Bölüm 576: Bekleyen Geniş Ağ, Zhuo Xiao

avatar
1340 1

Charm of the Soul Pets - Bölüm 576: Bekleyen Geniş Ağ, Zhuo Xiao


 

Bölüm 576: Bekleyen Geniş Ağ, Zhuo Xiao

 

Chu Mu'nun önünde yüce dağ sırtları uzanıyordu. Dağ sırtları arasında mavi bir su akıyordu. Bu akıntı uzaklardaki dağlardan buraya kadar geliyordu. İki farklı alanı geçtikten sonra iki dağ arasında, bilinmeyen yerlere kadar uzanan bir vadiye gelmişti. 

 

Chu Mu ve Jin Rou vadi boyunca nehirin akıntısını takip ederek ilerliyordu.

 

Gitmeleri gereken yer Chen Gölü Şelalesiydi. Buraya ulaştıktan sonra en büyük onuru paylaşma kararı almışlardı.

 

Chu Mu en yüksek onuru kendisine istiyordu ancak yedinci alemde uzmandan bol bir şey yoktu, tek başına en yüksek onuru alabileceğini düşünmüyordu. 

 

Prenses Jin Rou şüphesiz kendisinden güçlüydü ve ikinci sınıfta tehdit sayılabilecek insanları çoktan araştırmıştı. Bu yüzden Chu Mu ondan oldukça iyi bilgiler alabiliyordu.

 

Tabii ki Chu Mu ve Prenses Jin Rou'nun birlikte seyahat ediyor olmasının asıl sebebi bu değildi. Asıl sebep Prenses Jin Rou'nun Xia Guanghan'ın planından bahsetmiş olmasıydı. Mu Jia Şehrinde Prenses Jin Rou ve Xia Guanghan'ın birlikte kumpas planları yapmadığından emindi. Bu yüzden Xia Guanghan'la ilgili söylediklerinin doğru olduğundan emindi. 

 

Şimdiye kadar Chu Mu gizliden gizliye Xia Guanghan'la ilgili bilgiler topluyordu.

 

Xia Guanghan Dokuz Kuyruk Cehennem Tilkisi Kalbini yem olarak kullanmıştı yani Tianxia Şehrinde olduğundan emin olabilirdi. Chu Mu, Mo Xie'yi çağırmadığı sürece Xia Guanghan'ın kendisini tanıyamayacağını düşünüyordu. 

 

Ama Chu Mu belli ki Xia Guanghan'ın yeteneklerini hafife almıştı çünkü Xia Guanghan kendisini dördüncü alemde hedef almıştı! 

 

Prenses Jin Rou Ruh Sarayından Chu Chen'in çok dikkat çektiğini açıklamıştı, Shen Yicheng'le olan düşmanlığı da hiç yardımcı olmamıştı. Bu yüzden Göklerin Altındaki Savaş süresince Chu Mu'nun kimliğini anlamışlardı. Prenses Jin Rou Yeraltı Sarayından Zhuo Xiao olan birinden bahsediyordu.

 

Zihuo Xiao'nun adamları her yere dağılmıştı, yani Chu Mu'nun işini Göklerin Altındaki Savaşında halledecekti.

 

Zhuo Xiao önceden de Chu Mu'nun kimliğinden şüphelenmişti. Ancak Chu Mu Jiang Zhi'yi dördüncü alemde öldürüp de gücünü ifşa edince Zhuo Xiao Ruh Sarayından Chu Chen'in Chu Mu olduğunu az çok anlamıştı.

 

Zhuo Xiao da Xia Guanghan da zekiydi. Chu Mu'nun şu anda Ruh Sarayı'nın uzmanlarının koruması altında olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden Chu Mu'nun kim olduğunu anlamış olsalar da harekete geçmemişlerdi. 

 

Bu yüzden de tüm planlarını Göklerin Altındaki Savaşa yüklemişlerdi, yani Zhuo Xiao Göklerin Altındaki Savaş'ta Chu Mu için bir tuzak döşeyecekti. Chu Mu kavanoza girmiş örümcek gibi sıkışıp kalacaktı.
Prenses Jin Rou bunu açığa çıkarınca Chu Mu şok olmuştu.

 

Onu şok eden şey Zhuo Xiao'nun tuzağı değil de Zhuo Xiao ve Xia Guanghan'ın kim olduğunu anlamış olmalarıydı. 

 

Chu Mu'nun kullandığı ruh hayvanlarının hepsi birçok insanda olan ruh hayvanlarıydı. Sadece hayvanlarından kimliğini ifşa etmiş olmasının imkânı yoktu.

 

"Genç efendi, Li Şehrindeki şeyden dolayı olabilir. Yu Jia ve Shen Yicheng çarpışmıştı ve Yu Jia'nın hâlâ Yeraltı Sarayından insanlarla ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştı. Yeraltı Sarayı'ndan Zhuo Xiao da o zaman Li Şehrindeyse sizin neye benzediğinizi görmüştür. Xia Guanghan sizin Yarı Şeytana dönüşebildiğinizi bilen az sayıdaki insandan biri. Li Şehrinde hem Ruh Sarayından Chu Chen hem de Yarı Şeytan belirmişti, ikisi arasındaki küçük bağı kurduktan sonra sizden şüphelenmek kolay. Ayrıca önceki alemlerdeki performansınızla da kıyaslayınca..." dedi Yaşlı Li.

 

Chu Mu kaşlarını çattı. Şu vakte kadar kendini iyi gizlediğini düşünüyordu. Xia Guanghan'ın kendini tanımasını beklemiyordu.

 

Ancak kimliği açığa çıkmış olsa bile Chu Mu oturup da kara kara düşünmelik bir şey olduğunu düşünmüyordu. 

 

Xia Guanghan'ın Göklerin Altındaki Savaşına karışmasının imkânı yoktu yani başa çıkması gereken kişi ancak Zhuo Xiao olabilirdi. 

 

Zhuo Xiao bir suikastçıydı, Chu Mu ise sayısız katliama tanık olmuş biriydi. Göklerin Altındaki Savaşında sayısız bilinmeyen faktörler vardı ve kimin galip geleceği bilinmezdi.

 

Prenses Jin Rou, Chu Mu'ya bunu söyleyerek ona büyük bir iyilik yapmıştı. Buna karşılık olarak Chu Mu da onun yedinci alemi geçmesine yardım edecekti.

 

Prenses Jin Rou'nun gücü akıl almazdı, Chu Mu bu kadını asla hafife almamıştı.

 

Ancak görünüşe göre vahşi doğaya uygun bir ruh hayvanı eğitmeni değildi. 

 

Yolda Prenses Jin Rou çok dikkatli olmasına rağmen yine de bir sürü yanlış şey yapmıştı.

 

"Yani bilmediğin çok şey var. Neden o zaman her şeyi biliyormuş gibi yapıyorsun?" Diye sordu bir kayada dinlenen Chu Mu. Kafasını çevirip bacağını kaşıyan Prenses Jin Rou'ya baktı.

 

Prenses Jin Rou ve Chu Mu demin dikenli çalıların arasından geçmişlerdi. Chu Mu Prenses Jin Rou'nun bu bölgedeki asıl tehlikenin bitki dünyasından ruh hayvanlar değil de dikenli çevrelerdeki gizlenmiş tehlikeler olduğunu bildiğini düşünüyordu. 

 

Ancak soylu prenses yaralanmıştı ve toksinler kanına karışmıştı. Hemen panzehir ilaçlar almış olmasına rağmen bacağı yine de zehirlenmişti ve mavi bir renk almıştı.

 

"Yüzünden acımdan zevk aldığın belli oluyor. Başta sana söyledim zaten, Büyüleyici Dünya bildiğim bir bölge değil. Birinin yanımda olmasına ihtiyacım var. Bana geçmişte hayran olan birinin bana bu çevrede yardım edeceğini düşünmüştüm. Ama herhalde fazla safmışım," dedi Prenses Jin Rou. 

 

Herkes değişirdi. İki sene önce Ulu Chu Ailesindeyken Jin Rou bizzat Chu Mu'nun kendisine olan hayranlığını dillendirdiğini duymuştu. 

 

Ancak iki sene geçmişti aradan, Prenses Jin Rou bu delikanlının değiştiğini görebiliyordu. Belki de kalbine başka biri girmişti. 

 

Prenses Jin Rou sinirlenmişti. Chu Mu centilmenlik nedir bilmiyordu! Ayrıca fazlasıyla kendini beğenmiş ve bencil biriydi, Xia Guanghan'dan bahsetmese kendisine yardım bile etmeyecekti.

 

Prenses Jin Rou Chu Mu'nun ihtiyatlı davranmasının sadece Mo Xie'den dolayı değil de bir savunma mekanizması ve güven probleminden kaynaklı olduğunu seziyordu.

 

Tabii ki Prenses Chu Mu'nun çocukken yaşadıklarını bilmiyordu. Bu yüzden bunun hâl, tavır ve görünüşüyle ilgili olduğunu, Chu Mu'ya başka birini hatırlattığını bilmiyordu. Chu Mu özellikle çocukken karşılaştığı genç kadın karşısında olsa bile onu tanıyamayacağını anladığında daha da ihtiyatlı olmaya başlamıştı. 

 

"Belki de sürekli o prenses aurasıyla beni her şeye kadir olduğuna inandırdığından olabilir. Ama sadece bu kadarla sınırlı değil tabii. Sanırım hâlâ seni ilk gördüğüm halini yapmacık olmayan haline tercih ederim."

 

Chu Mu bir şeyleri gizlemeyi sevmezdi, açık açık aklından geçenleri söyledi.  

 

Chu Mu bir yandan uzay yüzüğünü açtı ve yüksek etkili bir detoksidan çıkararak Prenses Jin Rou'ya verdi. Bunu kullanmasını söyledi.

 

"Üzgünüm ancak o saf seneler geçmişte kaldı." Dedi Prenses Jin Rou sakince.

 

Chu Mu donakalmıştı, bir şeyler anlamış gibiydi ancak hiçbir şey demedi.

 

Chu Mu'nun oturduğu kaya bir jeolojik fay kenarındaydı ve karşısı da yeşilliklerle kaplı bir havzaydı. 

 

Vahşi doğada uzun seneler geçiren Chu Mu bu havzanın tehlikelerle dolu olduğunu biliyordu. Kesinlikle göründüğü kadar sakin değildi.

 

"Karşımızdaki havza çok tehlikeli. İki seçeneğimiz var; ya etrafından dolaşırız ya da içinden geçeriz. Etrafından geçersek ne kadar vakit kaybederiz bilmiyorum. Şu anki hızımızla on beş günde Büyüleyici Dünyayı geçmemiz mümkün olmayabilir." Diye durumu açıkladı Chu Mu.

 

"İçinden gidelim. En azından savaşta işine yarayabilecek bir şeyler gösteririm." Prenses Jin Rou'nun soylu ve küstah bir tavrı vardı, Chu Mu'nun sözlerine sinirlendiğini göstermekten çekinmiyordu. 

 

Prenses Jin Rou Chu Mu'nun kendisine Jia Şehrinde yaptığı saygısızlığı unutmamıştı. Bunun borcu hâlâ ödenmemişti ve Chu Mu bir de şimdi gelmiş onu kurnaz olduğu ve fazla düşündüğü için eleştiriyordu.

 

Büyüdükçe kurnazlaştığını kabul ediyordu ancak Chu Mu'nun saygısızlığı kabul edilebilecek bir şey değildi bu yüzden sakin falan kalamazdı. Yedinci alemde birazcık bile güvenebileceği birini bulsa bu adamla bir adım daha atmazdı. 

 

"Topografiden anladığım kadarıyla bu havzada Büyüleyici Dünyaya giren diğer yarışmacılarla karşılaşmaktan kaçınmamız imkânsız. Tetikte ol. Muhtemelen ikinci sınıfta sayısız zalim ve cani insan vardır." dedi Chu Mu.

 

Prenses Jin rou başını salladı. Bacağındaki yaranın icabına baktıktan sonra bir efsun söyledi ve buz renginde küçük bir tilki çağırdı.

 

Bu küçük buz tilkisi Prenses Jin Rou'nun asıl hayvanlarından biri, Yükselen Buz Lanetli Şeytan Tilkisiydi.

 

Bu hayvan Dokuz Kuyruklu Cehennem Tilkisiyle aynı seviyedeydi ve komutan sınıfından kusursuz bir ruh hayvanıydı. Hükümdar sınıfında bile Yükselen Buz Lanetli Şeytan Tilkisinin gücü aşağı kalmazdı.

 

Yükselen Buz Lanetli Şeytan Tilkisinin ayrıca Acınası Görünüş tekniği de vardı. Buz tilkisi ortaya çıkar çıkmaz Prenses Jin Rou'nun kollarına atladı. İki küçük gözünden buz gibi bir ışık saçılıyordu, tilki gözlerini Chu Mu'nun omzundaki Mo Xie'ye dikmişti.

 

Minik Mo Xie esnemekle yetindi, Yükselen Buz Lanetli Şeytan Tilkisinin bakışlarını görmezden gelmişti.

 

Chu Mu'nun omzunda uyumaya devam etti.

 

Chu Mu oturduğu kayadan kalktı ve bitkilerle dolu patikaya doğru yöneldi.

 

Prenses Jin Rou da hemen peşine takıldı. Başka bir ruh hayvanı çağırmamıştı, Chu Mu'nun gittiği patikada onu takip ediyordu.

 

"Prenses, demin benimle çok konuştun. O kişinin gardını mı düşürüyorsun?" 

 

Birden Chu Mu'nun ruh andacı Prenses'in zihnine girdi.

 

"Evet, anlaşılan sen de onu fark etmişsin." Prenses Jin Rou'nun güzel gözlerinde birden bilgelik dolu bir parıldama belirdi! 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18124 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr