Bölüm 722: Chu Ailesinin Yedi Renkli Şehri, Doğal Afet Tehlikesi

avatar
873 7

Charm of the Soul Pets - Bölüm 722: Chu Ailesinin Yedi Renkli Şehri, Doğal Afet Tehlikesi


Çevirmen: Çıngıraklı

Editör: Mariposa



722.Bölüm: Chu Ailesi'nin Yedi Renkli Şehri, Doğal Afet Tehlikesi

 

Chu Mu'nun Gece'yi sürerken ki hızıyla muhtemelen Chu Ailesi'ne ulaşması bir ay alacaktı.

 

Ancak, hiç kimsenin kullanmaya cesaret edemediği Zhanli Krallığı ve Batı Krallığı'nca uzanan bir sıradağdan geçmeyi seçti.

 

Bu sıradağın adı Batı Zhan Sıradağları'ydı. Otantik bir Büyüleyici Dünya'ydı. Sıradağın engin kaynakları sebebiyle oradaki ruh hayvanlarının evreleri ve aşamaları çok yüksekti. Dahası, tür toplulukları her yerdeydi ve ufak bir hatayla sayıları yüzlere, hatta binlere çıkan bir ruh hayvanı grubuyla karşılaşılabilirdi.

 

Büyüleyici Dünyalar'da farklı zorluk seviyeleri olması en iyisiydi. Bu sayede, farklı düzeydeki ruh hayvanı eğitmenlerinin eğitim gereksinimleri karşılanabilirdi. Ancak, bu belirgin sıradağ iki krallık arasındaki kanunsuz bir bölgedeydi. Birinin yeterli gücü olmadığı sürece oradan geçmeye çalışması kaçınılmaz ölüm anlamına gelirdi.

 

Chu Mu ruh hayvanlarını zirve hükümdar sınıfına çıkarabilecek ruh eşyaları aradığında sıradağ da engin kaynakları nedeniyle onun eğitim alanı oldu.

 

    ......

 

Chu Mu, ruh hayvanı topluluklarıyla karşılaştıklarında kaçan sıradan ruh hayvanı eğitmenlerinden farklıydı.

 

Aslında yaptığı ruh hayvanı topluluklarının yoğun olduğu yerlere gitmekti. Binden fazla ruh hayvanı yoksa yeterli olmadığını hissediyordu.

 

Batı Krallığı ve Zhanli Krallığı küçük yerlerdi ve çok fazla yüksek sınıf ruh hayvanı yoktu. Dövüş eğitiminin gereksinimleri karşılamak için doğal olarak tek yapabileceği ruh hayvanlarının sayılarını kullanmaktı.

 

Bir aylık eğitim çabucak geçti. Şeytan Ağacı Askeri güçlendirmek için en uygun olan bir onuncu sınıf ağaç özellikli ruh kristali de elde etti.

 

Tabii, ruh eşyası olsa dahi bunu kullanması için Şeytan Ağacı Askeri'ne vermesi kesinlikle onu güçlendirecek demek değildi. En az iki ay beklemeliydi, aksi takdirde onuncu sınıf ağaç özellikli ruh kristali büyük olasılıkla başarısızlıkla sonuçlanacaktı.

 

Bu sıradağda geçirdiği bir ayda Küçük Gizli Ejderha'ya sık sık zayıf evresi ve aşaması olan ruh hayvanlarına zorbalık ettirdi. Dahası Mo Xie o her dövüştüğünde beklenmedik bir şey olmasın diye gardiyan gibi yanı başında duruyordu.

 

Küçük Gizli Ejderha sürekli dövüştükten sonra çabucak büyüdü. Chu Mu sıradağdan ayrıldığında Küçük Gizli Ejderha sekizinci aşamaya ulaştı.

 

Önceki tahminlerine göre Küçük Gizli Ejderha'nın ikinci evreye ulaşması iki ay alacaktı. Ancak bir ay geçmesine rağmen çoktan birinci evre sekizinci aşamadaydı. Sürekli savaşmanın etkileri buradan görülebiliyordu.

 

    ......

 

Chu Mu ertesi ay Batı Krallığı'nın Batı Bölgesi'ne ayak bastı.

 

Batı Şehri, Batı Bölgesi'nin bölge şehriydi. Chu Mu sıradağdan ayrıldıktan sonra Chu Ailesi'ni soruşturmaya başladı.

 

Ailenin işleri çoktan Zhanli Krallığı'na yayılmıştı, artık sekizinci sınıf şehir ailesinden ibaret olamazlardı. Muhtemelen ünü onuncı sınıf şehre ulaşmıştı.

 

Beklediği gibi soruşturduktan sonra biraz bilgi edindi. Batı Bölgesi'nde gerçekten de birinci kademe aile sayılan bir Chu Ailesi vardı. Batı Alanı'nın şehirlerinin hepsinde Chu Ailesi'nin mülkü bulunuyordu.

 

Dahası, Batı Şehri'ndeki mülklerden sorumlu kişi Chu Mu'yla beraber aile yarışmasına katılan Chu Lang'dı.

 

Chu Lang açık fikirli birisiydi ve gücü Chu Ailesi'nin genç neslinin zirvesine yakındı. Gücünün şu anda Batı Bölgesi'nin genç neslinin zirvesine yakın olduğu söyleniyordu.

 

Bir ruh hayvanının evresini, aşamasını ve sınıfını yükseltmek sürekli savaşmak ve ruh eşyalarının kullanımıyla halloluyordu. Chu Ailesi'nin işi büyürse genç nesil muhtemelen bir sürü kaynak elde edebilecekti. Güçleri de büyük olasılıkla artık farklıydı.

 

Chu Ailesi'nin Batı Şehri'ndeki işi kristal alım satımıydı. Kristallerin etkisi ruh kristallerine benziyordu. Ruh kristalleri altından daha değerliydi ve asla değer kaybetmezlerdi. Chu Mu ekonomi ve iş hakkında çok bilgili olmasa da aile kristallere tekel bağladığından önceki sekizinci sınıf şehir ailesinden ibaret olmayacaklarını biliyordu.

 

O zamanlarda göç etmeyi seçmek doğru bir karar gibi görünüyordu. Ailenin asıl gelişim sınırını aşıp her geçen gün daha büyük bir refaha ulaştığı belliydi.

 

Chu Mu ana caddeye ulaştı ve çabucak dört katlı bir kristal mağazası buldu.

 

Chu Mu mağazaya girdiği anda küçük bir mağaza çalışanı dostane bir şekilde yanına koştu ve düzgünce konuştu,

 

"İyi günler saygıdeğer müşteri. Mağazamızda her tip elementel kristal bulunur. Birinci katta birinci ve ikinci sınıf kristaller, ikinci katta üçüncü ve dördüncü sınıf kristaller, üçüncü katta beşinci ve altıncı sınıf kristaller, dördüncü katta... Acaba saygıdeğer müşteri hangi sınıf kristale ihtiyaç duyuyor? Fiyat konusunda saygıdeğer müşterimizin tatmin olacağını garanti edebiliriz..."

 

"Mağaza Müdürü Chu Lang mı?” Chu Mu hemen sordu.

 

Chu Mu on sınıf sistemindeki eşyalara, büyük miktarda olmadıkları sürece bakma zahmetine dahi giremezdi.

 

“Evet, genç efendi Chu dördüncü katta. Acaba saygıdeğer müşterimizin Genç Efendi Chu ile görüşmek istediği bir konu mu var? Eğer varsa bu çalışan hemen ona bildirebilir. Başka bir arzunuz olursa sizi biraz bekletmek zorunda kalacağım." Çalışanın dilinden gerçekten bal damlıyordu.

 

Tabii, Chu Mu'nun omzunda yatan zarif ve güzel Dokuz Kuyruklu Tilki'yi fark ettiği belliydi. Bu tür bir ruh hayvanı muhtemelen çok pahalı olacağından bu kişinin statüsü olmalıydı.

 

Chu Mu bir an düşündü. Sıradağda katliam yaparken çok sayıda ruh kristali ve kristal elde etmişti. Bunlar kurtulmak iyi olurdu.

 

"Üzerimde çok sayıda ruh kristali ve kristal var. Beni yukarı götür." Chu Mu kayıtsızca konuştu.

 

Çalın "çok sayıda" lafını duyunca şok oldu.

 

Doğal olarak üstelemeyip aceleyle onu dördüncü kata çıkardı. İçinden de sessizce büyük bir müşteri oltaladığını düşündü!

 

Chu Mu merdivenlerden çıktı ve üçüncü kata ulaştığında ruh andacına bir adamın sesi yakalandı.

 

"Ayy, nasıl bu kadar kolay olabilir? Önceden aile şehrinin Yedi Renkli Şehir olmasına cidden karşı çıkmıştım. Batı Bölgesi'nde kim o şehrin rastgele doğal felaketler muzdarip olduğunu bilmiyor ki? Ailemiz o şeylere direnmek için çok para harcadı... Kar elde ediyor olsak da riskler çok fazla."

 

“Başka seçeneğimiz yok. Ailemizin o kadar çabuk refaha ulaşabilmesi Yedi Renkli Şehir'in kaynakları sayesindeydi. Şimdi bir sorun çıktığına göre çözmek bize düşer." Başka bir adamın sesi yankılandı.

 

İki adam konuşurken ayak seslerini duydu ve hemen konuşmalarını yarıda kesti.

 

Chu Mu dördüncü kata ulaşınca gök mavisi bir takım giymiş Chu Lang'ı gözüne kestirdi. Bir sandalyede oturuyordu, yanındaysa Buz Kanatlı Kaplan uyuyordu. Sekizinci veya dokuzuncu evrede görünüyordu. 

 

Chu Lang'ın yanındaysa biraz yaşlı başka bir adam vardı. Chu Mu bu adamın ismini bilmiyordu ve muhtemelen Chu Lang gibi ana aileden olmayan bir öğrenciydi.

 

”Dostum..." Chu Lang ayağa kalktı ve Chu Mu'ya baktı. Tam ayağa kalkıp nazikçe bir şeyler diyecekti ki şaşırtıcı bir şekilde beyaz kıyafetli yakışıklı adamın çok tanıdık geldiğini keşfetti.

 

Chu Mu'nun yüzünde bir gülümseme belirdi. Batı Şehri'ne geldiğinde Yaşlı Li'ye görünüşünü değiştirtmişti. Aradan çok zaman geçmiş olmasına rağmen Chu Lang kesinlikle Chu Mu'nun görünüşünü unutmazdı.

 

Chu Lang'ın başta kafası karışsa da gerçekten de yüzü şaşkınlık ve heyecanla doldu!

 

"Chu Mu, sen Chu Mu'sun!” Chu Lang bir çığlık attı ve hızlı bir şekilde ona doğru yürüdü!

 

“Evet benim. Chu Lang, uzun zaman oldu.” Chu Mu da öne çıktı ve Chu Lang'a sarıldı.

 

“Gerçekten sensin. Ben... Ben...” Chu Lang o kadar duygulanmıştı ki ne söyleyeceğini bilmiyordu.

 

Chu Mu zamanında, Yang Ailesi'ni yok ettikten sonra göçten bahsetmişti ve daha sonra hiç kimse onu bir daha görmemişti.

 

Chu Lang normalde daha da büyüyüp yükseklere uçacak olan Chu Mu'nun bir daha ufak ailesine dönmeyeceğini düşünmüştü. Chu Mu gerçekten dönmesini hiç beklemiyordu. Bu onu hem şaşırttı hem de mutlu etti.

 

Hoşbeş ettikten sonra hemen yanındaki genç adamı tanıttı.

 

Adı Chu Shenghua olan bu genç adam ana aileden olmayan bir öğrenciydi. Batı Bölgesi'ne göç ettikten sonra ailedeki performansı üstün olarak görülmüştü ve şimdi de Chu Lang'ın asistanıydı. Chu Lang'a Batı Krallığı'nın kristal pazarına bakmasına yardım ediyordu.

 

"Chu Lang, az önce Yedi Renkli Şehir'in tehlikesinden bahsettin. N'oluyor ki?” Chu Mu çabucak konuya daldı.

