Bölüm 641: Isınma Katliamı, Vahşi Canavar Zhan Ye

avatar
1142 2

Charm of the Soul Pets - Bölüm 641: Isınma Katliamı, Vahşi Canavar Zhan Ye


 

Bölüm 641: Isınma Katliamı, Vahşi Canavar Zhan Ye

 

Bu yükseltme yöntemi tehlikeliydi ama yararları da çok fazlaydı. Ne de olsa şu anda Chu Mu'nun Xia Guanghan ve kaçan kadın kuklayla savaşmak için Mo Xie'ye evrim geçirtmesi lazımdı.

 

Ye Qingzi, Chu Mu'nun bu yöntemini duyunca ona uzun bir süre şok içerisinde baktı.

 

Şu ana kadar Ye Qingzi Chu Mu'nun Beyaz Kâbusu'nun onun en şeytani ve en tehlikeli ruh hayvanı olduğunu düşünüyordu. Beyaz Kâbus türü arasında ortalama bir ruh hayvanıydı.

 

Bu Beyaz Kâbus'un sıra dışı bir ruh hayvanı olduğunu tahmin etmezdi. Yamyamlık özelliğiyle kendi gücünü arttırabiliyordu!

 

Ye Qingzi “Ama Beyaz Kâbus'unu böyle yükseltirsen senin şeytan dönüşümüne sebep olur. Ateşle oynuyorsun.” dedi.

 

Beyaz Kâbus'un gücünün artması Chu Mu'nun tüketme şansını da arttırıyordu. Beyaz Kâbus şimdi onu daha fazla dinliyordu ama yine de doğuştan kontrolü zor bir hayvandı.  Gücü çok fazla arttığında Chu Mu'nun Yarı Şeytan kaderinden kaçması zor olacaktı.

 

Chu Mu “Ama sen hâlâ burada değil misin? Ruh ısımı kontrol etmeme yardımcı olabilirsin değil mi?” diye sordu.

 

Ye Qingzi “Evet öyle ama ben en kötü sonucu düşünüyorum.” dedi. Chu Mu Yarı Şeytan dönüşümünü kendi başlatmadığı sürece Ye Qingzi onun ruh ısısını kontrol edebilirdi. Ancak Chu Mu'nun ruh ısısı zaten çok yüksekti ve bunu daha da kızıştırmak hiç de akıllıca değildi.

 

Chu Mu bunu çok umursamıyordu. Bir kez yedinci andaca ulaştı mı Mo Xie evrim geçirebilecekti ve onun evrimi yine Chu Mu'nun andacını yükseltecekti. Muhtemelen çok bir sıkıntı olmazdı.

 

    ...

 

    ...

 

Beş yüz metre yukarıda Shang Heng, yoldan ayrılan Chu Mu ve Ye Qingzi'yi izliyordu.

 

Yukarıdan, ayrılan yollar birbirine sarılan uçurumları andırıyordu. Yılanlar gibi dönüyordu ve yoldan ayrılan kısımları seçmek zordu.

 

Chu Mu ve Ye Qingzi'yi o kadar yukarıdan görmek de kolay değildi. Ancak ruh andaçlarıyla görebiliyorlardı.

 

Ting Lan dağın arka tarafını işaret ederek “Batıda bir grup insan var gibi duruyor. Birden arkaya doğru yürümeye başlamaları garip değil mi?” diye sordu.

 

Yarışmacılar ve mahkumların neredeyse hepsi dağa tırmanıyordu ve bu yüzden bu insanların yaptıkları oldukça garipti.

 

Li Hen hemen bu grubu fark etti ve ruh andacını kullandığında kaşlarını çattı.

 

Li Hen “Bunlar Kâbus Sarayı'nın adamları. Liderleri Lu Shanli, velet gibi duruyor.” dedi.

 

Ting Lan hayretler içerisinde “Lu Shanli mi? O Kâbus Sarayı'nın üç numaralısı değil mi?” diye sordu.

 

Shang Heng “Neden bu insanlar Chu Chen'i hedef almış gibi hissediyorum? Xia Guanghan başka bir şey yapmış olmasın? Kendisi bir şey yapamadığından başka birilerine söylemiş olabilir mi?” dedi.

 

Li Hen “Muhtemelen evet. Lu Shanli denen velet hiç de zayıf değil. Yanında kabus hizmetçileri de var. Üç kişi. Chu Chen'in başı belada.”  dedi.

 

Yarışmacılar arasındaki savaşlara katılamazlardı. Bu yüzden ellerinden gelen tek şey yukarıdan Chu Mu'yu izleyip endişelenmekti.

 

    ...

 

Yukarıdakileri endişelendiren Kâbus Sarayı grubu uzmanları Chu Mu'ya doğru ilerliyordu. Ancak Chu Mu, Lu Shanli'nin kendisine doğru geldiğini bilse kesinlikle yüzünde bir gülümseme belirirdi.

 

Chu Mu da zaten Kâbus Sarayı uzmanları bulmak istiyordu ama üçüncü sıradaki Kâbus Sarayı'ndan Lu Shanli'nin böyle gelip avucunun içine düşeceğini de beklemezdi. Bu tam da Chu Mu'nun istediği gibiydi.

 

Tabii ki Chu Mu, daha Lu Shanli'nin patikanın ilerisinde kendisini beklediğini bilmiyordu. Ye Qingzi'yle dağı tırmanaya ve Kâbus Sarayı üyelerini aramaya devam ediyordu.

 

Sekizinci âleme giren yaklaşık yirmi tane Ruh Sarayı uzmanı vardı. Kabus Sarayından katılanların sayısı da muhtemelen aşağı yukarı aynı olmalıydı. Ne kadar yükseğe çıkarlarsa diğer yarışmacılara o kadar yaklaşıyorlardı ve zamanı geldiğinde Kâbus Sarayı üyeleri aç Kâbus'un saldırısına uğrayacaklardı!

 

    ...

 

Dağın toplamda on iki seviyesi vardı. En düşük seviye bir ovaydı ve dağ patikalarına kadar uzanıyordu. Karışık dağ patikalarını aşıp da bu ovayı görünce Semavi Yaşam Dağı'nın yarı noktasına ulaşmış oluyordunuz.

 

Ovanın yukarısında ise dağ seviyeleri oluşmaya başlıyordu. Seviye sınırlarının bir kuralı yoktu ve her bir seviye de çok yukarıda değildi. Her seviye yaklaşık yirmi metre uzunluğundaydı. Yetiştirme yapmayan insanlar için bu seviyeden düşmek bir uçurumdan düşmekten farksızdı.

 

Şu anda Kâbus Sarayı'ndan Lu Shanli dağın kenarında durmuş yaklaşmakta olan Chu Mu'ya bakıyordu.

 

Lu Shanli ve Kâbus Hizmetçileri aslında Chu Mu'dan çok da uzakta değildi. Xia Guanghan sinyali verdiğinde hemen geri dönüp Chu Mu ve Ye Qingzi'yi bulmuşlardı.

 

Beyaz kıyafetli hizmetçi “Onlar bunlar mı Lu efendi?” diye sordu.

 

Lu Shanli başıyla onayladı. Chu Mu'nun Şeytan Ağacı Askeri'ni tanımıştı ve bu hayvanın yaşam gücü emme yeteneği eşsiz bir şeydi.

 

Beyaz kıyafetli hizmetçi “Efendim izin verin de bu kulunuz gücünü erkenden gösteren gizlemeyen bu aptaldan sizin için kurtulsun. Lu efendinin bu kişi hakkında endişelenmesine hiç gerek yok.” dedi.

 

Lu Shanli “Düşmanı çok hafife alma. Sekizinci âleme girebildiğine göre az da olsa yeteneği var demektir.” diye uyardı.

 

Hizmetçi kafasını salladı ama bu uyarıyı çok da takmış gibi bir hâli yoktu. Ruh Sarayı'ndan Chu Chen'in ismini önceden duymuştu. Belki dördüncü âlemde Jiang Zhi'yi öldürmüştü ama Jiang Zhi, Lu Shanli'nin tırnağı bile olmaya layık değildi.

 

İkinci hizmetçi “Birkaç mahkum yüzüğü toplamış olsa iyi olur yoksa vaktimizi harcamış oluruz.” dedi.

 

“That's hard to say. Perhaps he doesn't even know about the secret about the prisoners’ rings.” the third attendant laughed.

 

    ...

 

Havada Shang Heng hayretler içerisinde, “Lu Shanli onunla savaşmak için adamlarını mı yolluyor?” dedi. Lu Shanli'nin Chu Mu'yu bu kadar da hafife almasını beklemiyordu.

 

Ting Lan “O zaman adamlarının başı belada demektir.” diyerek güldü.

 

Ting Lan da Shang Heng de Chu Mu'nun “gerçek” gücünü görmüştü. Lu Shanli adamlarıyla birlikte savaşa katılsa işte o zaman Chu Mu'nun başı büyük belada olurdu.

 

Ancak sadece adamlarını göndermesi demek adamlarının katliamı demekti.

 

Li Hen “Ne? Chu Chen onlarla başa çıkabilir mi?” diye şaşkınlıkla sordu. Li Hen'e göre Chu Mu üçüncü sınıf üyelerinden yukarı doğru tırmanan üyeler arasındaydı.

 

Shang Heng “Tabii ki. Li Hen ağabey, dokuzuncu seviye mahkum Doan Xinze'nin cansız bedenini görmedin mi?” dedi.

 

Li Hen “Oh? O Duan Xinze miydi? Fark etmemişim. Yani dördünüz onu öldürdüğünde Chu Chen çok mu yardım etti?” diye sordu.

 

Shang Heng “Tek başına halletti... Ondan önce de bir düzineden fazla mahkum etrafımızı sarmıştı da Chu Chen tek başına gelip hepsini öldürdü ve Li Zhan'ı kurtardı.” dedi.

 

Li Hen donakalmıştı, yüzü şok içerisindeydi. Chu Mu'nun bu kadar güçlü olacağı aklının kenarından bile geçmezdi!

 

Chu Mu gücünü gizlediğinden Li Hen, onun Lu Shanli'nin üç hizmetçisiyle nasıl başa çıkacağını görmek istiyordu. Hemen kanat tipi ruh hayvanını savaşı izlemenin daha kolay olduğu bir yere sürdü.

 

Ruh andacını kullanırsa savaşı kolaylıkla görebilirdi. Şu anda üç hizmetçi Fırtına Atları'nı sürüyordu ve Chu Mu'ya çok yaklaşmışlardı.

 

    ...

 

Chu Mu Zhan Ye'sinin sırtında yavaş yavaş yukarı doğru çıkıyordu.

 

Chu Mu'yu yakından takip eden Ye Qingzi “Chu Mu, yaklaşanlar var.” dedi.

 

“Biliyorum.” Chu Mu kafasını salladı ama umursamıyormuş gibi bir tavrı vardı.

 

Ye Qingzi “Neden o zaman hâlâ yukarı çıkıyorsun?” dedi.

 

Chu Mu “Fırtına Atı. Bunlar Kâbus Sarayı'ndan, ben de tam onları arıyordum. Beni burada bekle. Hızlıca şunların işlerini halledeyim.” dedi. Zhan Ye'nin sırtını sıvazlayarak yukarı doğru çıkmasını işaret etti.

 

Dağda devasa dümdüz kayalar vardı ve bunların üstleri savaşmak için uygun alanlardı.

 

Karanlık enerji Zhan Ye'nin dört ayağı altında yoğunlaştı, artık zıplamıyordu da dikey bir şekilde koşuyor kayalarda pençe izleri bırakıyordu.

 

Chu Mu kısa bir süre sonra üç hizmetçinin olduğu kayaya ulaştı. Dağın yarısında sayılırdı.

 

Üç hizmetçi de Fırtına Atları'nın üstündeydi. Kendilerini gölgede gizlemişlerdi ve Chu Mu'ya küçümseyici gözlerle bakıyorlardı .

 

“Dokuzuncu faz orta evre Savaş Canavarı Mo Ye mi?” birinci hizmetçi hemen Chu Mu'nun bindiği ruh hayvanını tanımıştı. Yüzü şok içerisindeydi.

 

Diğer iki hizmetçi de şok içerisindeydi. Onlar için Ruh Sarayı'ndan Chu Chen bir iki tane dokuzuncu faz orta evre düşük seviye hükümdara sahip olsa bile takdire şayan sayılırdı.

 

“Hmph, bu Mo Ye'yle başa çıkmak düşündüğümden zor olabilir ama çok da değil. Endişelenecek bir şey yok!” Birinci hizmetçi korkmamıştı.

 

Toplamda üç kişilerdi. Üçe bir oldukları için dokuzuncu faz orta evre orta seviye bir hükümdarın çok da bir etkisi olmazdı.

 

Hemen üç Kâbus Sarayı hizmetçisi Fırtına Atları'yla gölgeden fırlayıp üç bir yönden Chu Mu'ya doğru koştular.

 

Birinci hizmetçi “Ruh Sarayı'ndan Chu Chen. Kâbus Saraylı Lu Shanli efendimizi kızdırmak hayatında yaptığın en aptalca şeydi.” diyerek sırıttı.

 

Bu nesilde Lu Shanli'den kaçabilecek insan sayısı oldukça azdı.

 

Efsun söylemeye çoktan başlamış olan ikinci hizmetçi “Mahkum yüzüklerini verirsen acı çektirmeden işini bitiririz. Yoksa seni ruhunu yakarak öldürürüz!” dedi.

 

Hizmetçinin üstünde mavi bir şeytan alevi beliriyordu. Alev sönük bir ışık hâlini aldı ve içinden bir şeytan çıktı!

 

Dokuzuncu faz düşük evre düşük seviye hükümdar, Mavi Kâbus!

 

Birinci ve üçüncü hizmetçi sadece Mavi Kâbusla Chu Mu'nun dokuzuncu faz orta evre Mo Ye'sinin karşısında duramayacaklarını biliyorlardı. Mavi Kâbus belirdikten sonra hemen başka Kâbuslar da çağırdılar.

 

Birinci hizmetçi dokuzuncu faz düşük evre orta seviye bir Mavi Kâbus çağırdı. Bu Mavi Kâbus ikinci ve üçüncü hizmetçinin Mavi Kâbusları'ndan çok daha ihtişamlı ve güçlüydü!

 

Üç Mavi Kâbus'un şeytan alevleri kaya üstünü mavi bir renge boyamıştı. Hizmetçiler bir şey demeden hemen Mavi Kâbusları'na Chu Mu'ya saldırma emrini verdiler.

 

Üç mavi şeytan alevi topu birleşti ve Chu Mu'nun kaçma yolunu kapattı.

 

Şiddetli şeytan alevleri hızla Chu Mu'ya yaklaşıyordu ve Zhan Ye'yi de yutmak üzerelerdi.

 

Ancak Chu Mu sakince olduğu yerde duruyor ve Mavi Kâbus alevlerinin kendisini yutmasına izin veriyordu. Hiç hareket etmiyordu!

 

Mavi renkli şeytan alevleri yukarılara kadar yükselmişti. Dingin soğuk güç ruhu acı acı yakmaya yeterdi. Birçok ruh hayvanı eğitmeni Kâbus Sarayı'nı gücendirmemeye çalışıyordu çünkü şeytani ruh hayvanları hepsini korkudan titretiyordu.

 

“Hu hu hu hu hu!”

 

Üç şeytan alevi etrafa yayıldı. Hizmetçiler alevlerin içinde kaybolan Chu Mu'yu küçümseyen gözlerle izliyorlardı.

 

Ancak mavi şeytan alevleri yandıkça kaşlarını çattılar.

 

Ne Chu Mu'nun ne de ruh hayvanının acı dolu çığlıkları yükseliyordu. Ayırca Mo Ye'nin hareket etmeden alevler içinde öylece durduğunu da hissedebiliyorlardı!

 

Dans eden mavi alevlerin içerisindeki siyah kıyafetli Chu Mu tepeden tırnağa mavi alevler içerisinde yanıyordu. Kavurucu alevlerin sıcaklığına rağmen kıyafetlerine bile hiçbir zarar gelmemişti.

 

Beyaz Kâbus'un dokuz dingin şeytan alevleri dördüncü seviye şeytan alevi kristaliydi ve mavi şeytan alevleri ise zar zor üçüncü seviyedeydi. Bu yüzden de etkileri Beyaz Kâbus'un beyaz şeytan alevlerinden çok daha düşüktü. Bu ısı Chu Mu'yu hiç etkilemiyordu, savunma tekniklerini kullanmaya bile ihtiyaç duymamıştı.

 

Zhan Ye'nin mürekkep zırhı ise çok yüksekti ve dokuzuncu seviye ruh zırhıyla birlikte normalde çok etkili olan mavi şeytan alevleri onun ancak zırhını ısıtabiliyordu!

 

Chu Mu umursamaz bir tavırla “Zhan Ye, şunların işini hallet.” dedi.

 

Bu seviyedeki Kâbus türlerini Beyaz Kâbus'un yutması bir işe yaramazdı. Hizmetçiler ise Chu Mu'nun gözünde çöpten farksızdı!

 

“Sou!”

 

Zhan ye birden hızlandı ve siyah bedeniyle ileri atıldığında mavi şeytan alevleri sönmeye başladı!

 

Zhan Ye çok hızlıydı, üçüncü hizmetçinin Mavi Kâbus'una kilitlendi ve tüm gücüyle Semavi Pençeleri'ni salladı!

 

Zhan Ye'nin pençeleri dokuzuncu seviyeye ulaşmıştı. Boynuzlu Hayvan Sembolü'nün güçlendirmesi ve tekniğin birleşmesiyle birlikte Zhan Ye'nin saldırısı dokuzuncu seviyenin ortalarına erişiyordu. Bu saldırı üç hizmetlinin sekizinci faz dokuzuncu evre orta seviye hükümdar Mavi Kâbuslar'dan üç seviye daha yüksekti!

 

“Shua!”

 

Semavi Pençeler acımasız Mavi Kâbus'un midesini delip geçti!

 

Mavi Kâbus hemen kara bir enerji topu tarafından yutuldu ve bedeni parçalandı, şeytan alevleri hemen söndü. Zhan Ye'nin bir tekniğiyle aniden ölmüştü!

 

Bir teknikle aniden ölmüş ve Mavi Kâbus küle dönmüştü!

 

“Bu... Bu nasıl mümkün olabilir!” Mavi Kâbus'unun hızla kara enerji içerisinde kaybolarak ölmesini izleyen üçüncü hizmetçinin yüzündeki ifadeyi tarif etmeye kelimeler kifayetsiz kalırdı.

 

Kısa bir süre sonra ruh etkisiyle birlikte üçüncü hizmetçinin yüzü acıdan ekşimeye başladı.

 

Birinci ve ikinci hizmetçi de donup kalmıştı. Chu Mu'nun Mo Ye'sinin Mavi Kâbusu bir teknikle öldürmesini bizzat görmüşlerdi!

 

Ancak bu dokuzuncu faz orta evre orta seviye bir hükümdar olsa bile Mavi Kâbus'tan sadece iki seviye yüksekti. Nasıl olur da Mavi Kâbusu aniden öldürebilirdi ki?

 

Gözlerine inanamıyorlardı, Chu Mu Zhan Ye'ye bir kere daha saldırma emri verdi.

 

Zhan Ye Mavi Kâbusu öldürdükten sonra kara bir ışık olup tekrar ileri sıçradı.

 

Bu sefer Zhan Ye ikinci hizmetçinin dokuzuncu faz orta evre orta seviye hükümdarını hedef almıştı!

 

Düşük seviye hükümdar Mavi Kâbus'un gücü, üçüncü hizmetçinin Mavi Kâbusu'yla eşdeğerdi. Zhan Ye'nin kendisine doğru koşup geldiğini görünce donakalmıştı. Ellerini sallayarak şiddetli bir şeytan alevi oluşturdu ve bunu Zhan Ye'ye doğru fırlattı!

 

“Sila!”

 

Zhan Ye sıçradı ve pençeleriyle havada iki siyah pençe izi bıraktı!

 

İki pençe izi mavi renkli şeytan alevlerini paramparça etmişti. Pençe izleri birleşerek Mavi Kâbusu delip geçti!

 

Mavi Kâbus böylesine bir saldırı karşısında savunma yapamamıştı. Alevler içerisindeki bedeninde kocaman bir yara açıldı.

 

“Zhan Ye, Yıkıcı Işın!”

 

Zhan Ye yere indikten sonra boğazından kara bir ışık fışkırdı.

 

Zhan Ye'nin ağzından çıkan kara enerji kolaylıkla mavi alevleri delip geçti. Düşük seviye hükümdar Mavi Kâbus'u patlatmıştı!

 

Mavi Kâbus zaten birinci saldırıyla ağır yaralanmıştı. Dokuzuncu seviye kara enerji patlamasıyla birlikte bedenindeki mavi şeytan alevleri patlamıştı ve kayalara yayılmıştı.

 

Bir Mavi Kâbus daha ölmüştü!

 

Üç hizmetçi de âdeta aptala dönmüştü! Üçü gücünü birleştirirse Chu Mu'nun işini kolayca halledebileceklerini düşünüyorlardı. Ancak ruh hayvanlarını ne kadar kolay ne kadar acımasızca öldürmüştü!

 

“Nasıl... Nasıl böyle güçlü bir ruh hayvanın olabilir!” Birinci hizmetçinin gözlerinde artık küçümseme yoktu. Küçümsemenin yerini şok ve korku almıştı!

 

Chu Mu sakince dehşete düşmüş üç hizmetçiye baktı. Chu Mu Çorak Antik Şehri'ndeyken gücü Lu Shanli'nin hizmetçilerinden çok uzaklardaydı. Ama şimdi Lu Shanli'nin hizmetçileri onun bir saldırısına bile dayanamıyordu!

 

“Zhan Ye, şunların işini hallet.” Chu Mu savaşı devam ettirmenin bir zaman kaybı olduğunu düşünüyordu.

 

Zhan Ye'ye emri verdikten sonra yürümeye devam etti ve dağın daha da yükseklerine çıktı.

 

Chu Mu, Lu Shanli'nin yukarıda olduğunu biliyordu. Lu Shanli, Chu Mu'nun harekete geçmesine değerdi. Chu Mu, Lu Shanli'nin daha da güçlü kâbusuna ihtiyaç duyuyordu. Böylece gücünü arttırabilecekti!

 

Bu yüzden Chu Mu hizmetçileri görmezden gelmişti!

 

Bu hizmetçiler Göklerin Altındaki Savaş'ında hiçbir zaman böyle zayıf oldukları için görmezden gelinmemişti. Ne de olsa başka bir yerde bunlar en iyi uzmanlardan sayılırlardı!

 

    ...

 

Shang Heng havada olanları izleyince donakalmıştı ve sonra “Arkada bir ruh hayvanı bırakıp hizmetçileri es geçmek... Sonuçta bu hizmetçiler sekizinci âleme geçmiş insanlar. Hemen Lu Shanli'nin peşinden gitti. Chu Chen çok... işte çok... ne derseniz artık.” dedi.

 

Üç hizmetçi zayıf değildi.

 

Li Hen “Eh... Şaşırtıcı... Herhalde Lu Shanli bizden de çok şaşırmıştır.” dedi.

 

Lu Shanli hizmetçilerinin Chu Mu'nun işini halledebileceğini düşünecek kadar küstahtı. Ancak Chu Mu için hizmetçileri çöpten farksızdı.

 

Şimdi Chu Mu dağa tırmanıyordu. Amacı Lu Shanli'yle çarpışmaktı!

 

Lu Shanli savaşı dağın bir sonraki basamağından izlemişti. Yüzündeki o eski sakinlik yoktu ve yüzü kararmıştı.

 

Üç hizmetçisi Kâbus Sarayı'nın ilk ellideki genç uzmanlarındandı. Üçe karşı bir olmalarına rağmen bir şey yapamamışlardı!

 

Chu Mu'nun gücü Lu Shanli'nin düşündüğünden çok yüksekteydi. Çocuk hiçbir ruh hayvanını yanına almadan basamakları aşa aşa Lu Shanli'ye gelmişti. Lu Shanli içine korku doğuran bir aura hissetti!

 

Chu Mu hemen Lu Shanli'nin bulunduğu basamağa atladı. Chu Mu'nun yanında hiçbir ruh hayvanı yoktu. Orada basamağın kenarında duruyor ve tüm heybetiyle Fırtına Atı'nın üstündeki Lu Shanli'ye bakıyordu!

 

Chu Mu bir şey demedi. Lu Shanli'ye karşı herhangi bir hamleye geçmemişti. Yavaş yavaş basamağın iç tarafına doğru yürüdü. Uzay yüzüğünü açtı ve tüm mahkum yüzüklerini yere fırlattı.

 

Yirmi mahkum yüzüğü yere düştü ve çınladı.

 

Chu Mu'nun yaptıklarını izleyen Lu Shanli'nin yüzü daha da ciddileşti.

 

Chu Mu, Lu Shanli'yle savaşmak istediğini gösteriyordu. Bir de bahis olarak mahkum yüzüklerini ortaya koymuştu!

 

“Gücünü bu kadar iyi gizlemiş olmanı beklemiyordum. Gerçekten de seninle ilgili yanlış düşünmüşüm!” Lu Shanli'nin sesi karanlıktı.

 

Mahkum yüzüklerini yere atan Chu Mu, “Fazla vaktim yok. Kelimelerle vakit harcamaya niyetim yok.” dedi.

 

Lu Shanli'ni gözleri seğirdi.Chu Mu'nun sesindeki küçümsemeyi hissetmişti!

 

“Gücünü iyi gizlediğini kabul ediyorum ama bu beni küçük görebileceğin ve böyle gösteriş yapabileceğin anlamına gelmez. Senin işini halletmem az bir vaktimi alır. Sonuç aynı olacak.” Lu Shanli Fırtına Atı'ndan indi.

 

Kaya duvara doğru yürüdü ve uzay yüzüğünü açıp mahkum yüzüklerini yere serdi.

 

“Bu kadar yüzük toplamışsan gücümü göstermeme değersin!” Lu Shanli hemen Chu Mu'nun kendisinden fazla yüzük topladığını fark etti.

 

Chu Mu, Lu Shanli'nin gerçek gücünü göstermesini istiyordu. Lu Shanli'nin iki tane güçlü Kâbus'u olduğundan emindi. Eğer Beyaz Kâbus'u bu kâbusları yutarsa ruh andacındaki yükselme muhteşem olurdu.

 

Lu Shanli alt basamağa bakarak “Savaş Canavarı Mo Ye'ni çağır. Savaşmak istiyorsan hakkınla kaybetmeni istiyorum.” dedi.

 

Chu Mu umursamaz bir tavırla “Isınıyor.” dedi. Sözlerini bitiren Chu Mu omzunda yatan Mo Xie'yi okşadı. Minik Mo Xie derin bir uykuya dalmıştı. Chu Mu onu okşayarak uyandırınca uykulu gözlerini açtı.

 

Lu Shanli donakaldı ve içinden şöyle geçirdi: “Bu Chu Chen çok kalpsiz. Adamlarımı öldürerek ruh hayvanını ısındırıyor.”

 

Ama bu nasıl bir ısınmaydı? Hizmetçilerin ruh hayvanlarını katlediyordu!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19389 Üye Sayısı
  • 809 Seri Sayısı
  • 39170 Bölüm Sayısı


creator
manga tr