Bölüm 1057: Dünya

avatar
837 13

Desolate Era - Bölüm 1057: Dünya



Bölüm 1057: Dünya

 

Ji Ning Tümdünya Felaketi'nin illüzyonlarına kapılıyordu.

 

 

Bir balıkçının oğlu oldu. Küçük yaşlarında babasına denizdeki balık tutma maceralarında yardım etti. Zamanla zengin bir adamın kızına aşık oldu ama kadının ailesi Ning'i küçümsüyordu. Bir deniz yolculuğunda babasını kaybeden Ning, okyanuslara tek başına açılmaya başladı. Yavaş yavaş zekasını kullanarak balık yakalama işini geliştirdi. Geçen süreyle bir servet elde etti ve kendine büyük bir gemi satın aldı. Gün geçtikçe gelişen balıkçılık becerileri sayesinde balıkçılar arasında bir efsane olarak anılmaya başladı. Hızla büyüyen servetini kullanarak yüzü aşkın bir gemi filosu kurdu ve zengin kızın ailesi onunla konuşmak için geldi.

 

……..

 

Bir gelişim dünyasındaydı. Sıradan bir hayat yaşıyordu ve genç yaşından itibaren yavaş yavaş büyüyerek orta yaşlarında heybetli bir figür oldu ve son zamanlarını inanılmaz derecede güçlü bir klanın patriği olarak yaşadı.

 

……..

 

Ning rakipsiz bir kılıç ustası oldu. Kılıcı dünyanın en iyisiydi ve hızı herkesin hayal gücünü alt üst ediyordu.

 

Okyanustaki gezintilerinden gerçek ebeveynlerini bulmak için geri dönmüştü. Hayatı boyunca yanında taşıdığı bir madalyon sayesinde nihayet onları buldu. Küçük yaşındayken bir düşman tarafından kovalanan ailesi onu zengin bir ailenin kapısına bırakmak zorunda kalmıştı. Daha sonrasında saklanacak bir yer bularak inanılmaz derecede güç kazanana dek çalışmışlar ve düşmanı öldürerek geniş bir dağ villasına taşınmışlardı. Çok sayıda çocukları ve hatta torunları dahi vardı.

 

Ve artık Ning de dönmüştü…

 

…..

 

Ning bir şifacının öğrencisi olarak ustasını heyecanla ve tutkuyla takip ediyordu. Sıradan bir hayat yaşayan genç adam, ustasının kızıyla evlendi. Zamanla şifa alanındaki yetenekleri ustasının yeteneklerini aştı ve şanı, şöhreti dört bir yana yayıldı. Arada sırada sıkıntılar yaşasa da dünyadaki etkisi gün geçtikçe büyüyordu…

 

…..

 

Ning habis bir iblisti. Tek tutkusu koca dünyaya hükmetmek ve insanların önünde diz çökmelerini sağlamaktı. Bütün okullar ve tarikatlar önünde eğilmeliydi… Bunu yapmayanlar ise ölüme mahkum edilecekti!

 

Şeytani Ning kendi organizasyonunu kurarak bölgesindeki nihai figür oldu. Kimse emirlerine karşı gelemiyordu! Yavaş yavaş bölgesini genişleterek şöhretini artırdı ve kendisini geliştirdi. Dünyadaki sayısız şeytani figürün gerçek hükümdarı olmayı başardıktan sonra yaptığı son savaşta, doğru yolun üç büyük ustasını katletti. O gün Ning'in bütün dünyayı habis, şeytani kanunuyla birleştirdiği gündü.

 

……..

 

Hayatlar hayatları kovalıyor, her seferinde Ning mükemmel tecrübeler yaşıyordu. Şeytanı bir figür olarak geliştiğinde bile nihayetinde yenilmez bir lider olmayı başarıyordu.

 

Doğru yol? Şeytani yol? Sıradan bir ölümlü? Bir soylu? Bir çete lideri? Aslen kendi tarikatının bir numaralı ustası olan ve dikkat çekmeyen bir çiftçi? İmparatorluk sınavlarını kazanarak Zhuangyuan, yani birinci olanlara verilen unvanı alan parlak bir bilge? Şansı yaver gittiği için bir tilki peri ruhuyla karşılaşan bir bilgin?

 

 Yaşadığı bütün hayatlara sıfırdan başlıyordu. Aslında bunlar Tümdünya Felaketi'nin Ning'in kendi hatıralarını baz alarak yarattığı illüzyonlardı. Örneğin Zhuangyuan olmak sadece Üç Alem'deki Dünya adlı gezegende gerçekleşebilecek bir şeydi. Bu şeyler Ning'in zihninde yer aldığı için hepsi onu rahatlatıyor ve ona aşina geliyordu. Bu yüzden genç adam illüzyonlara daha kolay kapılıyordu.

 

……

 

Çok gerçekçiydi. Fazlasıyla gerçekti. Sadece reenkarnasyona benzemiyor, adeta Tao kalbini ve iradesini de söndürüyordu! Sıradan bir Samsara Taolordu olsaydı çoktan sonsuz illüzyonlar silsilesine kapılarak kendini unutmuş olurdu.

 

 Ning Üç Alem'den çıktıktan sonra buraya gelse dahi illüzyonlara karşı koyamazdı. Fakat iradesi ve ruhu son zamanlarda ciddi manada imtihanlar atlatarak gelişmişti. Mantığını koruyabiliyordu ve her ne kadar aşkı ve nefreti, hırsı ve aileyi barındıran bu illüzyonlar gerçekçi gelse de… Ning onlara kapılmıyordu. Büyülenmemiş yahut kontrolünü yitirmemişti; ruhuyla ve iradesiyle yaşanan her şeyi izliyordu.

 

……….

 

“Ateşperisi, efendimiz uzun zamandır oradan çıkmadı. Neredeyse yüz bin yıl geçti. Üçüncü adıma ulaştın bile ama o hala illüzyonlardan çıkmadı!” Hapazizi ve Su Youji mağarada yan yana oturuyor ve beyaz cübbeli hükümdarın cesedi ile Ning'e bakıyorlardı.

 

Su Youji Ning'e baktı. “Efendim hükümdarın cesedine ulaşmayı başardığına göre illüzyonlardan pek etkilenmiyor olmalı. Endişeye gerek yok, her şey çözülecek. Biraz daha bekleyelim. Baktık gerçekten bir sıkıntı var, o halde bizzat illüzyonlara dalarak onu kurtarmak için elimden geleni yaparım.”

 

Su Youji üçüncü adıma ulaşmıştı. Cazibe ve illüzyon Taoları'nı takip eden genç kadının hükümdarın illüzyonlarından edindiği öngörüler gerçekten muazzamdı. Yüce Feixian'ın mirasını artık daha iyi anlayabildiği için hızla ilerliyordu. Zaman hızlandırma hazinesi sayesinde yaklaşık on milyon yıla tekabül eden bir süreçte üçüncü adıma ulaşmayı başarmıştı.

 

Beyaz cübbeli hükümdarın illüzyonlarını görrmemiş olsaydı muhtemelen hızlandırılmış yüz milyon yılda bile adım atamazdı.

 

Hapazizi hala daha ikinci adımdaydı. Mağaradaki savaş izleri ona pek fayda sağlamamıştı. Sahip olduğu öngörü seviyesi düşüktü ve dolayısıyla hükümdarın Tao'su ona ciddi bir anlam ifade etmiyordu.

 

Taolordu Naia ve Taolordu Gaddaralev ise dördüncü adımda olan Taolordları'ydı. İkisi de hükümdarların izlerini incelemeye devam ediyorlardı ve muazzam kazançlar sağladıkları açıktı.

 

“Üçüncü adıma ulaştıktan sonra ruhum sürekli bir güçlenme aşamasına girdi. İllüzyon sanatındaki yeteneklerim sayesinde hükümdarın cesedinden yayılan dalgalara karşı koyabileceğimi düşünüyorum.” dedi Su Youji.

 

“Eh?” Hapazizi'nin kaşları aniden yukarı kalktı.

 

“Efendim…” Su Youji de şaşırdı.

 

Aniden mesafede oturmakta olan Ning'den garip bir aura yükseldi. Adeta bir şey varlığa kavuşuyordu.

 

……..

 

Birbiri ardına hayatlar. Her seferinde kendini bırakıyor ve hayatı, aşkı, nefreti, öfkeyi ve ölümü tecrübe ediyordu. Her hayatı mükemmeldi ve illüzyonlar Ning'i yalanlarına çekmeye devam ediyordu.

 

Fakat her seferinde Ning kurtulmayı başarıyordu. Kaşla göz arasında binlerce dünya ve yaşam geçip gitti.

 

“Efendim, ölümlü dünyanın fani tozlarından yoruldum. Artık kendimi manastır hayatına adamayı istiyorum. Lütfen beni kabul edin.” Beyaz cübbeli bir genç adam, manastırdaki yaşlı bir rahibin önünde diz çökmüştü. Fakat tam o sırada…

 

Tırırırım… Dünya titremeye ve sarsılmaya başladı. Beyaz cübbeli genç bir anlığına şaşırdı, ayağa kalktı ve etrafını süzdü. Yaşlı rahibe baktıktan sonra dağları izledi. Bakışları adeta bütün dünyayı görebiliyordu.

 

“Artık bu sonsuz reenkarnasyon döngüsüne bir son vermenin zamanı geldi.” dedi beyaz cübbeli genç.

 

Tırırım…

 

Dünya parçalanmaya, illüzyonlar çökmeye başladı. Ning bir kez daha dünyayı normal ve net bir şekilde görebiliyordu. Mağarada bağdaş kurmuş oturuyordu ve yaklaşık üç metre önünde hükümdar'ın cesedi vardı. İllüzyonların gücünde bir değişme yoktu ama artık onu hiç mi hiç etkileyemiyorlardı… Çünkü zihnindeki bilinç denizi henüz muazzam bir değişim geçirmişti.

 

BOOOM!!!

 

 Heybetli bir kalpgücü dalgası yükseldi ve gerçekliği kendi sularında boğdu. Gerçek ve illüzyon birleşerek tek bir ışık noktasına dönüştü. Bu ışık noktası neredeyse her kaosdünyasını doğuran bir Dünyakalbi'ne benziyordu.

 

Işık noktası büyümeye ve adeta içinde binlerce gezegen barındırmaya başladı. Bir titreşim sesini takiben kurulan bu yeni dünyada koca bir evren oluşuyordu.

 

İşte bu… Kalpdünyasıydı!

 

Kalpgücü, seviye altı: Dünya!

 

Ning'in zihni ve kalbi uzun zamandır beşinci seviyenin zirvesindeydi; tek ihtiyacı olan şey tecrübe ve öngörüydü. Eğer bu illüzyonlar silsilesine girmemiş olsaydı altıncı seviyeye geçmek için daha birçok tecrübe yaşaması gerekecekti. Fakat Tümdünya Felaketi'ndeki sonsuz illüzyon silsilesi sayesinde gerçeğin has doğasını görebilmişti. Kalpgücü o son bariyeri de aşarak altıncı seviyeye ulaştı. Nihayet kendi kalpdünyasını, gerçeğin ve illüzyonun iç içe geçtiği o diyarı kurmayı başardı.

 

Kalpdünyası, Kalpgücü Gelişimcileri için Ki Arıtıcıları'nın Jindan kaos bölgesiyle aynı işlevi görüyordu! Bir kalpdünyası kurmadığınız sürece gerçek bir Kalpgücü Gelişimcisi olamazdınız!

 

 Gerçek Kalpgücü Gelişimcileri sayıca çok azdı. Ning'in Üç Alem'de yaşadığı tecrübeler ona inanılmaz bir zihinsel dirayet kazandırmıştı ve genç adam zaten yüksek bir kavrayışa sahipti… Fakat nihayetinde, asıl adımı atması için Tümdünya Felaketi'nden geçmek zorunda kalmıştı.

 

“Bugünden itibaren artık bir Kalpgücü Gelişimcisi'yim.”

 

“Ki Arıtıcıları, Ölümsüz enerjisiyle gizli sanatlar ve büyülü hazineler kullanıyor.”

 

“Habistanrılar, ilahi vücutlarını geliştirerek ilahi yeteneklerde ve yakın dövüşte ustalık kazanıyorlar.”

 

“Kalpgücü Gelişimcileri ise kalpdünyalarını kurarak rakibin kalbine saldıran, onu tek bir düşünceyle alt edebilecek gizemli güçlerde çalışıyorlardı.”

 

Ning başını salladı. Ki Arıtıcıları ve Habistanrılar tamamen Tao'ya odaklanıyorlardı. Kalpgücü Gelişimcileri ise farklıydı.

 

Kalpgücü Gelişimcileri kendi Taolar’ının gücüne bel bağlamıyordu; bu figürler Taoları'nın dirayetine odaklıydı. Sağlam Taolar'a ve sağlam kalpdünyalarına ihtiyaçları vardı; aksi takdirde kalpdünyalarını geliştiremezlerdi. Bir kalpdünyası ne kadar genişse, bir Kalpgücü Gelişimcisi de o kadar güçlü oluyordu! Bir Eşik Seviye Kalpgücü Gelişimcisi'nin kalpdünyası, koskoca bir bölge kadar büyük olabilirdi!

 

…….

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23121 Üye Sayısı
  • 828 Seri Sayısı
  • 41794 Bölüm Sayısı


creator
manga tr