Bölüm 687: Şimdi Kontrol Kimde?

avatar
1100 3

Charm of the Soul Pets - Bölüm 687: Şimdi Kontrol Kimde?


Editör: Kinyas

Bölüm 687: Şimdi Kontrol Kimde?

 

“Sonunda öldü.” Vahşi Buz Canavarı artık bedenini tekrar bir araya getiremiyordu. Günah sembolleri ve alevleri içini ve dışını paramparça etmişti. Sonunda Vahşi Buz canavarı Mo Xie'nin Alev Hükümdarı Arafı'na karşı gelememiş ve yok olmuştu. Bu enerji ruhunu bile tamamen mahvetmişti!

 

Qin Ye'nin ruhu tekrar yaralandı. Bu yaralanan üçüncü ruhuydu. Artık çok zayıflamıştı. Yerde terk edilmiş bir köpek gibi yatıyordu ve her yeri titriyordu.

 

Alev Hükümdarı Arafı Vahşi Buz Canavarı öldükten sonra da durmadı. Mo Xie günah sembolü ve alevleriyle geriye kalan son iki ruh hayvanına saldırıyordu!

 

“Huhuhuhuhu!”

 

Sayısız dişi olan ejderhalar koyu kırmızı bedenleriyle arafta sallanıyordu. Günah sembollerinin ulaştığı her yerde ölüm çiçekleri açıyordu. Çatlaklar tüm mühürü yok etmeye başlamıştı ve mühür gittikçe kırılganlaşıyordu.

 

“Genç efendi, Mo Xie artık Alev Hükümdarı Arafı'nı durdursun.” Chu Mu kulaklarında Yaşlı Li'nin sesini duydu.

 

Chu Mu “Neden?” diye sordu. “Hepsini böyle öldürmek daha iyi olmaz mı?”

 

Yaşlı Li “Bunun ikili bir mühür olduğunu söylemiştim. İkinci mühür birincinin altında. Tilkinizin mühür kırma yetenekleri var, yani günah sembolleri aşağıdaki mühürü de açabilir. Aşağıdaki mühürün çok kırılgan olduğunu hissedebiliyorum. Mühürlü varlık ortaya çıkarsa tilkiniz bile onun rakibi olamayabilir.” dedi.

 

Chu Mu korkmuştu. Kan Canavarı Sunağı'nın altında daha da korkunç bir varlık olacağını düşünmemişti.

 

Chu Mu, acı içerisindeki Qin Ye ve Xia Guanghan'a baktı. Alev Hükümdarı Arafı'yla birlikte ikisi de ağır yaralanmıştı, geriye kalan iki ruh hayvanı da tehdit oluşturmuyordu.

 

Chu Mu, hemen Mo Xie'ye arafı durdurmasını söyledi.

 

“Wuwu!"Mo Xie'nin gözlerindeki günah alevleri yavaş yavaş söndü. Günah sembolleri yavaş yavaş Mo Xie'ye geri döndü.

 

Dans eden alevler de yok oluyordu. Mo Xie'nin gözlerinden çıkıp gelen araf da günah sembolleri ve alevleriyle birlikte geri çekilmişti, tekrar Mo Xie'nin göz bebeklerine dönmüştü.

 

Kırmızı araf yok olduktan sonra bile insanlar onun halüsinasyon etkilerini görmeye devam ediyordu. Arafın çekildiğini uzun bir süre sonra fark ettiler.

 

Prenses Jin Rou, sanki bir rüyadan uyanmış gibi ”Tamam mı?” diye sordu.

 

Ye Wansheng'in kalbi uzun süre sakinleşemedi. İlk defa bu kadar yakın bir mesafeden imparator sınıfının gücüne tanık olmuştu. Bu güç insanı korkutmakla kalmıyordu, aynı zamanda insanın içi arzu doluyordu! Ye Wansheng uzun bir süredir böyle bir güce sahip olmanın hayalini kuruyordu.

 

Mo Xie'nin Cehennem Hükümdarlığı Chu Mu'yu da etkilemişti. İmparator ve hükümdar sınıfı arasındaki fark sadece hız, güç ve savunmada değildi. İmparator sınıfındaki hayvanların kendi özel yetenekleri vardı, sayısız savaştan edindikleri deneyimler vardı ve doğuştan gelen, üst türlere ait hünerleri vardı!

 

“Huhuhu!” Mo Xie'nin günah alevleri tekrar yandı ve koyu kırmızı renk bir şeytan gibi dans ediyordu.

 

Mo Xie'nin attığı her adımla birlikte günah alevleri beliriyordu, bu tilki ne kadar da baskın duruyordu! Cehennem Hükümdarı Arafı tarafından hırpalanmış olan iki üst kademe hükümdara kıyasla tilkinin ihtişamı daha da belli oluyordu!

 

Mo Xie yavaş yavaş Altın Şeytan Böceği'n önüne geldi. Altın Şeytan Böceği çok dayanıklıydı, günah sembolleri ve günah alevleri odaklı saldırılar olmadığı için çok bir zarar görmemişti.

 

Ama Altın Şeytan Böceği Yedi Günahlı Tilki'nin karşısında gerçekten de küçük bir böcekten farksızdı! Mo Xie umursamaz bir tavırla onu kuyruğuyla kavradığında bile bir şey yapamıyordu!

 

Dokuz kuyruğun dokuzunda da günah sembollerinin gücü vardı. Günah sembolleri Altın Şeytan Böceği'nin içine girip onu yavaşça yok etti!

 

Yerde yatan Qin Ye'nin gözleri birer kan çanağı gibiydi. Altın Şeytan Böceği'nin yok oluşunu izlemekten başka bir şey gelmiyordu!

 

“Ben Ruh İttifakı'nın On Altı Mücerreti'nden Qin Wu'nun oğluyum. Tüm ruh hayvanlarımı öldürebilirsin ama beni öldüremezsin yoksa benimle birlikte arkadaşların, ailen ve sevdiğin herkes benimle birlikte ölür!” Qin Ye tehditler savurmaya başlamıştı!

 

Qin Ye'nin dediklerini duyan Prenses Jin Rou kaşlarını çattı. Ruh İttifakı'nın hiyerarşisini gayet iyi biliyordu. On Altı Mücerretler'in pozisyonları oldukça yüksekti, bazı krallık ve bölgelerin öldürme haklarını ellerinde tutuyorlardı!

 

Chu Mu “Prenses, On Altı Mücerret ne oluyor?” diye sordu.

 

“Ruh İttifakı, Ruh Sarayı ve Kabus Sarayı'ndan farklıdır.  Çekirdek güçleri şöyledir: Bir efendi, iki cariye, dört kahraman, sekiz felaket, on altı mücerret. Bunlar insanlığın zirvesindedir, bizim yaşlılarımızdan çok daha güçlüdür.” Chu Mu gülümsedi.

 

“Yaşlılardan güçlü mü!” Chu Mu şaşakalmıştı. Yaşlı Li bir kere ona üst kademe imparatora sahip olmanın en iyi olmanın kriteri olmadığını söylemişti.

 

“Yani öyle. Genç nesil arası savaşlar olur, babam bunu umursamaz. Ama beni öldürürsen ailem bunun peşini bırakmaz, bunu bilesin.”

 

Qin Ye Chu Mu'yu yakından inceliyordu ve tereddüte düştüğünü fark etmişti. Ölmediği sürece Ruh İttifakından Qin Ye tekrar yükselebilirdi. Sadece bugünü geçirip yaşadığı utancı silmesi gerekiyordu!

 

Chu Mu arkasını dönüp “Prenses, sana güvenebilir miyim?” dedi.

 

“Sence?” Prenses Jin Rou Chu Mu'nun ne kastettiğini anlamış gibiydi. Yüzünde bir gülümseme belirdi.

 

Chu Mu başını salladı ve Xia Guanghan'a doğru yürüdü.

 

Qin Ye Chu Mu'nun gittiğini görünce sanki yüreğine oturan öküz kalkmıştı. Chu Mu'nun kararsızlığına ve merhametine güldü. Eğer Chu Mu'nun yerinde kendisi olsaydı hiçbir şeyden korkmaz, karşısındaki kim olursa olsun onu anında öldürürdü!

 

Qin Ye buradan nasıl çıkacağını daha düşünmemişti ve birden bedenine bir şey tırmandığını fark etti.

 

Qin Ye kafasını eğdiğinde birden koyu kırmızı bir günah sembolünün kendisine tırmanmakta olduğunu farketti. Bacağından karnına kadar gelmiş, şimdi kafasına doğru gidiyordu!

