Bölüm 1358: Başka Çare Yok

avatar
518 7

Desolate Era - Bölüm 1358: Başka Çare Yok



Bölüm 1358: Başka Çare Yok

 

Ji Ning, Hapların Efendisi'ni buradan sağ çıkarmak istiyordu ama Saklı Diyar'a yapacağı bu yolculukta ölüm riski oldukça yüksekti.

 

“Oraya gitmeden önce Sithe soyundan gelen figürlerin kullandığı gelişim tekniklerine bir baksam iyi olacak.” Ning, Sithe'nin yeni kuşakları nasıl eğittiğini çok merak ediyordu! Bahsi geçen yeni kuşaklar Ning'in Kaosdiyarı'nda doğmuş ve büyümüş kişilerdi; dolayısıyla Sithe'nin gerçek tekniklerine çalışamıyorlardı. O halde Sithe onlara nasıl bir eğitim veriyordu? Normal gelişimci teknikleri mi kullanıyorlardı, yoksa yeniden yapılandırılmış olanları mı?

 

Vhoosh. Ning diledi ve Kılıç Taosu bölgesi etrafa yayılarak bölgeyi kapladı. Aynı esnada, malikane dünyasından afallamış görünen, kırmızı cübbeli bir İmparator'u çıkardı. Çıkardığı adam Cehennem'de yakaladığı figürlerden birisiydi.

 

“Selamlar, Taolordu.” Kırmızı cübbeli İmparator saygıyla eğildi.

 

“Mm. Sana bazı sorular soracağım. Doğru düzgün cevaplar istiyorum.” dedi Ning.

 

“Pekala, Taolordu. Size bildiğim her şeyi söylemeye hazırım.” Kırmızı cübbeli İmparator başını salladı. Saniyeler sonra bakışları bulandı ve bir illüzyon onu ele geçirdi. Direnmeye bile çalışmıyordu ve zaten dirense bile Ning'in İllüzyon Taosu’na asla dayanamazdı. Ning'in adamın bilincine gönderdiği ufacık kılıç iradesi onu tamamen baskı altına almaya yetiyordu.

 

 Aslında bu durum, onları tamamen şaşkına çeviren ve akıllarını başlarından alan bir manzarayı gördüklerinde ölümlülerin düştüğü duruma çok benziyordu. Bir anlığına da olsa bu insanlar mantıklarını yitirebiliyorlardı.

 

 İllüzyon Taosu’na yoğunlaşmayan Tiranlar da çoğu Hükümdar'ı bu şekilde kontrol altına alabiliyordu. Hükümdarlar'ı illüzyonlarla kontrol etmek kolaydı… Ancak tabii kişinin Tao kalbi ne kadar güçlüyse, illüzyonun ona olan etkisi de bir o kadar azalıyordu.

 

“Vahşiler ve acımasızlar.” Ning adamın anılarını inceliyordu. “Yeni kuşaktaki herkese bir hayatözü yemini ettirmişler; bu yemin nedeniyle Yüce'nin onlara verdiği emirlere karşı gelemiyorlar. Böylece Sithe'den isteseler de kopamazlar.”

 

“Hah. Gelişimcilerin kullandığı teknikleri kullanıyorlarmış.” Ning başını iki yana salladı. “Yöntemler bile aynı.”

 

Önemli olduğunu düşündüğü hatıraları inceledi ama onu şaşırtacak bir şey bulamadı. Ardından bu İmparator'un yaşadığı hayata dair olan anılarına daldı. Adam o kadar uzun bir zamandır yaşıyordu ki, Ning'in her şeyi öğrenmesi uzunca bir zaman aldı. Genç adamın asıl amacı Sithe'nin kullandığı gibi mükemmel bir gelişim yolu yaratmaktı; baktığı anılarda da bu konuda işine yarayıp yaramayacak şeylere odaklanıyordu. Yaşamaya devam etmesini sağlayacak bir şeyi bulmak niyetindeydi.

 

Yaşama umudu varsa neden ölümü arayacaktı ki? Umut sadece hayatta olanlara özgü bir kavramdı ve Ning, ölmediği sürece umudunu asla yitirmeyecekti.

 

Üç gün boyunca İmparator'un anılarını inceledi. Aniden, Ning'in suratında keyifli bir şaşkınlık belirdi. “Demek buymuş…”

 

Uzun, upuzun yıllar önce Sithe yeni kuşakların denemesi için onlara bazı özel gelişim teknikleri aktarmıştı. Fakat yeni kuşaklar bu teknikleri çalışırken birtakım sorunlarla karşılaşmışlardı. Bazısının vücudu infilak etmiş, bazısının de gerçekruhu yok olmuştu. Sithe toplamda dokuz farklı tekniğin testini yapmış olsa da bunlardan biri bile başarılı olamamıştı. Her ne kadar dokuzuncu ve son teknik yeni kuşaktaki üyeleri Birinci Adımın Taolordu Seviyesi’ne kadar çıkarabiliyor olsa da gelişimcilerin vücudu Samsara Taolordu Seviyesi’ne adım atar atmaz parçalanıyor ve gerçekruhları da yok oluyordu.

 

Testin yapıldığı günden sonra Sithe bir başka deneme daha yapmaya kalkışmamış; bunun yerine yeni kuşaklara normal gelişimci tekniklerinden vermişti. Ning gibi onlar da İlahi güç ve Ölümsüz enerji üzerine çalışıyordu.

 

“Dokuz özel teknik demek?” Ning'in suratında keyifli bir ifade belirdi. “Bilhassa dokuzuncu teknik… İlahi gücü, Ölümsüz enerjiyi ve diğer bütün enerji çeşitlerini birleştirerek hem vücudu hem de ruhu güçlendiriyor. Ancak kişi bir Samsara Taolordu olduğunda teknik onu öldürüyor.”

 

“Böyle bir şeyi yalnızca Sithe'nin en güçlü üyeleri yaratabilir. Bahse varım defalarca kez bizim Kaosdiyarımıza uygun mükemmel teknikler yaratmaya çalışan Kaoslordu'nun ellerinden çıkmıştır.”

 

“Toplamda dokuz teknik ve başkalarına aktarmayacaklarına dair yemin etmişler, öyle mi? Onları bulmak zorundayım.”

 

Ning bu tekniklerin varlığını öğrenince heyecanlanmış ve onları arzulamaya başlamıştı. Sithe dokuz teknikte de başarısız olmuştu; çünkü bu Kaosdiyarı'nın Tao'suyla gerçek manada bir bağlantıları yoktu. Ancak Ning farklıydı! Kaoslordu'yla aynı seviyede olmayabilirdi ama o dokuz Sithe tekniğini ele geçirirse belki… Belki de bir şansı olabilirdi.

 

Ufacık bir şansa sahip olduğunu biliyordu ama yine de denemek istiyordu.

 

Ning'in yakaladığı figürlerin her biri uzun yıllardır bu diyarda yaşayan kimselerdi. Hepsi dokuz teknikten haberdardı ama onlar İmparator olmak için normal yolu izlemişlerdi. Çoğu, bu özel teknikleri bile öğrenmiş değildi! Üç tanesi biliyordu ama onlar da başkalarına aktarmayacaklarına dair hayatözü yemini etmişlerdi; bunu yapmaya kalkarlarsa gerçekruhları paramparça olurdu.

 

…..

 

Gizli düzlemin dışında…

 

Siyah cübbeli Kadimikiz Ning, Titanos ve Mogg'un avatarları birlikte duruyordu. Yıllardır gizli düzleme bir giriş yoru arıyorlardı. Bu zaman zarfında diğer Tiranlar da buraya gelerek şanslarını denemiş ama içlerinden biri bile gizli düzlemin tam yerini çözememişti.

 

”Tiran Titanos. Tiran Mogg.” Ning hemen sordu. “Tiranlar, Sithe'nin yeni kuşaklarına bahşettiği dokuz özel tekniği hiç duydunuz mu?”

 

“Evet, duyduk.” Titanos başını ağır ağır salladı. “Aslında, Şafak Savaşı'nda Sithe'nin yeni kuşaklarına karşı da mücadele vermiştik. Sithe'ye tamamen sadık olan bu figürler bize karşı çıldırmış köpekler gibi saldırıyordu. Kana susadığımız için biz de merhamet göstermedik. Tiran Gökana dışında kimse onlardan birini yakalamadı. Gökana yakaladığı birkaç kişinin anılarını incelediğinde, Sithe'nin onlara aktardığı dokuz adet özel tekniğin olduğunu öğrendi; ancak tekniklerin hepsi başarısız olmuştu.”

 

Yan taraftaki Mogg başını salladı. “Sithe muhtemelen çok sayıda Hükümdar, hatta Tiran yetiştirmek istiyordu! Yeni kuşaklara onlara tamamen sadık olmaları için yemin ettirdiklerini biliyoruz. Eğer bu denemeleri başarıyla sonuçlansaydı, o vakit yeni yükselen figürler Kaosdiyarımızın gücünü emebilecekti… Ve tabii, Sithe de güç emen bu yeni kuşakları öldürerek Kaosdiyarımızı iyice zayıflatabilirdi.”

 

Ning başını salladı.

 

“Ama başarısız oldular. Dokuz tekniği ise bulmaya çalıştık, çünkü oradan ilham alabileceğimiz birkaç şeyin olduğunu düşünüyorduk.” dedi Titanos. “Ama Şafak Savaşı sona erdikten sonra Sithe'nin yeni kuşaklarına dair herhangi bir izle karşılaşmadık; yani aramaya başlayacak bir başlangıç noktamız yoktu.”

 

“Peki ya Tiran Gökana'nın yakaladıkları?” Ning sordu.

 

“Her biri o teknikleri asla ve asla başkalarına aktarmayacaklarına dair yemin etmişti. Teknikleri zihinlerinden zorla çekip çıkarmak istediğimizde ise gerçekruhları parçalandı.” Tiran Titanos başını iki yana salladı. “Ondan sonra Sithe'nin yeni kuşaklarına rastlamadığımız için meseleyi üstelemedik.”

 

Ning çabucak anladı. Sithe'nin yeni kuşakları nadiren görülen figürlerdi ve onları tek bakışta tanımak da zordu. Sonuçta hepsi normal gelişimcilere benziyordu! Tiranlar zamanlarını öylece evrende gezerek, bütün gelişimcilerin anılarını karıştırarak geçiremezdi, değil mi?

 

“Sithe'nin yeni kuşakları.” Ning gizli düzlemdeki zayıf Sithe kuşaklarının çoğunun bırakın bu özel tekniklere çalışmayı, daha önce onları hiç duymadıklarını biliyordu! Bu teknikleri sadece uzun zamandır yaşayan üst düzey Sithe üyeleri biliyor olmalıydı. Bunlar, genelde en azından İmparator seviyesinde oluyordu.

 

“Gizli düzlemde dolaşarak o teknikleri bulmalıyım.” diye düşündü Ning.

 

……

 

Saklı Diyar. Üst Salon.

 

Mavi saçlı Sithe Yücesi tahtında oturuyordu; önünde çok sayıda İmparator ve Hükümdar vardı. Kimisi gerçek Sithe'ydi, kimisi ise bu düzlemde doğmuş ve büyümüştü. Sithe yeni kuşaklarını yetiştirmek için epey efor sarf etmişti ve başarı oranları, yerel gelişimcilerinkinden biraz daha yüksekti.

 

“Şafak Savaşı sona erdiğinden beri… Bendeniz Yüce Bowenya, bu gizli düzlemde yaşıyorum. Uzun, upuzun bir zamandır buradayım.” Mavi saçlı Yüce aşağıya baktı ve yavaşça devam etti. “Bu düzlemle aramda derin bir bağ var; burada sorun çıkmasını gerçekten istemiyorum. Hatta gelişimcilere karşı bir savaş daha yapmak istediğim bile söylenemez.”

 

”Ancak bu… Benim verebileceğim bir karar değil! Sizler için de aynı şey geçerli!” Mavi saçlı genç onlara baktı. “Gelişimcilerin arasından dehşet verici bir Taolordu yükseldi ve önümüzde tek bir seçenek var… Onu öldürmeliyiz!”

 

“Onu öldürebilirsek, bu uğurda gördüğünüz koca düzlemi bile feda etmeye değecektir.” Mavi saçlı genç iç geçirdi. “Bu yeri eviniz olarak gördüğünüzü biliyorum… Ve aslında benim için de burası evden farklı değil. Hayatımın büyük bir kısmını geçirdiğim, huzurla ve mutlulukla yaşadığım bir yerden feragat etmek istemiyorum.”

 

”Ama o Taolordu buraya adım attığında, huzur dolu hayatımız sona erdi.” Gencin sesi Üst Salon'da yankılanıyor ve sessizlik içerisindeki Hükümdarlar'dan ölümcül auralar saçılıyordu.

 

Bazısı Taolordu'nu sadece ödül için öldürmek istiyordu… Ama çoğunun ondan nefret etme sebebi farklıydı. O Taolordu'ndan nefret ediyorlardı, çünkü o adam bir kez daha savaşı kapılarına getirmişti! Savaşmak istemiyorlardı… Ama Yüceler bile en nihai Sithe'nin emirlerine karşı gelemezdi!

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22105 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 40994 Bölüm Sayısı


creator
manga tr