Bölüm 595: Zhan Ye, Zhan Ye! (1)

avatar
1379 2

Charm of the Soul Pets - Bölüm 595: Zhan Ye, Zhan Ye! (1)


 

Bölüm 595: Zhan Ye, Zhan Ye! (1)

 

Onbinayak!

 

Şok edici derecede korkunç vücudu herkesin gözleri önündeydi. Boşluk çok büyüktü ancak sanki bu devasa canavar tüm boşluğu kaplıyordu.

 

Bir yay gibi bükülmüş olan Onbinayak ayağa kalkmıştı. Ayağa kalktığında karanlık boşluğu birbirine katmıştı.

 

Boşluğun merkezinde otuza yakın yeşil gözlü iblis vardı. Bu yeşil gözlü iblisler düştüğünde ortaya büyük bir kan sisi yayıldı. En azından on yeşil gözlü iblis Onbinayağın yaydığı enerji tarafından öldürülmüştü.

 

Zhan Ye boşluğun kenarında duruyordu. Neyse ki Zhan Ye, Onbinayağın kuvvetine dayanmak zorunda değildi.

 

Ancak boşlukta hâlâ binlerce binayak vardı. Zhan Ye Parçalanmış Organ Yeniden Doğuşu'nu ne kadar kullanırsa kullansın sonunda onu yine canlı canlı yiyeceklerdi.

 

“Sisisisi...”

 

Onbinayak mağaranın duvarlarındaki iblislere baktı.

 

Katillerin iblislerinden bazılarının tepkisi hızlı olmuştu. Zemin çöktüğünde iblisler hemen duvarlara atlamış, düşmekten kurtulmuştu.

 

Ama bu iblisler de hemen titreyerek ulumaya başlamıştı.

 

Karanlığın yüz metre içinde, mağara duvarları yavaş yavaş binayaklar tarafından kaplanıyordu. Neredeyse tüm duvarları kaplamışlardı, kan kırmızısı gözleri katillerin iblislerine kilitlenmişti.

 

“Bu Allah'ın bile unuttuğu yerden çıkın.” Ling He'nin yüzünden düşen bin parçaydı.

 

Yıldırım Maymun Kralı ve Ateşli Güneş Gergedanı'nın hızlı tepkileri olmasa şüphesiz kendisi de şimdiye kadar dibi boylamıştı.

 

Sadece binayaklar olsa Ling He belki yine başa çıkabilirdi. Ancak acımasız Onbinayak da orada olduktan sonra kaçmamak ölümden başka bir anlama gelmezdi.

 

Onbinayağın kırmızı gözleri duvarlarda koşan Ateşli Güneş Gergedanı'na takıldı. Karanlık tip olduğu için Onbinayak ışık tipi canlıları hiç sevmiyordu. Bu yüzden Ateşli Güneş Gergedanı Ling He'ye ulaşmaya çalışırken Onbinayak gözlerini ona dikmişti.

 

“Sihuo!”

 

Onbinayak kafasını birazcık geri çekti. Hemen sonrasında ileri sıçradı, Ateşli Güneş Gergedanı'na doğru doğru.

 

“Beng!”

 

Tüm boşluk şiddetle sallanmaya başlamıştı. Ateşli Güneş Gergedanı'nın kaçacak vakti olmamıştı. Mağara duvarlarına çakılmadan önce kalın şafak zırhının parçaları her yere saçılmıştı.

 

“Sihuo!”

 

Onbinayak onuncu faz Ateşli Güneş Gergedanı'na geçit vermeyi düşünmüyordu. Kafasını kaldırdı ve siyah bir asidi açıklığa doğru tükürmeye başladı.

 

Bu siyah zehir hemen on metrelik bir alanı kapladı. Ateşli Güneş Gergedanı daha ayağa kalkmaya fırsat bulamadan yanıt vermişti.

 

“Zizizi...”

 

Siyah dumanlar yükseldi. Tüm duvar sanki tazyikli suyla yıkanan çamura benziyordu. Kuvvetli asit aşağı aktıkça duvar aşınıyordu.

 

Ateşli Güneş Gergedanı'nın dış zırhı hızla asit içerisinde eridi. Korumasını kaybeden bedeni tamamen çürümeye başlamıştı.

 

“Sisisisi...”

 

Keskin sesler duyuldu. Onbinayağın daha fazla bir şey yapmasına gerek kalmadan on üç tane binayak hemen aşınan duvarlardan atlayarak bu güçlü ruh hayvanını geriye hiçbir şey kalmayıncaya kadar tükettiler.

 

Onbinayağın saldırısı çok ani olmuştu. Ling He'nin tepki verecek vakti olmamıştı. Elinden gelen tek şey binlerce binayağın ruh hayvanını yemesini izlemek olmuştu.

 

Ruh anlaşmasının bozulmasının zihinsel darbesi hemen etkisini gösterdi. Ling He'nin yüzü bembeyaz olmuştu, zar zor nefes alıyordu.

 

“Gid... gidin...” Ling He, Onbinayağın bu kadar güçlü olmasını beklemiyordu. Daha fazla kalmaya cesaret edemedi. Yıldırım Maymun Kralı'nı çağırdı ve katillerle birlikte kaçmaya başladı.

 

Boşluktaki en güçlü hayvan olan Ateşli Güneş Gergedanı'nı öldüren Onbinayak, gözlerini Chu Mu'nun Beyaz Kabusu'na çevirdi.

 

Beyaz Kabus mağaranın kenarına uçmuştu. Düşen Zhan Ye'yi kurtarmaya çalışmıştı. Ancak bu Azrail'inkini andıran gözleri gören Beyaz Kabus titremeye başlamıştı.

 

Mo Xie'nin kuyruğu bir kez daha Beyaz Kabus'u zorla tünele doğru çekmeye çalıştı. Onbinayağın gözlerini kendilerine çevirdiğini gören Mo Xie daha fazla oyalanmadan hemen Beyaz Kabus ile birlikte tünele doğru harekete geçti.

 

Onbinayak, Beyaz Kabus'un gittiğini görmüştü ancak onun peşine düşmedi. Bunun yerine gözlerini başka bir yöne doğru çevirdi.

 

Burada her bir yerinden öldürme niyeti yayılan bir kadın vardı. Gözleri duygusuz bir hâlde Onbinayağa bakıyordu.

 

Onbinayak da rakibinin güçlü aurasını hissetmişti. Kan kırmızısı gözleriyle bu küçük kadını dikkatle incelemeye koyuldu.

 

Onbinayağa bakan kadın yaralarını sarıp iyileştiren kadın efendiydi. Başından beri Chu Mu ve Prenses Jin Rou'nun kaçamayacağını düşünüyordu.

 

Ancak karşısına onuncu faz en üst kademe hükümdar bir Onbinayak çıkmasını da beklemiyordu.

 

Kadın efendi imparator sınıfındaydı ancak onuncu fazda değildi. Gücü Onbinayaktan daha fazlaydı ancak bu hayvanı öldürüp sonra Chu Mu ve Prenses Jin Rou'ya yetişmek çok vakit alırdı. Bir de Onbinayakla birlikte bir ton Binayakla da uğraşması gerekti.

 

Sonunda kadın efendinin öldürme niyeti birden kayboldu ve tekrar ruhsuz bir kukla hâlini aldı.

 

Arkasını döndü ve Onbinayağı görmezden geldi. Öfke ve kızgınlıkla mağaranın içine ilerledi ve gölgeler arasında kayboldu.

 

Kadın efendi gittikten sonra bile boşlukta kan donduran çığlıklar yankılanıyordu.

 

Bu tüyleri diken diken eden sesler katillerden geliyordu. İki liderden başka otuz katilin otuzu da ruh hayvanlarıyla birlikte ölmüştü, şimdi hepsi boşluğun dibinde bir kan gölüydü...

 

    ……

 

Mağaradaki başka bir tünelde Mo Xie tüm gücüyle koşuyordu.

 

Alevlerle kaplı olmasına rağmen koşarken gümüş rengi gözlerinden akan yaşlar yerleri ıslatıyordu.

 

Mo Xie ve Zhan Ye ilk tanıştığında Zhan Ye çok zayıftı, Mo Xie bir pençesiyle Zhan Ye'nin işini bitirebilirdi.

 

Ancak Zhan Ye zamanla büyümüş ve güçlenmişti, artık gücü patladığında Mo Xie'yi bile yenebilecek seviyeye gelmişti. Mo Xie, Zhan Ye adına çok sevinçliydi.

 

“Mo Xie, bir duralım... Koşmayı bırak... Peşimizden gelmiyorlar... Biraz dinlenelim...” dedi Yaşlı Li dur durak bilmeden koşan Mo Xie'ye.

 

“Nie...”  İblis gölgesi hâlini alan Beyaz Kabus, Mo Xie'nin yolunu keserek ona durmasını işaret etti.

 

Ancak Mo Xie durmuyordu. Beyaz Kabus'tan kolayca kurtuldu ve zifiri karanlık mağaranın derinliklerine doğru koşmaya devam etti.

 

Mo Xie'nin kraliyet alevlerinin ışığı başka bir boşluğa doğru giden yolu aydınlatıyordu.

 

Bu sefer Mo Xie sonunda durdu. Boşluğun kenarında durmuştu. Ne kadar büyük, ne kadar heybetli...

 

“Wuwuwuwuwu!”

 

Mo Xie kafasını eğdi ve boşluğa doğru kalpleri sızlatan bir feryat kopardı. Sanki içinden bir şey koparıp atıyordu, çukurun yankılarıyla bir şeyler anlatmak istiyordu.

 

Ses boşlukta yankılanıyordu, oradan mağara duvarlarına, tünellere gidiyor, kaybolmayı reddediyordu.

 

Prenses Jin Rou da Yaşlı Li de Mo Xie'nin bu ulumasını duymuştu. Ancak Mo Xie'nin yanına geldiklerinde onu sessizce yerde kıvrılmış bir hâlde buldular. Kan lekeli kuyruğuna Chu Mu'yu yatırmıştı.

 

Gözleri kapalıydı. Moralinin bozuk olduğu, kimseyle konuşmak istemediği belliydi.

 

Yaşlı Li, Mo Xie'yi teselli etmek istedi ama ne diyeceğini bilemiyordu. Ancak onun yanında sessizce durup boşluğa bakabiliyordu...

 

    ……

 

    ……

 

Başka bir boşlukta karnı şişkin bir binayak yavaş yavaş boşluğun kenarına doğru sürünüyordu.

 

Daha yeni üç metrelik bir şey yutmuştu, bu yüzden de kenara gidip dinlenmesi ve bu yediği canlıyı sindirmesi gerekiyordu. Böylece daha da güçlenecekti.

 

Kenara gelen binayak kıvrıldı ve midesindekini sindirmek için uykuya dalmaya hazırlandı.

 

Ancak binayak uykuya daldıktan kısa bir süre sonra karnında sıra dışı bir hareketlilik başladı.

 

“Shua!”

 

Birden binayağın karnını içeriden iki hançer kesiverdi.

 

Mürekkep pençeleri dışarı çıktı. Semavi Bölen Pençe binayağın karnını paramparça etmişti. Bunun ardından da siyah bir beden hemen karından dışarı fırladı.

 

“Si...” Karnı yarılan binayak acı içerisinde çığlıklar atıyordu. Kırmızı gözleri dışarı çıkmıştı, gözlerinde inançsız bir bakışla bu siyah kaplanı andıran canavara bakıyordu.

 

Binayak bu yaratığı yuttuğunda yaratığın ölmek üzere olduğundan emindi. Nasıl olmuş da karnından bu hâlde çıkmıştı?

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 20876 Üye Sayısı
  • 813 Seri Sayısı
  • 40126 Bölüm Sayısı


creator
manga tr