Bölüm 1250: Tiran'ın Gidişi

avatar
592 13

Desolate Era - Bölüm 1250: Tiran'ın Gidişi



Bölüm 1250: Tiran'ın Gidişi

Proofreader: Wias

 

 

Ji Ning Üç Alem'in iki hasarlı kristali andıran Dünyakalbi'ni hatırlıyordu. Bu kristallerden ikisi de hasarlıydı ama birleşerek mükemmel bir bütün oluşturmuşlardı.

 

“Yani diğer bir deyişle… Bir Tiran'ın Tanrımücevherleri, o çağda yaşayan bütün canlıların vücutlarına nüfuz etti. Bu nedenle ilk çağdaki canlıların diğerlerine kıyasla belli başlı farklılıkları vardı.” dedi yaşlı adam. “Bu yüzden ‘Nuwa’ isimli kadın o savaşta Dünya Tanrısı seviyesine ulaşabildi. Ne bir öğretmeni ne de ona yol gösterecek bir öğretmeni vardı; buna rağmen başardı! Rüzgarşeytanı denen şahıs da o savaşta ciddi derecede güçlendi!”

 

“O kaosdünyasındaki bütün canlılar Tiran'ın enerjisiyle beslenerek kutsandılar.” dedi adam. “Bu nedenle ustan Subhuti ve diğer büyük güçler gitgide güçlenmeye devam ettiler. Potansiyelleri de zamanla derinleşti.”

 

“Üç Alem'deki sıradan ölümlüler ise ciddi yeteneklere sahipti. Sen eskiden yalnızca sıradan bir ölümlüydün. O zamanlar sahip olduğun karmik şans, ustan Subhuti'yle kıyaslanamayacak kadar azdı.”

 

”Fakat geçen zamanla birlikte ani bir yükselişe başladın! Gücün arttıkça kazandığın karmik şans miktarı da arttı ve böylece Üç Alem'in lütufları sana odaklandı. Kusursuz İttifakı'na karşı yaptığınız o savaşta nihayet yepyeni bir güç seviyesine ulaştın ve Üç Alem'in karmik şansını kendi vücudunda topladın.” Yaşlı adam, Ning'e baktı. “İnanılmaz bir potansiyelle ödüllendirildin; çağının en güçlüsü olmayı başardın.”

 

“Fakat… Nihayetinde seni bugünlere getiren şey karmik şans değil, kendi çabalarındı.” Yaşlı, kel adam konuştu.

 

Ning yavaş yavaş anlıyordu. Şanslı biri olduğunu biliyordu, belki de bu günlere gelmesini sağlayan şey buydu… Fakat her gelişimcinin kendine has şanslı tesadüfleri vardı! Örneğin İpeksikar, şeytani bir figür olmasına rağmen çok tesadüf yaşamıştı. Yine de Ning tarafından intihara zorlandığında çaresizdi.

 

Kişi ne kadar güçlenirse, Kaosdiyarı'nın has özlerine karşı direnci artıyordu. Koskoca bölgeleri katleden ve buna rağmen hala mutlu, keyifli hayatlar yaşayan bazı şeytani figürler vardı. Kaosdiyarı'nın has özleri onlara dokunamıyordu.

 

“Üç Alem Çağı sona erdi ve yeni Üç Alem varlığa büründü. Artık Dünyakalbi gayet iyi bir durumda. İçinde Tanrımücevherleri’nden eser yok; bu yüzden gelecek nesil, sizler kadar yetenekli olmayacak.” Kel adam güldü.

 

Ning başını salladı. O çağ, Tiran'a ait iki Tanrımücevheri’nin birleşerek yepyeni bir dünya yarattığı çağdı. Gerçekten de çok sayıda büyük gücün yetişmesine sahip olmuştu. Bunlara on binin üstünde Dünya Seviye gelişimci ve birden fazla Samsara Taolordu ile Ning de dahildi. Lakin tabii, canlıların büyük bir kısmı bitmek bilmeyen ölüm yaşam döngüsüne devam ediyordu.

 

“Tiran'ın Tanrımücevherleri tarafından oluşturulan kaosdünyalarında doğanlar, sıradan canlılara benzemezler.” dedi yaşlı adam. “Çünkü hepsinin içinde Tiran'ın kendine ait özünden bir parça vardır. Ruhları ve gerçekruhları yok edildiğinde gerçekruh parçaları Kaosdiyarı'nın has özleri tarafından alınır ve saklanır.”

 

“Aslında tahmin etmek zor değil. Bundan sayısız yıl önce, Kaosdiyarı'nda fazla canlı yaşamıyordu. Bütün her şeyi yaratanlar, has özlerin kendileriydi. Fakat… Bunu yaptıktan sonra yarattıkları canlılar güçlenmeye ve dolayısıyla has özler zayıflamaya başladı.”

 

“Bunun nedeni basitti; gelişimciler güçlenmek için Kaosdiyarı'nın has özlerine ait olan enerjiyi özümsüyordu.” Yaşlı adam açıkladı. “Ve bir Hükümdar, Tiranlık’a ulaştığında… İşte bu inanılmaz bir hadisedir. Her Tiran'ın yükselişi, Kaosdiyarı'nın has özleri için unutulmaz bir anıdır ve ne zaman bir Tiran ölse, has özler onun enerjisini özümsemek için ellerinden geleni yaparlar.”

 

“Uzun lafın kısası, Sıradan bir kaosdünyasındaki insanları diriltmek benim için zor değil; ancak bir Tiran'ın Tanrımücevherleri’nden oluşan Üç Alem'deki figürleri diriltemem. Üstelik bahsettiğimiz bu çağdaki canlılar sadece bir değil, iki Tanrımücevheri’nin özüne sahip. Hepsi birbirinden özel.”

 

”Tao eşin o çağda büyüyen bir Kutsal Ölümsüz'dü. Onu diriltmek, bir Hükümdar’ı diriltmekten bile daha zor olacaktır!” dedi yaşlı adam. “Has özler ona ait olan gerçekruh parçalarını çoktan özümsemiş; geri vermeleri mümkün değil. Bunu asla kabul etmezler. Deneyenlere ise karşı çıkmak için bütün güçlerini kullanırlar.”

 

Ning artık her şeyi anlıyordu. Büyük bir güç olan genç adam, iki devasa medeniyetin tekniklerine hakimdi. Çoğu Hükümdar'ın bilmediği şeylere vakıftı.

 

Canlılar doğduklarında, güçlenmek için kadim kaosun enerjisini özümsemeye başlıyorlardı. Bu süreç durmaksızın devam eder ve gitgide daha fazla üstat oraya çıkarsa… O halde bütün bu figürler hangi enerjiden beslenecekti? Tabii ki Kaosdiyarı'ndan! Dolayısıyla, Kaosdiyarı'nın da yitirdiği enerjileri geri toplaması gerekiyordu ve bunun en kolay yollarından biri de, gerçekruh parçalarını emmekti. Gerçekruhun yok olması demek, aslında gerçekruhun parçalanarak Kaosdiyarı tarafından yutulması demekti.

 

Bir nevi reenkarnasyon döngüsüne benziyordu. Yeni üstatlar güçlenirken, ölenlerin gerçekruhları Kaosdiyarı tarafından yutuluyordu. Basit bir döngüydü.

 

Ebedidünyalar'ın kendilerine has temel özleri olduğu için, orada ölenlerin enerjileri ebedidünyayı terk etmiyordu. Onları diriltmek çok kolaydı.

 

Ötekidiyarlarda yaşayan canlıların gerçekruhları ise olası bir ölüm halinde o ötekidiyarı terk etmiyordu. Örneğin, Hapların Efendisi'nin büyük kardeşi olan Kılıç Hükümdarı hayatını yitirdiğinde alternatif evrenin has özleri ona ait olan gerçekruh parçalarını yutmuştu. Onu diriltmek daha kolay sayılırdı ama tabii bir Hükümdar olduğu gerçeği hala ortadaydı. Ötekidiyarın özleri onun gibi bir figürün gerçekruh parçalarını vermemek için ne gerekiyorsa yapardı. Sadece bir Tiran bunu başarabilirdi ama Tiranlar kolay kolay Hükümdarlar’ı diriltmeye ikna olmuyordu. Bunun için diyargemisinden çok daha değerli bir ödeme talep ederlerdi.

 

En çok sıkıntı çıkaranlar ise kaosdünyalarıydı! Ne yazık ki Yu Wei bir Tiran'ın Tanrımücevherleri tarafından oluşturulan Üç Alem'de doğmuş ve orada Kutsal Ölümsüzlüğe adım atmış bir kadındı.

 

“Elimden bir şey gelmiyor.” Yaşlı adam, Ning'e baktı. Ardından elini sallayarak diyargemisini geri verdi. “İsteğini yerine getiremedim. Gemini alabilirsin.”

 

“Bir Tiran bile bunu başaramıyorsa, o halde kim yapabilir ki?” Ning telaşa kapıldı.

 

“Hmph! Bir Tiran başaramıyorsa, o vakit kimse başaramaz!” Kel adam güldü ama aniden Ning'in suratındaki ifadeyi gördü. Bu kadını diriltmek, önünde duran ve ucubevari yeteneklere sahip olan Karakuzey'in en büyük arzusuydu. Dolayısıyla iç geçirerek ekledi. “Çok zor. Hayatımı riske atsam bile muhtemelen başarısız olurum… Başka kim yapabilir ki?”

 

Ning'in aklı havadaydı.

 

“Ehh…” Yaşlı adam, Ning'e baktı. Ardından güldü. “Gerçi bir olasılık var.”

 

Bunu duyan Ning'in gözleri parladı.

 

“Tiranlar olarak bizler, Hükümdarlık’a erişmiş ve ardından bir sonraki adımı atarak Tiranlık’a ulaşmış kişileriz.” dedi adam. “Fakat sen, Nihai Tao'yu takip ediyorsun. Taobirleşimi'nde başarılı olursan, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir Ebediyet İmparatoru olacak ve Hükümdarlar’ı güç bakımından tamamen geride bırakacaksın! Ben bile nasıl bir güce ulaşacağını kestiremiyorum.”

 

“Taobirleşimi'nde başarılı olur, ardından Tiranlık’a geçiş yaparsan…! Nihai Tao'yu takip eden biri olduğun için, bizlerden kat be kat daha güçlü olursun. Sanırım böyle bir şahıs, Tao eşini kolayca diriltebilir.”

 

Ning ne diyeceğini bilemiyordu. Söylenenleri yapmak istiyordu.

 

“Hahah, tabii burada sadece tahmin yürütüyoruz. Daha önce Nihai Tao'yu takip eden Taolordları'ndan biri bile bırak Tiranlık’a ulaşmayı, Taobirleşimi'ni bile tamamlayamadı.” Kel adam konuştuğu sırada boşluğa doğru yürüyordu. “Aptal çocuk… Bazen, bazı şeylerin peşini bırakmak gerekir. Gelişim yolunda fazla takıntı, kendi sonunu hazırlamana yol açabilir.” Sesi yankılanırken vücudu kayboldu.

 

İşte Tiran Titanos… Öylece gitmişti.

 

Ning de hareket etmeden duruyordu.

 

“Ne yapacağız?” Aksükun zihinsel yoldan Mavihabis'e seslendi.

 

“Nereden bileyim ben? En büyük arzusunu yerine getiremedi ama hala umut var. Kim bilir… Acaba neler olacak?” Hükümdar Mavihabis başını iki yana salladı. “Tiran Titanos, Karakuzey için endişelendiğinden ona son bir umut ışığı verdi… Ama Nihai Taolar çok zor! Tiran bile daha önce böyle bir şeyi kimsenin başaramadığını söyledi!”

 

“Önce İmparator olacak, ardından Tiranlığa ulaşacak. Atmak istediği her adım birbirinden daha zor ve neredeyse imkânsız.” Mavihabis başını iki yana salladı. Sayısız Hükümdar günün birinde Tiran olmanın hayalini kuruyordu ama kaçı başarılı olabiliyordu?

 

Ning'in ise bunu Nihai Tao'yla başarması gerekmekteydi. Tiran olmak çok ama çok zordu!

 

“Aslında, ilk etapta düşünmesi gereken tek şey Taobirleşimi!” dedi Mavihabis. “Bunda başarılı olursa geleceğe dönebilir! Söylesene, sence efendin bunu başarabilecek mi?”

 

…….

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21976 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr