Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Charm of the Soul Pets - Bölüm 267: Böcek Felaketi, Hibernasyon Yıkımı (1)


 

Çeviri: bebebiskuvisi

 

 

Prenses Jin Rou’nun arkasını dönüp gittiğini görünce, Chu Mu gülümsedi ama hiçbir şey demedi. Çok da uzakta olmayan Ye Qingzi’ye baktı ve ona doğru yürüdü.

 

Ye Qingzi orada durmaya devam ediyordu ama gözleri Chu Mu üzerinde değildi. Gittikçe yaklaşan ve yaklaştıkça büyüyen siyah bulutlara bakıyordu.

 

“Ne oldu?” Chu Mu, Ye Qingzi’nin yanına vardığında merakla sordu, sonra da onun baktığı yere bakmaya başladı.

 

Ye Qingzi parmağını kaldırdı ve kara bulutların ortaya çıkardığı karanlığı işaret edip sordu: “Anormal bir aura hissetmiyor musun?”

 

“Anormal aura mı?” Chu Mu kararsız kaldı ve hemen ardından bakışlarını ufka çevirdi.

 

Kara bulutlar ufuktaydı ama şu anda havada da ortaya çıkmıştılar. Bu kara bulutların uzaklardan uçtukları çok açıktı.

 

Bu kara bulutlar çok garipti ve Chu Mu, çok büyük bir kanat tipi ruh hayvanı sürüsü buraya uçuyormuş gibi hissediyordu. Ama bulutlar biraz daha yaklaştığında, Chu Mu’nun yüzünde bir dehşet ifadesi ortaya çıktı.

 

Bu kara bulutlar, bir grup hâlinde uçan kanat tipi ruh hayvanları değildi. Uçarken her yana şeytani auralarını taşıyan böceğe benzer canlılardan oluşan bir sürüydü.

 

Chu Mu gökyüzünün değiştiğini fark ettiğinde, Büyük Chu Ailesi’nin Aile Lideri Chu Lieming bakışlarını ufka sabitlemişti. İfadesi hemen kasvetlenmişti.

 

Yavaş yavaş daha fazla insan bu garip fenomenin farkına vardı. Herkes o yana doğru dönüp karanlık bölgeye baktı. Bu devasa böcek ve kanat tipi ruh hayvanı sürüsü onlara yaklaşırken şaşırmış gibiydiler.

 

“Bu…” Yaşlı Tu’nun görüş menzili yüksekti ve kırışıklıklarla dolu yüzü kasılırken ifadesinde inanamamazlık vardı.

 

“Bu kadar...bu kadar çok ruh hayvanı...bu kadar korkunç bir aura!”

 

Şeytani rüzgar, Chu Dağı’na doğru engin gece göğü boyunca uzanan ve gökyüzünü kaplayan şeytani bir el gibiydi.

 

Devasa bir ruh hayvanı sürüsü olsalar da, Chu Dağı’yla aralarında hâlâ epey mesafe vardı, bu korkunç sahneye şahitlik edenler, korkudan titremeye başlamıştılar bile.

 

Kara bulutlar çok korkunçtu. Ay ve yıldız ışıkları çoktan yutulmuştu ve şimdi her şey derin bir karanlığa dönüşmüştü. Dağ zirveleri, sıradağlar, araziler ve nehirler; kara bulut onları yuttuğunda tamamen yok etmiş, varlıklarını silmiş gibiydi.

 

Prenses Jin Rou, yavaş yavaş yürüyerek ana koltuklara daha yeni gelmişti. Başını kaldırdı ve korkunç sahneye baktı. Gördüklerinden sonra, daha önceki sakinliğini ve ilgisizliğini sürdürmekte zorlanmaya başladı…

 

“Prenses Jin Rou, lütfen çabucak benimle birlikte güvenli bir yere gelin.” O anda Chu Lieming ağzını açtı. Aile Lideri bir şey söylediğinde, izleyici koltuklarında oturan Yüce Kıdemliler, öğretmenler ve diğerleri de panik ifadeleri sergiledi. Birbiri ardına ruh hayvanlarını çağırmaya ve Chu Dağı ana zirvesine doğru uçmaya başladılar.

 

Panik ifadeleri yavaş yavaş çığlıklara dönüştü ve savaş alanı gürültülü ve düzensiz bir hâle geldi. Büyük Chu Ailesi’nin tüm öğrencileri, bir şey olacağından haberdarmış gibi korku içinde öğretmenlerinin yanına doğru koştular. Muhtemelen bir Yüce Kıdemli’nin ya da Aile Lideri’nin emriyle, ruh hayvanlarını çağırıp tahliye için ana zirveye uçmaya başlayacaklardı.

 

Ama muhtemelen bu dehşet verici haberin bir anda yayılmasından, aniden etrafa dağılmış kalabalık bir düzen içinde değildi. Birçoğu sadece kendileriyle ilgileniyor, doğruca ana zirveye uçuyordu. Farklı farklı keskin çığlıklar da duyulmaya başlamıştı.

 

“Genç Efendi, lütfen yanımda kalın.” Seyirciler panik hâlindeyken, Yaşlı Tu Chu Mu’nun yanına gelmişti. Bir büyü okudu ve oldukça büyük bir kanat tipi ruh hayvanı çağırdı. Ruh hayvanı, kanatlarını açarak Chu Mu’nun önünde ortaya çıktı.

 

“Yaşlı Tu, ne oluyor?” diye sordu Chu Mu şaşkın bir şekilde.

 

“Fırsatımız olduğunda Genç Efendi’ye her şeyi anlatacağım. Önce güvenli bir yere gidelim.” Yaşlı Tu çok gergindi.

 

Chu Mu başıyla onayladı ve Chu Qian’a bakınmaya başlamadan önce Ye Qingzi’nin bu ruh hayvanına binmesi için yardımcı oldu.

 

Chu Qian öğretmeni tarafından götürülmüştü zaten. Chu Mu, Yaşlı Tu’nun sözlerine uydu ve Büyük Chu Ailesi’nin ana zirvesine doğru ilerlemeye başladılar.

 

Kanatları açıldı ve Yaşlı Tu’nun ruh hayvanı, güçlü rüzgar üzerinde uçmaya başladı. Sallanarak yükseldi ve düzensiz bir şekilde uçan ruh hayvanları arasında mutlak bir avantaj elde etti. Sarmal dağları aşıp sarp kayalıklardan geçmek için yüksek hızını kullandı.

 

“Hu hu hu hu------”

 

Rüzgar uğuldarken, Chu Mu kafasını çevirip arkasına baktı. Korkunç kara bulutların hızla yakınlaşmakta olduğunu fark etti. Yanlış tahmin etmiyorsa, yeri ve göğü dolduran on binlerce böcek ve kanat tipi ruh hayvanı vardı muhtemelen.

 

“Genç nesiller ve diğer üyeler, herkes taş odaya girsin. Emir verilmeden kimse dışarı çıkamaz. Anladınız mı?” O anda, devasa bir siyah, uçan ruh hayvanı süren Aile Lideri Chu Lieming ruh andacını kullanarak korku içinde düzensiz bir şekilde hareket eden insanlara emir verdi. Sesi oldukça güçlüydü ve tüm Chu Dağı’na ulaştı.

 

Çevredeki, kendi ruh hayvanlarını süren Büyük Chu Ailesi ruh hayvanı eğitmenleri endişeliydi. Yüzlerindeki ifadelere bakılırsa, tüm Büyük Chu Ailesi büyük bir felaketle karşılaşmak üzereydi sanki.

 

İnsanların gergin ve endişeli ifadelerini gören Chu Mu, hâlâ şaşkınlık içindeydi. Korkutucu kara buluta bakmak için bir kez daha başını çevirdi ve bu siyah noktanın oldukça hızlı bir şekilde Chu Dağı’na doğru uçtuğunu fark etti.

 

“Semavi Şeytan Böcekleri saldırısı!” İnsanları huzursuz eden bir alarm çığlığı duyuldu. Hemen ardından, dağ zirveleri arasındaki karanlıktan keskin kuş çığlıkları duyuldu; korkmuş ve hatta dehşete düşmüş gibi görünüyorlardı.

 

“Ah!!”

 

Dağ zirvesinin ardından garip ve sefil bir çığlık geldi. Bunun ardından, Chu Mu dağ zirvesinin ardında eşekarılarına benzer bir grubun toplandığını gördü. Bir an sonra, sefil çığlık bir iz bile bırakmadan kayboldu. Geriye kalan tek şey, hâlâ tatmin olmamış siyah yaratıklardı. Bir kez daha zirvenin ardına doğru uçtular ve başka bir hedefe kilitlendiler.

 

“Bu…” Ye Qingzi şaşkınlık içinde küçük ağzını açtı. Güzel gözlerinde biraz korku vardı!

 

Chu Mu, pek de uzakta olmayan dağ zirvesinin ardını açıkça göremese de, havadaki kanlı kokuyu hissettiğinde, bu siyah canlı sürüsünün toplanmasının ne anlama geldiğini anladı.

 

“Endişelenmeyin, Semavi Şeytan Böcek sürüsü henüz fiilen saldırıya başlamadı. Benim korumam altındayken size hiçbir şey olmayacak.” Yaşlı Tu hemen Chu Mu ve Ye Qingzi’yle konuştu.

 

Chu Mu başıyla onayladı ve etrafa bakmaya devam etti. Çok geçmeden de gece göğünde kanatlarını çırparak hızla hareket eden birkaç siyah nokta fark etti.

 

“Hong----”

 

Aniden gökyüzünde görkemli bir alev patladı ve sekizinci aşamadaki güç, iki dağ zirvesi arasındaki bölgenin sarsılmasına sebep oldu.

 

Ateş hızlıca uçan yaratıkları yaktı ve bedenlerini küllere dönüştürdü, bu ölçüde yanmayanlar ise, vadinin dibi görünmez derinliklerine çakıldı.

 

Ateş tipi teknikler birbiri ardına patlarken, dağ zirvesi boyunca yankılanan gürültüler duyuldu. Dağ zirveleri arasında birbiri ardına gösterişli teknikler ortaya çıktı ve farklı farklı şekillerde parladılar.

 

“Aptallar. Bu şeylerin ışığa geleceklerini bilmiyorlar mı? Yoksa tüm Büyük Chu Ailesi’nin yok edilmesini mi istiyorlar?” Yaşlı Tu öfkeyle sövdü. Hemen ardından çevredeki ruh hayvanı eğitmenlerine sesini ulaştırmak için ruh andacını kullandı ve onların ışık saçan herhangi bir teknik kullanmasını yasakladı.

 

“Weng weng weng weng-----”

 

Çevreden duyulan karasineklerin ya da sivrisineklerin vızıltısına benzer sesler daha da arttı. Ama Chu Mu bu seslerin sıradan gece böceklerinden gelmediğini biliyordu. Semavi Şeytan Böceği denen böcek tipi ruh hayvanlarından geliyordu!

 

“Ah!!”

 

Nehir yakınlarından sefil bir çığlık daha geldi. Chu Mu ve Ye Qingzi hemen başlarını o yana çevirdiler ve müthiş gücüyle bir ruh hayvanı eğitmeninin Camgöbeği Kuşu’nu yakalamış altı çift kanada sahip bir yaratık gördüler. Beklenmedik şekilde bu ruh hayvanı eğitmenini nehrin derinliklerine sürükledi.

 

“Onu görmezden gel. Bu altı kanatlı bir Semavi Şeytan Böceği. En az sekizinci evreye ulaşmış bir komutan. O adam hayatta kalamaz.” Yaşlı Tu soğuk bir sesle konuştu.

 

Altı kanatlı yaratığın nehirde yavaşça kaybolduğunu görünce, Chu Mu şok oldu. Semavi Şeytan Böceği sürüsüne karışıp uçan yan dal böcek tipi ruh hayvanlarından biri, beklenmedik şekilde korkutucu bir savaş gücüne sahip sekizinci evre komutan sınıfıydı!

 

Yaşlı Tu’nun ruh hayvanı oldukça hızlı bir şekilde uçtu. Chu Dağı’nın ana zirvesine indikten sonra, Yaşlı Tu onları hemen statüye sahip genç nesillerin bulunduğu taş bir odaya götürdü.

 

Taş oda, Chu Dağı ana zirvesindeki binaların hemen arkasına inşa edilmişti. Oldukça sağlam ve dayanıklı taşlarla inşa edildiği görülebiliyordu. Muhtemelen sekizinci aşama bir teknik bile bu odayı sallayamazdı.

 

Chu Mu ve Ye Qingzi taş odanın kapısına doğru yürürken, Prenses Jin Rou’nun, Chu Ke’nin, Chu Dian’ın ve diğerlerinin orada olduğunu gördüler. Taş sığınağa hemen girmek yerine orada durup duyulan sefil çığlıkların geldiği yöne baktılar.

 

“Ne oluyor?” Chu Mu teker teker Büyük Chu Ailesi öğrencilerine bakarak sordu.

 

“Bunu hiç duymadın mı?” dedi Chu Ke. “Bu, Wogu Bölgesi’nin en korkunç felaketidir. Sık sık gecenin geç saatlerinde patlak veren Hibernasyon Vadisi Felaketi!”

 

Prenses Jin Rou da bu olayı bilmediğinden Chu Ke’nin yanında durdu ve dikkatle onu dinledi.


Prenses Jin Rou’nun da yaklaştığını fark edince, Chu Ke’nin tavrı hemen değişti ve devam etti: “Büyük Chu Ailemiz, Büyük Çökmüş Izdırap Vadisi’ne çok yakın. Büyük Çökmüş Izdırap Vadisi’ndeki yaratıklar çok büyüdüklerinde, vadideki yiyecekler bu aç ruh hayvanlarını tatmin etmeye yetmez. Daha sonra yiyecek aramak için gruplar oluştururlar. Bu fenomene, Wogu Bölgesi insanlarınca Hibernasyon Yıkımı denir. Normalde senede bir ya da iki kere gerçekleşir. Ama Prenses Jin Rou, endişelenmenize gerek yok. Büyük Chu Ailemiz Hibernasyon Yıkımı’na direnebilecek şekilde inşa edilmiştir. Zamanında önlemler alabildiğimiz sürece, birkaç gün saklanırsak büyük bir zarar almayız.”

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1068

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 972

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 814

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 770

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 579

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 571

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 513

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 483

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 274

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11605 Üye Sayısı
  • 315 Seri Sayısı
  • 16399 Bölüm Sayısı


creator
manga tr