 

"Oh, ben de tam ondan bahsedecektim." Chu Lang başını okşadı ve çabucak Chu Ailesi'nin yüzleştiği büyük sorunu anlattı.

 

Görünüşe göre, Chu Ailesi göç ettikten sonra aile şehri olarak Yedi Renkli Şehir'i seçmişti.

 

Yedi Renkli Şehir dokuzuncu sınıf bir şehirdi. Kaynakları, bölgesi ve insan başkenti Gangluo Şehri'nden daha büyüktü. Dahası, Batı Şehri bile oradan kaynak almak zorundaydı.

 

Bu şehir yüzünden Chu Ailesi refaha ulaştı ve gücü giderek sağlamlaştı.

 

Ancak, şehrin büyük bir sorunu vardı: Doğal felaketler.

 

Bu sözde doğal felaketler kıtlık gibi şeyler değildi. Aksine, vahşi doğadaki çok sayıda ruh havanı kontrolsüzce çılgına döner ve insan şehirlerini yok ettikten sonra kaynaklarını ele geçirirdi.

 

Bu doğal felaketler çok sık gerçekleşiyordu fakat Yedi Renkli Şehir bu talihsizliklerle boğuşmaya mahkumdu. Her birkaç yılda bir bazı kabilelerce yağmalanırdı.

 

Chu Ailesi yalnızca birkaç yıllığına gelişmişti fakat büyük bir doğal felaketle yüzleşmek üzereydi. Felakete direnemeyecek olurlarsa güçlerine büyük bir darbe inerdi.

 

"Genç efendi, Yedi Renkli Şehir'den bahsediyorsak daha önceden bahsettiğim ruh kaynağına çok yakın. Bu felaketlerin sık sık gerçekleşmesinin sebebi ruh kaynağının varlığıydı." Yaşlı Li'nin sesi Chu Mu'nun aklında yankılandı.

 

Chu Mu'ya ruh kaynağının çok gizli olduğunu söyledi. Dahası, tek bir hasılatı bile muazzamdı. Her ay büyük bir hasat olurdu!

 

Batı Krallığı'nın kaynakları aşırı yetersizdi. Her ay, sadece 100 ruh üretiyordu.

 

Yaşlı Li, bu ruh kaynağının uzun yıllarca var olduğunu ve tek bir hasılatının muhtemelen bin ruhtan fazla olacağını belirtti. Dahası, her ay üretim yapmasıyla bu az bir sayı değildi. Eğer bu ruh kaynağını eline geçirebilir ve çalıştırabilirse evde oturup hiçbir şey yapmasa bile imparator sınıfı ruh hayvanı yetiştirmekte endişelenmezdi.

 

Her krallıkta, bir imparator sınıfı yetiştirmek için kullanılan kaynaklar sınırlıydı. Bağlayıcı Rüzgar Ruhu'nun imparator olma sorunu çoktan çözülmüşken Şeytan Ağacı Askeri de gücünü arttırmak için imparator ağaç tipi ruh kristali kullanabilirdi.

 

Dahası, Chu Mu'nun hala Gece'si, Buz Perisi, Hayalet Kral'ı ve Beyaz Kabus'u vardı. Bu ruh hayvanlarının hepsi imparator sınıfına ulaşmak zorundaydı. Onları güçlendirmenin tek yolu ruh eşyalarıydı.

 

Lakin ruh imparatoru eşyaları aşırı nadirdi. Chu Mu'nun onları bulmasının hiçbir yolu yoktu. Tek yapabileceği büyük miktarda ruh elde etmekti.

 

Ruhlar imparator para birimine eşdeğerdi. Chu Mu onlarla beraber diğer imparatorlarla takas yapabilirdi. Bu nedenle, bir yandan ruh hayvanlarını yükseltmek için yeterince ruh elde etmesi gerekiyordu, öte yandan ise imparatorları güçlendirecek ruh eşyalarıyla takas etmek için yeterince ruh elde etmesi gerekiyordu.










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19389 Üye Sayısı
  • 809 Seri Sayısı
  • 39170 Bölüm Sayısı


creator
manga tr