Bölüm 701: Wanxiang Şehri, Kaçan Kadının Yeri

avatar
838 1

Charm of the Soul Pets - Bölüm 701: Wanxiang Şehri, Kaçan Kadının Yeri


Editör: Kinyas

Bölüm 701: Wanxiang Şehri, Kaçan Kadının Yeri

 

Chu Mu “Bu ikiyüzlülüğün sana da komik gelmiyor mu?” diyerek güldü.

 

Yaşamak için son şansı mı? O zaman Kan Canavarı Sunağı'ndaki Xia Guanghan neydi? Neden Xia Guanghan Ölümsüz Şehri'nin haritasını kasıtlı olarak Prenses Jin Rou'ya vermişti?

 

Bunun hepsinin kaçan kadının emriyle yapıldığı belliydi. Ancak senelerdir planlar yapan kaçan genç kadın Ölümsüz Şehri'ni bu kadar iyi bilebilirdi!

 

Kaçan genç kadın “Ben sizden çok farklıyım. Ne kadar az şey biliyorsunuz... Sizle konuşmanın bir manası yok.” dedi.

 

Daha fazla konuşmak mı? Kadının nerede olduğunu öğrenmek istemese Chu Mu zaten beyin hasarlı bu kadınla bir kelime bile konuşmazdı.

 

Chu Mu neden bu kadının hep kendini çok tepede gördüğünü anlamıyordu. Yarı insan yarı ruh hayvanı olmak gurur duyulacak bir şey miydi?

 

Belki de insanlara tepeden bakmasını sağlayacak bir güce sahipti. Ama eğer gerçekten de bu yeteneğe sahipse neden her hareketini gölgelerde ve gizlice yapıyordu? Bu dünyada güçlü olanın elde edemeyeceği ne vardı?

 

Chu Mu derin bir nefes aldı. Öfkesini ve kaçan kadından duyduğu tiksinme duygusunu elinden geldiğince gizlemeye çalışarak,

 

“Çökük Rüzgâr Ejderha'm var. Gücünü düşününce Çökük Rüzgâr Ejderha'sıyla başa çıkman zor olacaktır. Ayrıca Ölümsüz Şehir'de birkaç tane Tianxia yetkililerinden uzman var. Çökük Rüzgâr Ejderha'm seni yenemese bile onlara rüzgârla haber vererek planlarını bozabilir...”

 

“Karşımdakinin şu anda sadece bir kukla olduğunu biliyorum. Bir kuklayla savaşmanın benim için bir anlamı yok. Ama beni kızdırırsan seni bırakmam!”

 

Kaçan genç kadın bir şey demedi. Chu Mu'ya bakıyordu, daha sözlerinin bitmediğinin farkındaydı.

 

“İki tarafın da kaybetmesi benim işime yaramaz. Ama birinci ruhumu uzun süredir işgal ediyor, gelişmeme engel oluyorsun. Başlangıçtan beri birinci ruhumu kullanamıyorum...”

 

Kaçan genç kadın Chu Mu'nun niyetini anlamıştı. Chu Mu, kederini mantıkla çözmeye çalışıyordu.

 

Kaçan genç kadın dikkatlice düşünüyordu ve bunun arkasında bir numara yatıyor olmasından korkuyordu.

 

Chu Mu'nun gücü karşısındaydı. Aptal insanlar onun genç nesile inen bir mucize olduğundan bahsediyordu ama kaçan genç kadına göre on ve hatta yirmi sene sonra bile Chu Mu onun için bir tehdit oluşturamazdı. En fazla Ölümsüz Şehir'de karşısına çıkan küçük bir engel olabilirdi.

 

Bir süre düşünen kaçan genç kadın “Ruh anlaşmasını bozmamı mı istiyorsun?” diye cevapladı.

 

Kaçan genç kadın kendi kendine düşünüyordu, “Chu Mu giderse bu her şeyi kolaylaştırır. Çökük Rüzgâr Ejderha'sını yenebileceğimden eminim ama bilmem ele geçirebilir miyim. Tian Ting ve diğerlerinin dikkatini çekerse her şey yine suya düşer...”

 

Kaçan genç kadın Chu Mu'nun planını bilmediğinden yüzde yüz emindi. Ama Chu Mu'nun dikkatsiz davranarak kendisine bir altı seneye daha mal olacağından korkuyordu.

 

“Tamam. Bir de Prenses Jin Rou'yu istiyorsan bu mümkün değil. O güvende olacak.” Chu Mu iyi rol kesiyordu ve anlaşmaya mantıklı bir istek daha ekledi.

 

Bu koşulu eklemezse teklifinin sahte olduğu çok belli olurdu. Ne de olsa yedinci âlemde Chu Mu Prenses Jin Rou'yu canını dişine takarak korumaya çalışmamış mıydı?

 

Kaçan genç kadın “Onuncu âleme kadar sırf ruh anlaşmasını bozup prensesi korumak için mi geldin? Onunla aranda nasıl bir ilişki var?” diye sordu. Sesi şüpheli geliyordu.

