Bölüm 1216: Avatar

avatar
604 12

Desolate Era - Bölüm 1216: Avatar



Bölüm 1216: Avatar

 

 

Ji Ning Dehşetin Yıldızdenizi'ndeki Yeşimateş Diyarı'nda giderken, avatarıyla Antik Gerçeğin Sarayı'nda yer alan Dokuztoz'un avatarına haber gönderdi.

 

“Dokuztoz, Yeşimateş Diyarı'ndasın, değil mi? Yoldayım.” Basit bir mesaj gönderdi.

 

Antik Gerçeğin Sarayı Tao İttifakı'nın sekiz Saklı Şehir'inde de oluşumu olan devasa bir örgüttü ve arkasında heybetli Antikler duruyordu. Ning'in haberi çabucak Dokuztoz'un kulağına ulaştı.

 

“Ne?!” Dokuztoz şoke oldu. Karakuzey'in bunu öğreneceğini aklından bile geçirmemişti. İçten içe minnettar olmadan edemiyordu; o yerin bir ölüm kapanı olduğunu herkes bilirdi! Karakuzey de bunu iyi biliyordu ama yine de tereddüt etmeden yola çıkmıştı.

 

“Karakuzey, İpeksikar yüzünden buraya kadar geldim ama kimseye haber vermemiştim. Görünüşe göre İpeksikar bilgiyi yaymış. Adam sana tuzak kuruyor!” Dokuztoz da ona bir haber yolladı. “Ne olursa olsun, buraya sakın gelme. Herif kafayı yemiş. Seni öldürmeye kararlı.”

 

Ning'in Genişgök Sarayı'ndaki avatarına bunları gönderse de… İşe yaramazdı.

 

“Ah, Karakuzey…” Dokuztoz arkadaşını ikna edemeyeceğini biliyordu; bu nedenle avatarıyla hemen Genişgök Sarayı'na doğru yola çıktı.

 

……..

 

Genişgök Sarayı'nın dış kısmında…

 

Uzaydan açılan bir yarığın içinden gri cübbelere bürünmüş bir adam çıktı ve Genişgök Sarayı'na baktı.

 

“Geldim.” Gri cübbeli adam yorgun görünüyordu, suratında kaygılı bir ifade vardı. “Umarım zamanında gelmişimdir.”

 

Gri cübbeli adam elini salladı ve havada sayısız yağmur damlası belirdi. Genişgök Sarayı'nın dört bir yanına düşen yağmur damlalarının gücü, sarayın bariyerleri tarafından bertaraf ediliyordu. Yaşanan gerilim Saltsema ve Ning'in dikkatini anında çekti.

 

“Eh?” İkisi de yan yan dışarı çıkarak mesafeye baktılar.

 

“Ha.” Ning'in avatarı sırıttı. “Geri dönebilirsin, büyük kardeşim Saltsema. Eski dostumla biraz laflayacağım.” Ning'in avatarı gökyüzünde süzülen gri cübbeli adama doğru yürüyordu.

 

İmparator Saltsema da gülümsedi. Gri cübbeli adamın kim olduğunu kestirebiliyordu. Adam kısa bir süre sonra şekil değiştirdi ve Dokuztoz'a dönüştü.

 

“Dokutoz.” Ning'in avatarı, gri cübbeli adamın yanına ulaştı.

 

“Karakuzey.” Dokuztoz dostuna baktı, karmaşık duygular içerisindeydi. Ning'e büyük bir tehlikede olduğunu söylemek istemiyordu ama Ning'in bunu öğrendikten sonra verdiği tepkiler de onu mutlu etmişti. Gerçek kardeşler böyle davranırdı!

 

“Çok geç kalmadım, değil mi?” Dokuztoz sordu. “Gerçek vücudun Yeşimateş Diyarı'na girdi mi?”

 

“Daha yaklaşmadım bile. Dehşetin Yıldızdenizi'nde ilerlerken dikkatli olmak zorundayım. Alevejder Diyarıdüzlemi'ndeki gibi kafama göre uzayı yaramam.” Ning gülümsedi. “Oraya ulaşmam en azından bin yıl sürer.”

 

Dokuztoz rahat bir nefes aldı. “Şükürler olsun… Eh?” Dokuztoz Ning'e dikkatle baktı; biraz şaşırdı. “Sanki auran biraz değişmiş gibi?”

 

Sadece avatar olmalarına rağmen auraları gerçekruhlarından ve Taolar'ından geliyordu. Şeytani bir gelişimcinin aurası da kendisi gibi şeytanı ve nefret dolu olurdu! Gerçek vücut ve avatar arasında bir bağlantı olduğu için Ning'in avatarı da son görüşmelerinden bu yana epey güçlenmişti.

 

 Geçmişte Ning saklı ve dengeliydi; her an ortaya çıkarak keskinliğini sergilemeye hazır bir kılıç gibiydi. Lakin şimdiyse yıldızlı gökler kadar geniş ve bir su damlası kadar nazik görünüyordu. Onu görür görmez iyi bir izlenimle dolmadan edemiyordunuz. Çekici bir aurası vardı.

 

“Yarattığım bir illüzyon sanatından kaynaklı.” dedi Ning.

 

“İllüzyon sanatı mı?” Dokuztoz şaşırdı. “Kılıç Taosu’nda zaten akılalmaz bir seviyeye ulaşmıştın. Bir illüzyon sanatı seni nasıl bu kadar değiştirebiliyor ki?”

 

Kişi illüzyonlara odaklanırsa ciddi bir karizma elde ediyordu. Su Youji bunun klasik bir örneğiydi. Onu gören sıradan gelişimciler öyle bir çekime kapılıyordu ki, kadının kölesi olmaya bile razı geliyorlardı. İllüzyon sanatında inanılmaz seviyelere ulaşan kişiler, sadece auralarıyla başkalarını cezbedebilirlerdi.

 

Ning'in [Özgür Rüyadiyarı], genç adamın yarım kaos döngüsü harcadığı bir illüzyon sanatıydı. Tiran'ın taştan sunağıyla ve sayısız tekniğin yardımıyla yarattığı bir sanattı. Aurasını etkilemesi gayet doğaldı.

 

 “Son zamanlarda illüzyonlara odaklandığım için biraz ilerleme kaydettim.” Ning kendini beğenmiş bir edayla gülümsedi.

 

“Pekala. İllüzyonlardan bahsettiğimiz yeter.” dedi Dokuztoz. “Buraya tam gaz geldim, çünkü Yeşimateş Diyarı'na girmeni istemiyorum. Bunun İpeksikar'ın planı olduğunu biliyorsun; neden bile bile tuzağa düşesin ki?”

 

Ning başını iki yana salladı. “Plan mı? Ne tür bir planı olabilir ki? Dokuztoz, sence nasıl bir plan kuruyor olabilir?”

 

“Onu küçümseme. Herif manyağın teki.” Dokuztoz kaygılıydı. “Milyonlarca yıldır peşimi bırakmıyor. Panik halinde kaçtığım için neredeyse bütün hazinelerimi kullandım. Yeşimateş Diyarı'ndan geçerken kendi kıçımı kurtarmak için oraya girmeye karar verdim.”

 

Ning başını salladı. Ölümle burun buruna olan biri için bu karar mantıklıydı. En azından böylece ufak da olsa bir şansa sahip olacaktı. Aksi halde, İpeksikar onu yakalar yakalamaz işi biterdi.

 

“İçeri girersem beni takip etmeyi bırakır sanıyordum.” Dokuztoz başını iki yana salladı. “Ama yanılmışım. O manyak herif de peşimden içeri girdi.”

 

“Oh?” Ning gözlerini kıstı. “O da mı girdi? Ölmek falan mı istiyor?”

 

“Zaten ona manyak dememim sebebi de bu!” Dokuzto ciddiydi. “Yeşimateş Diyarı, Sithe'nin yerleştirdiği bir ölüm kapanıdır. Şafak Savaşı'nda onları yenmiş olsak da, o savaşta çok adam kaybettik! İçeri girmiş olsam dahi, dikkatli olur ve yavaş davranırsam bir kaçış yolu bulabileceğimi düşünüyordum ama İpeksikar da içeri girdiği için kaçmaya devam ediyorum. Diyarın en tehlikeli kısımlarına dalmaktan başka çarem yok… Buna rağmen hala peşimi bırakmadı! Nihayetinde, hücre gibi bir yere tıkılıp kaldım.”

 

“Hücre mi?” Ning'in yüzü ekşidi.

