Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Charm of the Soul Pets - Bölüm 39: Evrim, İkinci Evre


 

Çeviri: bebebiskuvisi

 


Cao Yi derin bir nefes aldı ve kuvvetle öksürdü. Kıdemli Xia’dan korktuğu için öfkesini düşüncesizce serbest bırakamamıştı. Şimdilik, kendini tutmaktan başka seçeneği yoktu.


“Kim onunla kalıyorsa, evine geri götürsün. Dinleyin, hepinizin hayatları benim kontrolümde. Hayatlarınızı alabilecek ve size bahşedebilecek tek kişi benim! Hepiniz siktir olup kulübelerinize geri dönün. Üç gün daha burada kalacağız!” Cao Yi bağırdıktan sonra kampın dışına doğru yürümeye başladı.


Diğer reisler de Cao Yi’yi takip ederek kanlı savaş alanından ayrıldı.


“Kıdemli Cao, neden bu kadar sinirlendiniz? O velet uzun zamandır Beyaz Kabus’u beslediğinden güçlü olmuş olmak zorundaydı…” Gu Lei, Cao Yi’yi takip ederken oldukça nazik bir şekilde sordu.


Cao Yi hiçbir şey söylemedi, soğukça homurdanmakla yetinerek yoluna devam etti.


Yanındaki Zeng Ze de Cao Yi’ye baktı. Ama aniden Gu Lei’yi çekerek durmasını işaret etti.


Cao Yi uzaklaştığında, Zeng Ze Gu Lei’ye bakarak dedi ki: “Bu kadar zamandır Cao Yi’nin yanındayız, onun ruh hâlini hâlâ bilmiyor musun? Cao Yi çok kıskançtır. Yetiştirdiği birinin ondan daha yüksek bir pozisyona gelmesini kesinlikle istemez. Chu Mu bu kadar zamandır Beyaz Kabus’u beslemesine rağmen hâlâ ölmedi. Belki bir gün Kıdemli Xia onu takdir edebilir, Beyaz Kabus’la olan ruh sözleşmesini kaldırıp ona Mavi Kabus ya da öyle bir şey verebilir…”


“Kıdemli Xia...En baştan beri o çocuğun bir çöp parçası olduğuna inandık. Bu kadar güçlü olacağını beklememiştim.” dedi Gu Lei.


“O çocuk gerçekten de potansiyele sahip. Fikrimce, Kıdemli Xia onun ölmesine izin vermeyecek ve Kabus Sarayı’nda yüksek bir yer edinme fırsatına sahip olacak. Gu Lei, ne kadar zamandır bu boktan adalarda kaldığımızı düşünsene…” Zeng Ze çok kısık bir sesle konuştu.


Gu Lei aptal değildi ve Zeng Ze’nin aklındakileri hemencecik anladı ve fısıldadı. “Öyleyse biz…”


“Cao Yi kesinlikle onu öldürmek istiyor. Chu Mu’yu öldürmek istiyorsa, biz onu koruyacağız. Bir şansımız olursa da, Cao Yi’nin sefil bir şekilde geberdiğini Kıdemli Xia’ya rapor etme şansı buluruz. Biz ise..” Zeng Ze’nin yüzünde bir gülümseme ortaya çıktı.


Gu Lei de gülmeye başladı!


Kampın içinde…


Az önce, Cao Yi öfkesini sergilerken herkesin yüzleri çirkinleşmişti. Cao Yi gidene kadar da rahatlayamamıştılar.


“Chu Mu...Chu Mu…”


Ting Yu, Chu Mu’nun yanına yürüdü ve onu uyandırabilmek için birkaç kez sarstı.


Diğerleri ise, durdukları yerde durmaya devam ettiler. Cao Yi ayrıldıktan sonra bile, bilinçsiz Chu Mu’ya bakarken korku hissediyorlardı. Sonunda onlar da gittiler. Chu Mu’nun yaşaması ya da ölmesi onları ilgilendirmiyordu; belki de Chu Mu’nun burada ölmesini istiyorlardı.


Ting Yu tek başına Chu Mu’yu taşıyamazdı. Çağırma büyüsünü okudu ve Chu Mu’yu kulübeye taşımasına yardım etmesi için Dikenli Nadide Çiçek Şeytanı’nı çağırdı!


“Hmmm? Uyandın mı? Üzgünüm ama seni tek başıma taşıyamayacağımdan böyle kundakladım…” Ting Yu, Dikenli Nadide Çiçek Şeytanı’yla birlikte Chu Mu’yu kulübeye taşırken Chu Mu nihayet gözlerini açtı.


Chu Mu başıyla onayladı ve Zihinsel Kısıtlama’nın kalıntılarını aklından çıkarmaya çalıştı.


Gerçek şu ki, Chu Mu istem dışı bayılmamıştı. Cao Yi de onun gibi bir Ruh Askeri’ydi. Zihinsel Kısıtlama Chu Mu’ya en fazla baş ağrısı verirdi, onu yıkamazdı. Bayılmasının nedeni, bu krizi hafifletmek istemesiydi.


“İyi misin?” Ting Yu, Chu Mu için bir bardak su koyarken sordu.


Chu Mu elbiselerindeki tozları silkelerken kayıtsızca cevap verdi. “İyiyim!”


Ting Yu, Chu Mu’nun konuşmak istemediğini ve kendini sakinleştirmek istediğini gördü ve daha fazla soru sormadı.


Chu Mu duş aldı, kıyafetlerini değiştirdi ve yatağına oturarak sessiz yetişim yapmaya başladı. Cao Yi, Chu Mu üzerinde Zihinsel Kısıtlama kullandığında, Chu Mu fark ettirmeden ona direnmek için biraz ruh gücü kullanmıştı. Kullandığı bu ruh gücünü çok çabuk yenilemesi gerekiyordu, zira Chu Mu dokuzuncu seviye Beyaz Kabus’un ne kadar yiyeceğini tam olarak bilmiyordu.


Gece çöktüğünde, Chu Mu kamp alanından ayrıldı. Daha önce olduğu gibi, dalgaların dövdüğü uçuruma gitti.


“Wuwuwu” Mo Xie, Chu Mu’nun yanında duruyordu. Gümüş ayışığı bedenine düşüyor, zarif ve güzel bedeninin çok daha şeytani görünmesine neden oluyordu.


Chu Mu uçurumun üzerine oturdu ve usulca Mo Xie’nin yumuşak kürkünü okşadı. Yavaşça ağzını açarak dedi ki: “O zaman çok aşırıya kaçtın. Şimdilik onun dengi değiliz ve sessizce bunlara katlanmak zorundayız…”


“Wuwuwuwu---” Mo Xie uludu. Canlı gözleri, deniz yüzeyine düşen gümüş hilale baktı.


“Endişelenme, bugün olanların bir daha olmasına izin vermeyeceğim!” Bugün olanlara sessizce dayanmak zorunda kalması, Chu Mu’nun aşağılanmış hissetmesine neden olmuştu. Şu anda bile Chu Mu’nun kalbi durmaksızın dalgalanan ve dalgaları durmaksızın yükselen bir okyanus gibiydi. Daha da güçlü olmak istiyordu!


Mo Xie ve Chu Mu’nun düşünceleri birbirine bağlı olduğundan, Chu Mu’nun içindeki öfkeyi Mo Xie de hissedebiliyordu.


Nasıl olur da efendisi aşağılanırken onun için savaşmazdı? Chu Mu’nun gözleri gümüş aya bakarken yoğun bir kana susamışlık içeriyordu.


“Wu!” Mo Xie başını kaldırdı ve denizin üzerinde asılı duran gümüş aya karşı uludu!


“Üç gün sonra farklı bir yere gideceğiz…”


“Wu!!”


Chu Mu tam bir şeyler daha söylemek üzereyken Mo Xie’nin yüksek perdeden uluması aniden kesildi.


“Ne, Mo Xie...Mo Xie…” Chu Mu başını çevirip Mo Xie’ye baktı. Ama bir sonraki an, gözlerindeki ifade hemen değişti!


Deniz esintisi Mo Xie’nin kürkünü dalgalandırırken gümüş ayışığı da kürkünün üzerine düşüyordu. Gerçekten muhteşem bir görüntüydü.


Alacalı bir parlaklık, tüylü bedeninde titreyerek beklenmedik bir göz kamaştırıcılıkla yoğunlaştı.


Bu değişiklik, Chu Mu’nun aklının boşalmasına neden oldu. Mo Xie’nin bedeninin belirgin bir değişim geçirmesini izlerken afallamıştı.


“Bu...evrim!” Chu Mu hoş bir sürpriz içinde bağırdı.


Doğumlarından sonra, her ruh hayvanı büyürken sayısız evrim aşaması geçirirdi. Her dokuz seviyeden sonra bir evrim!


Şu anda, Mo Xie de ilk evreden ikinci evreye geçiş evrimini deneyimliyordu.


Büyürken artan güçten farklı olarak, evrimin oldukça kapsamlı bir güç artışı olduğu söylenebilirdi. Fiziksel yapı, savaş görüşü, güç, hız, savunma ve çeşitli diğer özellikler, hepsi büyük bir artış gösterirdi!


“Wu!!”


Mo Xie okyanus boyu yayılan yüksek perdeden bir uluma gerçekleştirdi. Dağılmak yerine, yoğunlaştı ve okyanus yüzeyi boyunca durmaksızın yankılandı!


Mo Xie’nin çevresindeki ilahi ışık daha da yoğun bir hâle geldi. Bedeni ayışığı tarafından kuşatıldı ve patilerindeki pençeler aniden dışarı çıkarak yavaşça büyümeye başladı, bununla birlikte hem keskinleşti hem de kuvvetlendi!

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1068

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 972

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 814

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 770

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 579

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 571

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 513

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 483

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 274

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11605 Üye Sayısı
  • 315 Seri Sayısı
  • 16400 Bölüm Sayısı


creator
manga tr