Bölüm 640: Pişman Değilim

avatar
748 19

Desolate Era - Bölüm 640: Pişman Değilim



Bölüm 640: Pişman Değilim

Proofreader: Wias

 

 “Evet.” Semavi Tanrı Garipcadı boğuk sesiyle konuştu, “Sürekli savaşmak zorunda kalacağın için ilahi gücünü istediğin gibi kullanma şansın yok; saklamalı ve uygun bir şekilde kullanmalısın. Karakuzey, geçide meydan okuduğunda, savaşırken kılıçgücüne bel bağlamak zorundasın. Kılıçgücü kılıcın kendi özünden geldiği için sonsuz ve tükenmezdir.”

 

Ji Ning başını salladı. Eğer gerçekten de bir yüz yıl boyunca savaşması gerekecekse, o halde çoğu Ki tekniği işe yaramayacaktı; zira [Büyük Bin Kılıç Formasyonu]'nun dokuzuncu seviyesi çok enerji harcıyordu. İkinci sınıf Jindan'ı ona eskiye kıyasla daha fazla Saf Yang enerjisi sunuyor olsa da, sürekli yeşim kılıç oluşturması gerçekten mümkün değildi. Yüz yılı bırakın, bunu yarım gün zar zor sürdürebilirdi.

 

 Uzun zamanlar boyunca mücadele etmek istiyorsa, kılıçgücünü kullanması gerekecekti! İlahi yeteneklerden ise… Ning [Üç Baş, Altı Kol]'u bile kullanmaya cüret edemezken, [Yıldızkavrayan El] gibi akılalmaz miktarlarda ilahi güç harcayan yeteneklerden bahsetmeye gerek yoktu.

 

 Ning'in bir yüz yıl boyunca savaşabilmesi için kullanacağı ilahi gücün, doğal yollarla yenilediği güce eşit olması gerekiyordu.

 

“Yani İblis Buzgeçidi'ne meydan okumak demek, çok sayıda sıradan iblisle karşılaşmak demek?” Ning sordu.

 

“Neredeyse hepsi sıradan iblisler olacak.” Semavi Tanrı Güzkanadı konuştu. “Arada sırada bir İblis Komutanı çıkıyor ve tabii İblis Kralı da seni sonlara doğru bekliyor olacak; ancak kral ya da komutanlar ortaya çıktıklarında, tek başlarına mücadele ediyorlar! Lakin sıradan iblisler sonsuz bir ordu şeklinde saldıracaklar; hepsini katletmen mümkün değil. Ne kadarını öldürürsen öldür, yenileri oluşacaktır.”

 

Ning başını salladı.

 

“Aslında, yüz yıl boyunca savaşmaktan başka bir yol daha var.” Doğuboyut gülümsedi. “İblis kralının söylediğine göre, eğer İblis Buzgeçidi'nin sonuna kadar savaşarak gidebilir ve diğer adaya adım atabilirsen bölgeyi geçmeyi başarıyorsun.”

 

“Evet, ama nasıl?”

 

“Aynen, söylediğin şey neredeyse imkânsız. Onca iblisin saldırısı altındayken bin yılda bile oraya gidemezsin.”

 

Herkes kendi fikrini söylüyordu.

 

Ning de bu fikirlere katılıyordu. Her iki adanın arasında akılalmaz mesafeler vardı. Ruyi Ruhyılan Aracı'nın bile rahatça uçarken karşıya geçmesi çok zaman alıyordu. Sayısız iblisle savaşırken kişi yavaş yavaş ilerleyebilirdi. Bin yıl mı? Bin yıl bile yeterli olacak diye bir şey yoktu.

 

“Ji Ning.” Feiyou gülümsedi, “Aslında yüz yıl boyunca savaşmak bize yarıyor. O yüz yıllık mücadelelerden bini aşkınını tecrübe ettim, ancak her seferinde yeteri kadar iblis öldürememiş olsam da… O vahşi savaşlar bana sürekli kısa kargı tekniklerimi geliştirmemde ve mükemmeliyete ulaştırmamda yardımcı oldular. Hatta, ‘Wuji Taiji'yi Doğurur’ tekniğimi bile o savaşlar sayesinde geliştirdim. Taiji gücüm üçüncü seviyeye ulaştığında, karşı tarafa geçebileceğimi düşünüyorum.”

 

Feiyou'nun sonsuz gücü dördüncü kademeye ulaşmışken, taiji gücü sadece ikinci seviyedeydi.

 

 “Evet. Bize çok faydalı oluyor.”

 

“Özellikle de ilk yüz yıllık mücadele çok önemli. Daha sonraları bize sağladığı yardım da azalıyor.”

 

“Denediğin zaman göreceksin.”

 

 Dokuzluyla biraz muhabbet eden Ning, İblis Buzgeçidi'ne meydan okumayla ilgili bir hayli şey öğrenmişti. Geçidi bitirirse, adaya çıkmak için sadece bir adım daha atması gerekecekti.

 

“Karakuzey.” Semavi Tanrı Doğuboyut aniden konuştu.

 

“Eh?” Ning ona baktı. Doğuboyut'un tereddüt ettiğini görebiliyordu. “Ne oldu?”

 

Doğuboyut bir anlığına tereddüt etti, ardından nihayetinde konuştu, “Bu iblis işgalinde neredeyse ölüyordum. Artık işlerin aslını görebiliyorum. Yeteneğim ve kabiliyetlerim Kadim Çağ'ın Semavi Tanrılar'ı arasında ortalamaydı. Ayaltı Gölü'ndeki zamanımda gelişmiş olsam da, her iblis işgalinde hayatımı ortaya koyuyorum. İblis Buzgeçidi'ni ise geçebilme umudum yok. Şu anki gücüm… Benim için sınır noktası. Daha demin iblis kralının da söylediği ve benim de inandığım üzere, Jueming'den sonra buradan çıkma olasılığı en yüksek olan kişi sensin. Bana yardım etmeni ve beni buradan çıkarmanı istiyorum.”

 

“Pes mi edeceksin?” Ning şaşırmıştı. Sonsuz Dağ Adası'na gelebilen herkese bir hazine seçim şansı sunuluyordu; ancak pes eden herkes bu hazinelerden de vazgeçmiş sayılıyordu! Ve üçüncü adada olup çıkışa yakın bir yerde bulundukları için artık bu raddede pes etmek isteyen kişi sayısı fazla değildi.

 

“İşin aslını gördüm, hazinelerin çekiciliği artık gözlerime ulaşamıyor. Eğer Ayaltı Gölü o hazineleri benden almak istiyorsa, o halde bırakalım alsın. Gerçekten gitmek istiyorum. Ustamı, öğrenci kardeşlerimi, kendi öğrencilerimi görmek istiyorum.” Doğuboyut'un gözlerinde uzak bakışlar belirdi. Geçmişte, sevdiği kişilerle çevrili bir yaşam sürüyordu, ne kadar mükemmel bir hayata sahip olduğunu o zamanlar anlayamamıştı; lakin artık, Ayaltı Gölü'nde geçirdiği sonsuz yılın ardından, ustasını ve diğerlerini çok özlemişti.

 

“Karakuzey… Bana yardım et.” Doğuboyut, Ning'e baktı.

 

“Eğer kararını verdiysen, Doğuboyut, o halde tabii bu isteğini geri çevirmeyeceğim. Sonuçta benim için herhangi bir sıkıntı yok.” Ning konuştu.

 

“Ben de gideceğim.” Semavi Tanrı Bulutyarası konuştu. “Doğuboyut'un hislerini anlayabiliyorum. Onun gibi, ben de uzun yıllardır burada kapana kısıldım. Gücüm artmayalı uzunca bir zaman geçti. Çeviklik yeteneklerim iyi, ancak saldırılarım gerçekten de zayıf sayılır; İblis Buzgeçidi'ni geçebilecek güç seviyesine ulaşmaktan çok uzağım. Karakuzey, buradan çıkma şansın var. Seni takip etmeye istekliyim.”

 

“Eski dostlarım… Buradan gitmek mi istiyorsunuz?” Feiyou biraz üzülmüştü.

 

“Büyük kardeşim Feiyou.”

 

“Biz… Umudu artık göremiyoruz.”

 

 Dokuz Semavi Tanrı'dan beşi Ning'i takip etmeye istekliydi.

 

Bunlar Doğuboyut, Bulutyarası, Garipcadı, Göknehir ve Zhenbu'ydu. Artık kendileri için başarı umudunu göremiyorlardı. İblis kralının Ning'e söylediklerinden ve Ning'in yeşim kılıcını gördükten sonra… Gerçekten de Ning'i takip edip buradan çıkmayı, bir kez daha uzun zamandır birlikte olamadıkları sevdiklerine kavuşmayı istiyorlardı.

 

Lakin tabii, dokuzu da üzgündü. Vedalarını ederlerken Ning aniden sessizliğe gömüldü.

 

Dokuzlu ilk başlarda fark etmemişti, ancak Ning'le ilgili bir sorunun olduğunu anlayabiliyorlardı.

 

“Karakuzey, ne oldu?” Feiyou sordu, “Beş kardeşim gidiyor diye üzgünüm, ancak hislerini anlayabiliyorum. Neden aniden…”

 

“Zhenbu.” Ning aniden konuştu.

 

“Eh?” Zhenbu, Ning'e baktı.

 

“Seni yanıma alamam.” Ning konuştu.

 

Zhenbu şoke oldu, diğer sekiz Semavi Tanrı da şoke olmuştu.

 

“Peki diğer dörtlü?” Zhenbu Ning'e baktı.

 

“Onları alabilirim. Seni alamam.” Ning dişlerini sıktı, bu sözleri zar zor söyleyebiliyordu.

 

“Karakuzey, ne diyorsun sen böyle?” Bakırşarkısı gruptaki en hızlı parlayan kişiydi ve hemen sinirlenmişti. “İblis işgalinde tehlikede olduğunu görür görmez büyük kardeşim Zhenbu kendi hayatını hiçe sayıp, sana yardım etmeye gitmişti. Kendini koruyacak kadar güçlü olduğun için bu pek bir fark yaratmamış olabilir, ancak onu yanına aldığın takdirde hiçbir şey yapman gerekmeyecek ki!”

 

 “Yeter!” Feiyou araya girdi, ardından ciddiyet dolu suratıyla Ning'e baktı. “Karakuzey, bazı sıkıntıların olduğunu anlayabiliyorum. Nedir sorun?”

 

Ning derin bir nefes çekti. “Tamam, söyleyeceğim. Konuşacağım ve hiçbiriniz araya girmeyeceksiniz.”

 

“Tamam.” Dokuz Semavi Tanrı da onayladı. Ning'in önemli bir şey söylemek üzere olduğunu fark etmişlerdi.

 

“Kadim Çağ'ı parçalayan savaştan başlayacağım.” Ning konuşmaya başladı, iki kaosdünyasını birbirine düşüren Her Şeyin Efendisi'nden başladı ve şu anki duruma kadar her şeyi anlattı.

 

 Söylenenleri dinleyen dokuz Semavi Tanrı'nın gözleri neredeyse yuvalarından fırlıyordu. Bazı durumlarda Ning'e sorular sormak istemişler, ancak nihayetinde araya girmemişlerdi.

 

“… Artık biliyorsunuz.”

 

Ning iç çekti. “Zhenbu'yla yan yana savaştık ve kendi hayatını riske etme pahasına da olsa bana yardım etmeye çalıştı. Onu gerçek bir kardeş olarak görüyorum. Ancak… Ayaltı Gölü'ndeki iki ittifakın Semavi Tanrılar'ı birbirlerini böyle görüyor olsalar da, dış dünyada Nuwa İttifakı ve Kusursuz Yol bir yıkım savaşına tutuşmuş durumda. Bütün Semavi Tanrılar ve Gerçek Ölümsüzler, hatta bütün Kutsal Ölümsüzler bile bir seçim yapmaya zorlanıyorlar; ittifaklardan birine katılmak zorundalar.”

 

“Bu bir yıkım savaşı, hayatta kalmak için verilen bir mücadele.”

 

“Bazı sırlar var, ancak kaderin işleyişi bizlere bu savaştan sadece tek bir tarafın sağ çıkacağını gösteriyor; ya Kusursuz Yol ya da Nuwa İttifakı kazanacak.” Ning ekledi. “Gerçek Tanrılar'ın ve Taobabaları'nın bile bir taraf seçmesi gerekiyor. Nehir Kaynağı'nın Dört Atası dışında… Sadece onlar durumu yandan izleyebiliyorlar. Sonsavaş geldiğinde, onlar da bir seçim yapmak zorunda kalacaklar. İki ittifak herhangi bir gücün yan tarafta kalmasına ve yorgun galibi alt etmesine izin vermeyecektir.”

 

“Hepiniz Semavi Tanrılar'sınız. Eğer Üç Alem'e dönersek… Bu savaştan kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz?” Ning dokuzluyu süzdü.

 

“Zhenbu… Eğer Üç Alem'e dönecek olursak, hangi tarafı seçeceksin?” Ning ona baktı.

 

Zhenbu birkaç kez ağzını açıp kapadı. Nihayetinde düşük bir sesle konuştu, “Ustam, kardeşlerim, arkadaşlarım… Hepsi Kusursuz Yol'da. Tabii ki Kusursuz Yol'u seçeceğim.”

 

“Neden… neden böyle olmak zorundaydı… neden fırtına indi…” Yan taraftaki Güzkanadı duyduklarına inanamıyordu. “Her şey mükemmeldi, barış hakimdi…”

 

“Üç Alem'in kaderini kontrol edemeyiz. Kadim Çağ'ı sonlandıran savaş patlak verdiğinde, bütün meselenin arkasında bir Yabancı'nın, Her Şeyin Efendisi'nin olduğunu anlamamız uzun zamanımızı almıştı. Bu fırtınanın arkasında da bazı sırlar olmalı… Ancak bunlar, bizim gibilerin anlayabileceği şeyler değil.” Garipcadı iç çekti.

 

Feiyou aniden konuştu, “Karakuzey, seninle geleceğim.”

 

“Büyük kardeşim Feiyou?” Ning şoke oldu. “Tek yapman gereken şey taiji gücünde üçüncü seviyeye geçmek; eğer bunu yaparsan geçidi de geçebilirsin. Hatta, tek başına Ayaltı Gölü'nden çıkma şansın da yüksek.’

 

“Üç Alem'i bir fırtına kuşatmışken, kimse bencil davranamaz. Evet, eğer Ayaltı Gölü'nde saklanacak olursak bu fırtınadan kaçınabiliriz.” Feiyou konuştu, suratında kederli bir ifade vardı. “Ancak Kadim Çağ'ı sonlandıran savaşta bir sürü öğrenci kardeşimi kaybetmiştim. Zaten bir fırtınadan kaçtım. Bu kez… Daha fazla saklanmaya devam edemem. Kardeşlerimle ve öğrenci kardeşlerimle bu fırtınaya karşı savaşacağım.”

 

“Ben de döneceğim.”

 

“Ben de.”

 

“Fırtına indi. Ufak da olsa her ekstra güç önemli.”

 

 Dokuz Semavi Tanrı'dan yedisi Nuwa İttifakı'na aitti. Feiyou, Jibu ve Bakırşarkısı ilk başlarda burada kalmayı düşünüyorlardı, ancak duydukları şeylerden sonra gitmeye karar vermişti.

 

Bu haberler Sonsuz Dağ Adası'na hızla yayıldı ve birbirini kardeş olarak gören Semavi Tanrılar bir seçim yapmaya zorlandılar.

 

Üç gün sonra, Nuwa İttifakı'na ait her bir Semavi Tanrı Ning'i takip etmeyi seçti. Kusursuz Yol'a ait on iki kişi ise bu adada kalmayı seçmişti.

 

“Dış dünyada günün birinde onları öldürmek zorunda kalmıyorum.” Ning süzülen köprünün önünde duruyordu. Mırıldandı, “Ayaltı Gölü'nde bırakıp zamanın geçmesine izin veririm daha iyi. Kim kazanırsa kazansın, bu kadar az kişiye karşı acımasız davranmayacaktır.”

 

“Gidelim.”

 

Ning kederliydi, ancak kararını vermişti. Pişmanlığı yoktu.

 

Ahşap köprüye adım attı.

 

…….

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21977 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40727 Bölüm Sayısı


creator
manga tr