 

“Tam emin değilim. Tek bildiğim şey, otuz metrelik ufacık bir bölgede kapana kısıldığım.” Dokuztoz iç geçirdi. “Neyse ki içeride herhangi bir tehlike yok ve İpeksikar peşimden gelmeye cüret edemiyor.”

 

“Hapishane gibi bir yer o zaman?” Ning'in yüzü ekşidi. Parkıyı'nın bir üyesi olan genç adam, Parkıyı Hükümdarı'ndan bir harita almak üzere yola koyuldu. Takas etmek için bir şeyler kullanmak istese de Parkıyı ona direkt haritayı vermişti. Artık Ning hem Mavitaş'tan hem de Parkıyı'dan aldığı haritalara sahip olduğu için Yeşimateş Diyarı'na dair çok şey biliyordu. Yeşimateş Diyarı, Sithe'nin yarattığı bir ölüm tuzağıydı ve tam ortasında özel hücreler bulunuyordu!

 

Bugüne dek Yeşimateş Diyarı'nda kapana kısılan birçok büyük güç olagelmişti. Bunlardan çoğu kaçmayı başaramamıştı! Sithe yeterince büyük gücü hapsettiğinde “yıkım dalgası” adı verilen bir şeyi salarak hepsini katlediyordu! Parkıyı şöyle bir tepki vermişti: “Yeşimateş Diyarı'nın hücreleri, yedi ana bölgeye dağılmış olup önemlerine göre sıralanmışlardır. Fakat Sithe'nin yok olmasıyla birlikte oraya yaptığım bir araştırma gezisinde bölgede herhangi bir canlı formuyla karşılaşmamıştım. Yine de orası tehlikelerle dolu. Ciddi bir hasar aldığı için yıkım dalgası artık kullanılmaz durumda ama hala daha birtakım formasyonlar Hükümdarlar'ın bile canına kastedebilecek kadar güçlü.”

 

“Hücreler mi?” Ning'in yüzü ekşidi. “Kahrolası İpeksikar!” Yeşimateş Diyarı'ndaki sıradan hücreler bile çok tehlikeliydi!

 

“Merak etme, şimdilik iyiyim.” dedi Dokuztoz. “Sadece otuz metrelik bir bölgede yaşıyorum, o kadar. Bariyerlere dokunmadığım sürece sıkıntı olmaz.”

 

“Ama hücrelerden birindesin, asıl sıkıntı bu zaten!” Ning endişeliydi.

 

“Zaten bu yüzden gelmeni istememiştim, Karakuzey.” dedi Dokuztoz. ”İpeksikar ikimizden de kurtulmak istediği için hayatını riske atmayı göze alabiliyor. Bir süredir içeride; muhtemelen bölgeyi epey öğrenmiştir. Sana bir sürü tuzak hazırladığına eminim! Buraya geldiğinde, daha önce görmediğin yabancı bir yere girmiş olacaksın. Seni kandırması zor olmayacak.”

 

“O kadar da aptal değilim.” Ning güldü.

 

“Ama avantaj ondan yana!” Dokuztoz karşı çıktı.

 

“Merak etme. Yeşimateş Diyarı'nda tamamen yabancı sayılmam.” Ning başını iki yana salladı. Mavitaş ve Parkıyı'dan aldığı haritalar sayesinde Yeşimateş Diyarı'na gayet aşinaydı. “Ve… Bir süredir ondan kurtulmak istiyordum. Kafasına estiği gibi davranmasına izin verirsek, gelecekte başımıza ciddi bir bela açabilir. En iyisi ondan bir an önce kurtulmak.”

 

“Sen…!” Dokuztoz çok kaygılıydı. “Nasıl…”

 

“Ne tür biri olduğumu biliyorsun.” Ning sırıttı.

 

“Seni ikna edemeyeceğimi biliyor olsam da, en azından bunu denemem gerekiyordu.” Dokuztoz'un canı sıkkındı. “Ah. Onca lafa rağmen seni ikna edemedim! Ne olursa olsun, önce güvenlik!”

 

“Artık o duygusal çocuk değilim.” Ning gülümsedi. “Seni kurtarmak istiyorsam, önce kendimi koruyabilmem gerekiyor.”

 

…….

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21975 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40722 Bölüm Sayısı


creator
manga tr