Bölüm 95: Zifu Gölü

avatar
942 30

Desolate Era - Bölüm 95: Zifu Gölü



Bölüm 95: Zifu Gölü

 

 Ji Ning’in [Düşük Bin Kılıç Formasyonu]’ndan ortaya çıkan kılıç ışığı ikiliye atıldığında He Xing’in zarif, fevkalade yüz hatları değişmişti. “Ne güçlü bir kılıç ışığı! Yapacak başka bir şeyimiz yok!” Yeşil saçları aniden etrafa yeşil ışık hüzmeleri saçmaya başlamıştı. Aynı zamanda vücudu da hafif bir yeşil aurayla kaplanıyordu ve altın kalkanı delip geçen kılıç ışığı, yeşil aurayla çarpıştığında aura titremeye başlamış ve dört bir yanında semboller oluşsa da paramparça olmadan edememişti.

 

Kılıç ışığı çok sayıda engeli geçtiği için artık eski enerjisine sahip değildi öyle ki He Xing’in giydiği zırh tipi büyülü hazineyi bile delememişti.

 

“Abi! Ustamızın bize verdiği tılsım tek hamlede paramparça oldu.” He Xing telaşlıydı.

 

Mesele gerçekten dehşet vericiydi.

 

Muhtemelen henüz karşılaştıkları kılıç ışığı, Wanxiang Üstadı’nın savurduğu sıradan bir hamleye denk güce sahipti. Ustalarının onlara verdiği tılsım bile kılıç ışığına dayanamamıştı.

 

“Küçük kardeşim, sonuna kadar mücadele edeceğiz.” He Fang dişlerini sıkıyordu: “Şansımızın yaver gideceğini hiç sanmıyorum. Kendimizi ölümle karşı karşıya olduğumuza inandırmazsak buradan çıkamayız.”

 

“Haklısın.” Xing onayladı.

 

İkilinin suratlarında ciddi ifadeler belirmişti. Auraları vahşileşiyor ve vücutlarında kızıl, kan kırmızısı birer aura beliyordu.

 

Yasaklı sanatlar…

 

Genel bağlamda, yasaklı sanatlar kişinin hayat enerjisini harcayan teknikler için kullanılan bir tabirdi. Kişi yalnızca büyük bir bedel ödeyerek bu teknikleri kullanabiliyordu ve ödenen bu bedel öyle kolay kolay tekrar yerine koyulamıyordu. Yine de ödenen bedel büyük olduğundan, yasaklı sanatların sahip olduğu güçler de aynı şekilde dehşet vericiydi.

 

“Bizi öldürmek mi istiyorsunuz? Gelin de deneyin o zaman.”

 

“Hadi.”

 

Yasaklı sanatları kullanan He kardeşler, artık mantıkla çılgınlığın arasındaki ince çizgide dans etmeye başlamışlardı.

 

“Adeta kapana kısılmış yaratıklara benziyorlar.” Dokuzateş vakit kaybetmeden diğerlerine iletti: “Her ne kadar çevrelenmiş olsalar da bu ikisi yine de Zifu seviyesinde ve yasaklı sanatlar kullanan insanlar. Eğer dikkatli olmazsak aramızdan biri ölebilir. Sizlerden dikkatli olmanızı istiyorum. Avantaj bizden yana. Öleceğimize bazı şeylerden vazgeçsek daha iyi olur. Yapmamız gereken tek şey doğru anı beklemek zayıf anlarında saldıracağız.”

 

“Anlaşıldı.” Gölge Nine gözlerini kısmıştı.

 

Yaşlı köle Ah Xing, kontrol ettiği savaş çekiciyle mesafedeki He kardeşlere bakıyordu.

 

Ning’se ikinci kılıç ışığını çağırmıştı.

 

Dörtlü bir arada çalışıyordu!

 

Muazzam bir uyumla, kapana kısılan iki kardeşe saldırıyorlardı. Karşı taraftaki beş Zifu Öğrencisi arasında, He kardeşleri aslen sıradan ve ortalama güçlere sahipti! Dokuzateş, Gölge Nine ve Ah Xing’se neredeyse dört yüz yıldır yaşayan insanlar oldukları için her biri He kardeşlerden daha güçlüydü. Ve tabii meseleye canavar Ji Ning’i katmaya gerek bile yoktu!

 

He kardeşler yalnızca yasaklı sanatları kullanarak dörtlüye karşı koyabiliyordu.

 

“Utanmaz, kurnaz Ji Klanı…” He Fang ve He Xing büyülü hazinelerini kontrol ederek saldırılara direniyor, durmaksızın havaya ağız dolusu küfürler savuruyorlardı. Yasaklı sanatları kullandıkları için büyülü hazineleri kontrol etme konusunda da daha üst bir seviyeye ulaşmışlardı… Özellikle de kavanozdan damlayan yeşil sıvı artık Ning’in [Düşük Bin Kılıç Formasyonu]’na karşı koyabilmeye başlamıştı!

 

 Durumu gören Ning iç çekmeden edemedi.

