Bölüm 584: #####

avatar
1138 1

Charm of the Soul Pets - Bölüm 584: #####


 

Bölüm 584: #####

 

Her şey çok ani gerçekleşmişti. Chu Mu çocukluğunda karşılaştığı genç kadının yedinci alemde olmasını ve Göklerin Altındaki Savaşta bir yarışmacı olmasını hiç beklemiyordu.

 

Bu kadını en son 12 sene önce görmüştü. Yüreğindeki öfke buz gibi bir öldürme niyeti olarak dışarı çıktı. Bakışları kadının gözlerine saplanan keskin bir kılıç gibiydi.

 

Kadının yüzünü bir peçe örtüyordu. Gözleri Chu Mu'nun rüyalarında gördüğü gibi hayat dolu değildi. Hatta duygudan yoksun, anlamsız bakıyordu bu gözler. Sanki karşısında ruhu olmayan bir vücut vardı.

 

Sanki Chu Mu'ya değil de başka bir yere bakıyordu. Bu Chu Mu'yu çok rahatsız ediyordu, sanki görmezden geliniyordu.

 

"Gidebilirsiniz," dedi kadın elini sallayarak. Ardındaki üç adama seslenmişti.

 

Diğer üçü bu emri sorgulamaya cüret bile edemeden arkalarını dönüp düz dağ zirvesinin diğer tarafına gittiler.

 

Şiddetli rüzgârın çaldığı ıslıklar genç kadının peçesini ve saçlarını dans ettiriyordu. Bir adım ileri attı, Chu Mu'ya doğru yaklaştı.

 

Chu Mu kadına bakıyordu. Nedendir bilinmez kadın yaklaşmış olmasına rağmen Chu Mu onun aurasını hissedemiyordu. Oldukça garip bir histi bu, sanki daha önce hissetmediği bir şey.

 

Genç kadın yavaş yavaş Chu Mu'nun yanından geçip gitti. Sırtı Chu Mu'ya dönük bir şekilde uzaktaki kıvrımlı dağlara baktı. Yüzüne şiddetli bir rüzgâr vurup duruyordu. Ağzından tek kelime çıkmıyordu.

 

"Genç efendi, çok garip biri bu. Beyaz Kabusu her an savaşa hazır tutun." Yaşlı Li ruh andacıyla Chu Mu'yu uyardı.

 

Yaşlı Li Chu Mu'nun kasıtlı olarak yakalandığını biliyordu ancak içinden bir ses bu genç kadının tuhaf biri olduğunu söylemesine rağmen bu tuhaflığın sebebini bir türlü bulamıyordu. Bu Yaşlı Li'yi endişelendiriyordu.

 

Chu Mu zorla kalbindeki duyguları bastırdı. Bu tuhaflığı sadece Yaşlı Li hissetmiyordu. Chu Mu önündeki bu peçeli kadının dış görünüşünün çocukken karşılaştığı genç kadına benzediğini fark etmişti. Ancak sadece dış görünüşü benzerdi; bakışları, hâli, tavrı hep farklıydı.

 

"Göklerin Altındaki Savaştan çekil," dedi sonunda genç kadın.

 

Sesi bomboş, ruhsuzdu. Sesi rüzgârın ıslığına benziyordu. Dikkatle dinlemediğinizde ne dediğini anlayamazdınız...

 

Sen o değilsin.” Chu Mu kaşlarını çattı.

 

"Bana engel olma. Eğer bana engel olursan seni bile öldürürüm," diye sözlerine devam etti kadın.

 

"Hmph, sadece bir kukla. Beni boş yere heyecanlandırdın." Dedi Chu Mu hayal kırıklığı içerisinde.

 

Ruh bağlantısı yoktu. Karşısındaki peçeli kadının sadece dış görünüşü ve aurasının bir kısmı çocukluğunda gördüğü genç kadınla aynıydı. Ancak kesinlikle bu aynı kadın değildi.

 

Chu Mu Kutsanmış Kutlu Bölgeye girmemiş olsa belki de içgüdüsü kafasını karıştırabilirdi ancak Hayal Alemine girdiğinde Chu Mu genç kadını daha da derinden anlamıştı.

 

Genç kadın hayat dolu biriydi, kusursuz bir periyi andırıyordu. Özel bir ruhu vardı, gözleri o kadar güzeldi ki adamı sarhoş ederdi.

 

Vücudu etrafa kutsal bir aura yayıyordu, iliklerine kadar nefretle dolu biri bile bu çekiciliğe dayanamazdı. Çekiciliği güzellikten ya da tatlı sözlerinden kaynaklanmıyordu. Saf bir kadın çekiciliğiydi bu çekicilik. Ancak karşısındaki bu peçeli kadın o kadının ancak bir kabuğuydu. Güzel vücudundan başka çocukluğunda gördüğü kadınla hiçbir ortak yanı yoktu, ruhu bile yoktu bu karşısındaki kadının...

 

"O olup olmadığım önemli değil. Sana sadece diyorum ki bana engel olma. Bu sefer sadece seni uyarıyorum," dedi peçeli kadın.

 

Peçeli kadının sözlerini duyan Chu Mu birden içinde gülme isteği duydu.

 

Bir uyarı. Kendi ruh hayvanınının bir kuklası kendini uyarıyordu ha? Buna ruh hayvanı dünyasında saçma demeyecek bir kişi bile yoktu, Chu Mu da dahil!

 

"Nerede o?" diye sordu Chu Mu sırıtarak.

 

"Prenses Jin Rou'yu bana getir, Göklerin Altındaki Savaştan güvenli bir şekilde çıkmana izin vereyim. Eğer devam etmeye karar verirsen seni öldürdüğüm için beni suçlama," peçeli kadın soruyu cevaplamamıştı.

 

Chu Mu birkaç derin nefes aldı ve kalbindeki duyguları sakinleştirmeye çalıştı.

 

"Bundan önce ruh anlaşmamızı bozmaktan başka bir şey istemiyordum. Ancak Göklerin Altındaki Savaştan sonra bile bu ruh anlaşmasını bozmayacağım," dedi Chu Mu küstah bir ses tonuyla.

 

"O sana kalmış. Ne olursa olsun zayıf ruhunun, bırak onu kontrol etmeyi, benim üzerimde hiçbir etkisi yok." dedi peçeli kadın.

 

Bunu duyan Chu Mu'nun ağzı seğirmeye başladı. "Öyle diyorsun ha? Demek benim zayıf ruhum ne seni kontrol edebilir ne de onu etkileyebilir ha?"

 

"Ego ve sorumluluk hissinin işe yaramadığı çok yer var. Güçlü olman da gerekir, sen ise değilsin. Tıpkı bu yedinci alemdeki gibi. Yeteneklerin kısıtlıydı, ancak birkaç katili öldürebildin. Şu anda bile seni tek bir lafımla öldürtebilirim. Hayatta kalman için tek bir yol var. Şu saçma onurunu bir kenara koy da şunu bir kabullen. Yoksa sonun ölüm olacak. Seni ben öldürmezsem bile devam edersen öleceksin. Şu anda seni kurtarıyorum." Peçeli kadının sesi daha da soğumuştu.

 

Peçeli kadının sözleri sanki Chu Mu'nun etine batan çuvaldızlar gibiydi. Çocukluğunda tanıştığı kadının mizacı başkalarının onu şeytani ve kötü ruhlara bağlamasını zorlaştırıyordu. Ancak aslında dış görünüşü kalbinin tam tersi olan bir kadındı. Bu kukla kadının sözlerinden belli oluyordu.

 

Başkalarına o kadar tepeden bakıyordu ki herkesi istediği gibi çiğneyebilirdi. Chu Mu'yla ruh anlaşması yapmak için yalvarırken ne kadar acınası bir hâlde olduğunu unutmuş gibiydi. Ne kadar aşağılık, ne kadar düşük bir yaratıktı!

 

"Genç efendi, bunu daha fazla dinleyemeyeceğim. Eğer bu kadını yakalayıp şu sahte dış görünüşünden sıyırdıktan sonra onu şeytan alevlerine atmazsak, bin kere yakmazsak kalbinizdeki nefreti söndürmek zor olacak!" Dedi Yaşlı Li.

 

Yaşlı Li normalde korkak biriydi. Ancak şimdi Chu Mu'nun ruh hayvanının kuklasının Chu Mu'yla böyle konuşmasına dayanamamıştı!

 

Sessizce dişlerini sıkıyordu; genç efendiyi kızdırmayın yoksa şeytan dönüşümünü yapıp Yarı Şeytan olur. Sonra genç efendi pençeleriyle bu kuklayı paramparça eder!

 

"Yanlış bir şey mi dedim? Kalbinin cömertliğinden seni kurmak istedi." Peçeli kadın sonunda arkasını dönmüştü, Chu Mu'yla yüz yüzeydi.

 

Ancak arkasını dönünce şok olmuştu, Chu Mu'nun yüzünde tahmin ettiği gibi baskılanan bir öfke değil de buz gibi bir gülümseme vardı.

 

Bu gülümseme peçeli kadını iliklerine kadar huzursuz etmişti. Sanki Chu Mu kendisine yukarılardan bakıyordu.

 

"Ne diye gülüyorsun sen?" Diye sordu peçeli kadın.

 

Kadının yüzünde duygudan eser yoktu. Ancak Chu Mu'yu ne kadar hor gördüğünü hissetmemek elde değildi.

 

Peçeli kadına göre bu çocuk kendini çok abartıyordu. Sırf bir ruh anlaşması imzaladı diye kendini ustası sanıyordu. Bu gülünç, bu zayıf ruh anlaşmasının ne önemi vardı sanki? Ayrıca bu ruh anlaşmasını hiçbir zaman bir usta-köle ilişkisi olarak görmemişti!

 

"Sana gülüyorum, seni et torbası. Alçaklık ne demek hiçbir fikrin yok. Bu, güç ya da tür sıralamasıyla alakalı bir şey değildir. O kadına söylüyorum, o kudretli ve yüce iyi kalpliliği de aşağılamanın başka bir türü, ben bunu böyle görüyorum. Geçmişteki şeyleri de ekleyip ona on katını yaşatacağım!!" diye güldü Chu Mu.

 

"Saf ve saçma şeylerden bahsetme bana. Senin hayatın ve ölümün benim elimde. Bunu fark etmediysen göstereyim..." dedi peçeli kadın.

 

"Özür dilerim ama senin kontrolünde falan değil," dedi Chu Mu sakince.

 

Peçeli kadınla konuşan Chu Mu'nun kalbindeki öfke dinmişti.

 

Bu kadına bağırmanın, sövmenin, sinirlenmenin bir anlamı yoktu. Ancak abarttığı ve yücelttiği fikirlerini yok edip onurunu sertçe ezdikten sonra bu söylediklerinin ne kadar aptalca olduğunu anlayabilirdi!

 

"Avucumun içindesin. Bir emrimle..." Peçeli kadın Chu Mu'ya bir ders verecekti, kendisine engel olmanın ne demek olduğunu ona gösterecekti.

 

Ancak o sırada yardımcı lider peçeli kadının yanına gelip diz çöktü ve kafasını eğip, "Hanımım..." dedi.

 

"Ne oldu?" Diye sordu peçeli kadın.

 

"Prenses Jin Rou'yu bulduk." Yardımcı lider konuşurken kafasını bile kaldırmaya cüret edemiyordu.

 

"Buraya getirin onu," dedi peçeli kadın soğuk bir sesle.

 

"Bu... O... O şu anda dağın dibinde..." Yardımcı liderin sesi garipleşmişti.

 

Peçeli kadın yardımcı liderin sözlerinin altında başka bir anlam yattığını anlamıştı. Burnundan soluyarak, "Vaktimi harcama benim!" dedi.

 

"Bi... Biz... Prenses Jin Rou'yu ele geçirmedik. Shen Efendi Prenses Jin Rou'nun eline düşmüş ve Chu Chen'i bırakmamızı istiyor," dedi yardımcı lider korku içerisinde.

 

Peçeli kadının duygusuz gözlerinde sonunda az da olsa bir değişiklik olmuştu. Hâlâ gülümseyen Chu Mu'ya baktı...

 

Chu Mu'nun dudakları bükülmüştü. Görünen o ki bu Prenses Jin Rou oldukça iyi bir takım arkadaşıydı.

 

Chu Mu Mo Xie'yi Prenses Jin Rou'nun peşine yolladığında aslında onunla buluşmak istiyordu. Ancak ikisinin de bir savaşın ortasında olduğunu düşünüyordu.

 

Bu yüzden Shen Yicheng küstahça Chu Mu'ya kaçamayacağını söylediğinde Chu Mu planını değiştirerek kasıtlı olarak Shen Yicheng'den kaçmıştı ve katillerin dikkatini çekmişti. Sonra da Mo Xie ve Prenses Jin Rou'ya Shen Yicheng'i ele geçirtmişti!

 

Chu Mu kısa bir süreliğine peçeli kadının Prenses Jin Rou olduğunu sanmıştı. O zaman kalbinin hızlanmasının sebebi Mo Xie ve Prenses Jin Rou'nun düşman eline düştüğünü sanmasındandı. Neyse ki bu kadın Prenses Jin Rou değildi. Durum düşündüğü gibi değildi.

 

Bölüm 584: Kaçış, Rehin Takası (1)

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18122 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr