Bölüm 155: On Bin Yıldırım Formasyonu

avatar
883 29

Desolate Era - Bölüm 155: On Bin Yıldırım Formasyonu



Bölüm 155: On Bin Yıldırım Formasyonu

 

Zaman akıp gidiyordu… Kaşla göz arasında gün batımı yaklaşmıştı.

 

“Bugünlük bu kadar yeter. Siyah Beyaz Okulu’na katılmak isteyenler, lütfen yarın erkenden gelin.” Siyah saçlı orta yaşlı adam elini havaya sallayarak konuşmuş ve ardından havada süzülen bronz ayna küçülerek avcuna inmişti. Herifin oturduğu tekne gölün diğer tarafına geçiyordu.

 

 Gölün diğer tarafına ulaşan adam teknesinden indi. Etrafındaki gençlere bakarak başını hafifçe öne sallamıştı. “Genelde, kendine güvenenler başvurularını ilk günden yapmayı tercih ediyorlar. Zaten zamanında, okula girmeyi başaran öğrencilerin çoğu da ilk gün gelenler arasından çıkmıştır.”

 

“Ön elemeyi 962 kişi geçti lakin Siyah Beyaz Okulu’na katılabilecek aday sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecektir. Bu yüzden, dikkati elden bırakmamanız lazım. Elinizden ne geliyorsa yapın.”

 

“Tamam.” Dokuz yüzden fazla genç aynı anda cevapladı. Siyah saçlı adam başını öne salladı. “Mm. Beni takip edin.” Başını çevirdiği gibi yürümeye başlamıştı.

 

Çok geçmeden, ölümsüzlük yoluna adım atmış yüzlerce genç onu takip etmeye koyulmuştu. Ning başını çevirerek gölün diğer tarafında sessizce bekleyen insanlara baktı. Bu kalabalık, ön elemeyi geçen gençlerin aileleri, köleleri ya da arkadaşlarıyla doluydu. Ayrıca orada dikilen ve sessizce ona bakan Beyazsu Tazısı’nı da görmüştü.

 

……..

 

Sakinsu Şehri’ndeki Siyah Beyaz Okulu’nun merkezi, aşağı yukarı dokuz yüz kilometrelik bir alana sahipti. Diğer okulların merkezlerine kıyasla bu okulun kapladığı bölge ufak sayılabilirdi lakin, dokuz yüz kilometre… Ning’in önceki hayatında, Dünya’da gördüğü ufak ülkelere eşdeğer bir büyüklüğe tekabül ediyordu. Sakinsu Şehri’yse Sakinsu Eyaleti’nin kalbiydi ve şehrin kapladığı alan, Dünya’daki ülkelerden bile çok ama çok daha büyüktü.

 

 Aşağı yukarı bir ülke boyutlarına sahip olan Siyah Beyaz Okulu aslen “küçük” olarak nitelendirilemezdi. Ve hatta, Siyah Beyaz Okulu’nun merkezinde ufak bir sıradağ topluluğu bile bulunuyordu.

 

Ning ve grubun geri kalan kısmı, siyah saçlı adamın önderliğinde hızla yüz kilometrelik mesafeyi katederek kanyona benzeyen bir mekâna ulaşmışlardı. “Durun.” Siyah saçlı adam konuştu. Dokuz yüzden fazla genç hemen duraksamıştı.

 

“Yüksel.” aniden siyah saçlı adam kükredi.

 

Tırırırım…

 

Bu açık, ferah kanyonun kilometrelerce uzanan iki geniş duvarı vardı. Aniden, uzakta beliren su topluluğu bölgeyi geniş bir mühür formasyonuyla kapladı. Mühür formasyonunun büyüklüğüne diyecek yoktu. Formasyon yalnızca kanyonu kaplamakla kalmamış, yan tarafta duran birkaç tane dağ tepesini bile çevrelemişti. Doğal olarak dokuz yüzden fazla aday da formasyonun ortasında kalmışlardı.

 

“Tırırım…” Mekanik sesler yankılanıyordu. Mühür formasyonunun kapladığı bölgedeki mağaralardan 810 adet gölge fırlamıştı.