 

Karşısında duran rakipleri Zifu seviyesindeydi lakin o yalnızca Xiantian’ın zirvesinde olan bir Ki’ye sahipti. Hem kendisinden üstün hem de yasaklı sanatlar kullanan kişilerle mücadele edebildiği için… [Düşük Bin Kılıç Formasyonu]’na teşekkür etse yeriydi.

 

“Abi, Ji Ning ne kadar güçlüymüş.” He Xing’in gözlerinde çaresizliğin hüküm sürdüğü bir ifade vardı: “Elimden geleni yapıyor olsam da yalnızca hamlelerini karşılayabiliyorum.”

 

“Ben de fazla dayanabileceğimi düşünmüyorum.” He Fang diğer üçlüyü karşılamaya odaklanmıştı.

 

Aniden….

 

 He Fang ve He Xing aynı anda ellerindeki siyah Tao Mühürleri’ni aktif etmişlerdi. Mühürler aktifleşir aktifleşmez on farklı ışık hüzmesine dönüşerek Dokuzateş ve diğer üçlüye doğru atılmaya başlamıştı! Dokuzateş, Gölge Nine ve Ah Xing şaşkın suratlarla yaşananları izliyorlardı ve aynı esnada siyah ışık hüzmelerine karşı koyabilmek için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlardı. Öte yandan, Ning iki kılıcıyla ve vücudunu çevreleyen Suateş Nilüferi’yle oracıkta dikiliyordu.

 

“Boomboomboom…” Siyah ışık hüzmeleri direkt olarak Suateş Nilüferleri’ni delmeyi başarmış olsalar da Ning’in Karakuzey Kılıçları’nı geçememişlerdi.

 

Yine Ning geriye çekilmek durumunda kalmış ve geriye doğru attığı altı adımda yeryüzünü sallamayı bilmişti.

 

“Ne kadar güçlü...” Ning beline baktı. Bel bölgesinde geniş bir delik açılmıştı lakin kaşla göz arasında et parçaları, kaslar ve kan damlaları birleşerek yarayı kapamak için iş birliğine koyulmuşlardı. Nihayetinde, genç adamın bel bölgesindeki yara arkasında iz bırakmadan kapanmıştı.

 

“Ji Ning, sana sahip olduğumuz için şanslıyız. Aksi takdirde, sadece bu teknik bile bizi yaralamaya yetecekti ve belki de… İçimizden birini bile kaybedecektik.” Dokuzateş dehşete düşmüştü. Önlerine çıkan siyah ışık hüzmeleri ansızın gökyüzüne atılmıştı. Sonuçta diğer üçlü Ki Arıtıcısı oldukları için eğer bu ışık hüzmelerine direkt maruz kalsalardı… Muhtemelen hayata elveda diyecek pozisyona düşeceklerdi.

 

 Gölge Nine de zihninden konuşuyordu. “Ana tarikattan gelmelerine şaşmamalı. Çok sayıda teknikleri var. Eğer dikkatli olmazsak o tekniklerden biri yüzünden can verebiliriz. Biraz daha geriye çekilelim. Uzaktan, rahat rahat onlarla mücadele edebiliriz.”

 

“Haklısın.” Dokuzateş onayladı: “Zaten sınırlarına dayandılar. Eğer biraz daha saldırmaya devam edersek, öleceklerine şüphem yok.”

 

Bunu duyan Ning’in suratı ekşimişti.

 

Patrik ve diğer ikisi Zifu seviyesindeki Ki Arıtıcıları’ydı ve bundan sebep yakın dövüşten çekiniyorlardı. Sonuçta kişi, Habistanrı tekniği çalışmadığı takdirde yakın mesafeden hızlı bir tekniğe maruz kalırsa… Hayatını kaybedebilirdi! Yani onların geri çekilmesi iyi bir karardı lakin… Ning Habistanrı Vücut Geliştirme Ustası’ydı! Daha ne kadar bu meseleyi uzatacaklardı? Bir an önce durumu sonlandırmaları gerekiyordu!

 

“Patrik, bana bırakın.” Ning zihninden konuştu. Aynı esnada sırtında beliren kanat tipi hazineler insanları şaşırtmıştı. Kanatlar titriyordu ve Ning devasa bir Anka Kuşu edasıyla gökyüzüne yükseliyordu. Çok geçmeden genç adam, He Fang ve He Xing’in önünde belirmişti.

 

“Dikkat et.” Dokuzateş, Gölge Nine ve Ah Xing yaşananları şaşkınlık dolu ifadelerle izliyorlardı lakin Ning’in Habistanrı Vücut Geliştirme Ustası olduğunu iyi biliyorlardı ve üstelik bu çocuk [Dokuz Gökler’in Parlakızıl Diyagramı]’nda çalıştığı için onun adına pek de endişeleniyor sayılmazlardı.

 

“Mükemmel zamanlama.” He Fang ve He Xing önce şaşırmış, ardından keyifle dolmuşlardı.

 

 Bu hamleden önce öfkelerine hâkim olamıyorlardı.

