Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Coiling Dragon - Cilt 10 Bölüm 18: Gizli Başlık ;)


Kitap 10 (Baruch)  Bölüm 18  – Gizli Başlık

Çeviri: Gin    Düzenleme: Dr.Hiluluk

 

 

Linley gölün kenarında yere indi. Heyecanla, gözlerinde dökülmemiş yaşlar biriken Delia’ya baktı. İçinden Delia’yı kollarına almasını söyleyen bir duygu yükseldi. Ancak bu hisse rağmen, Delia’nın önünde durdu. Ağzını açsa da, ne söyleyeceğini bilememişti.

Kalbinden geçen milyonlarca kelime vardı, ancak buna rağmen ağzından tek bir kelime bile çıkaramıyordu.

“Linley, hiç değişmedin.” Delia güldü. Sol elini Linley’e uzatan da o oldu.

Bu beyaz, narin eli gören Linley kısa bir anlığına ne yapacağını bilemedi. Delia gözlerinin köşesinden ona bir bakış attı. “Hey, şapşal, gölün ortasına geçebilmem için ‘Yükselme’ tekniğini mi kullanayım?” Bulundukları yerden gölün merkezine olan mesafe oldukça fazlaydı. Delia Yükselme’ tekniğini kullanmazsa, oraya varabilme imkanı yoktu.

Delia’nın ona bakışını ve süt beyaz elini gören Linley, hemen sağ elini uzatıp, Delia’nın elini tuttu.

“Ummm ,şey, Linley, ben şimdilik gidiyorum.” Zassler sonunda konuştu.

Linley ve Delia’nın yüzleri anında birazcık kızardı. Linley, cevap veremeden başını çevirip Zassler’a bir bakış attı. Zassler ona göz kırpıp son hız oradan uzaklaştı.

“Zassler böyledir işte.” Linley, Delia’nın elini tutarak, ayağıyla yere şöyle bir dokunup, ikisini havaya kaldıran bir rüzgar oluşturdu. Rüzgar onları nazik bir biçimde gölün ortasına taşıdı. Taş platformun kenarına inip, yan yana oturdular.

İkisi el ele tutuşmaya devam ediyordu. Delia’nın yumuşak elini ve sıcaklığını ellerinde hisseden Linley, şu an bulutların üzerindeymiş gibi hissediyordu. Delia’nın yüzü de hafifçe pembeleşmişti. Birbirlerine giderek daha çok yakınlaşıyorlardı.

Birden…

Linley birden, çok uzakta olmayan bir noktada Bebe’nin küçük kafasının sudan çıkıp, küçük gözleriyle onları izlediğini fark etti.

“Oh! Patron! Siz yaptığınız şeyi yapmaya devam edin. Bebe yalnızca bir yerlere gidip biraz oyalanacak. Siz devam edin!”Yakalandığını anlayan Bebe hemen tekrar suya daldı. Ancak, Linley ve Delia, uzakta, bir ağacın tepesinde onları izleyen Vahşi Yıldırım Fırtına Şahini’ni fark etmemişti.

“Hehe.” Delia kıkırdamaya başladı. “Linley, Bebe gerçekten çok şirin.”

Linley başıyla onaylayarak güldü. “Bebe böyledir. Oh, bu arada, Delia, neden O’Brien İmparatorluğunda ayrıldıktan sonra buraya gelmek için bu kadar bekledin? Bir şey mi oldu?” Linley hala Delia’nın nasıl ayrıldığını, ve giderken, yakında onu bulmaya geleceğini söylediğini hatırlıyordu.

Delia başını sallasa da, sessiz kaldı.

İmparatorluk başkentinde olanlar Delia’yı gerçekten de incitmişti. Anne, babası onu gerçekten hayal kırıklığına uğratmıştı. Linley’in sözleri, onun kötü hissetmesine neden olmuştu.

“Neler oldu? Anlat bana.” Linley hafifçe Delia’nın elini sıktı.

“Gerçekten bilmek istiyor musun?” Delia, yüzü Linley’in yüzünün yanında, gözlerinin içine baktı.

Linley başıyla onayladı.

“Eğer bu hikayeyi dinleyeceksen, benimle evlenmek zorundasın.” Delia birden konuştu.

“Ne… ” Bu ani saldırı Linley’i tamamen hazırlıksız yakalamıştı. Delia, Linley’in ilgi duyduğu tek kadındı, ancak onunla hemen evlenmek... Linley, içten içe hala oldukça huzursuzdu. Linley’in daha önce yaşadığı hayal kırıklığı, bu konularda oldukça savunmacı olmasına neden olmuştu.

Hala kendini bir kadına adamaya cesaret edemiyordu.

Bir kez daha kalbinin kırılmasından korkuyordu.

“Sadece şaka yapıyorum.” Delia gülmeye başladı, ardından da cilveli bir tavırla burnundan nefes verdi. “Pff , Linley. Bir anlığına bile olsa öyleymiş gibi davranıp, bana ayak uyduramaz mısın?” Delia’nın bu sözleri Linley’i biraz rahatlatmıştı.

Delia derin bir nefes çekip söze girdi. “Eğer hala duymak istiyorsan, sana olanları anlatabilirim.”

Linley hemen başını salladı.

 

Delia, nereden başlaması gerektiğini şöyle bir düşündü. Hala Linley’in elini tutarak, gözü sakin gölün sularında yavaşça konuşmaya başladı. “Linley. Klanımdan geri gelmemi söyleyen mektubu aldığımda, geri dönmek zorunda kaldım. Geri döndüğümdeyse, büyük annemin son derece sağlıklı olduğunu gördüm. Hasta falan değilmiş.”

Linley kaşlarını çattı.

Delia ona büyük annesinin ‘harika durumda’ olduğunu yazdığında, Linley gizli bir şeylerin döndüğünü sezmişti.

 

“Daha sonra, ailemin Ustamdan O’Brien İmparatorluğunda kalma sebebimin sen olduğunu duyduğunu öğrendim. Ailem bu oyunu beni geri döndürüp senden ayırmak için yapmış.” Delia, üzgün bir şekilde gülüp Linley’e baktı. “Bu oldukça basit bir oyundu, ama yine de onlara kandım.”

Linley şaşkındı. “Ailen...”

“Klan içindi.”

Delia iç çekti. “Anarşik Topraklarda kendi gücünü kurmadan önce, altı büyük güçteki herkes senin O’Brien İmparatorluğu’nun bir üyesi olduğunu düşünüyordu. O’Brien İmparatorluğu ve Yulan İmparatorluğu birbirlerini her zaman en büyük rakipleri olarak görmüştür.”

Linley anlamıştı. Yulan Kıtasındaki en büyük iki güç bu iki imparatorluktu.

“Aileme göre, eğer seninle evlenirsem, bu düşman’ın önemli bir aziz’iyle birlikteyim demekti. Bu Yulan İmparatorunun klanımıza daha az güvenmesi anlamına gelirdi. Bu yüzden anne ve babam seninle olmamı istemediler.”

Delia, Linley’e doğru baktı. “Doğal olarak, bu yalnızca ailemin düşünceleriydi. Seninle evlilikle ilgili hiç konuşmamış olduğumuzu bilmiyorlardı.”

Linley, yalnızca burnunun ucunu kaşıyabildi.

Delia tereddüt ederek anlatmaya devam etti. “Başkentte benim peşimde olan pek çok genç var ve ailem süreki beni birileriyle evlenmeye ikna etmeye çalışıyordu. Bunu istemiyordum! Bundan gerçekten nefret ettim.! Linley... ben gerçekten de hemen oradan ayrılıp senin yanına gelmek istedim, ancak ailemle olan ilişkilerim bozulsun istemedim. Ailemi gerçekten çok seviyorum!”

“Anlıyorum.” Linley, teselli eder bir şekilde konuştu.

Sahiden de Delia’nın hislerini anlayabiliyordu. Bunun nedeni kendisinin de aile bağlarına büyük önem veren birisi olmasıydı.

“Gerçekten de gelip seni hemen bulmak istedim, ancak ailemi de kaybetmek istemiyordum.” Delia dudaklarını çiğnerken, sesi bir fısıltıya dönüştü. Linley, Delia’nın elini daha çok sıktığını hissedebiliyordu.

Linley, Delia’nın elini bacağının üzerine koydu.

Delia, Linley’e baktığında yüzünde bir gülümseme vardı. “Ben bekliyordum... kendi dükalığını kurmanı bekliyordum. Ancak ailem beni Yulan İmparatoruyla evlendirmeye çalıştı. Kraliçe olmamı istiyorlardı.”

Hmm?” Linley içinde kabaran öfkeyi hissetti.

“Buna razı değildim. O zaman, aileme çok sinirlendim.” Delia başını çaresizce salladı. “Her zaman ailesini dinleyen, hayırlı bir evlat olmaya çalıştım. Ancak o zaman gerçekten de kendimi kaybettim. Babama açıkça o insanlarla evlenmektense ölmeyi tercih edeceğimi söyledim.”

Linley, kalbinde minnet benzeri bir duygu hissetti. Bir kadının bunu yapmayı seçmesi gerçekten duygulandırıcıydı.

“Ben bekliyordum... ve sonunda, beklediğim mektup geldi. Baruch Dükalığını kurmuştun.” Delia, Linley’e baktı. “O zaman heyecanlanmıştım. Ailemin birlikte olmamıza daha fazla engel olmayacağını düşünüyordum.” Linley de son derece mutlu hissetmişti.

Linley’in gördüğü kadarıyla, Delia ailesiyle güzel bir konuşma yaptıktan sonra mutlu bir şekilde gelmiş olmalıydı.

“Ancak bu haberi aileme verdiğimde... Bana bir kez daha İmparatorla evlenmemi tavsiye ettiler.” Delia’nın yüzünde acı bir ifade vardı.

“Nasıl böyle davranabilirler?” Linley’in yüzü değişmişti.

Onların böyle davranması... Linley, Delia’nın ne kadar üzüldüğünü tahmin edebiliyordu.

“Doğru, nasıl böyle davranabilirler?” Delia üzgün gözlerle bakıyordu. “Onlara mutlu bir şekilde gittim, sonucun böyle olacağını bilemezdim. Aslında... tahmin etmeliydim. Babam klanımızın lideri. Tabii ki olayları klan açısından değerlendirmeli. Ona göre, İmparator çok yetenekli ve yüksek bir mevkide. Onunla evlenmem klanın yararına olurdu. Majesteleriyle evlenmem onlar için gerçekten de kusursuz bir fırsattı. Ancak... olayları hiç benim açımdan değerlendirmediler.”

Delia derin bir nefes aldı. “Bu yüzden, ben de daha fazla boş umutla vakit kaybetmedim.”

Delia, Linley’e baktı. “Sadece geldim. Ailemle tartışmakla uğraşmadım.Başkentten ayrılıp seni bulmaya geldim.”

Delia’nın gözlerindeki bakışı gören Linley, kalbinde garip bir duygu hissetti… Aynı anda hem üzülmüş, hem memnun olmuş hem de duygulanmıştı!

“Delia...” Linley bir şeyler söylemek istese de kelimeler boğazında takılıp kalmıştı.

Önündeki bu genç kız…

Onun için, yalnız başına on yıl beklemişti…

Onun için, kraliçe olmayı elinin tersiyle itmişti…

Onun için, ailesini terk edip tüm bu yolu yalnız başına onu bulmak için gelmişti.

 

---

 

Linley, birden kendinden utandığını fark etti. Kendini küçümsedi, kendinden nefret etti!

“O kız... Senin için bu kadar çok şeyi feda etti, ancak en başından en sonuna, sen asla... Sen ona bir söz bile vermedin.” Linley zihninde kendini azarlıyordu.

“Ne bekliyorum? Tereddüt edecek ne var?”

Delia’nın gözlerina baktı. Delia her zaman hislerini açık etmişti ve sessizce onu beklemişti.. ancak o hep tereddütteydi. Ancak bugün, Linley daha fazla tereddüt edemeyeceğini biliyordu. Bunu yaparak çok fazla zaman harcamıştı…

Kazandığı şey son derece değerliydi…

“O her şeyden vazgeçip on yıl boyunca bekledi. Ve benden bir söz bile almadan... beklemeye devam ediyor.” Linley, Delia’nın gözlerinin kenarındaki yaşları gördü. Kalbi bir kez daha sıkıştı ve kendi kendine kükredi. “Delia’nın sonsuza kadar beklemesini mi istiyorsun? Kalbi ölene ve yalnız başına ayrılana kadar?”

Linley kalbinde bir sancı hissetti.

 

 

Kalbini kaplayan buz tabakası sonunda kırılıp, erimeye başlamıştı.

Linley daha fazla beklemek istemiyordu.

Kendini de daha fazla bekletmeyecekti!

Ve Delia’yı da!

“Linley, sorun nedir?” Linley’in yüzündeki bakışı gören Delia elinde olmadan endişelenmişti.

Linley, birden elini uzatıp Delia’yı omzundan tuttu. Delia kalbinin deli gibi attığını hissedebiliyordu. Linley gözlerini Delia’ya dikip, derin bir nefes aldı. Ardından ciddi bir tonla, “Delia... Evlen benimle!”

Delia’nın gözleri şok olmuş bir ifadeyle Linley’e bakarken ay kadar yuvarlak bir şekle dönüşmüştü.

Bu sözler ağzından çıktığı anda, Linley’in zihninde bir şimşek çakıp, şu ana kadar Delia’yla paylaştığı bütün anıları aydınlatmıştı. O sevimli kızı Enst Akademisinde ilk gördüğü an. Çocuklukta geçirdikleri zamanlar. Wushan şehrindeki o ilk veda öpücüğü…

Birbiri ardına pek çok anı…

Kalbinde yükselen sıcaklığı hissedebiliyordu.

Böyle bir eşi olduktan sonra, daha fazla neye ihtiyacı vardı ki?

“Linley.” Delia boğazını temizleyip, kocaman gözlerle Linley’e baktı. “Az önce ne dedin? Tekrar söyler misin? Lütfen?” Delia’nın sesi titriyordu.

Linley, Delia’ya baktı. Her seferinde tek bir kelime... “Delia. Evlen. Benimle. Ben,Linley’le! Sonsuza kadar, hiç ayrılmamak kaydıyla benim ol. Tamam mı?” Linley’in sesi de titriyordu. Şu an inanılmaz gergin hissediyordu.

Doğru. Gergin.

Delia, Linley’in gözlerine baktı. Birden göz yaşlarına hükmedemez olmuştu…

Ne kadar olmuştu?

Bugün için ne kadar beklemişti?

Daha birer çocukken ve duyguları belli belirsizken bile, günün birinde bu günün gelmesini ummuştu. Linley’in onun beyaz atlı prensi olmasını hayal etmişti.

Gün ve gün, beklemişti…

O yıl, yalnızca gencecik bir kızdı. Ancak şu an yirmi sekiz yaşında bir Leydi’ydi. Neredeyse on yıldan fazla zaman geçmişti... Linley ve Alice birlikteyken... Linley on yıl boyunca kayıpken… Ailesi onu engellemeye çalıştığında... O hiç vazgeçmemişti.

Korktuğu tek şey…

Linley’in onu bırakıp gitmesiydi…

Her zaman beklemişti… Linley’i herhangi bir söz vermesi için zorlamaya bile korkmuştu…

“Kabul ediyor musun?” Delia’nın tüm yüzünün gözyaşlarıyla ıslandığını gören Linley, derinden etkilenmişti.

Delia birden kendini Linley’in kollarına atıp, kollarını sımsıkı ona doladı ve kulağına defalarca fısıldadı.. “Evet. Evet. Evet...”

Linley, Delia’nın vücudunun sıcaklığını hissediyordu. Kalbinde, hiç olmadığı kadar huzurlu hissediyordu.

Bölümün Başlığı: Delia, Evlen Benimle!

 

###

DN: İtiraf ediyorum. Benimle Evlenir misin? Arkadaşlar güzel bölümdü. Düğün davetiyeleri tarafımdan dağıtılacaktır. Hepiniz davetlisiniz. Düğün yeri: Baruch Krallığı sarayı.

Not: Hediyeli ve yemeklidir. :D

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 870

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14794 Üye Sayısı
  • 451 Seri Sayısı
  • 19462 Bölüm Sayısı


creator
manga tr