Bölüm 672: Mühürlü Dünyada Tuzak

avatar
948 2

Charm of the Soul Pets - Bölüm 672: Mühürlü Dünyada Tuzak


 

Bölüm 672: Mühürlü Dünyada Tuzak

 

Mühürün içi zifiri karanlıktı. Sadece sonsuz karanlık görünüyordu ve bir soğukluk hissediliyordu ama hareket edilecek alan da çok kısıtlıydı.

 

Beyaz Kâbus ve Beyaz Kâbus Prenses'in soluk şeytan alevleri parlıyordu ama bu ışıklar sadece mühürlü alandaki yarı kubbe şeklinin siluetini gösteriyordu.

 

Burası Yarı kubbe bir iç dünyaydı. Küçücük bir alandalardı. Şeytan alevlerinin parlaklığı da küçük bir alanı aydınlatabiliyordu.

 

Mühürlü alan çok baskındı. Ye Qingzi, Ye Wansheng ve Prenses Jin Rou'nun hepsi sessizdi ve bu sessizlik daha da garip bir hava yaratıyordu.

 

Hepsi Chu Mu ve Mo Xie'nin öleceğini biliyorlardı. Sadece Chu Mu ölmemişti. Mo Xie de son anda binlerce düşmanın arasına dalmıştı...

 

Dokuzuncu faz orta evre Mo Xie Şeytan Ayı'nın Gelişi'yle bile sadece bir tane düşük seviye hükümdar heykelle çarpışabilirdi.

 

Birlikte en fazla bir tane heykel muhafızın karşısında durabilirlerdi. Ama dışarıda bin tane heykel muhafız vardı!

 

Bu başa çıkamayacakları bir güçtü. Mo Xie, dışarıda Chu Mu'ya yardım edemeyeceğini zaten biliyor olmalıydı. Zeki bir hayvandı. Hatta belki Chu Mu'nun yanına bile yaklaşamayacaktı.

 

Ama yine de bir saniye bile düşünmeden dışarı fırlamıştı. Hiç tereddüt etmemişti.

 

Prenses Jin Rou dudaklarını ısırıyordu. Mo Xie'nin sürekli evrim geçiren bir ruh hayvanı olduğunu bir tek o biliyordu.

 

Mo Xie gibi bir varlık sürekli evrim geçirebildiği için insanlardan üstün bir varlıktı. Belki Chu Mu'nun ruh hayvanıydı ama objektif olarak bakıldığında Chu Mu, onun sadece küçüklük dönemlerinde bir dayanağıydı. Yüz sene sonra Chu Mu yaşlılıktan ölünce o yaşamına devam edecek ve daha da üstün yaşam formu olmaya devam edecekti.

 

Bu yüzden Prenses Jin Rou bir insan ruh hayvanının efendisi olsa da insanların ruh hayvanlarının yaşamında bir kilometre taşı olduğunu biliyordu. İnsanlar ruh hayvanlarının hızlı büyümesine yardımcı oluyordu. Ne de olsa imparator sınıfındaki hayvanlar binlerce sene yaşayabilirdi. İnsanın ruh hayvanı olması sadece hayatının ilk evrelerindeki bir şeydi.

 

İnsanlar ve ruh hayvanları arasında uşak ve efendi ilişkisi yoktu. Prenses Jin Rou bunu gayet iyi biliyordu.

 

Chu Mu olmadan da Mo Xie yaşamaya devam edebilir ve üstün bir yaşam formu olabilirdi. İmparator olacaktı. Sonra imparatorluğu da aşacaktı ve tüm yaşama hüküm eden bir varlık olacaktı. Bir nevi tanrı mertebesine erişecekti...

 

Zekası olgunlaşmıştı, bu yüzden Mo Xie Kraliyet Alevli Dokuz Kuyruklu Cehennem Tilkisi olarak neyi seçmesi gerektiğini biliyordu.

 

Ama yine de Mo Xie hiç düşünmeden hareket etmişti.

 

Ruh anlaşması bozulduktan sonra ruh hayvanı sahibine ne kadar yakın olursa olsun yaşamaya devam ederdi. Ama Mo Xie yaptığıyla kendi hayatını sonlandırmış oluyordu. Kendisini ruh hayvanı eğitmeniyle birlikte gömmüştü!

 

    ...

 

Ye Wansheng “Buranın son onur Kan Canavarı'nı mühürlemiş olması gerekmiyor mu? Neden içinde hiçbir şey yok?” diyerek sessizliği sonunda bozdu.

 

Ye Wansheng de Chu Mu'nun öldüğünün farkındaydı.

 

Ye Wansheng mantıklı bir insandı. Artık Mo Xie ve Chu Mu için üzülmenin bir işe yaramayacağının farkındaydı. Bunun yerine kendi yaşamlarına odaklanmaları gerekiyordu.

 

Ye Wansheng çoktan etrafı kolaçan etmişti. Ama içeride mühürlü bir Kan Canavarı falan yoktu ki bu da garip bir şeydi.

 

Ye Qingzi hâlâ hıçkırıyor ve ağlamaya devam ediyordu. Böyle bir zamanda nasıl olur da Kan Canavarı'nı umursayabilirdi ki? Şu anda kederde yüzüyor ve boğuluyordu. Yüzünden kendini tutmak için elinden geleni yaptığı anlaşılıyordu. Ama ne kadar denerse kendini o kadar kaybediyordu.

 

“Basit, onu öldürdük.”

 

Birden mühürlü alanın içerisinden umursamaz bir ses geldi.

 

Bu ses aniden gelmişti ve üçünü de birden uykudan uyandırır gibi bir etkisi oldu. Üçü de sesin geldiği yere şaşkın şaşkın bakıyorlardı.

 

Mühürlü alanın köşesinden iki silüet belirdi. Biri uzun ve sıskaydı. Beyaz Kâbus'un alevleri altında donmuş bir ceset gibi son derece solgun duruyordu.

 

Diğerinin yüzünde ise boş ve soğuk bir ifade vardı. Ama insanı ürperten bir havası vardı, tehlikeli biri olduğu belliydi!

 

“Aptal Si Tian tüm heykelleri uyandırdı. Eceline susamış beyinsiz. Neyse ki siz aptal değildiniz de mühüre saklanmayı akıl ettiniz.” Umursamaz ses tekrar duyuldu, konuşan soğuk adamdı.

 

Bu adamı gören Ye Qingzi titremeye başladı!

 

Bu onu ve Chu Mu'yu sekizinci âlemde öldürmeye çalışan birinci kademe uzmanı Qin Ye'ydi!

 

Ye Qingzi, Qin Ye'yi burada bulacağını hiç düşünmezdi! Sanki bir tuzağa düşmüşlerdi!

 

“Xia Guanghan!”

 

Prenses Jin Rou kaşlarını çattı, gözlerinde sinir vardı.

 

Önceki senelerde Xia Guanghan Prenses Jin Rou'nun yanına gelmişti. Prenses Jin Rou en başta onun sadık biri olduğunu düşünmüştü. Ama sonraki senelerde Xia Guanghan'ın ne kadar hırslı biri olduğunu anlamıştı. Tüm kuvvetlerle iyi geçinmeye çalışıyordu.

 

Xia Guanghan'ın bu hareketleri Prenses Jin Rou'yu korkutmuştu. Jia Şehri'nde Prenses Jin Rou kendisini koruyanların aynı zamanda onu izlediğini de fark etmişti. Prenses Jin Rou, kendi adamlarının Xia Guanghan tarafından ne zaman ele geçirildiğini bilmiyordu.

 

Prenses Jin Rou bu adamın ne kadar hırslı biri olduğunu iki sene içerisinde fark etmişti. Hemen ondan kurtulmuştu ama bu kadar sene sonra onunla tekrar böyle koşullar altında karşılaşacağını hiç düşünmemişti!

 

“Prenses Jin Rou, ölümsüz şehir haritasını ben sana verdim. Başarıyla onları bu kaçması imkânsız yere getirdin, böyle davranmanın bir anlamı yok. Kavanozdaki kaplumbağalardan farkınız yok.” Xia Guanghan'ın soluk yüzünde bir gülümseme belirmişti.

 

Xia Guanghan'ın dediğini duyan Ye Qingzi ve Ye Wansheng donup kaldı, düşmanlık dolu gözlerini Prenses Jin Rou'ya çevirdiler.

 

Prenses Jin Rou'nun kendilerini bu tuzağa sürükleyeceğini hiç düşünmezlerdi. Prenses Jin Rou kasıtlı olarak onları Xia Guanghan'ın da içinde bulunduğu mühürlü alana sürüklemişti!

 

Xia Guanghan'ın dediklerini duyan Prenses Jin Rou daha fazla sakinliğini koruyamadı.

 

Prenses Jin Rou, Xia Guanghan'ın bu kadar incelikli bir plan yaptığını düşünemezdi. Kasıtlı olarak ölümsüz şehir haritasını kendisine vermişti ve Chu Mu'yla birlikte bu tuzağa düşeceklerini tahmin etmişti...

 

Mühürün açılmış gibi duruyor olmasına şaşmamak lazımdı. Prenses Jin Rou'nun mühürü tersine çevirmek için ruh andacına bile ihtiyaç duymamasına şaşmamak lazımdı. Demek ki hepsi bu sebepleydi!

 

“Madem bu kadar merak ettiniz ve vaktimiz de var, açıklayalım. Size haritayı Kan Canavarı Sunağı'na ilk gelesiniz diye verdim. Biz Kan Canavarı Sunağı'nın mühürünü zaten kurcalamıştık. Mührü kim açarsa açsın mühürü tersine çevirecekti. Ve tabii ki bu mühüre düşünce de öyle eliniz boş izlemeyecektiniz.  Prenses size kasıtlı olarak mühürün içeriden açılabileceğini söyledi, böylece mühürün içine girecektiniz ve tuzağıma düşecektiniz...”

 

Xia Guanghan gururla güldü ve devam etti, “Tabii ki düşündüğümden biraz geç geldiniz. Si Tian'la karşılaşmışsınız, tabii dışarıda biraz başınız ağrıdı.”

 

“Ama yine de tuzağa girdiniz.” Xia Guanghan bir kahkaha attı.

 

Xia Guanghan bu planı, Kadın Efendi ona Ölümsüz Şehre girmesini söylediğinde yapmıştı.

 

Mühürlü alanda Xia Guanghan her şeyi çağırabilirdi. Qin Ye'nin de yardımıyla birlikte onlarla başa çıkmak kolay olacaktı. Chu Mu ve Mo Xie ne yaparlarsa yapsınlar kaçamazdı!

 

“Bana böyle bakmayın, bizi bölmeye çalışıyorlar. Sizi tuzağa çekmeye çalışıyor olsam Chu Mu'nun babasının ruh hayvanının mühüründen bahsetmezdim ya da ‘geç’ kalmazdım.” Prenses Jin Rou Ye kardeşlerin düşmanlığını hissetmiştin. Elinden geldiğinde sakin kalmaya çalışarak durumu açıklıyordu.

 

Prenses Jin Rou'nun dediklerini duyan Xia Guanghan boş yakalanmıştı. Bu söylediklerinin bölme planını boşa çıkaracağını düşünmemişti ve kendine güldü.

 

Ama bunun bir önemi yoktu, sonuçta tuzağa düşmüşlerdi!

 

“Chu Mu, sana on katıyla geri döneceğimi söylemiştim ve sözümü tuttum. Şimdi pişman mısın?” Xia Guanghan güldü, bakışlarını üç kişi ve ruh hayvanlarına çevirdi...

 

Mühürlü alan karanlıktı. Xia Guanghan Chu Mu'yu göremese de Chu Mu'nun aralarında olduğunu bir ruh hayvanının onu arkasına aldığını düşünüyordu.

 

Xia Guanghan “Chu Mu, ne diye saklanıyorsun? Şimdi sana benim karşımda bir şans daha verebilirim...” diyerek güldü.

 

Xia Guanghan bu düşmanlığını asla unutmayacaktı. Chu Mu olmasa yeni nesil ruh hayvanları onu saray ustası yapabilirdi ve Kâbus Sarayı'nın merkezine kadar girebilirdi. Bu şimdiki hâline asla düşmezdi.

 

Xia Guanghan ne olursa olsun Chu Mu'ya bugün gerçek acıyı tattıracaktı!

 

Ye Qingzi soğukça “Chu Mu burada değil.” dedi.

 

Ye Qingzi artık keder içinde yüzmüyordu. Bu kederin yerini derin bir öfke almıştı!

 

Xia Guanghan hayretler içerisinde “Burada değil mi? Peki ya Kraliyet Alevli Dokuz Kuyruklu Cehennem Tilkisi?” diye sordu.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18426 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37655 Bölüm Sayısı


creator
manga tr