 

810 adet Ejderbaşı… Hepsi de ağızlarını açmış, aşağıdaki grubu süzmeye başlamıştı.

 

“Büyük yapı formasyonu…” “Hem de 810 yapıdan oluşan bir formasyon!” Gençlerden birkaçı hemen durumu değerlendirmeye başlamıştı. Çoğunun suratı soluyordu…

 

Swoosh! Siyah saçlı, orta yaşlı adam gökyüzüne atılarak, 810 Ejderbaşı’ndan birinin üstüne çıktı. Aynı esnada, yanındaki mağaradan güçlü auralara sahip beş figür daha fırlamıştı. Siyah saçlı adamın da dahil olduğu altı kişilik grupta bir kadın, beş adam bulunuyordu.

 

“Dinleyin.” Siyah saçlı adam kükredi. “Birazdan, büyük golem formasyonu saldırmaya başlayacak… Tek yapmanız gereken şey saldırılara göğüs gererek yanımdaki mağaraya ulaşmak. Bir tütsü çubuğunun yanmasına yetecek kadar süreniz var. Eğer bu süre zarfında gökyüzüne atılıp mağaraya ulaşmayı başarırsanız testi geçersiniz. Lakin, başaramazsanız elenirsiniz!”

 

 Dokuz yüzden fazla adaydan bazısı özgüvenli, bazısıysa endişeliydi. Yine de gruptan çıt bile çıkmıyordu.

 

“His…” Aniden siyah saçlı adamın ellerinde bir tütsü çubuğu belirdi. Çubuk direkt yanmaya başlamıştı. Aynı esnada, havada süzülen 810 Ejderbaşı’nın masmavi ışık hüzmeleriyle kaplanmaya başladığı da seçilebiliyordu ve çok geçmeden, ejderlerin ağız kısımlarından insanı şaşkına çeviren mavi yıldırımlar fırlamaya koyuldu. Çıkan sesler insanın kulağını acıtacak düzeydeydi! Boom! Boom! Boom! Birbiri ardına ortaya çıkan yıldırımlar, adeta gruba yağıyorlardı!

 

Oracıkta, on binlerce yıldırım arasında kalakalmışlardı!

 

“Başladı!” Siyah saçlı adam kükredi.

 

………

 

Tütsü çubuğunun yanışını ve Ejderbaşları’nın yıldırım tükürmeye başlayışını gören herkes, sınavın başladığını çoktan anlamıştı.

 

“Mağaraya girmek kolay olmayacak.” Ning başını kaldırarak meseleye bir bakış attı. İçten içten durumu fark etmişti zira 810 Ejderbaşı hemen mağara girişinin yanında duruyordu ve mağaraya girmek için direkt bu Ejderbaşları’nı geçmek gerekiyordu…

 

Alt kısımda, bölge geniş olduğundan her insana düşen yıldırım sayısı da fazla sayılmazdı lakin kişi mağaraya ne kadar yaklaşırsa, karşılaşacağı yıldırım miktarı da bir o kadar fazla olacaktı.

 

“Bang!” Karakuzey Kılıçları ellerinde, Ning ona doğru gelen yıldırımlardan birine doğru hamle yaptı. Element Ki’siyle dolu Karakuzey Kılıçları, bu tür yıldırımlarla başa çıkabilecek düzeydeydi.

 

“Güçlü.” Ning’in elleri hafiften titremişti. “Yıldırım çok güçlü.”

 

“Yukarı!” “Hadi!” “Yürüyün!”

 

Aniden, büyülü hazinelerine atlayan adaylardan büyük bir çoğunluğu, hep birlikte gökyüzüne atılmaya koyuldu. Lakin yukarıya çıkmaya devam ettiklerinde karşılaşacakları yıldırım sayısı da artacaktı. Nihayetinde, birkaç kez nefes almaya yetecek kadar zaman geçtikten sonra grup yıldırımlardan sebep yere çakılmıştı.

 

……….

 

 Ejder başlarının üstünde duran Siyah Beyaz Okulu’nun altı Kadim Taoist’i, meseleyi izlerken kendi aralarında muhabbet ediyorlardı. “Sizce, bu gençlerden kaçı mağaraya girebilecek?” Uzun sakallı, orta yaşlı adam gülerek söylendi

 

Kısa, tombul, kel adam “Belki de hiçbiri geçemez.”

 

“O kadar da değil canım.” beyaz cübbeli kadın gülümsüyordu. “En azından üç dört kişi girecektir. Bakın, yukarıya atılan biri var. Genç kadın pek de güçsüzmüş gibi görünmüyor.”

 

Aniden, diğer Kadim Taoistler de bahsi geçen genç kadına bakmaya başlamışlardı. Siyah cübbeli kadın gökyüzüne doğru, bitki filizleriyle birlikte atılıyordu. Yıldırımlarla karşılaştığında, vücudunu çevreleyen filizler yıldırımları alt etmeyi başarıyordu.

 

Çok geçmeden yolu yarılayan genç kadın, Ejderbaşı formasyonuna gitgide yaklaşıyordu. “Büyük Golem Formasyonu’nun yarısı.” Siyah saçlı, orta yaşlı adam hafifçe söylendikten hemen sonra 810 Ejderbaşı’ndan, 405 tanesi o siyah cübbeli kadına odaklanmıştı.

 

Kaşla göz arasında ortaya çıkan yıldırımlar tamamen siyah cübbeli kadına odaklıydı. Her ne kadar filizler ve sarmaşıklar yıldırımlarla mücadele etmeye çalışıyor olsalar da ellerinden hiçbir şey gelmiyordu. BOOM! Sarmaşıklar ve filizler parçalanmış ve siyah cübbeli kadın yere çakılmıştı.

 

Daha yarısına bile dayanamıyor.” Siyah kıyafetli, orta yaşlı adam başını iki yana salladı. Yanındaki beyaz cübbeli kadın da söylenmişti. “Gerçek bir deha değil.”

 

……

 

Ning’in acelesi yoktu. İlk önce meseleyi izlemeye ve incelemeye karar vermişti. Onun gibi [Dokuz Gökler’in Parlakızıl Diyagramı]’nda çalışan siyah cübbeli gencin gökyüzüne atılışını izliyordu. Genç adam Ejderbaşı formasyonuna yaklaştığında, 810 Ejderbaşı’nın da odaklı saldırısına maruz kalarak yere çakılmıştı. Ning meseleyi çözmüştü.

 

“En aşağıda, yıldırımlar rastgele dağılıyor. Ne kadar yukarı çıkarsan o kadar yıldırımla karşılaşıyorsun. Eğer yolu yarılarsan Ejderbaşı formasyonundaki ejder başlarının yarısı sana odaklanıyor ve mağaraya çok yaklaştığında, bütün ejder başları sana saldırıyor.”

 

“Mağaraya girebilmek için ejder başlarının tam gücüne dayanabilmek lazım. O kadar kısa mesafede… İki üç kişi güç birliği yapsa bile pek bir şey değişmeyecektir.” Ning bu meseleyi anlamıştı. Ejderbaşları’na çok yaklaştıkları takdirde manevra yapabilecekleri alan da kısıtlı olacaktı. Öte yandan, sonsuz yıldırımlar tam güç saldıracakları için bölge tamamıyla yıldırımlarla kaplanacaktı. Yani kestirme bir yol yoktu! Bu yıldırım ağından geçmek gerekiyordu!

 

“İleri!” Durumda farklı bir garipliğin olmadığını onaylayan Ning’in vücudu, aniden altı Suateş Nilüferi katmanıyla kaplanmıştı. Aynı esnada, ayaklarının altında beliren uçan kılıca binerek gökyüzüne atıldı.

 

“Gidelim!” “Hadi!” Ning ileriye atılır atılmaz, sekiz figür daha ona katılmıştı. Bu figürler meseleyi sessizce izleyen figürlerdi. Nihayetinde, o siyah saçlı adamın Ejderbaşı’nın tüm gücüne maruz kaldığını gördükleri için… Kestirmenin olmadığını anlamışlar ve ileriye atılmayı seçmişlerdi.

 

“İleri!” Bir kez daha yere düşen siyah cübbeli adam, dişlerini sıkarak gökyüzüne atılan diğer figürlere baktı. Nihayetinde o da diğerlerine katılmıştı.

 

………..

 

810 Ejderbaşı, mağaranın hemen yanında duruyordu. Mağaraya girmek için Ejderbaşı formasyonunun merkezinden geçmek şarttı ve bu… 810 Ejderbaşı ile karşılaşılacağını gösteren bir durumdu.

 

Altı Kadim Taoist durumu izlemeye devam ediyordu. “Fena sayılmazlar. Tüm güçleriyle atılıyorlar.” Siyah saçlı, orta yaşlı adam gülümsedi. “Sizce kim geçecek?”

 

“Mavi Ejderha aletini kullanan şu çocuk.” Beyaz cübbeli kadın, Mavi Ejderha şeklindeki yapıyı kontrol eden beyaz cübbeli gence bakıyordu. Bu beyaz cübbeli gencin yaşça epeyi küçük olduğu açıktı zira suratında hala o çocuk utangaçlığının izlerini taşıyordu. Lakin buna rağmen kontrol ettiği Mavi Ejderha yapısı akılalmaz derecede çevik ve atikti. Durmaksızın yıldırımları savuşturuyordu.

 

Büyük mühür formasyonunda, katılımcılar yalnızca kendi yaptıkları golemleri ve eşyaları kullanabilirler.” Beyaz cübbeli kadın ekledi. “Şu yapıyı nasıl kontrol ettiğine bir bakın. Adeta kendi vücudunu kontrol edermiş gibi… Yapıyla bir olmuş durumda! Kesinkes Yapı Taosu’nda büyük bir deha!”

 

“Mm.” “Haklısın.” “Etkileyici.” Diğerleri de onayladı. Bu Kadim Taoistler öyle sıradan Kadim Taoistler değillerdi. Hepsi de Siyah Beyaz Okulu’nun Kadim Taoistleri’ydi! Doğal olarak böylesine olağanüstü figürlerin durum analizleri ve detay incelemeleri de mutlağa yakın oluyordu. Beyaz cübbeli gencin Yapı Taosu’nda büyük bir yetenek olduğunu hemen anlamışlardı.

 

“Peki ya diğerleri?” Siyah saçlı, orta yaşlı adam gülümsedi.

 

“Diğerleri?” “Öyle olağanüstü biri göremiyorum.” “Sıradan.”

 

Bu Kadim Taoistler’in koşulları epeyi yüksekti. Her ne kadar diğerlerine göre Ning ve grubu olağanüstü yetenekler sergiliyor olsalar da Kadim Taoistler durumdan pek de etkilenmemişlerdi.

 

“Hahaha…” Siyah saçlı, orta yaşlı adam aniden kahkaha atmaya başladı. “Antrenmana gömülüyorsunuz, dışarıda olanlardan haberiniz bile yok! Buna kıyasla ben… Her yerden bilgi topladığım için bu gruptaki asıl dehanın kim olduğunu biliyorum. Şuraya bakın, vücudu su ve ateş nilüferleriyle kaplı. Yaratık kürkü giyen gence bakın!”

 

“O mu?” Diğer beş Kadim Taoist genç adama bakmaya başlamıştı. Beyaz cübbeli kadın konuştu. “Her ne kadar su ve ateş nilüferleri etkileyici görünüyor olsalar da öyle olağanüstü diyebileceğimiz şeyler de sayılmazlar. Niye öyle dedin ki?” Ve söylendiği gibi, diğer Kadim Taoistler meseleyi anlayamamışlardı.

 

Siyah saçlı adam gülümsedi. “Yaratık kürkleri giyiyor, su ve ateş nilüferleri yaratabiliyor ve kılıç kullanıyor… Çoğu insan onun, Kaygısız Mağarası’nda ortaya çıkan Ji Ning olduğunu söylüyor… Zifu’ya henüz adım atmış olmasına rağmen Tao Bölgesi’ne sahip bir genç.”

 

“Tao Bölgesi mi?” Diğer beş Kadim Taoist şoke olmuş ve hepsi başını eğerek sıradan görünen Ning’i izlemeye başlamıştı.

 

…….






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21977 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40725 Bölüm Sayısı


creator
manga tr