Bölüm 10: Ayak Oyunu

avatar
1301 49

Desolate Era - Bölüm 10: Ayak Oyunu



Bölüm 10: Ayak Oyunu


Bir saatlik okçuluk eğitiminin ardından güneş doğmaya başlamıştı.


“Ning, ayak oyununu sana ben öğreteceğim.” beyaz kürklerle kuşanan Yuchi Kar oğluna bakarken gülümsedi.


“Tamam.” Ning cevapladı.


Her ne kadar sabahki eğitim yüzünden sırtı ve beli ağrıyor olsa da Dokuz Göklerin Parlakızıl Diyagramı’nda çalıştığı için vücudunun yenilenme hızı olağanüstü bir seviyeye ulaşmıştı. O esnada zihni açık, berrak ve enerji doluydu.


“Yakın dövüşte, ayak oyunu en az kılıç teknikleri kadar önemlidir!” dedi Yuchi Kar: “İki kişi mücadeleye tutuştuklarında, ayak oyunu ve çeviklik konusunda üstün olan taraf rakibin saldırılarından daha rahat kaçarak, karşı tarafa saldırabilir.”


Ning başıyla onayladı.


Meseleyi hemen kavramıştı.


Yakın dövüş oracıkta aptal aptal dikilip kılıcı havaya savurmaktan ibaret değildi. Tam aksine sürekli yer değiştirmek, rakibin hareketlerine uyum sağlamak ve hatta rakibin tahmin edemeyeceği hamleler yapmak gerekiyordu. Önceki hayatında tekvando ve karate ustalarının maçlarını birçok kez izlemişti. Bu üstatların hepsi de ayak oyununa büyük önem veriyor ve çevik hareketleri sayesinde rakiplerinin hamlelerini savuşturmayı başarıyor ya da en azından rakibin gücünü bir hayli azaltabiliyorlardı.


Ayak oyunu muhtemelen saldırı tekniklerinden bile daha önemliydi! Geçmiş hayatında hastalıkla boğuşan Ning, gerçekten dövüş mücadelelerini hayranlıkla izlediği için ayak oyununun ne kadar önemli olduğunu anlamıştı.


Ruhların ve yaratıkların doluştuğu bu dünyada da temeller değişiklik göstermiyordu.


Ayak oyunu, en önemli ve gerekli tekniklerden biriydi.


“Sana [Gölgerüzgarı Adımları] adlı ayak oyununu öğreteceğim.” dedi Kar: “İsminin böyle rastgele göründüğüne sakın kanma. Bu gerçekten olağanüstü bir ayak oyunu tekniğidir. Ji Klanı’nda bu tekniği bilen tek kişi karşında duruyor ve beş vilayette bile bu teknik en üst seviyeli ayak oyunu tekniği olarak bilinir. Bahsettiğim ayak oyunu tekniğini öğrenmeye başladığında, dar alanlarda nasıl hamle savuşturabileceğini ve nasıl kolayca kaçabileceğini anlayacaksın.”


“İlk olarak, altı temel hareketi dikkatle okumanı istiyorum.” elini havaya savuran Kar, kalın ve sarı bir kitap çıkardı.


Kitabı alan Ning hemen okumaya başladı.


Elindeki kitap [Gölgerüzgarı Adımları]’nı ve tekniğin altı temel hareketini anlatıyordu. Altı temel hareketin her biri de derindi ve enerji kullanımını gerektiriyordu.


“Öyle boş boş bakacağına şuraya odaklan.” Kar yan tarafı gösterdi.


Ning başını çevirip ahşap sütunların olduğu bölgeye baktı. Gördüğü manzarada en azından binlerce ahşap sütun duruyordu ve hepsi de birbirinden farklı aralıklarla yerleştirilmişti. Ayrıca, ahşap sütunların yükseklikleri de farklıydı. Sütunların üstüne asılan binlerce hayvan derisi alanı adeta halatlarla kuşatıyordu.


“Bu bölgeye Bin Yıldız Nizamı denir.” dedi Kar: “Bin Yıldız Nizamı’nı kullanarak on yıl içinde Gölgerüzgarı Adımları’nın ‘Ruwei’ seviyesine ulaşabileceğini düşünüyorum. Eğer Bin Yıldız Nizamı olmasaydı… Korkarım ki bu süre yüz yıla kadar uzayabilirdi.”


“Gölgerüzgarı Adımları’nın üç farklı seviyesi var.”


“İlki, temel seviye.”


“İkincisi, gelişmiş seviye.”


“Üçüncüsü, ‘Dünya ile bir’ seviyesi.”


