"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Charm of the Soul Pets - Bölüm 6: Bir Ruh Hayvanı’nı Tuzağa Düşürüp Yakalamak


 

Çeviri: bebebiskuvisi

 


Tüm bedeni kanla kaplı olduğundan, Chu Mu aşırı bir şey yapmaya cesaret edemedi. Sonuçta keskin koku alma duyuları olan pek çok ruh hayvanı vardı; korkunç ve vahşi Avcı Kurtlar gibi…


Avcı Kurtlar’ın kademesi yüksekti ve Mandy Canavarı’ndan biraz daha güçlüydüler. Birisi onlardan birini yakaladığı sürece, yeteneği vasat bile olsa yedinci seviyeye ulaştığı takdirde, ilk ona girerdi.


Daha güçsüz olan Diken Şeytanı’na gelince, dokuzuncu seviyeye ulaşsa bile, muhtemelen yedinci seviyedeki bir Avcı Kurt’un karşısında sıkıntı yaşardı.


Chu Mu gizli bir yer buldu ve orada bir gün dinlenerek, bu süre zarfında yaralarını iyileştirmeye karar verdi.


İlacın etkileri olağanüstüydü ve Chu Mu, çok geçmeden ayağa kalkabilecek duruma geldi.


Üçüncü gün ise, nihayet adanın iç bölgelerine girdi. Bilhassa dikkatli davranarak yoluna devam etti. Yolda herhangi bir ruh hayvanıyla karşılaşacak olursa, muhtemelen karşılaştığı ruh hayvanı, reislerin Avcı Kurtları’na rahmet okutacak cinsten olurdu. Ve böyle bir ruh hayvanı yakalayabilirse, tüm rakiplerini ezip geçebilirdi.


Ama söz konusu ruh hayvanlarının hepsi yırtıcıydı ve bu yüzden, Chu Mu onları yakalamayı geç, onlara yaklaşmaya bile cesaret edemiyordu.


“İki Başlı Yılan, Gulan Nisi, Ateş Tilkisi, On Bacaklı Zehirli Çıyan, Makak Şeytanı...ne yazık ki, bunların hiçbirine yaklaşamam. Hepsi yedinci seviyenin üzerinde…”


Bir ağacın üstüne saklanmış vaziyette, ağaçların altında yürüyen ruh hayvanlarını izlerken acı kahkahalar atıyordu. Bu ruh hayvanlarının tür seviyeleri çoğunlukla yüksek ya da ortalama üstüydü. Ne yazık ki onları sadece uzaktan izleyebilirdi, elinde tuttuğu halat tuzağını tetiklemesi bir işe yaramazdı.


Bir tuzak kurmak, şu anki durumunda, Chu Mu’nun ondan daha güçlü ruh hayvanlarıyla ilgilenebilmesinin tek yoluydu.


Ama Chu Mu’nun el yapımı tuzağı, sadece üçüncü seviye ve daha altındaki ruh hayvanlarıyla baş edebilirdi. Şimdiye kadar gördüklerinin hepsi yedinci seviyenin üstündeydi ve Avcı Kurtlar’la savaşabilecek kadar güçlüydü. Chu Mu’nun dandik tuzağı, bu korkunç canavarlar karşısında işe yaramazdı.


Sabır...Chu Mu’nun tek yapması gereken sabırlı olmaktı.


“Bu çok garip, bu bölgede bu kadar güçsüz bir ruh hayvanı nasıl dolaşıyor olabilir?”


Chu Mu’nun görüş alanına, aniden küçük ve güçsüz bir ruh hayvanı girdi. Chu Mu’un tahminine göre, büyük ihtimalle birinci seviyedeydi.


Bu küçük hayvan, güzel kızılımsı-kahverengi bir kürke ve muhteşem bir tilki kuyruğuna sahipti; vücudu oldukça küçüktü ama aynı zamanda zarifti. Bu genç tilki, besbelli Chu Mu’nun oraya koyduğu yiyecekler yüzünden tuzağa çekilmişti. Dikkatlice bakıldığında topalladığı görülüyordu ve bu yaralı tilki, bu şekilde tuzaktaki yiyeceklere ulaştı.


“Kızılımsı-kahverengi kürk...Bu, Kızıl Bulut Tilkisi olmalı...Alnında gümüş bir hilal işareti var...Garip...Bu, sadece Gümüş Ay Tilkileri’nin taşıdığı bir işaret değil mi? Bu hayvan, bir melez olabilir mi?” Chu Mu kendi kendine mırıldandı.


Ama tuzağı harekete geçirmedi. Bu küçük hayvan, nispeten düşük bir kademede olsa da, seviyesi çok düşüktü. Kızıl Bulut Tilkisi de Gümüş Ay Tilkisi de olsa fark etmezdi, zira ikisi de düşük seviyeli canlılardı.


Bu tür bir ruh hayvanı, bir savaşçı ruh hayvanı olarak kabul edilmezdi. Bu canlıları, büyük şehirlerde yaşayan kızlar onlarla oynamak için küçük evcil hayvanlar olarak beslerlerdi.


Chu Mu tuzağı tetiklemekten vazgeçti ve bu küçük melezin tuzağın üstündeki yiyecekten bir lokma almasına müsaade etti. Sadece bekledi…


Üç gün boyunca ağaç tepesinde beklemesine rağmen, onu tatmin edecek hiçbir ruh hayvanıyla karşılaşmadı.


Şafak vakti kahvaltılık erzakını zıkkımlanırken, öğlene kadar onu tatmin edecek bir ruh hayvanıyla karşılaşmazsa risk alıp daha iç bölgelere girmeye karar verdi. Orada da kendine uygun bir yer bulabilirdi.


“Sha Sha.”


Aniden Chu Mu’nun kulaklarına soluk bir yaprak hışırdama sesi geldi.


Chu Mu’nun üzerinde beklediği ağaç, Uzun Yapraklı Ağaç olarak bilinirdi. Aslında, burada kalmaktan zevk alan birkaç ruh hayvanı vardı; daha önce görmüş olduğu Makak Şeytanı gibi…


Makak Şeytanı’nın yanı sıra, Camgöbeği Kuş ve Rüzgar Ruhu Kelebeği de vardı.


Makak Şeytanı’nın tür seviyesi, yüksek sayılırdı. Keza Camgöbeği Kuş da öyleydi, ama içlerindeki en güçlüsü Rüzgar Ruhu kelebeği’ydi. Seviyesi, bu hayvanlar arasında yüce bir varlık olarak kabul edilmesine yeterdi.


Chu Mu’nun en düşük oluru ise, yüksek seviyeydi. Böyle bir ruh hayvanını yakalamak içinse, sadece şansına güvenebilirdi. Bir Camgöbeği Kuş ya da Rüzgar Ruhu kelebeği yakalayabilirse, hemen evine geri dönebilir ve ruh hayvanını eğitmeye başlayabilirdi.


Chu Mu’nun Uzun Yapraklı Ağaç’a çıkmasının önemli bir sebebi vardı. Çünkü bu ağaçta yaşayan Makak Şeytanı da, Camgöbeği Kuş da, Rüzgar Ruhu Kelebeği de durup dururken insanlara saldırmazdı, bu yüzden bu ağaç nispeten güvenliydi.


Bu nedenle Chu Mu hışırtı sesi duyduğunda korkmadı, aksine sevindi, çünkü bu üç hayvandan biri olma ihtimali çok yüksekti.


Görüşünü kapatan uzun yaprakları kenara çektikten sonra, sesin kaynağını gördü.


Ama gözlerinin önüne gelen şey, ne sağlam ve kaslı bir makaktı, ne de aheste aheste takılan bir Camgöbeği Kuş’tu. Zarif ve güzel Rüzgar Ruhu Kelebeği de değildi. Aksine, Chu Mu’yu hayal kırıklığına uğratan küçük, camgöbeği bir böcekti.


Bu camgöbeği böcek çok küçüktü, Chu Mu’nun eli uzunluğunda, baş parmağı genişliğindeydi. Bir çift parlak siyah gözü vardı.


“...” Chu Mu konuşamadı. Acı bir kahkaha attı ve erzakından ufak bir kısım çıkardı. Onu acınası, küçük, camgöbeği böceğe uzattı. “Al ve bunu ye, ama bana şans getirmeyi de unutma.”


Bu küçük camgöbeği böcek, bir ruh hayvanı gibi görünmüyordu ve Chu Mu’nun önceki beklentilerine kıyasla tam bir hayal kırıklığıydı.


Küçük tahta yiyen böcekler diğer canlılardan korkmazdı ve küçük erzak parçasını aldıktan sonra Chu Mu’nun yanında kalarak onu kemirmeye başladı.


Küçük tahta yiyen böceklerin kemirme hızları çok yüksek olurdu. Hoş bir hışırtı sesi çıkararak yiyecek parçasını hemen bitirdi ve bedenini çevirerek acıklı gözlerle Chu Mu’ya baktı.


Chu Mu’nun erzakı pek de az olmadığından başka bir parça çıkarıp ona uzattı. Bu küçük, camgöbeği böcek de keyifli bir ses çıkararak ona uzatılanı çabucak kemirmeye başladı.


“Yi!”


Aniden karmaşık bir fırtına çıktı ve Uzun Yapraklı Ağaç’ın tepesinde bir şeyler sallandı. Bu kaotik sallanış sebebiyle, ağaç yaprakları yerlere döküldü.


Chu Mu ufak bir şaşkınlığın ardından yaprakların arasına doğru baktı ve aniden Uzun Yapraklı Ağaç’ın çevresinde uçan, camgöbeği renginde tüyleri olan, hafif büyük bir kartala benzeyen ruh hayvanını fark etti!


“Camgöbeği Kuş!” Bunu fark edince çok sevindi.


Camgöbeği Kuşlar, Hayvan Dünyası’nın uçabilen üyelerindendi. Üstün kanatları ve rüzgarı kontrol edebilme yetenekleri, onların kademelerini ve seviyelerini, diğerlerine kıyasla eşsiz bir noktaya taşıyordu.


Atik, uçabilen ve rüzgar tipi olan ruh hayvanları; onu yakalayıp gücünü arttırır ve yedinci seviyeye ulaştırırsa, üç ay sonra kesinlikle en iyilerden biri olurdu!


“Shashasha--”


Küçük camgöbeği böcek, Camgöbeği Kuş’un aurasını hissetti ve tepeden tırnağa titredi. Beklenmedik kadar hızlı bir şekilde Chu Mu’nun önce koluna sonra omuzuna tırmandı. Ardından Chu Mu’nun gömleğinin yakasından içeri girerek saklandı.


“Çok kötü, gücü en azından dördüncü seviyede. Tür seviyesi yüksek ve gücü de dördüncü seviyede…” Uzun Yapraklı Ağaç’ın tepesinde uçup duran rahat Camgöbeği Kuş’u görünce, Chu Mu saydırmaya başladı.


Chu Mu’nun kazdığı tuzak, yerde yaşayan ruh hayvanları içindi. Camgöbeği Kuş’u yakalamaya çalışacaksa, çok daha zor olacaktı.


“Neyse ne, denemek zorundayım!” Yine de bu fırsatı kaçırmak istemedi ve ağaç dallarını kontrol ederek ağacın en üst noktasına tırmandı.


Sağlam bir ağaç dalına basarak iki eliyle de bıçağını tuttu. Derin bir nefes alırken başının üstünde esen şiddetli rüzgar biraz üşümesine sebep oldu. Gözlerinde bir kararlılıkla, ağacın üstünde daire çizen Camgöbeği Kuş’a baktı!

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1151

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 843

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 532

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 314

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13343 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18164 Bölüm Sayısı


creator
manga tr