniz.” dedi Sithe lideri.

 

“Anlaşıldı.”

 

……

 

“Kaçın!” Yeşil cübbeli bir İmparator hayatını kurtarmak için kaçıyordu. “Çok zayıfım. Sithe muhtemelen uzay zamanı yarmaya çalışan Hükümdarlar’ı bile saptayabiliyor. Benim gibi normal bir İmparator'un onlara karşı hiç şansı yok.” Yeşil cübbeli İmparator kurtulma şansının çok düşük olduğunu biliyordu. “Saklıbulut savaş alanını hazırlamak için çok uğraştık. Burada hala daha aktif olan çok sayıda formasyon var ama onları bırakmak zorunda kaldık. Eğer o formasyonlardan birine saklanabilirsem belki beni bulamazlar.”

 

Nefeslenmek için o formasyonlardan birine saklanacak ve tehlike geçer geçmez hemen farklı bir yere kaçacaktı.

 

Svoosh. Yeşil cübbeli İmparator sessizce bir formasyona girdi ve formasyonu kolayca kontrol altına aldı.

 

Svoosh. Svoosh. Svoosh. Dışarıda üç figür belirdi. Üçü de Sithe'nin Siyah İmparatorları'ydı. Sithe bu hedefin sıradan bir İmparator olduğunu bildiği için sadece üç Siyah İmparator'u görevlendirmişti. Sonuçta, bu Siyah İmparatorlar'ın her biri Hükümdarlar kadar güçlüydü; sıradan bir İmparator'u öldürmek onlar için zor olmamalıydı.

 

“Formasyona mı girdi?” Siyah İmparatorlar birbirine baktılar.

 

“Formasyonun etrafını mühürleyin. Ben dışarıyı kollayacağım; siz şu adamı bulun.” dedi içlerinden biri.

 

“Anlaşıldı.”

 

“İçeri giriyoruz.”

 

Sadece bir saatin ardından içeri kaçan yeşil cübbeli İmparator çaresizliğe kapıldı. Nihayetinde, Siyah İmparatorlar'dan biri onu tek bir hamleyle toza çevirdi!

 

…..

 

“Kaçalım!” İki Hükümdar panik haline kaçıyor, defalarca kez uzay zamanı yarıyordu. Yakalanmak üzere olduklarını görünce bir diyargemisi çıkardılar. “Hadi.”

 

Diyargemisiyle birlikte kaçtıkları sırada, onları takip eden Sithe ekibi duraksadı ve durumu üstlerine bildirdiler. “Diyargemisine sahipler. Onlara yetişemiyoruz.”

 

Kısa bir süre sonra diyargemisindeki Hükümdarlar rahat birer nefes aldı. “Hızlıyız, kaçabiliriz.”

 

“Kaçmalıyız.” Umutluydular… Ancak aniden, diyargemisi uzay zamanı yaramamaya başladı.

 

“Eh?” İkisi de dışarıya döndü. Önlerinde devasa bir gemi belirmişti ve etraflarındaki uzay zamanı bastırıyordu. Bu savaş gemileri Sithe lideri tarafından zar zor yaratılmış silahlardı. Ning ve diğer Tiranlar bile uzay zamanı kullanmak yerine gemiye yavaş yavaş yaklaşmak zorundaydı. Güçleri muazzamdı!

 

“İşimiz bitti.” İki Hükümdar da sonlarının geldiğini biliyordu. Birbirlerine baktılar ve… Bang! Bang! Tereddüt bile etmeden vücutlarını patlattılar! Sithe'nin ruh yutan tekniğine hedef olmaktansa kendilerini patlatmayı tercih etmişlerdi.

 

Bunu onlara söyleyen Tiranlar'dı. Eğer intihar ederlerse gelecekte diriltilme şansları olacaktı; Hükümdar olsalar bile diriltilebilirlerdi!

 

Tiranlar sonsuz boşlukta ölen Hükümdarlar’ı diriltemiyordu ama kaosdiyarlarından bir Kaoslordu çıkarsa işler değişirdi. Bir Kaoslordu onları geri getirebilirdi! Buna inanıyorlardı, çünkü yakaladıkları Sithe Hükümdarları'ndan bazı bilgiler almışlardı. Hatta aldıkları bilgilere göre Sithe Yüceleri bile diriltilebiliyordu! Fakat bunun için ödenmesi gereken bedel çok yüksekti. Dolayısıyla öldükten sonra dirilmek isteyen Sithe Yüceleri'nin büyük işler başarmış figürler olması gerekiyordu.

 

Svoosh. Savaş gemisinden görünmez, dehşet verici bir çekim gücü yayıldı ve diyargemisini kapladı. Saniyeler sonra diyargemisini savaş gemisine çektiler.

 

“Onları bulur bulmaz intihar ettiler. Kahretsin! Gerçekruh parçalarının çoğu kaybolmuş bile. Geri dönüyoruz!” Savaş gemisi bir kez daha savaş alanına geri döndü.

 

….

 

“Kaçamayacağım… Ama o şerefsiz Sithe bozuntularına gerçekruhumu yem etmek istemiyorum!” Boynuzlu, ince bir kadın öfkeyle kükredi.

 

BOOM! Bir ışık hüzmesine dönüştü.

 

…….

 

İntihar. İntihar. İntihar…

 

İntihar etme şansı bulamayan bazı figürler ve tereddüt yaşayanlar Sithe tarafından öldürülüyordu. Ancak büyük çoğunluk kazanamayacağını anlayınca intihar ediyordu.

 

…….

 

Yeşil Bambu ve Hükümdar Şafakberrak birlikte kaçıyorlardı. Diğer arkadaşları ise farklı farklı gruplara ayrılmıştı. Hep birlikte kaçmaya kalkarlarsa sonucun ölüm olacağını iyi biliyorlardı.

 

Şafakberrak gülerek Yeşim Bambu'ya baktı; Yeşim Bambu bütün gücünü kullanarak savaş alanından uzaklaşmaya çalışıyordu.

 

“Neden bana bakıp duruyorsun?” diye dalga geçti Yeşil Bambu. Peşlerinde Sithe güçleri olsa da ikisi de gayet rahattı.

 

“İşte…” Şafakberrak gülümsedi. “Kendimi aniden çok ama çok mutlu hissetmeye başladım. Kaçmayı başaramasak da birlikte ölmeye de hayır demeyeceğim.”

 

“Ne saçmalıyorsun sen? Kaçmayı başaracağız. Merak etme.” Yeşim Bambu başını salladı.

 

Boom! Aniden önlerinde devasa bir kale belirdi. Kaleden bir ses yankılandı: “Sen Saklıbulut savaş alanındaki gelişimci güçlerinin lideri olmalısın. Velet, bizi epey uğraştırdın. Direnmeyi bırak! Kaçamazsın.”

 

Yeşil Bambu'nun yüzü değişti. Korktuğu şey başına gelmişti. Kendisi Saklıbulut savaş alanındaki en güçlü gelişimciydi. Avatarını savaşa gönderdiğinde, Sithe onu alt etmek için büyük bedeller ödemişti. Şüphe yok ki Sithe güçlerinin en çok dikkat ettiği isim Yeşil Bambu'ydu. Adamın peşine gezegen boyutlarındaki kalelerden birini bile göndermişti! Bu şeyler diyargemilerinden çok daha hızlıydı.

 

“Şafakberrak, sana verdiğim hazineyi bağlamayı unutma. O hazine seni inanılmaz bir uzaklığa götürebilecek kadar güçlü.” dedi Yeşil Bambu. “Ben onları oyalayacağım. Kaç! Güvenli bir mesafeye ulaşınca o hazineyi kullan.”

 

“Hayır...!” Şafakberrak kaygılıydı. “Ya sen ne olacaksın? Hayatını öylece yitirecek misin?”

 

……

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21873 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 40659 Bölüm Sayısı


creator
manga tr