Kar oğluna bir bakış attı: “Aslında bütün teknikler ister ayak oyunu ister kılıç isterse de mızrak ya da bambaşka bir teknik olsun bu üç seviyeye sahiptir. Örneğin, kılıç tekniğindeki ‘gelişmiş seviye’ genelde ‘Kılıçla bir olma’ olarak söylenir."


"Altı temel hareketin gizemlerini ezberledin mi?” diye sordu Kar.


‘’Evet.’’ Ning başıyla onayladı.


Kar, yavaşça Bin Yıldız Nizamı’na yürümüş ve ardından kısa sütunlardan birini işaret etmişti: “Şu sütunun üstüne çık bakalım.”


“Tamam.” Ning kolayca sütuna zıpladı.


Bir anda dengesini sağlamakta zorlandığını hissetmişti. Sütun kalın değildi ve yalnızca tek bir adımlık yere sahipti. Şans bu ki, Dokuz Gökler’in Parlakızıl Diyagramı’nda çalıştıktan sonra denge konusunda büyük bir ilerleme katetmişti. Bu sayede sütunun üstünde sağlam bir şekilde durmayı başarmıştı.


“Emirlerime kulak ver. Altı temel hareketten hangisini söylersem, onu yapacaksın.” dedi Kar


“İlerleme!”


Ning hemen önündeki ahşap sütuna atılmaya çalışmıştı lakin hayvan derisinden yapılma halatı teğet geçince dengesini kaybedip yere düşmüştü.


“Unutma, Bin Yıldız Nizamı’nda ilerlerken hayvan derilerine dokunmaman lazım. Eğer dokunursan baştan başlamak zorunda kalırsın.” dedi Kar.


Ning dişlerini sıkıyordu.


Bir daha başarısız olacağına inanmıyordu.


Bir kez daha ufak sütuna atlamış ve ardından “ilerleme” hareketini kullanarak hayvan derisini savuşturup bir sonraki sütuna geçmişti lakin fazla güç kullandığı için dengesini biraz kaybetmiş ve tek ayak üstünde sapasağlam durmak için uğraşmak zorunda kalmıştı.


“Aklında bulunsun, hareketlerin duvarlara çakılan çiviler gibi olmalıdır! Ahşap sütuna ulaştığında, sütuna çivi gibi çakılmanı istiyorum!” dedi Kar: “Adımların ne büyük ne de küçük olacak. Çok hafif ya da çok ağır olmamalı. Daha demin dengeni neredeyse kaybediyordun. Eğer bu durumu ölüm-kalım mücadelesinin ortasında yaşasaydın, rakibin çoktan seni öldürmüş olurdu. Devam et. ‘İlerleme’ hareketi!”


“İlerleme adımı!’’


‘’Yana adım!’’


‘’Zıplama adımı!’


‘’Geri adım!’’


‘’Çekilme adımı!’’


‘’Dönüş adımı!’’


Kar emir üstüne emir yağdırıyordu.


Aslında bütün ayak oyunu teknikleri bu temel hareketleri barındırıyordu lakin her tekniğin, yetenek bakımından birbirinden bir sürü farkları bulunuyordu. Bazıları kişiyi yıldırım edasıyla hızlandırabilirken bazıları da kişiyi bir rüzgâr kadar çevik ve fiyakalı gösterebiliyordu. Belki de bazı teknikler kişinin bir ruh kadar belirsiz olmasına izin verebilirdi.


Her ayak oyunu tekniğinin kendine ait gizemleri olduğundan doğal olarak mücadelelerde de ortaya farklı sonuçlar çıkaracaktı.


‘’Oof!’’ Yeterince yükseğe zıplayamadığı için sırtı hayvan derisine çarpmış ve ufak çocuk yere düşmüştü.


Tek bir kelime bile etmeyen Ning, sütuna geri çıktı.


‘’Oof!’’ dizini yeterince bükmemişti.


‘’Oof!’’ gereğinden fazla güç kullanmıştı.



Ahşap sütunların üstündeki Ning hızla hareket ediyor ve deliler gibi altı temel adıma çalışıyordu. Hayvan derilerini savuşturmak durumunda kalan Ning vücudunu şekilden şekle sokuyordu ancak ne yaparsa yapsın, asıl olay ağırlık merkezinin sapasağlam bir konuma gelip ayaklarının çivi gibi sütunlara çakılmasıydı!


“Anne, daha ne kadar çalışacağım?” Ning birçok kez sütunlardan düşmüştü.


“Ning, en ufak sütundan başlayıp 1008 sütunu tamamlayarak en uzun sütundan atlayacaksın! Bu esnada hayvan derilerine bir kez bile olsun dokunmayacaksın!


“Eğer bunu on nefeslik bir sürede başarabilirsen işte o zaman ayak oyunun ‘temel’ seviyesinde ustalaşmayı başarmış olursun.” Yuchi Kar gülümsedi.


Ning duyduklarına inanmakta güçlük çekiyordu: “Ne? On nefeslik bir sürede mi? Bu biraz kısa değil mi?.. Normal zeminde koşuyor olsam bile bunu on nefeslik bir sürede başarabileceğimi sanmıyorum.” 1008 ahşap sütun farklı şekillerde yerleştirildiğinden mesafe bir kilometre civarlarındaydı. Yalın ayak koşuyor olsa bile bu mesafeyi katetmesi için biraz zamana ihtiyacı olacaktı.


“İleride, Dokuz Gökler’in Parlakızıl Diyagramı’nın ilk seviyesinde tamamen ustalaştıktan sonra bir kilometreyi on nefeste koşabileceksin.” Kar gülümsedi.


“Ama…” Ning ne diyeceğini bilmiyordu.


“Bin Yıldız Nizamı’nda adeta normal bir zeminde koşuyormuş gibi ilerlemek… İşte bunu başardığın taktirde ‘temel’ seviyede ustalaşmış olacaksın.”


“Peki ya ikinci seviye olan ‘gelişmiş’ seviyesi?” Ning sormadan edememişti.


Kar yakınındaki hayvan derisi halatlarını itmiş ve halatlar bir anda sağa sola oynamaya başlamıştı. Çok geçmeden binden fazla deri halat, karmaşık bir şekilde hareket etmeye koyulmuştu.


“İkinci aşama olan ‘gelişmiş’ seviyede, en baştan başlayarak 1008 sütunu on nefeslik bir sürede tamamlayacak ve bu esnada hayvan derilerine dokunmayacaksın. Lakin, ’gelişmiş’ seviyede Nizam’daki bütün halatlar birbirlerine çarpıyor olacak.” Kar oğluna baktı. “Bunu başardığın taktirde ‘gelişmiş’ seviyesinde ustalaşmış olacaksın.”


“Ama ama ama… Böyle bir şey mümkün mü ki? Eğer bütün halatlar birbirine değerse onları nasıl savuşturacağım? Muhtemelen savuşturmak için bir saniyeden bile daha az sürem olacak olacak ve ayrıca bu esnada sütunlara da atlamam gerekecek. Bu…’’ Ning meselenin neredeyse imkânsız olduğunu düşünüyordu.


“Bu yüzden sana Bin Yıldız Nizamı’nın yardımıyla [Gölgerüzgarı Adımları]’nın ‘gelişmiş’ seviyesinde ustalaşmak için on yıla ihtiyacın olduğunu söylemiştim. Bugünden itibaren, öğle yemeğine kadar burada çalışacaksın.”


“Peki ya üçüncü aşama olan ‘Dünya ile bir’?” Ning sormadan edememişti.


Kar oğluna bakıp gülümsedi: “O bambaşka bir seviyedir. O seviyeye ulaştığında ne olduğunu anlarsın.”


“Ne kadar güçlü peki? En azından biraz bahsetsen olmaz mı?” diye sordu Ning.


“Tamam bakalım. Eğer açıklayacak olursam... Aynı anda bana doğru on bin ok gelse bile hiçbiri kılıma dokunamaz.” Kar oğluna bakıyordu.


“Aynı anda on bin ok mu?” Ning bir anda gökyüzünü kaplayan okları hayal etmişti. Hayalinde, okların hiçbiri vücuduna dokunamıyordu. Gerçek gibi değil… Sonuçta insan vücudu da belirli bir yer kaplıyordu. Eğer sayısız ok gökyüzünü kaplasaydı, mantıken onları savuşturmak gibi bir şansın da olmaması lazımdı.


Kar gülümsedi: “Şevkin kırılmasın. Kabilelerde yaşayan çoğu Houtian ustası yalnızca birinci aşama olan ‘temel’ seviyesine ulaşabilir.”


“Xiantian yaşam formları genelde ikinci aşama olan ‘gelişmiş’ seviyesine ulaşmayı başarıyor. Çoğu Zifu Öğrencisi de üçüncü aşamaya, ‘Dünya ile bir’ seviyesine ulaşmayı başarıyor ancak tabii ki Xiantian Alemi’ne adım atan olağanüstü yetenekli insanlardan da bu seviyeye ulaşmayı başaranlar var… Örneğin, baban!” dedi Kar.


“Babam mı?” Ning şaşırmış ve sevinmişti.


“Babanın ayak oyunları ‘Dünya ile bir’ seviyesine ulaşmıştır ve ayak oyunundan bile daha zor olan kılıç oyunu konusunda da baban ‘Dünya ile bir’ seviyesindedir.” Kar gülümsedi: “Zaten bu yüzden baban Batı vilayetindeki Ji Klanı’nın bir numaralı dövüş ustası olarak biliniyor. Bu yüzden sayısız kabile ona saygı duyuyor.”


Ning’in kalbinde kahramanvari bir duygu oluşmuştu. Babasının yaptığı şeyleri kendisi de yapabilirdi. Özellikle de [Nuwa’nın Resmi]’ne ve geçmiş hayatındaki bilgilere sahip olduğu için bu konuda kendisine olan özgüveni geri gelmişti!


‘’Devam!’’


‘’İlerleme adımı!’’


‘’Yana adım!’’


‘’Zıplama adımı!’


‘’Geri adım!’’


Ning’in ufak ve genç figürü dikkatle Bin Yıldız Nizamı’nda ilerliyor, arada sırada da yere düşüyordu.


….


Öğle yemeğinin ardından…


Yemeğini yiyip biraz dinlendikten sonra babası, Ning’i bir kez daha pratik avlusuna götürmüştü. Öğleden sonra hala daha gökyüzünde dolaşan güneşin ışıkları muazzamdı.


“Baba.” Ning donuk yüzlü babasına bir bakış attı. Kalbi hayranlıkla doluydu. Babası Ejderyılanı gibi Yabaniyaratıklar’ı bile öldürmeyi başaran bir adamdı. Güç ve yetenek bakımından babası akılalmaz bir seviyeye ulaşmıştı. Bazı Xiantian yaşam formları bile babasına gelip onun öğrencisi olmak istiyordu.


Babasının dokuz ana öğrencisi vardı ve bunlardan üçü de Xiantian yaşam formlarıydı. Yine de buna rağmen babası öğrencilerine yalnızca ayda bir ders veriyordu.


Peki ya Ning? Ning her gün eğitim alacaktı!


“Bugünden itibaren, sana kılıç kullanmayı öğreteceğim!” Yichuan oğluna soğuk bir bakış attı: ‘’Kılıç ne yaya ne de ayak oyununa benzer.


“Okçular yalnızca pratik yaparak meseleye alışabilir. Kişinin gücü ve görüşü geliştiğinde, fırlattığı oklar da gelişecektir!


“Her ne kadar ayak oyunu önemli olsa da bu yine destek tekniklerinden birisidir…nihayetinde, rakibi öldürmek için kılıç kullanman gereklidir!


“Kılıçlar kısa silah sınıfına giren aletlerdir! İki keskin yana sahip olmalarının yanında hafif ve çevik eşyalardır. Kullanışlılıkları sabrelerden daha kesin ve derindir. Gerek kesik gerek direkt darbe gerek yatay kesik ve gerek de ufak bir hareketle rakibi öldürebilme potansiyeline sahiptir. Bazı zamanlar, yanlış pratik yapan kişiler kendilerini bile yaralayabilir. Kılıç gerçekten nihai savaş silahıdır.” Yichuan oğluna bir bakış attı.


Ning kanının kaynadığını hissediyor ve heyecanına hâkim olamıyordu. Parıldayan gözleriyle sordu: “Baba, ne tür bir kılıç tekniği öğreneceğim?”


“Kılıç tekniği mi? Daha oraya gelene kadar birkaç yıl beklemen gerekecek!’’ Yichuan soğuk bir ses tonuyla söylendi.


“Birkaç yıl mı?” Ning şaşırmıştı.


Yichuan’ın yanıtı gecikmedi: “Kılıç hareketleri vücudundan doğar! Eğer kılıcı iyi kullanmak istiyorsan ilk önce vücudunu iyi bir şekilde kontrol etmen gerekiyor. Başlangıç olarak, boks konusunda pratik yapman lazım. Vücudun ve kolların yeterli çevikliğe ulaştığında gücünü tamamen kullanmayı öğrendiğinde kılıç teknikleri öğrenmeye de hazır bir hale geleceksin!”


“Yine de sadece vücudunu hazırlamak yetmiyor.”


“Aynı zamanda, kılıcı öğrenmek için zihnini de hazırlaman şart!”








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21977 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40727 Bölüm Sayısı


creator
manga tr