"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Cehennem Online - Bölüm 66-Kargom Var Benim


“Ne var, niye geldin!”

Yol boyunca oluşan durgun ortam, kulübeden bozma alüminyum doğrama bir yapının içinde tünemiş, yüzümüze dahi bakmadan konuşan adamın sözleri ile birden sallanmıştı.

“Abi kargo getirdim, teslimat yapacağım!”

Arkadaşlarımın aksine ben gayet rahattım, olacakları adım gibi bildiğimden dolayı herhangi bir şeyin beni şaşırtması mümkün değildi.

“Nereye geldin?”

Zahmet edip kafasını kaldırmayan güvenliğin sözlerinde sürekli sorgular tarzda imalar vardı, zannedersin ki abi pentagonun kapısında duruyor, ben de içeri girip kendimi patlatmaya hazırlanan intihar bombacısıyım.

Neyse çok uzatmadan, her alışveriş merkezinde muhakkak bulunan bir kadın giyim markasının adını söyleyerek suyuna gitmeye devam ettim.

“Adın ne senin, hepiniz beraber mi geldiniz?”

Hazret nihayet kıymetli başını kaldırarak bıkkınlık dolu bakışlarını bizlere bahşetti, dört kişiden oluştuğumuzu görünce de bir başka muhteşem soruyu bize yöneltecekti.

Suçluluk duygusu ile cebelleşen iki parti üyemizde, yavaş yavaş düştükleri durumdan sıyrılıp güvenliğin sert tavrından etkilenmeye başlamışlardı.

“Max abi, ufak bir paket var verip çıkacağız hemen, arkadaşlar stajyer işi öğretiyorum!”

“Bekleyin şöyle kenarda, ben bir bakayım, o kapıdaki arkadaş müsait mi?”

Bizi başından savan güvenlikle, alışveriş merkezinin girişinde kibarca silahlarımızı bırakmamızı söyleyen kadının aynı kıyafetleri giymesi ne kadar ironikti.

Bekleyin şöyle kenarda lafının en az yârim saatlik bir zaman dilimine tekabül ettiğini bildiğimden, Şükrücük ve Toraman’a dönerek konuşmaya başlayacaktım.

“Görüyor musunuz, toplasan 15 dakika yürümedik ama nasılda değişti bize karşı olan tavırları güvenliklerin?”

Olan tamamen buydu, müşteri kılığında girmeye çalıştığımız yerde haksız olmamıza rağmen el üstünde tutulmuştuk ancak durum değişip tedarikçi olduğumuzda yüzümüze bile bakılmamıştı.

“Bu ne ya, sen ne kadar kibar konuştuysan herif bir o kadar artistlendi!”

“Sanki bu durum bana bir yerlerden tanıdık geldi be abi?”

Şükrücük düştüğüm vaziyete içerleyerek konuşmuştu ancak istemeden de olsa az önce alışveriş merkezinin girişinde kendi yaptığı eylemi tarif edecekti.

“Sorun ne sende, ne bende, ne de o kulübeden bozma zımbırtının içinde bekleyen adamda, sorun bizi bu hale getiren toplumsal kıstaslarda abi!”

“İlişkilerde, bu sadece beşeri değil her türlü münasebette geçerli, kendimizi güçlü taraf olarak hissetme gafletine düştüğümüz an kabalaşıyor, karşımızdaki adına kararlar alıyor, kendimizi olduğumuzdan daha yükseğe konumlandırıyoruz.”

“Diyeceksin ki durum böyle vahimse nasıl yürüyor bu işler; ah be abim, küçüklükten beri bize aşıladıkları o zehirler yok mu? Ne kadar acı çekersen o kadar fazla mükâfatlandırılacaksın algısı, yoksulluğu bir durum olarak değil de ifa edilmesi gereken kutsal vazife olarak görmemiz için yapılanlar, aşkın, sevginin belli bir çileden sonra kıymetli olacağının kafamıza adeta zorla sokulmasının sonucu bunlar!”

Bir anda ortaya saldığım yüklü miktarda bilginin parti arkadaşlarım tarafından özümsenmesi için biraz zaman gerekiyordu, ne tesadüftür ki bize bekleyin şöyle kenarda denmişti değil mi?

“Yüce bir kudretin seni ödüllendirmeden, sevmeden önce cezalandırıp sınması gerektiğine inandığın an, bunu diğer herkese ve her şeye uyguladığını keşfedeceksin. Sorun şu ki bizler hepimiz sadece insanlarız, bazen kudretli olanı, çoğu zamanda ezilerek sevgi ve mükâfat arayanı oynadığımız için oluşuyor tüm bu toplumsal kargaşa!”

Şaka değil, Cehennem’e düşmek ne kadar da kafamı açmıştı, daha önce sadece küfür edip geçtiğim bu duruma dahi farklı bir bakış açısıyla yaklaşabiliyordum artık. Belki doğru değildi görüşlerim, sadece kendi çarpık gözlemlerimi yansıtıyordum belki de lakin olsun, söyleyecek bir sözüm vardı artık.