 

Qin Ye donakaldı, kırmızı gözlerini Chu Mu'ya çevirdi. Öfkeyle bağırdı, “Chu Mu, beni öldürmeye nasıl cüret edersin! Seni...” Beng! Qin Ye sözlerini bitiremeden günah sembolü bedenini parçaladı! Kanı her yere sıçramıştı!

 

Qin Ye'nin ölümü gerçekten de acınası olmuştu, geriye bir ceset bile kalmamıştı!

 

Qin Ye bilmiyordu. Chu Mu'nun Ruh İttifakı'na karşı duyduğu öfkenin babası yüzünden ne kadar büyük olduğunu bilmiyordu. Chu Mu, mühürdeki ölümlerin sorumlusunu bulmanın imkânsız olması bir yana, On Altı Mücerret'ten Qin Wu bunu öğrenecek olsa bile yine de Qin Ye'yi öldürürdü. Chu Mu merhametli biri değildi!

 

Qin Ye'nin cesedi paramparça olmuştu. Bu ölüm Xia Guanghan'ın tüylerini diken diken yapmıştı.

 

“Saldır! Saldır onlara! Hemen saldır hemen!” Xia Guanghan Chu Mu ve Mo Xie'nin kendine doğru geldiğini görünce panik içerisinde bağırmaya başlamıştı.

 

Yıkıcı Rüzgâr Peri'si, Xia Guanghan'ın son ruh hayvanı hemen bir efsun söylemeye başladı. Onuncu seviye bir yıkıcı rüzgâr Chu Mu'ya doğru esiyordu!

 

Yıkıcı rüzgârlar çamurluydu, tüm dünyayı kaplıyormuş gibi duruyorlardı. Ama Mo Xie'nin yanından ne zaman bir rüzgâr geçse Mo Xie'nin kuyruğunu bir kere sallaması rüzgârı yok etmeye yetiyordu!

 

Mo Xie buz gibi gözleriyle Xia Guanghan'a baktı. Acele etmiyordu, Chu Mu'nun yanında yavaş yavaş yürüyordu.

 

Chu Mu, Xia Guanghan'a “Ay Işığı Tilki'si bir Ay Işığı Tilki'sinden fazlası değildir. Asla Beyaz Kâbus'un rakibi olamayacak. Bir karınca ne kadar güçlenirse güçlensin aslan onu bir pençesiyle ezebilir.” dedi.

 

Xia Guanghan zamanında Chu Mu'ya böyle demişti. Chu Mu bu sözleri iyice aklına kazımıştı.

 

O zamanlar Xia Guanghan Mo Xie'nin sürekli evrim geçiren bir hayvan olduğunu bilmiyordu. Xia Guanghan o zamanlar Chu Mu'nun gözünde bir tanrı gibiydi, yaşayıp yaşamayacağına karar verecek kişi oydu!

 

Ama Chu Mu neyle karşı karşıya kalırsa kalsın, ister bedensel işkence olsun ister zihinsel, asla pes etmemişti. Bu sadece babasına olan bağlılığıyla alakalı değildi, aynı zamanda onurunun ayaklar altına alındığı bu durumdan kurtulup kaderinin kontrolünü eline almak üzere içtiği ant da vardı.

 

İşte sonunda bu an gelmişti. Chu Mu ve Xia Guanghan için birkaç seneki durumun tam tersi geçerliydi. Xia Guanghan'ın hayatı şimdi Chu Mu'nun kontrolündeydi!

 

Mo Xie şimdi Yıkıcı Rüzgâr Peri'sinin dibindeydi. Yıkıcı Rüzgâr Peri'sinin saldırıları da gittikçe zayıflıyordu. Mo Xie bu saldırıları kolayca savuruyordu.

 

Kuyruğuyla Yıkıcı Rüzgâr Peri'sini tuttu. Artık onu Vahşi Buz Canavarı da engelleyemiyordu. Peri'nin Yedi Günahlı Tilki'ye dayanmasının imkânı yoktu.

 

Chu Mu sakin sakin “Şimdi kontrol kimde?” dedi.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 20724 Üye Sayısı
  • 811 Seri Sayısı
  • 40086 Bölüm Sayısı


creator
manga tr