Bölüm 234: Dokuznilüfer’le Hayat

avatar
846 22

Desolate Era - Bölüm 234: Dokuznilüfer’le Hayat



Bölüm 234: Dokuznilüfer’le Hayat

 

“Adım Luo Qing.” Gümüş cübbeli kadın Mavi Gökyılanı’na bakıyordu.

 

Mavi Gökyılanı cevapladı. “Benim adım da Ji Qingqing.”

 

Ve ardından, kendi aralarında konuşmaya ve gülmeye başladılar. Bu iki “Qingqing” birbirlerine epeyi yakınlaşmışlardı. Bugünden itibaren, Dokuznilüfer ve Luo Qing geçici bir süreliğine de olsa Parlakkalp Adası’nda yaşamaya başladı.

 

 Akşam vakti kar yağışı biraz duraksadı. Parlakkalp Adası’nın kılıç eğitimi avlusunda…

 

“Genç efendi.” Ji Mo saygılıydı ve gözlerindeki heyecanı fark etmemek mümkün değildi. “Lütfen bana rehberlik edin.”

 

Hemen ileride, Ning’in figürü dikiliyordu. Genç adam tek bir düşüncesiyle Suateşinden oluşan kılıçları çağırdı. Kılıçlar element Ki’yle oluşuyor olsalar da akılalmaz birer keskinliğe sahiplerdi. Kılıçlar Ji Mo’nun etrafında dönmeye başlayınca genç adamın suratı değişti… Her ne kadar Ning sadece dünyanın gücüyle kılıçları yaratmış olsa da bu kılıçlar, Xiantian yaşam formlarını öldürmeye fazlasıyla yeterliydi.

 

“Yoğunlaş.” Ning’in gözleri kılıç ışıklarına bakıyordu. Havadaki Suateş kılıçları birleşerek tek bir devasa kılıç ışığına dönüştü. Nilüfer şeklindeki kılıç Ki’si metrelerce uzunluğa sahipti. Açan nilüfer, Ji Mo’yu çevrelemişti.

 

“Ji Mo.” Ning konuştu. “Bu kılıç Ki’sinden oluşan nilüferde, kılıcın bazı temelleri yer alıyor. Toplamda doksan bir nilüfer yaprağı var ve hepsinde de farklı kılıç Ki’si var… Nilüfer yapraklarını parçalaman gerekiyor. Bunları parçaladığın takdirde, kılıçta temel ustalığa erişmiş sayılacaksın.”

 

“Yoksa temel ustalığa bile sahip değil miyim? Ama çok önceleri ‘Dünya ile Bir’ seviyesine ulaşmıştım.” Ji Mo demeden edemedi.

 

“Daha Tao’nun Gerçek Manası’na dair tek bir kavrayışa bile sahip değilsin, nasıl kılıçta temel ustalığa erişmiş olabilirsin ki?” Ning başını iki yana salladı. Ardından kenara oturup şarap bardağını çıkardı. Güz Yaprağı’nın doldurduğu şarabı içerken [Yüz Santimlik Kılıç]’ın dördüncü duruşuyla ilgili düşünüyordu.

 

Tam o esnada…

 

“Küçük öğrenci kardeşim Ji Ning.” Uzaktan, ona doğru iki kadın yürüyordu. Figürler Dokuznilüfer ve Luo Qing’e aitti. Görünüş bakımından, adada bu kadınlardan daha güzeli yoktu. Peki ya aura bakımından? Bu kadınlar Siyah Beyaz Okulu’nun öğrencileriydi! Luo Qing’in aurası epeyi özeldi ve Dokuznilüfer’se Siyah Beyaz Okulu’nun en dikkat çeken figürlerinden biriydi!

 

Başını çeviren Ning hemen ayağa kalktı. “Kıdemli öğrenci kardeşlerim.”

 

“Klan üyelerini mi çalıştırıyorsun?” Dokuznilüfer mesafedeki devasa nilüfere ve nilüfere saldıran Ji Mo’ya baktı.

 

“Nilüfer mi?” Yan taraftaki Luo Qing gülümsedi. “Dünyanın gücünü kullanarak kılıç Ki’sinden nilüfer oluşturabiliyorsun. Görünüşe göre nilüferin gizemlerine dair epeyi bilgin var, küçük öğrenci kardeşim Ji Ning.”

 

Ning başını iki yana salladı. “Birkaç noktayı öğrendikten sonra Suateş Nilüferi adlı bir koruyucu teknik geliştirmiştim… Bu yüzden nilüfere dair temel birkaç noktayı biliyorum.”

 

Nilüfer çiçeği… Sadece varlığı bile akılalmaz gizemlere sahipti. Üç Alem’deki heybetli güçlerin çoğu, nilüfer çiçekleriyle donatılan tahtlarda oturuyor, ya da nilüfer hazineleri kullanıyorlardı.

 

“Kıdemli öğrenci kardeşim Dokuznilüfer de nilüfere dair epeyi bilgiye sahiptir.” Luo Qing hemen konuştu. Dokuznilüfer başını iki yana salladı. “Küçük öğrenci kardeşimiz Ji Ning’den daha az bilgiye sahibim.”

 

“Yapmacık alçakgönüllük dedikleri bu olsa gerek!” Luo Qing gülümsedi. “Kılıç oyunu konusunda küçük öğrenci kardeşimiz Ji Ning’e denk olmayabilirsin ancak nilüfer konusunda… Dongyan Klanı’nda doğdun, bu klana Tazenilüfer Kabilesi adı da verilmişti… Ve kabilendeki gizli rehberin adı da ‘Taze Nilüfe Rehberi’ydi! Nilüfer konusunda, Siyah Beyaz Okulu’nun üçüncü jenerasyon öğrencileri seninle boy ölçüşemez.”

 

Ning şaşırmıştı. Dongyan Klanı mı? Daha önce Sakinsu Eyaleti’ndeki büyük güçlere dair bir rapor okuduğu için Dongyan Klanı’nın akılalmaz bir klan olduğunu biliyordu. Her ne kadar bu klan Sakinsu Eyaleti’nin en büyük sekiz gücü arasına giremese de aslen sahip oldukları güç Siyah Beyaz Okulu, Gökyaran Kılıç Tarikatı, Doğunehir Klanı ve diğer beşliden daha yüksekti! Çünkü Dongyan Klanı’nı temelleri aslen Yükseksu Eyaleti’ndeydi!

 

Dongyan Klanı’nın temelleri Yükseksu Eyaleti’ne aitti. Lakin bu klan birkaç eyalet şehrine sahipti. Dongyan Klanı’nın üç farklı eyalete dağıldığı biliniyordu! Gerçekten bu klan kadim ve güçlü bir klandı. Yükseksu Eyaleti’ndeki güçler arasında bulundukları için Sakinsu Eyaleti’ne dahil olmamışlardı lakin güç bakımından, Sakinsu Eyaleti’nde onlara sadece Kuzeydağ Klanı ve Yağmurejderi Korumaları üstündü.

 

“Kıdemli öğrenci kardeşim Dokuznilüfer’in bu kadar olağanüstü bir auraya ve heybete sahip olmasına şaşmamalı.” Ning hayranlıkla iç çekti. “Yani kendisi kadim bir klana aitmiş. Böylesine kadim klanlara ait olan dehalar… Cidden olağanüstü oluyorlar.”

 

“Demek Dongyan Klanı’ndan geliyorsun. Dongyan Klanı’nın ‘Taze Nilüfer Rehberi’ dünyanın dört bir yanında ünlüdür.” Ning gülümseyerek konuştu. “Birkaç sorum vardı acaba cevaplayabilir misiniz, kıdemli öğrenci kardeşim?”

 

“Küçük öğrenci kardeşim, elimden geldiğince cevaplamak isterim.” Dokuznilüfer cevapladı. Ning içten içe heyecanlanmıştı. Dokuznilüfer Dongyan Klanı’na aitti ve nilüfere dair akılalmaz bir bilgi dağarcığına sahip olduğu da kesindi.

 

“Zamanında koruyucu teknik, Suateş Nilüferi’ni geliştirmiştim…” Ning hemen sorularını sormaya başladı. Elini uzatarak hemen ufacık bir Suateş Nilüferi oluşturmuştu.

 

“Küçük öğrenci kardeşim, aslında, çoktan nilüfere dair derin bir kavrayışa ulaşmışsın. Lakin, daha önce bu teknikteki farklı elementlerin birbirleriyle olan ilişkilerini gözetmemişsin.” Dokuznilüfer’in elinde taze, mavi bir nilüfer belirdi. Yapraklardan birine dokunan genç kadının bu hareketiyle diğer yapraklar da birer birer açılmaya başlamıştı. Adeta bir nilüfer açıyordu ve hatta yapraklarda sabah çiyi görmek bile mümkündü.

 

Ning’in gözleri parlıyordu.

 

“Lakin, küçük öğrenci kardeşim, Suateşi Nilüferi tekniğin…” Dokuznilüfer de kendi sorularını sormaya başladı.

 

“Aslında, içindeki sırlar gayet basit…” Ning açıklamaya koyuldu.

 

İkisi de olağanüstü Tao Kalpleri’ne sahipti ve ölümsüzlük yoluna attıkları adımlar sağlamdı. Tao’yu konuşmaya başladıklarında, doğal olarak diğer her şeyi unutuyorlardı.

 

İkili… Birisi arkasında yeraltı malikanesinin desteğine sahip olan Kılıç Taosu’nun canavarvari yeteneklerinden biriydi. Diğeriyse devasa, heybetli Dongyan Klanı’ndan geliyordu ve Taze Nilüfer Rehberi’ne çalıştığı için nilüfere dair daha geniş bir bilgiye sahipti. İkili Tao’ya dair yaptıkları konuşma sayesinde gelişiyordu.

 

 Ölümsüzlük yolunda yürüyen ve aynı seviyede olan insanların Tao’ya dair konuşmayı sevmeleri bu sebepten kaynaklanıyordu. Eğer hiçbir şeyi saklamadan Tao’ya dair elde ettikleri kavrayışları konuşmaya başlarlarsa iki taraf da gelişiyordu.

 

 Suateş Nilüferi, Ning’in bizzat yarattığı bir teknikti ve doğal olarak genç adamın saklayacak bir şeyi yoktu. Dokuznilüfer de tam olarak ne diyeceğini biliyordu zira Dongyan Klanı katı kurallara sahipti ve öğrencilerine neyi söyleyebileceklerini, neyi söyleyemeyeceklerini anlatıyorlardı. Dokuznilüfer sadece klanın gerçek sırları sayılmayacak birkaç noktayı öne sürmüştü lakin bunlar bile Ning’i mutlu etmeye fazlasıyla yeterli gelmişti.

 

“Mutlu mutlu konuşuyorlar.” Yan tarafta oturan Luo Qing ne yapacağını bilmiyordu, Tao’ya dalan Ning Dokuznilüfer ikilisi ona bir bakış bile atmıyordu.

 

“Hmph.” Daha önce Ning’in içtiği şarap şişesini alarak şarap içmeye koyuldu.

 

 Tao konuşması koskoca bir gece sürmüştü. Güz Yaprağı ve diğerleri onları rahatsız etmiyordu lakin ikinci günün akşamında…

 

“Ne?! Hala konuşuyor musunuz?!” Mekana gelen Luo Qing onlara doğru söylenmişti. Bu sesi duyan Ning ve Dokuznilüfer aniden kendilerine gelince aradan neredeyse iki günün geçtiğini anlamıştı.

 

“Küçük öğrenci kardeşim Ji Ning gerçekten muazzam bir yetenek. Her ne kadar Suateş Nilüferi derin bir teknik olmasa da bu teknikten epeyi öngörü elde etmiş.” Dokuznilüfer bu genç adama hayrandı. Siyah Beyaz Okulu’na uzun bir zaman önce katılmıştı ancak Ning okula girer girmez kıdemli öğrencilerle Tao Mücadeleleri’ne tutuşmuştu. Eğer o zaman Ning’le Tao Mücadelesi yapmaya kalksaydı, kaybedeceğine şüphesi yoktu.

 

O zamanlar, Dokuznilüfer Ning’e hayranlık duymaya başlamıştı. Şimdiyse ana odağı olan nilüferin, aynı zamanda Ning’in de kavrayışa sahip olduğu bir nokta olduğunu öğrenince hayranlığı da artmıştı.

 

“Kıdemli öğrenci kardeşim Dokuznilüfer de bana çok iyi davrandı. Bir sürü sırrını anlattı.” Ning minnettardı. Sonuçta, bu teknikler dış dünyadaki insanlara öyle kolay kolay öğretilen şeyler değildi. Her ne kadar bu konuda apaçık bir tutum sergilememiş olsa da arada sırada verdiği önemli bilgiler Ning’in hemen durumu kavramasını sağlamıştı. Eğer bu kadın ona gerekli rehberliği sağlamamış olsaydı, genç adam bugün öğrendikleriniz uzunca bir zaman daha öğrenemeyecekti.

 

“Küçük öğrenci kardeşim Ji Ning, uzun zamandır Tao’ya dair konuşuyoruz ve ben de bu konuşmadan epeyi şey öğrendim. Geri dönüp meditasyon yapacağım.” Ayağa kalkan Dokuzilünfer konuştu. Ardından Luo Qing’in elini tutup kaldığı yere yönelmişti.

 

Ning kadınların gidişini izliyordu. Yaptıkları konuşmayı hatırlayınca kalbinde garip bir hissiyat belirmişti. Adeta… Dokuznilüfer’le birbirlerine epeyi uyuyorlardı.

 

“Eh?” Ning başını çevirdi. Kılıç Ki’sinden oluşan devasa nilüfer hala orada duruyordu. Nilüferin içindeki Ji Mo’nun da gözleri kan çanağına dönmüştü. Açıkça seçilebildiği üzere, genç adam iki gündür formasyonu parçalamaya çalışıyordu ve oldukça yorulmuştu.

 

“…Ji Mo’yu unuttum.” Ning hemen nilüferi yok etti.

 

Vhoosh. Kılıç Ki’si hemen kaybolmuştu.

 

“Yapraklar? Yapraklar?” Ji Mo hemen etrafına bakındı.

 

“Ji Mo.” Ning suçluluk duyuyordu ancak yine de yüksek sesle konuştu. “İki gündür formasyonu parçalayamıyorsun, görünüşe göre yorulmuşsun. Gidip dinlen. Yarın bir kez daha gelecek ve nilüferle çalışacaksın.”

 

Lafını bitiren Ning mekânı terk etti. Ji Mo şaşkınlık içerisindeydi, ardından endişelenmeye başladı. “İki gündür formasyonu parçalayamadım diye… Genç efendi Ji Ning’i mi sinirlendirdim acaba?”

 

Zaman akıp geçiyordu.

 

Dokuznilüfer ve Ning daha önceki Tao konuşmasından epeyi şey öğrenmişti. Doğal olarak, konuşmaya devam etmeye de isteklilerdi. Her üç ya da beş günde bir, ikili Tao’ya dair konuşuyordu. Kaşla göz arasında bu huzurun orta yerinde, üç ay geçmişti.

 

Parlakkalp Adası’ndaki özel bir odada…

 

Bu oda Luo Qing ve Dokuznilüfer’e aitti. O esnada iki kadın da siyah masanın yanında oturuyordu.

 

“Kıdemli öğrenci kardeşim.” Luo Qing konuştu. “Üç aydır buradayız, sence de gitme zamanımız gelmedi mi? Macera diye dışarıya çıktık ancak buradan başka yere gitmedik.”

 

“Acele etme.” Dokuznilüfer konuştu. “Birkaç gün daha burada kalalım. Geçirdiğimiz üç ayda nilüfer tekniklerim, geçtiğimiz üç yıla kıyasla bile daha hızlı gelişti. Küçük öğrenci kardeşimiz Ji Ning gerçekten etkileyici çok sayıda yeni ve özel öngörülere sahip.”

 

“Gitmiyor muyuz yani?” Luo Qing, Dokuznilüfer’e ağır bir bakış attı. Adeta suratında bir belirti, bir ifade arıyordu.

 

“Neye bakıyorsun? Neden öyle bakıyorsun?” Dokuznilüfer’in yüzü hafiften ekşidi.

 

“Kıdemli öğrenci kardeşim, acaba… Ji Ning’den hoşlanıyor ve onun Tao Eşin olmasını mı istiyorsun?” Luo Qing soruyu direkt sordu.

 

Dokuznilüfer şoke olmuştu. Her zaman rahat görünse de bu sefer utanıyordu.

 

…….

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21887 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40665 Bölüm Sayısı


creator
manga tr