 

Sözlerini bitiren kaçan genç kadın Prenses Jin Rou'ya baktı ve prensesin gözlerinin etrafta dolaştığını fark etti. Sanki Chu Mu'ya bakmak istemiyordu.

 

Kaçan genç kadın onun yüz ifadesinden ne olduğunu anlayabilmişti. Hemen durumu anladı. Chu Mu ve Prenses Jin Rou arasındaki ilişki belli ki saf bir ilişki değildi.

 

Chu Mu, kaçan genç kadının kendi tahminini yaptığını fark edince Prenses Jin Rou'ya hemen bir bakış attı. İçten içe onu övdü; “Prenses gerçekten de çok zeki. Ona bir şey dememe gerek yok, hemen ayak uydurur.”

 

Prenses ilişkisi açığa çıkmış ama bunun hakkında konuşmak istemeyen biri gibi davranıyordu. Bu kaçan genç kadının şüphesinin birazını gidermişti.

 

Chu Mu “Öncelikle onuncu âlemin son onuru bana verilecek çünkü genç bir imparatora ihtiyacım var. İkinci olarak senin amacının ne olduğunu bilmiyorum ama birçok kez Prenses'in başına bela açtın ve ben ona bir şey olmasını istemiyorum. Üçüncü olarak sen ve benim aramdaki ilişki uzun süre önce bitmiş olmalıydı.” dedi.

 

Üç şart. Kaçan genç kadına da bu istekler mantıklı gelmişti, akıllıca seçilmişlerdi.

 

Kaçan genç kadının yüzünde memnun bir gülümseme belirdi. **** “Bu tavrınla senin yaşamını nasıl isteyebilirim?”

 

“Sana karşı bir iyi niyetim falan yok. Sana koşullarımı sundum. Kabul edersen ruh anlaşmasını bozarız ve gelecekte birbirimizin karşısına çıkmayız. Bu kadar kolay.” Chu Mu rol yaptığı belli olmasın diye yüzünü buruşturmuştu.

 

Kaçan genç kadın “Ruh anlaşmasını şimdi bozamayız. En azından bana buradaki işimi bitirmem için izin vermelisin. Sadece Prenses'in üstündeki bir eşyaya ihtiyacım var. Hayatını istemiyorum. Rahatlayabilirsiniz. Onuncu âlemin onurunu da alabilirsin.” dedi ve mühürlü mezarlardan birine doğru yürüdü.

 

Birden mühürlü mezarın içinden bir mühür ışığı belirdi. Bu özel ışığın içinden devasa bir Boşluk Canavarı çıktı!

 

Boşluk Canavarlar'ı doğuştan sinirli olurdu. Başka ırktan birini gördüler mi hemen saldırıya geçerlerdi. Bu tür eğitmesi ve büyütmesi en zor ruh hayvanlarından biriydi.

 

Ama Chu Mu hayretler içerisindeydi çünkü gücü Çökük Rüzgâr Ejderha'sından aşağı kalmayan Boşluk Canavarı sakin sakin duruyordu. Hiç öfkeli değildi ve kaçan genç kadının uşağı gibiydi.

 

“Bu onuncu âlemin son onur yaratığı. İç kristalini alırsan onuncu âlemin son onuru senin olur. Onu şu anda ben kontrol ediyorum. Bana Prenses Jin Rou'nun birazcık kanını vermen yeterli. Fazla bir kan gerekmiyor. Bu şişeyi dolduracak kadar.” Kaçan genç kadının elinde bir şişe belirmişti. Bu avuç ucu uzunluğunda ve ince bir şişeydi. Bu kadar bir kan vermek bir ruh hayvanı eğitmenini kısa süreliğine zayıflatırdı. Buçok da büyük bir mesele değildi.

 

Kadın şişeyi Chu Mu'ya fırlattı.

 

Chu Mu şişeyi aldı ve Prenses Jin Rou'ya baktı.

 

Prenses Jin Rou'nun yüzü değişmiş ve daha karmaşık bir hâl almıştı.

 

Ama Prenses Jin Rou sonunda Chu Mu'nun yanına geldi ve avucunu hafifçe kesti. Kan hızlıca şişeyi doldurdu.

 

Chu Mu Prenses Jin Rou'ya mahçup gözlerle baktı. Bu işin yürümesi için Prenses Jin Rou'nun birazcık kan vermesinden başka bir şans yoktu.

 

Şişeyi dolduran Chu Mu hemen bir ilaçla Prenses Jin Rou'nun avucunu okşadı ve damarlarını kapattı. Yoksa Prenses daha çok kanayacaktı.

 

Şişe kanla dolduktan sonra Chu Mu hemen şişeyi kaçan genç kadına verdi ve sordu, “Ruh anlaşması konusu ne olacak? Ruhun ve bedenin burada değil.”

 

Chu Mu'nun elindeki kan dolu şişeye bakan kaçan genç kadın “Bu iş bitti mi ruh bağınla beni bulabilirsin. Ruh anlaşmasını bozacağım ve ruh yaranı iyileştireceğim.” dedi.

 

Chu Mu “Sana güvenmiyorum. Ruh bağımızı bozmanın bir yolu var mı?” diye sordu.

 

Kaçan genç kadın “Bunun sebebi ruh andacının çok düşük olması. Wanxiang Şehri'ndeyim.” dedi.

 

“Wanxiang Şehri mi?” Chu Mu donakalmıştı. Chu Mu Wanxiang Şehri'ndeki durumu çok az biliyordu. İnsan ırkının uzmanlarının neredeyse hepsinin Wanxiang Şehri'nde toplandığı söylenirdi. Bunun içinde bu büyük kuvvetlerin kıdemli yaşlıları ve yaşlıları, kralların ve üst Krallık Lordları'nı da kapsıyordu...Ruh Sarayı, Kabus Sarayı ve Ruh Hayvanı Sarayı'nın en yüksek sarayları da Wanxiang Şehri'ndeydi. En önemlisi orası Ruh İttifakı bölgesiydi!

 

Tianxia Şehri hep doğudaki şehir olmuştu. Ama Wanxiang Şehri her ruh hayvanı eğitmeninin son şehri sayılırdı!

 

Ruh hayvanı eğitmenlerinin çoğu için dere tepe aşıp, Büyüleyici Dünyaları geçip de Wanxiang Şehri'ne ulaşmak bile övünebilecekleri bir başarıydı.

 

Chu Mu “Sözlerinin doğru olduğu ne malum?” dedi.

 

Kaçan genç kadın “Bana güvenmiyor musun?” diyerek elini salladı. Birden Chu Mu'nun önünde mavi bir ercik belirdi. Erciğin içerisinde yavaş yavaş dalgalanan bir sürü kristal gibi madde vardı. İçinden yavaş yavaş bir heykel belirdi.

 

Heykel çok bir şey değildi ama Chu Mu donakalmıştı çünkü bu heykel gökyüzündeki bulutların üstünde duruyor gibiydi. Altında kocaman bir şehir vardı. Şehir heykele kıyasla çok daha küçüktü!

 

Kaçan genç kadın “İşte benim bedenimin gördüğü manzara. İkimiz arasında bir ruh bağı var, bunun gerçek olup olmadığını hissedebilirsin.” dedi.

 

Wianxiang Şehri'nin en tanındık sembolü bir dağ gibi yükselen Wanxiang Sunağı'ydı!

 

Bu belli ki sahte değildi. Chu Mu bu sahneyi görünce gerçekten de kaçan genç kadınla arasındaki o sönük ruh bağını hissetmişti. Bu da gerçekti.

 

Bu görüşü gören Chu Mu hemen bu açıyı aklına kazıdı. Çünkü Wanxiang Şehri'nde, kaçan genç kadının bedeni burada yer alıyordu!

 

Kaçan genç kadın “Birkaç sene boyunca Wanxiang Şehri'nde olacağım. İstediğin zaman beni bul. Beni bulunca ruh anlaşmasını bozabiliriz. Seni kandırmamdan korkuyorsan annenle ya da kıdemli yaşlılarla gelebilirsin. Ama buna gerek yok. Bu işimi bitirince ruh anlaşmana ihtiyacım kalmayacak. Bir insanın benimle boş yere ruh anlaşması olmasını zaten istemem” dedi.

 

Kadının sözlerinden kibirli mizacı belli oluyordu. Chu Mu'yla olan ruh bağının kendisini kirlettiğini düşünüyordu. Bunu fark eden Chu Mu sırıttı.

 

Gülümsemesi kaçan genç kadının kibirinden dolayı değildi, gülüyordu çünkü amacına ulaşmıştı!

 

Kaçan genç kadın Wanxiang Şehri'ndeyim demişti, artık bir ipucu vardı. Chu Mu'nun rolüne devam etmesine gerek yoktu!

 

Kaçan genç kadın Chu Mu'nun yüz ifadesini görünce bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etti. Kendi kendine sordu, “Yoksa benimle oyun mu oynuyor? Nerede olduğumu bilse bile Wanxiang Şehri'ndeki durum kontrol altında. Chu Mu Ruh Sarayı'nın genç efendisi olsa da ona etki edemez.”

 

Kaçan genç kadın korkmamıştı. Çökük Rüzgâr Ejderha'sı onun için büyük bir tehdit sayılmazdı. Kontrolündeki Boşluk Canavarı onunla başa çıkabilirdi. Chu Mu'dan ise daha da az korkuyordu. Mühürlerden kurtulabilen küçük tilkisi hariç Chu Mu'nun diğer ruh hayvanlarının hepsi zayıftı.

 

Ama Chu Mu'nun yüzünde bir gülümseme vardı. Bu gülümsemeyi gören kaçan genç kadın bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordu.

 

Sonunda Chu Mu konuştu!

 

Chu Mu şeytani ses tonuyla, “Senden istediğim tüm bilgileri aldım. Artık geberebilirsin!” dedi.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18401 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37609 Bölüm Sayısı


creator
manga tr