“Max, abi yarım saatten fazla oldu bir haber gelmedi, nasıl olacak bu iş!”

Bir de, sen ne anlatırsan anlat karşındakinin ilgisinin hudutları kadar olacaktır başarın, ısrar etmeden yola devam etmek gerekir çoğu zaman.

“Abi bekleyin dedin ama bir haber var mı diğer arkadaştan!”

Güvenliğe seslenince sanki anasına küfür etmişim gibi bir bakış attı bana, ben bu noktayı çok iyi biliyordum, işlerin karışmasına ramak kalmıştı.

“Arkadaş 5 dakika önce yemeğe çıkmış, bir saat sonra gelir. İster bekleyin, isterseniz sonra gelin!”

Sevkiyat işini bilmediğinizi var sayarak anlatmak isterim ki, eğer planlı bir şekilde başlar ve aksilik olmadan ilerlerseniz çok kolay bir iştir ama özellikle böyle bekleterek sonra gel dediler mi o gün ıstıraba dönüşür.

“Abi baştan söyleseydin keşke, o kadar zaman bekledik boşuna burada!”

“Ne diyorsun ya, sana hesap mı vereceğim? İşine geliyorsa beklersin, yoksa yallah!”

Naif serzenişim güvenlik görevlisi tarafından sert karşılık görünce partimize musallat olmuş hüzünlü suçluluk duygusu silinip gitmişti, onun yerini kulübe benzeri yapının camından içeri giren bir sopa alacaktı.

“Seni tipini ne ettiğiminin evladı seni, kime şekil yapıyorsun ulan sen!”

Toraman sihirli değneği kibarca ileri uzatarak, geldiğimizden beri artistlik yapmanın peşinde olan adamın ağzının ortasını dürtmüştü.

“Gate 3 e acil yardım, sektör 3 acil yardım!”

Ah be sopa sen nelere kadirsin, tulum peyniri gibi yayılmış olan adam nasılda cana geldi bir anda. Alışveriş merkezinin girişinde yaşananlar konusunda nasıl haksızsak, an itibari ile bir o kadar haklıydık. Hiç abartmıyorum, olanlar aynı kişilerle iki farklı mekânda bir daha tekrarlasak, sonucun değişmesi söz konusu dahi değildi.

Kulübesinden çıkmayan güvenliğin yardım çağrıları da yanıt bulmuş gibiydi, ellerine geçirdikleri copları ile bulunduğumuz yere doğru koşan birkaç kişi göze çarpıyordu.

“Toraman sen yaptığın işe devam et, abi bunları biz halledelim!”

Zindan gittikçe ilginçleşmekteydi, tamam Başlangıç Köyü’ de ölmeden önce yaşadığım yerden esintiler taşıyordu ancak burası tamamen gerçek gibiydi.

Güvenliklerin koşarken ettiği küfürlerden tutunda, mal kabul alanının insanın ağzında bıraktığı o kekremsi tada kadar, son iş günümü tekrar yaşıyordum.

Dış alanda görevlendirilen güvenlikler ne kadar güçlü olabilecekse o kadar güçlüydü gelenler, Rimel’i arkamıza alıp iki kişi saldırılara göğüs gerecektik.

Toraman kulübenin içinde gizlenen adamı çıkarmak için uğraşırken, atak gücüne biraz daha katkı vermem gerekti, istemesem de bir şeyi itiraf etmeliyim, sanırım şu eşya işine biraz daha ağırlık vermem lazım.

Sağ ve sol elime saldırı amaçlı birer yetenek geçirmiştim lakin istatistiklerimin diğerlerine göre biraz düşük kalması nedeniyle sanki tam istediğim etkiyi yaratamıyordum savaş alanında.

Öyle bile olsa patır kütür indiriyorduk geleni geçeni, yerde yirmiden fazla baygın adam vardı ve bunların birçoğu yavaşça hiçliğe karışıyordu.

“Amirim, yetişin amirim!”

Hani bir tip gelecek diye nasihat etmeye başlamıştım ya bizimkilere, işte hazret teşrif etti nihayet. Peşinde öncekilere pek benzemeyen yirmi tane güvenlikle beraber, büyük adımlarla geniş mal kabul alanında ilerliyordu.

“Ne oluyor burada, kimsiniz siz?”

Genelde bu sahneyi biraz bağırış çağırıştan sonra görürdüm, bu sefer adamlarından bazılarını yok ettiğimiz için tam olarak ne ile karşılaşacağımızı inanın bende bilmiyordum.

“Asıl sen kimsin, buraya bir davar dikmişsiniz ne konuşmayı biliyor, ne dinlemeyi. Bir olup üzerimize saldıracaklar akılları sıra, topla şunları aç yolu, işimiz var bizim, kargoyu yetiştireceğiz mesai saati bitmeden!”

Gülsem mi ağlasam mı şu hâle, Şükrücük kendini o kadar kaptırmıştı ki mazlum çalışan rolüne, ciddi ciddi kargom var benim diye çıkışıyordu gelenlere.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13283 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18131 Bölüm Sayısı


creator
manga tr