Bölüm 536: İlk Âlem, Ruh Hayvanlarıyla Savaşmak

avatar
1502 0

Charm of the Soul Pets - Bölüm 536: İlk Âlem, Ruh Hayvanlarıyla Savaşmak


 

Çeviri: bebebiskuvisi

 

 

Kabus Sarayı’nın Genç Prensesi daima iyi bir üne sahipti ve peçeyle örtülü yüzü her zaman ona gizem katıyor, diğerlerinde beklenti yaratıyordu. Ruh Sarayı Genç Efendileri de dahil, tüm oluşumların uzmanları onun efsanevi güzelliğini görebilmeyi diliyordu.

 

Hiç şüphe yoktu ki, tüm erkeklerin odağında Genç Prenses vardı. Nereye giderse gitsin, yanında daima ona aşık ve ona sadık muhafızlar olurdu.

 

Prenses Jin Rou Chu Mu’yu fark etmişti zaten. Başlangıçta onun Chu Mu olduğunu anlamamıştı ama Wogu Şehri’nde Chu Chen takma ismini kullandığını hatırladıktan ve onu bir kere daha kontrol ettikten sonra yüzü farklı olan bu kişinin Chu Mu olduğunu onaylamıştı.

 

Chu Mu gelip onu selamlamadığına göre, Prenses Jin Rou da onun yanına gitmeyecekti elbette. Birkaç kez ona bakıp görünüşünü hafızasına kazıdıktan sonra, yanındaki tedirgin genç uzmanla nazikçe ilgilenmeye devam etti.

 

………..

 

“Chu Mu, bu Shen Yicheng.” Ye Qingzi hafifçe Chu Mu’nun koluna tutunurken kısık sesle konuştu.

 

Shen Yicheng’in görünüşü, Ye Qingzi’nin istemsizce titremesine neden olmuştu. Belli ki bu adamdan hâlâ korkuyordu, özellikle böyle bir yerde karşılaştıkları için.

 

“Bana tutunabilirsin.” dedi Chu Mu.

 

Ye Qingzi gözlerini şaşkınlıkla kırpıştırdı ve onun ne demek istediğini hemen anlayamadı. Biraz utanarak kolunu uzatıp Chu Mu’nun koluna sarıldı.

 

Shen Yicheng yalnız başına Chu Mu’nun önüne yürüdü. İfadesi gayet normaldi. Ona göre, Chu Mu’yla arasında uzlaşılmaz bir düşmanlık vardı ama böyle bir yerde, sakinliğini kaybedip ona zarar veren kişiyle anlamsız bir tartışmaya girmeye ve düşmanlığını herkesin önünde açığa çıkarmaya istekli değildi.

 

“Sekizinci âleme ulaşamazsan çok üzüleceğim.” Shen Yicheng Ye Qingzi’ye baktıktan sonra Chu Mu’yla konuştu.

 

“Ruhun iyileşti mi?” Chu Mu ilgiyle Shen Yicheng’e baktı ve kışkırtıcı bir ses tonuyla sordu.

 

“Bunun için endişelenmene gerek yok.” dedi Shen Yicheng sakince. Ardından bakışlarını yine Ye Qingzi’ye kaydırarak alay edercesine dedi ki: “Qingzi, bir oluşuma mı yoksa bir adama mı güveniyorsun? İkincisiyse, en azından güvenmeye değer bir adam bul.”

 

“Bunun için endişelenmene gerek yok.” Ye Qingzi, Shen Yicheng’in az önce kullandığı kelimeleri kullandı.

 

Shen Yicheng’in gözlerinde bir öfke belirtisi ortaya çıktı. Soğukça homurdandıktan sonra arkasını dönerek başka bir yere doğru yürüdü.

 

Shen Yicheng’in kalbinde bir öfke tutuşmuştu. Aslen ikinci sınıfın en güçlüleri arasındaydı ve böyle bir durumda sayısız genç uzman onunla iyi ilişkiler kurmak için girişimde bulunmaya çalışırdı; sayısız güzel kadın onu etkilemeye çalışırdı.

 

Ama olay yaşandıktan sonra itibarı azalmıştı. Etrafındaki insanların ona olan tutumlarından da açıkça anlaşılabilir bir durumdu bu.

 

Shen Yicheng öfkesini dizginleyebilecek ve karşılaştığı bu tutumlar karşısında sakinliğini kaybetmeyecek biriydi. Ama ona yaranmaya çalışan insanların ona tepeden bakması işi gerçekten zorlaştırıyordu. Shen Yicheng bu yüzden Gökler Altındaki Savaş’ta, bugün onu hakir gören, onunla alay eden herkesi buna pişman edeceğine dair kendi kendine yeminler etti.

 

…………

 

Chu Mu Shen Yicheng ayrıldıktan sonra, meydanda birkaç kez öylesine yürüdü.

 

Chu Mu da Ye Qingzi de böyle durumlardan hoşlanmıyordu, zira çocukluklarında da ergenliklerinde de böyle sosyal aktivitelere katılmamışlardı. Tüm tutkularıyla kendi meselelerine odaklanmışlardı. Onlara göre, farklı farklı alanlarda başarılı olmak ve herkesle kolayca arkadaş olmak çok zor şeylerdi. Tanımadıkları insanlarla etkileşimde bulunmak gibi bir arzuları yoktu.

 

“Ormanda yürüyelim mi?” diye sordu Chu Mu kafasını çevirerek, Ye Qingzi’ye.

 

Shen Yicheng ayrıldıktan sonra, Ye Qingzi düşünceli bir şekilde farkında olmayarak yürümeye devam etmişti. Chu Mu bu soruyu sorduğunda aniden kendine geldi ve kendini rahatlattı.

 

Başıyla onayladı ve Chu Mu’yu takip etti.

 

Yumuşak yapraklara basarak hafif loş ormanda dolaştılar. İkisi de konuşmaktan pek hoşlanmadığından sessizce yürüdüler.

 

İkisi de bu sessizliği garip bulmadı. Uzun süredir sevgiliymiş gibi hissediyorlardı zaten. Birbirlerine alışmıştılar.

 

“İkinci sınıfın onuru için yarışmak adına zar zor kaçabilmişken neden buraya döndün?” Chu Mu bir süre sonra Ye Qingzi’nin gözlerinin içine bakarak bu soruyu sorup sessizliği bozdu.

 

Ye Qingzi’nin gözleri çok güzeldi ve Chu Mu onlara bakmaktan zevk alıyordu. Gözlerinde zeka, sükunet ve karakterini yansıtan bir bilgelik parıltısı vardı.

 

“İkinci sınıfın nihai onurunun ödülü bir ruh nesnesi. Bu ruh nesnesi, öznitelik fark etmeksizin herhangi bir ruh hayvanının savaş gücünü doğrudan yükseltebilir. Ama öğretmenim ardında bıraktığı düşüncelerini bu ruh nesnesiyle bütünleştirdi. İçinde öğretmenimin ölmeden önce söylediği sözler olduğu kadar…” Ye Qingzi bu noktada duraksadı ve konuşmaya devam etmedi. Chu Mu Ye Qingzi’ye baktı ve takındığı ifadeden devam etmemesinin sebebinin ona güvenmemesi değil de, sırrını açığa çıkaramayacak olması olduğunu anladı…

 

“Chu Mu, ağabeyim ve ben ikinci sınıfın nihai onurunu kazanman için sana yardım edeceğiz. Tüm ruh nesneleri ve tüm ödüller senin olabilir; sadece onu istiyoruz. Olur mu?” Ye Qingzi başını eğdi ve yumuşak bir sesle konuştu.

 

“Ruh sıcaklığım konusunda bana yardım edip duruyorsun. Hayatım senin o güzel ellerinde ve sözlerin benim için emirdir. Emrini nasıl kabul etmem?” Chu Mu sırıttıktan sonra kahkahalar atmaya başladı.

 

“Utanmaz.” Ye Qingzi sırıtan Chu Mu’ya baktı. Yanakları hafifçe kızarırken güzel gözlerinde büyüleyici bir parıltı ortaya çıktı.

 

Ye Qingzi’nin sergilediği güzel ve flörtöz ifade Chu Mu’nun kalp atışlarını hızlandırdı. Kollarını bu güzel kadının beline dolamayı ve yüzünü yaklaştırarak kızın buz gibi görünen ama kavurucu sıcaklığa sahip dudaklarını dudaklarıyla birleştirmeyi arzuladı.

 

Zihninin içinde yakılanan bu arzu, Chu Mu’nun bedeninin kontrolünü kaybetmesine neden olan eşsiz bir çekicilik taşıyordu. Ama yine zihninin içindeki bir başka ses de, bunu yapmaması gerektiğini, acele etmemesi gerektiğini, bunun doğru olmayacağını, kızın karşılık vermeyeceğini söylüyordu…

 

Chu Mu’nun karakteri sağlamdı ve insanları bir şeye zorlamaktan hoşlanmıyordu.

 

Ye Qingzi’ye bir kez daha baktı ve onun kafasını hafifçe eğdiğini gördü. Düşüncelere daldığı açıktı.

 

“Bunu konuşmadan önce ilk olarak o ruh nesnesini elde edelim.” Chu Mu, Ye Qingzi’nin beline doğru hareketlendirmiş olduğu kolunu akıllıca davranarak geri çekti ve küçük ormanda Ye Qingzi’yle birlikte yürümeye devam etti.

 

…………

 

Ye Qingzi gerçekten bir konuyu düşünmeye dalmıştı ama Chu Mu’nun yarı yarıya kaldırdığı kolunu fark etmişti.

 

İnsanları kendinden uzak tutan ve dış etkilerden etkilenmeyen bir mizaca sahipti. Ondan hoşlanan tüm erkekleri caydırırdı, zira onun için böyle bir etkileşim beyhudeydi.

 

Ama iş bir erkeği tanımaya geldiğinde, Chu Mu ona en yakın olan kişiydi. Bununla birlikte, Chu Mu’nun hareketini fark ettiğinde çok gerilmişti…

 

Ye Qingzi, Chu Mu’dan hoşlandığını inkar edemezdi ama duygularına kapılıp yakın olamazdı da. Shen Yicheng’in dediği gibiydi: Soğuk mizacından dolayı bu kadar kısa sürede bir adama aşık olamazdı, sevdiği kişiyi test etmek için zamana ihtiyacı vardı.

 

Chu Mu’nun akıllıca davranarak elini geri çekmesi Ye Qingzi’ye duyduğu saygının göstergesiydi, zira Ye Qingzi anlık dürtülerle hareket edilmesinden ya da hareket etmekten hoşlanmıyordu. Tüm bunlar bir yana, biriyle uzun vadeli bir ilişki içine girecek olsaydı, biliyordu ki, bu kesinlikle Chu Mu olurdu.

 

………….

 

………….

 

Göklerin Altındaki Savaş’ın başlaması, tüm Tianxia Şehri’ne hareketlilik getirdi.

 

İstisnasız her yarışmacı ilk âlemin duyurulmasını bekliyordu. Koşu pozisyonu almış, işaretin gelmesini bekleyen koşucular gibiydiler. İşaret geldiği anda ok gibi fırlayacak ve bitiş çizgisine ilk varan kişi olmaya çalışacaklardı.

 

Turnuva otoriteleri yarışmacıların karışmaması için bir numaralama sistemi belirlemişti. Turnuva boyunca farklı turlarda yarışacaklardı. Bu süreç, büyük oluşumların erdemli üyelerince denetlenecekti ve bu yüzden hile yapma şansı yoktu. Ne de olsa, büyük oluşumların aralarındaki ilişkiler o kadar da iyi değildi.

 

Ting Lan, Chu Mu’ya daha önce Âlem Savunucuları’ndan biri olacağını söylemişti. Bu da, Chu Mu’nun turlardan birinde etkin pozisyonda olacağı anlamına geliyordu.

 

Elbette, Chu Mu’nun açık ettiği ve büyük oluşumların buna nazaran tahmin yürüttüğü güve bakılırsa, bu ikinci sınıf genç uzman ilk turda görevlendirilmeyecekti. Her ne olursa olsun, üçüncü sınıfın onuru için mücadele eden pek çok uzman vardı ve ikinci sınıf bir uzmanın ilk turun koruyucusu olarak belirlenmesi onlara yarışmaya devam etme şansı vermiyordu.

 

Chu Mu, Ye Qingzi ve Ye Wansheng Tianxia Şehri toplantı salonuna giderek bireysel olarak ilk turlarının açıklamalarını aldılar.

 

Her birinin görevleri farklı olsa da çok da farklı değildi. Ye Qingzi’nin üç rakibini yenmesi gerekirken Ye Wansheng’in bir uzmana meydan okuması gerekiyordu.

 

Chu Mu ise, Ruh Hayvanı Sarayı’na atanmıştı ve Ruh Hayvanı Sarayı’ndaki Ruh Hayvanı Arenası’ndaki tüm ruh hayvanlarını yenmesi gerekiyordu.

 

Ruh Hayvanı Sarayı pek çok olgun ruh hayvanı yetiştirmişti. Bunların birçoğu avcılarca yakalanmış ve ruh hayvanı eğitmenlerinin eğitimi için kullanılmak üzere Ruh Hayvanı Sarayı tarafından yetiştirilmişti.

 

Ruh Hayvanı Savaşı, aslında ruh hayvanı dünyasına meydan okumada kullanılan genel bir beceri ölçme yöntemiydi. Chu Mu ruh hayvanlarıyla hep yabanda savaşmayı tercih etmiş, Ruh Hayvanı Sarayı’nın Ruh Hayvanı Savaşı Büyük Turnuvası’na hiç katılmamıştı.

 

Ruh Hayvanı Savaşı Büyük Turnuvası’nın ödülü çok yüksekti hiçbir şekilde yıllık ya da dönemlik turnuvalardan aşağı kalmazdı. Dahası, nispeten özgün yapısı nedeniyle çok fazla seyirci çekerdi. Ruh Hayvanı Sarayı’nın bu yarışması bir beceri yarışmasıydı ve gerçek ruh hayvanı eğitmenlerinin ayakta kalması gerekirdi.

 

“Ruh Sarayı’ndan Chu Chen. Hazırlıklarınızı bitirip Ruh Hayvanı Arenası’na girin. Zorluk seviyesini seçebilirsin.” dedi yarışma otoritesi.

 

Chu Mu başını salladı. Bunu daha önce Ting Lan’dan duymuştu.

 

Bir turda yarışırken, hakem yarışmacının kapasitesine göre zorluk seviyesini değerlendirirdi. Yarışmacı, hizmetçi sınıfı, savaşçı sınıfı, komutan sınıfı, hükümdar sınıfı ve imparator sınıfı olarak ayrılan zorluk seviyelerinden birini seçerdi. Bu zorluk seviyelerine göre de, yarışıldıktan sonra Tianxia Sıralaması oluşturulup Tianxia Salonu’nun en göze çarpan yerinde yayınlanırdı. En iyi sıralamalara sahip olanlara da ödüller verilirdi.

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18122 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr