Bölüm 605: Chen Hu, Kaotik Rakip Mücadelesi (1)

avatar
1174 1

Charm of the Soul Pets - Bölüm 605: Chen Hu, Kaotik Rakip Mücadelesi (1)


 

Bölüm 605 (2x490): Chen Hu, Kaotik Rakip Mücadelesi (1)

 

Hayalet Kral'ın şu anki savunması dokuzuncu seviye orta evredeydi. Eğer dokuzuncu seviye zırh giyerse savunması kesinlikle dokuzuncu seviye tam evreye yükselirdi. Böylesine bir savunma da dokuzuncu faz yüksek evre orta seviye hükümdardan zayıf olmazdı, tabii eğer bu dokuzuncu faz yüksek evrenin özel bir tekniği yoksa Hayalet Kral'a tehdit oluşturmazdı!

 

Hayalet Kral'da çoktan sekizinci seviye ruh zırhı vardı ve bu dokuzuncu faz orta evre koruma ikinci kademede çok işe yarıyordu. Savunmada en önemli şey sekizinci fazdan dokuzuncu faza geçmekti.

 

Chu Mu'nun elindeki ekipmanla en iyisini yapması gerekiyordu. Ancak bu savaştan sonra her şey Zhan Ye'ye gidecekti.

 

Zhan Ye'de önceden yedinci seviye ruh zırhı vardı ve bu da uzun savaş süresince hırpalanmıştı. Ayrıca Zhan Ye'nin gücü arttıkça bu zırhın işe yararlığı da çok azalmıştı. Bu yüzden Chu Mu, zırhı Zhan Ye'ye vermeyi düşünüyordu.

 

Zhan Ye'nin Boynuzlu Hayvan gücü uyandığında aynı zamanda Zhan Ye'nin güç patlamasını da uyarıyordu. Tüm bu savaşlardan sonra Zhan Ye'nin gücü muhtemelen dokuzuncu faz dördüncü evreye çıkacaktı.

 

Chu Mu, Zhan Ye'nin dövüş sırasının yükselip yükselmeyeceğinden emin değildi. Antik canavar ruhunun uyanması Zhan Ye'nin gücünü Cesur Sızlayan Kalp sayesinde uyarmış olabilir ve onu onuncu faza çıkarabilirdi. Cesur Sızlayan Kalp etkisi yok olduktan sonra antik canavar ruhun etkisi de kaybolabilirdi.

 

Bu yüzden Chu Mu, Zhan Ye'nin gücünün bu savaştan sonra muhtemelen dokuzuncu faz dördüncü evre orta seviye hükümdar olacağını düşünüyordu.

 

Dokuzuncu faz orta evre orta seviye hükümdar ikinci kademede çok güçlüydü. Muhtemelen çoğu gizli uzman bile Chu Mu'nun rakibi sayılmazdı. Asıl soru Chu Mu'nun rakipleri sadece ikinci kademe uzmanları mıydı, yoksa Xia Guanghan başka tuzaklar döşemiş miydi? Yoksa Kadın Efendi'nin başka numaraları da olacak mıydı?

 

Chu Mu şimdi ruh hayvanlarını olabildiğince güçlendirmeliydi. Zhan Ye dokuzuncu faz dördüncü evreye ulaşıp dokuzuncu seviye ruh zırhını da giydikten sonra savunması dokuzuncu seviye son evreye yaklaşmış orta evre olacaktı. Bu da Zhan Ye'nin gücünü iki seviye yükseltmekle eşdeğerdi.

 

En önemlisi, Zhan Ye savunmaya ihtiyaç duyan bir ruh hayvanıydı. Dayanma yeteneği ne kadar güçlü olursa o kadar uzun savaşabilirdi ve gücü o kadar hızlı yükselirdi. Bu yüzden de Chu Mu, Zhan Ye'nin kısıtlanmadığından, mühürlenmediğinden ya da bağlanmadığından emin olmak zorundaydı, yoksa ikinci kademede beliren her yaratık Zhan Ye'nin karşısında durabilirdi!

 

Chu Mu'nun yüzünde bir gülümseme vardı. Ling He muhtemelen Ruh İttifakı'nın en güçlüsü Si Tian'la eşdeğerdi. Zhan Ye'nin gücü şimdi patladığına göre Chu Mu bu ikinci kademenin sözde en güçlüsüyle savaşmaya hazırdı ve ikinci kademenin son onurunu alma şansı da yükselmişti!

 

Chu Mu “Mo Xie, Beyaz Kabus, siz de yorulmuş olmalısınız. Ruh hayvanı uzayına gidin de dinlenin.” dedi.

 

Mo Xie ve Beyaz Kabus uzun günlerdir uzayın dışındaydı ve yorulmuşlardı. Chu Mu efsunu söylediğinde hepsi ruh hayvanı uzaylarına geri döndü.

 

Mo Xie ve Beyaz Kâbus çok fazla fiziksel güç kullanmıştı. Yeterince dinlendiklerinde iyileşebilirlerdi.

 

Bir efsun söyleyen Chu Mu Karanlık Yıldırım Düşü Hayvanı'nı çağırdı.

 

 Chu Mu “Karanlık, vaktimiz azalıyor.” dedi.

 

“Hui!” Karanlık Yıldırım Düşü Hayvanı uzunca bağırdı ve sonra da siyah bir hava vücudunu sardı. Siyah hava Karanlık Yıldırım Düşü Hayvanı'na destek oldu ve hayvan birden ormanın doğu tarafına doğru dört nala koşmaya başladı.

 

Yedinci âlemin en yüksek onurunu elde etmek için çok bir şansı yoktu. Ancak en azından Chu Mu, Chen Gölü'ne zamanında yetişip âlem geçmeyi tamamlayabilirdi!

 

Chen Gölü ormanının kalın yapraklarının arasından geçen ışık yerdeki çimenleri aydınlatıyordu. Işıklar ve gölgeler ormanı süslüyordu.

 

Nehir tarafından esen rüzgâr toprak ve çimen kokusuyla karışıyordu. Bu daha yeni yağmur yağdığını gösteriyordu. Ormanda ışık parladığında ağaçların arkasındaki berrak kristal gibi gölü görmek mümkün oluyordu.

 

Büyüleyici Dünya'da dağdan havzaya sonra da devasa dağa giden yol, yolun yarısı sayılabilirdi. Bir de devasa dağın arkasında duran bu orman Büyüleyici Dünya'nın asıl tehlikeli kısmı sayılıyordu.

 

Bu orman devasaydı, ucu bucağı gelmiyordu. Yolunu kaybetmesen bile aynı yerde çemberler çiziyor gibi hissediyordun.

 

Chen Gölü ormanın en doğusundaydı. Chen Gölü'ne ulaşmak tehlikeli alandan çıktığın anlamına geliyordu.

 

Chen Hu'nun etrafında birçok ikinci kademe üyesi beliriyordu. Çoğu yorgun argındı, Chen Gölü'nün etrafında oturmuşlardı. Bazıları grup hâlinde, bazıları da tek başına oturuyordu.

 

Chen Gölü bu Büyüleyici Dünya'nın son noktasıydı. Bu insanlar sıra dağları aşmış, havzayı geçmiş ve devasa dağı aştıktan sonra ormanı geçmişti. Hepsi de çok yorgundu ve Chen Gölü şelalesindeki son onur için savaşacak hâlleri yoktu.

 

Chen Gölü son noktaydı, Chen Gölü şelalesi ise onur yarışması içindi. Chen Gölü ve şelalesi arasında birkaç kilometrelik bir mesafe vardı. Herkes Chen Gölü şelalesi yoluna çıkanların kaotik savaşlara katlanmak zorunda olduğunu bilirdi. Çünkü en yüksek onuru elde etmek isteyen ikinci kademe uzmanları ancak kendi adamlarının şelalede durmasına izin verirdi.

 

Chen Nehri güvenliydi, burada duran yarışmacılar sona kadar gitmezdi. Burada yarışma yetkililerini beklerlerdi.

 

“Prenses, şu duvaklı kadından mı bahsediyorsunuz?” Prenses Jin Rou'nun kadın koruması boş gözlerle nehrin sonundaki çimenlikte oturan kadına baktı.

 

Bu kadının yanında iki ruh hayvanı eğitmeni vardı. Arkalarında ise yüzü acı dolu Shen Yicheng duruyordu.

 

Kadın boş gözlerle Prenses Jin Rou'ya bakıyordu. Bakışlarında duygu yoktu ancak insanın içini titretiyordu.

 

Prenses Jin Rou'nun kalbi keder içerisindeydi çünkü bu kadın kaya tipi hükümdarını öldürüp ona bir ruh kaybettirmişti.

 

Ancak bu kadının rakibi olamayacağını da biliyordu. Yine de hep tetikte olması gerekiyordu. Kadının kendisine saldırıp saldırmayacağını bilmiyordu.

 

Prenses Jin Rou zekiydi. Chen Gölü'ne girdiğinde kasıtlı olarak diğer Kâbus Sarayı üyeleriyle oturmuştu ve genç nesil üzerinde olan nüfuzunu kullanarak kendine hayran olan uzmanları çevresinde toplamıştı.

 

Bu uzmanların hepsi de kendisi gibi yarışma uzmanlarının gelmesini bekliyordu. Büyük kuvvetler arasındaki adete göre burada savaşılmazdı, bu yüzden hepsi birlikte oturuyordu.

 

Kadın Efendi güçlüydü, ama Prenses Jin Rou onun bu kadar insan içerisinde kendini ifşa etmeyeceğinden emindi.

 

“Kaçımız var? Yiyorsa Chen Gölü şelalesine gidelim. Orada en fazla yedi kişi var. Çok huzurlu!” Genç bir ruh hayvanı eğitmeni birden yolunu kapatan adamı itti.

 

Birkaç kişi merak içerisinde “Öyle olabilir ama Chen Gölü şelalesinde kim olduğunu biliyor muyuz?” diye sordu.

 

Chen Gölü'nde duranların çoğu güçleri sınırlı olan ruh hayvanı eğitmenleriydi. Yedinci âlem Büyüleyici Dünyası'ndan geçerken gerçek uzmanlar ve normal uzmanlar arasındaki farklar belli olurdu.

 

En azından tehlikeli âlemleri geçmelerine rağmen Chen Gölü Şelalesi'nde savaşacak güce sahip olanlar çok daha güçlüydü. 

 

Ruh hayvanlarına ruh kristalleri veren bir ruh hayvanı eğitmeni “Uzun süredir buradayım ama sadece Ruh Hayvanı Sarayı'ndan Xue Qing ve ruh hayvanı eğitmeninden Li Zhan'ın şelaleye gittiğini gördüm.” dedi.

 

“Li Zhan? Li Hen'in küçük kardeşi mi? Onun gücü çok sıradan değil mi? Nasıl olur da Yedinci Âlem'in en yüksek onuru için savaşabilir?” Birçok insan şüphelenmişti.

 

Prenses Jin Rou'nun kadın koruması da insanların bu tartışmalarını duyuyordu. Prenses Jin Rou'ya bakarak fısıldadı: “Prenses, Ruh Sarayı'ndan Li Zhan gücünü gizleyen biri değil mi?”

 

Prenses Jin Rou “Evet. Ruh Sarayı'nın en güçlüsü genç efendi Fang Ze. Ondan sonra Luo Bing ve sonra da Li Zhan gelir. Ruh Sarayı'nın kendi üyeleri de dâhil ikinci kademede Ruh Sarayı'nın en güçlülerinin bunlar olduğunu bilen az kişi vardır.” dedi.

 

Aslında Prenses Jin Rou bu büyük kuvvetlerin uzmanlarından çok korkmuyordu. Onu huzursuz yapan şey gölün ucunda oturan kukla gibi kadındı.

 

Sakinliği, ruhsuzluğu ve o boş gözleriyle sanki bir insan değildi. Ancak bir kabus kadar da korkunçtu!

 

Kadın koruma “Prenses, Ruh Sarayı'ndan Chu Chen'le bir takımdınız. Ruh Sarayı'nda gücü hangi sırada?” diye sordu.

 

Prenses Jin Rou bir süre düşündükten sonra “Li Zhan gibi.” diye cevapladı.

 

Kadın koruma hayretler içerisinde “Li Zhan gibi mi? Yani Ruh Sarayı'nın ikinci kademedeki uzmanları arasında ilk üçe girer mi? Öncesinde onun ilk onda olmasının bile zor olduğunu söylemiyor muydunuz?” diye sordu.

 

Prenses Jin Rou “Öncesi öncede kaldı...” dedi.

 

Chu Mu'dan bahsedince Prenses Jin Rou'nun yüz ifadesi biraz düşmüştü.

 

On altıncı gün gelmek üzereydi, kısa bir süre sonra alem geçişi bitecekti. Prenses Jin Rou, Chu Mu'nun zamanında gelip gelemeyeceğinden emin değildi ve belki de şu anda binayak boşluğunun derinliklerinde yatıyordu...

 

Prenses Jin Rou bir süreliğine daldı gitti. Bir süre geçtikten sonra hayranlarından biri sanki bir şey hakkında tartışıyor gibi kasıtlı olarak yanına gelip bir ses çıkardı.

 

“Ne oldu?” Prenses Jin Rou hemen iki ruh hayvanı eğitmeninin birbirlerine bağırdığını ve efsunlar söylediğini fark etti.

 

Kadın koruma “Bilmiyorum. Şu ikisi hiç yoktan savaşmaya başladı.” dedi.

 

Prenses Jin Rou kaşlarını çattı ve kısa bir süre sustuktan sonra gölün diğer tarafındaki duvaklı kadına baktı.

 

Duvaklı kadın hâlâ çimlerin üstünde oturuyordu. Onun ne kadar korkunç olduğunu bilmese Prenses Jin Rou onu korkudan ruhunu kaybetmiş, ne yapacağını bilmeyen genç bir kadın zannederdi.

 

Ancak Prenses Jin Rou bu kadının o kadar basit olmadığını ve öylece boş boş oturmayacağını biliyordu...

 

“Hemen durdur şunları. Kasıtlı olarak savaş başlatıyorlar!” Prenses Jin Rou hiç yoktan savaşan bu iki kişinin niyetini anlamıştı!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18426 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37655 Bölüm Sayısı


creator
manga tr