Korku dağları bekler. #Atasözü

Chronicles of the Dimensional Warden [Kara El] - Ucu Ucuna| Bölüm - 4


 Geçen günler içerisinde Damien, kendisine verilen iş teklifi için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. Bu hazırlıkların arasında orta çağ ve orta çağda işine yarayabilecek bilgiler hakkında araştırma yapmak da vardı. Görevin orta çağda geçeceği fikrini düşünmesine sebep olan şey koruyacağı kişinin bir prenses olmasıydı. Aslına bakılırsa bu bir çeşit yazı-tura atmak gibiydi. Damien’ın düşündüklerinin doğru çıkma ihtimali, gideceği yerin monarşiyle yönetilen fazlaca gelişmiş bir uygarlık olma ihtimaline eşitti.

 Böyle bir durumda Damien’ın güvenebileceği tek bilgi, görevin zorluğuydu. –G seviye zorluk oldukça düşük ve yeni başlayan birisi için uygundu. Haliyle kendisini, etrafta neler olduğunu bile anlayamadığı yüksek teknolojili bir uygarlıkta bulma ihtimali düşüktü.

 [Göreve kalan süre: 1:14:46:12]

 *Ding

 Damien, kapı zilinin çaldığını duyunca kapıya kadar yürüdü ve delikten dışarı baktı. Ardından kapıyı açtı ve kuryeyi selamladı. Kurye, yıllardır aynı kargo şirketinde çalışmaktan dolayı oluşmuş gibi gözüken solgun yüz ifadesiyle Damien’ın selamını cevaplamaya yeltenmeden bir paket uzattı.

 “Bay Damien siz misiniz?”

 “Evet” Diye cevapladı Damien.

 Ardından kurye, beline bağlı olan cihazı Damien'a uzatarak imzalaması gereken yeri gösterdi. Damien, kuryenin verdiği kalemi kullanarak hızlıca imzasını attıktan sonra kalemi kuryeye geri uzattı.

 Kurye, cihazdan birkaç işlem yaptıktan sonra arkasını dönüp hızlıca merdivenleri indi ve gözden kayboldu. Damien ise kapıyı örttü ve gülümseyerek gelen kargoya baktı.

 ‘Hehe…’

 …

 [Göreve kalan süre 0:23:59:59]

 [Görev başlangıcı için haritada işaretlenen yere gitmeniz gerekmektedir. Lütfen başlangıç saatinde transfer bölgesinde bulunmaya dikkat edin. Aktif olan görevde herhangi bir kısıtlama olmadığı için yanınızda eşya getirebilirsiniz.]

 Damien, rahatlamış bir şekilde önceden tutmuş olduğu nefesini verdi ve emin olmak için bildirimi bir daha okudu. Gacha geçidi, son iki günde yararlı bir şey vermemişti. Haliyle Damien’ın geçitten kazandığı bir şeylere güvenme şansı yoktu. Tabii ki kendi planları çoktan hazırdı.

 Damien, sistemin haritada işaretlenen yer olarak nereyi kastettiğinden emin değildi. Aklına gelen ilk fikri denemeye karar verdi ve bilgisayarını açıp haritalara girdi. Haritada, sitenin kendisinde bulunmadığına emin olduğu bir kırmızı nokta vardı. Bu nokta, yavaşça sönüp yeniden ortaya çıkıyor ve etrafa kırmızı ışıklar saçıyordu. Damien, adresi bir kağıda yazdıktan sonra haritayı iyice yaklaştırdı ve incelemeye devam etti. Haritayı yaklaştırmasıyla beraber kırmızı nokta bir çembere dönüştü. Görünen o ki kırmızı çember, görevin başlangıcı sırasında içinde bulunması gerektiği sınırları gösteriyordu.

 Kırmızı çember, bir çeşit fabrikayı işaret ediyordu. Damien, tarayıcıda yeni bir sekme açıp fabrikanın ismini arattı ve terk edilmiş olduğunu öğrendi. Bu rahatlatıcıydı. Sonuç olarak güvenliklerle veya çalışanlarla uğraşmasına gerek kalmayacaktı.

 …

 [Göreve kalan süre 0:02:04:32]

 Gece çoktan şehre çökmüş, Damien ise hedefi olan fabrikaya ulaşmıştı. Annesi çoktan uyumuştu. Damien’ın evden çıktığından haberdar bile değildi.

 Fabrika, etrafa uzun süre önce terk edildiği hissiyatını vermekte oldukça usta gibi duruyordu. Yer yer büyümüş yosunlar ve sarmaşıklar, uzun süredir ayak basılmamış olan fabrikanın etrafını sarmış ve bir daha kullanılmak istenmesi durumunda verilmesi gereken çabanın katlanarak artmasına sebep olmuştu.

 Damien, Önünde duran tel çitlere baktı. Bu ufak da olsa bir problemdi. Fabrikanın etrafının tellerle çevirili olacağını tahmin etmemişti. Bu, acemice bir hataydı. Tel çitler, yaklaşık iki metre uzunluğunda gibi duruyordu. Aslında Damien bu çitleri kolayca aşabilirdi. Sonuç olarak çitlerin üzerinde kesici bir bileşen yoktu. Damien’ın korktuğu, tellerin elektrikli olmasıydı.

 Damien, Çitlerin etrafında dolaşıp sığabileceği bir delik aradı. Sonunda var olduğunu umduğu deliği bulduğunda, fabrikanın duvarına yaslanmış bir silüet olduğunu gördü. Dikkatlice silüete yaklaşıp konuştu.

 “Bayım?”

 Ayın önünü kapatan bulutlar dağıldı ve silüetin gerçek kimliğini ortaya çıkardı. Bu kişi, evsiz bir adamdı. Yüzü kirliydi ve uzunca sakalı çenesini kapatıyordu. Saçı ve sakalı beyazlamış olsa da yüzü kirli olduğu için yaşını doğru olarak tahmin etmek tamamen imkansızdı. Adamın zihni çok yerinde gibi gözükmüyordu. Damien bunu, adamın elinde tuttuğu bira şişesiyle bağdaştırdı.

“Evlat? Deminden beri çitlerin etrafında dolaşıyorsun. Bu boy ile kolayca çitlerden atlayabilmelisin. Neden uğraştın ki?”

 “Elektrikli olduğundan endişelendim.”

 Damien gururlu bir şekilde konuştu.

 “He? İyi de terk edilmiş bir fabrikanın çitleri nasıl elektrikli olabilir ki?”

 Damien, başını önüne eğdi. Yüzünün utançtan kızarmadığını umuyordu.

 “Ermm… Her neyse. Benim gitmem gerekiyor” dedi Damien.

 “Güle güle evlat.”

 Adam, Damien’a cevap verdikten sonra içkisinden bir yudum daha aldı ve koluyla ağzını sildi.

 Damien ise gece yarısı tekinsiz bir adama yaklaşmanın ne kadar mantıklı olduğunu sorgulayarak fabrikanın girişini aradı. Kısa sürelik bir arayıştan sonra girişi bulan Damien, kapıya yaklaştı ve kilitli olduğunu gördü.

 Neyse ki kapının kilidi, eski model bir Master marka kilitti. Damien daha önce izlediği bir videoda bu kilitlerin eski modellerinde bir üretim hatası olduğunu görmüştü. Cebinden, ince bir törpü çıkardı ve anahtar soketi ile kilidin arasındaki ince boşluğa soktu. Bir süre zorladıktan ve törpüyü içeride döndürdükten sonra hafif bir ses duyuldu.

 *Ding

 Damien, açtığı kilidi çıkarken hatırlayabileceği bir kenara fırlattı ve fabrikanın kapısının açılmasını engelleyen zinciri çıkardı. Zincirin şangırdaması, yakında duyabilecek birileri olsa rahatça duyulabilecek yükseklikte bir sesti. Damien, sarhoş adamın kendisine bulaşmaması için dua ederek kapıyı araladı.

 Kapı gıcırdayarak açıldı ve uzun süredir ışık görmemiş gibi duran fabrikanın içine ay ışığının girmesini sağladı. Tabii ki bu küçük bir alan için geçerliydi. Fabrikanın az sayıdaki pencerelerinden giren ışığı saymazsak her yer zifiri karanlıktı. Damien, sırtındaki dağcı çantasından fenerini çıkardı ve fabrikanın içerisinde uzun bir tura çıktı. Etraf, böcekler ve örümcek ağlarıyla doluydu.

 Damien, etrafta kendisine zarar verebilecek bir canlı olmadığından emin olduktan sonra oturdu ve beklemeye başladı. Gözünün kenarındaki geri sayım, geriye 5 dakikası kaldığını gösteriyordu. Açıkçası görevin nasıl bir prosedürle gerçekleşeceğinden emin değildi. Tek umabildiği şey, görev sırasında geçireceği sürenin gerçek hayatta geçmemesiydi. Görevin doğasından kaynaklı olarak uzunca bir vakit geçireceği kanısına varmıştı.

 *Şangır

 Damien, oturduğu yerden ayağa kalktı ve gözlerini kısarak fabrikanın kapısına baktı. Bu şangırtı sesi, Damien’ın çıkarmış olduğu zincirlerden geliyordu.

 Fabrikanın kapısı yavaşça açıldı. Kapının açılırken çıkardığı gıcırtı, geçen seferin aksine Damien’ın kalbini titretmişti.

 Kapının açılmasıyla beraber ortaya çıkan figür ise…

 “Haha… Beni gerçekten korkutmayı başardınız bayım.”

 Damien, içeri giren kişinin dışarıdaki evsiz adam olduğunu görünce bir nebze olsun rahatlamıştı.

 “Evet evlat. Endişelenmene gerek yok.”

 Adam, elini belinin kenarına yaklaştırdı ve bir şeyler kavradı.

 “Bayım?”

 Adamın kavradığı yerde ufak bir parlama oldu ve adamın elini çekmesiyle beraber ortaya uzunca bir kılıç çıktı.

 “Haha… Bayım, gerçekten çok şakacısınız. Şimdi lütfen o kılıcı bırakın. AAAA!”

 Adam, insan gözüyle takip edilemeyecek bir hızda Damien’a doğru koştu. Damien, ensesine doğru yaklaşan ölümü hissedince hayatında hiç yapmadığı kadar hızlı bir şekilde eğildi ve kenara sıçradı. Adamın yüzünde şaşkın bir ifade oluştu. Açıkçası böyle bir refleks gösterebilmesine kendisi de şaşırmıştı. Damien, adamın kendisine yaptığı saldırıdan sonra dengesini toplamaya çalıştığını görüp hızlıca elini çantasına attı ve bir şey çıkardı. Bu, Acebeam X80-GT model el feneriydi. Ortalama bir fenerden farklı olarak 32500 lümen* ışık verme kapasitesine sahipti. Bu miktar sadece ‘çok’ olarak adlandırılabilirdi.

 Damien, gülümseyip feneri adama doğrulttu. Adam, dudağının altından bir küfür savurdu. Elini gözüne götürmeye çalıştı ancak bunun için çok geçti.

 “AAAH!”

 Adam tok bir çığlık attı. Fenerin verdiği yanıp sönen ışık, adamı bir süreliğine kör etmişti. Bu süre sadece birkaç saniye olsa da Damien için oldukça yeterliydi.

 Damien, yüksek hızda kan pompalayan kalbinden gelen enerjiyle beraber, bugüne kadar attığı en hızlı deparı attı ve fabrikadaki makinelerin arasına saklandı. Yapabilseydi çoktan kapıdan dışarı çıkardı. Ancak adam kör olduktan sonra direkt olarak çıkışı bloklamaya gitmişti. Adam fabrikanın kapısını kapattı. Şimdi içeride neredeyse hiç ışık kalmamıştı. Damien, yapabildiği kadar nefesini bastırmaya çalıştı.

 “Bak evlat. Gardiyanlar mecrasında daha dikkatli olmalısın. Hele internetten haritaya bakmak. Tsk tsk tsk.”

 Adamın körlüğü sonunda geçmişti. Şimdi ise fabrikada dolaşıp Damien’ı arıyordu.

 “İnternetten konumunu takip edebileceğimizi bilmen gerekiyordu evlat. Genç bir adam teknolojiyi daha iyi anlamalı. Şimdi seni güzelce öldüreceğim ve yeteneğini yüksek kalite bir kristale dökeceğim. Acaba ne tür bir yeteneğin var? Hehehe.”

 Damien, adamın dudaklarını yalarken çıkardığı sesi duydu.

 ‘Çok güzel. Şimdi de bir sapık tarafından kovalanıyorum.’

 Damien hızlıca çevresine bakındı. Yapabileceği tek şey fabrikadaki az sayıda olan pencerelerin birinden kaçmaktı. Eğer kapıdan direkt olarak kaçmaya çalışırsa kısa zamanda yakalanırdı.

 “Seni bulduuum.”

 Damien kafasını çevirip yüzüne yaklaşmakta olan kılıca baktı.

 ‘Siktir!’

 Gözlerini kapadı ve soğuk çeliği kafasında hissetmeyi bekledi. Ancak bu hissiyat hiç gelmedi. Dikkatlice tek gözünü açtı.

 [Göreve kalan süre 00:00:00:00]

 [Görev başladı. İş yerine ışınlandınız. İyi şanslar.]

 Damien, gözlerini açıp önünde duran kadına baktı. Kadın, sarı saçlara ve mavi gözlere sahipti. Pembe bir elbise giyiyordu. Yüzünde heyecanlı bir ifade vardı.

 “Hoş geldiniz bay kahraman!”

 Damien alnından akmakta olan ter damlasını sildi.

 “Ermm… Merhaba?”

 ___________________________________________________

*Lümen: Birim zamanda bir kaynaktan çıkan ışık miktarı

AçıklamaLümen, fizikte birim zamanda bir kaynaktan çıkan ışık miktarı olan ışık akısının birimidir. 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1432

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1189

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 772

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 634

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 619

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 127

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13827 Üye Sayısı
  • 656 Seri Sayısı
  • 31200 Bölüm Sayısı


creator
manga tr