 

Dokuzateş ve diğerleri gerçekten kurnaz davranıyorlardı zira hiçbiri yaklaşmaya yeltenmediğinden ikiliye karşı koymak için fırsat da vermemişlerdi! Oracıkta duran iki kardeş yalnızca onlara doğru gelen saldırıları karşılayabiliyorlardı. Hata yapma şansları yoktu zira hata yaptıkları takdirde karşı tarafın onları öldürmeye geleceğini iyi biliyorlardı. Yine de…kim ebediyen mükemmelliği koruyarak, hatadan uzak kalabilirdi? Tam çaresizliğin ellerine düşmeye başladıklarında, Ning onlara doğru atılmıştı.

 

“Ölsek de, seni öldürebilirsek buna değecektir.”

 

“Ji Klanı’nın dehası…”

 

He kardeşler Ji Ning’i öldürme isteğiyle dolup taşıyordu!

 

Lakin dev bir Anka Kuşu edasıyla ilerleyen Ning, dışarıya doğru meyil ederek He Xing’e saldırmıştı. Kadın daha önce koruyucu tılsımı kullandığı için Ning’in hedefi haline gelmişti. Ning’in önünde beliren kılıç ışığına Karakuzey Kılıçları’nın muazzam hareketleri eşlik ediyordu….

 

Yağmur Çizgisi!

 

Bang!

 

Kılıç ışığı ileriye atıldı!

 

He Xing’in güzeller güzeli başı havada süzülüyordu. Genç kadının hala daha gözlerinde şaşkınlık ve çaresizlik ifadelerinin olduğu görülebiliyordu.

 

“Sen… Sen…” He Fang bakışlarını Ning’e odakladı.

 

Ning’in başında, alnının orta yerinde bir yara vardı lakin yara çabucak iyileşmişti. Zifu Öğrencisi olan He Xing’i tek hamlede öldürebilmesinin sebebi Ning’in sahip olduğu olağanüstü kılıç oyunu değildi asıl sebep Ning’in oynadığı bu oyunda, aslen iki taraf da birbirlerine ölümcül hamleler yapmıştı. Bizzat Ning kadının alnına saldırmasına izin vermişti ve bu sayede karşılık olarak rakibinin canını almayı başarmıştı…

 

“Sen… Habistanrı eğitiminde de mi Zifu’ya ulaştın?!” He Fang duruma inanmak istemiyordu.

 

Habistanrı Vücut Geliştirme Ustaları’nı öldürmek… Ki Arıtıcıları’nı öldürmekten çok ama çok daha zordu!

 

Önceleri, Ning [Düşük Bin Kılıç Formasyonu]’nu kullanmıştı ve bu formasyonun Ki aracılığıyla kullanıldığı barizdi. Ve tabii Ning daha on altı yaşındaydı… He Fang ve He Xing, genç adamın bu yaşta yalnızca Ki Arıtıcılığı konusunda Zifu’ya adım attığını tahmin ediyorlardı! Düşüncelerine göre Ning henüz daha Habistanrı Vücut Geliştirme Ustası olarak Mor Saray’ını açmayı başaramamıştı ve bu mantıktan yola çıkarak, henüz Xiantian’ın sınırlarını aşamamış olması gerekiyordu. Dünyanın bir numaralı tekniği olan [Dokuz Gökler’in Parlakızıl Diyagramı]’nda çalışan biri olsanız da vücudunuzda zayıf bir nokta olmaması için en azından Xiantian’ın zirvesinde olmanız gerekiyordu! İşte bu düşünceden dolayı He Xing kendi hayatını, Ning’in hayatına karşılık feda etmeye karar vermişti.

 

“Kardeşim.” He Fang yerde yatan cesedi izlediği esnada aniden kahramanca bir kükreme savurdu: “Kıdemli öğrenci kardeşim Ziqi, intikamımızı alıp Ji Klanı’nı parçalamak zorundasın!!”

 

“Kaç.” Ning’in suratı değişti ve genç adam çabucak kanat tipi büyülü hazinelerini kullanarak telaşla kaçmaya başladı.

 

“Boom.”

 

He Fang aniden patlamıştı.

 

Zifu seviyesinde, kişinin sahip olduğu Mor Saray adeta içinde sınırsız miktarda suyu barındıran devasa bir göle benziyordu. Aslen bu gölün içindeki sular, sıvı halde dolaşan Ki enerjileriydi! He Fang, Zifu “Gölü”nü patlatmayı seçtiğinde, gölde topladığı bütün sıvı enerji partikülleri patlayarak dışarıya saçılmıştı. Vücudu bu hamlesinden sebep parçalanacak olsa da adam bunu bilerek hareket ediyordu. Ortaya çıkan güç tek kelimeyle dehşet vericiydi…

 

Vahşi, sınırsız görünen ki dalgası yayılmış, önüne çıkan her şeyi paramparça etmeye başlamıştı! Çok geçmeden gökyüzüne yayılan enerji dalgası, kaçmaya uğraşan Ji Ning’i de içine almayı başarmıştı!

 

BOOM!!

 

“Ji Ning!”

 

“Ji Ning!” Mesafedeki Ji Dokuzateş ve diğer ikili şaşkına dönmüştü…

 

………………..

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21975 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr